BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
bahoz þavata · 30.04.2006 · 1 görüntülenme
Kürt halkının özgürlük mücadelesini arkalamak, onu yönlendirmek, her zaman zor oldu. Daha yüzyılın başında Osmanlı devletinin dağılması sürecinde bir yanda Kürtlerin kurtuluşu için mücadele eden yeni milliyetçi projeleri ile eski Kürt Prensleri, Şeyhleri ve aydınlarının oluşturdukları örgütler, bir yanda bu oluşumu taktiksel projeler ile arkalamak isteyen İstanbul ve Ankara hükümetleri ve diğer yanda Kürt meselesini diplomatik bir kazanım olarak kullanmak isteyen Emperyalistler. Hepsi Kürtlerin “özgürlüğü projeleri” ile ortaya çıktılar. Kürt örgütlerinin samimiyetini ve derdini anlıyoruz. Fakat Ankara ve İstanbul Hükümetlerinin " Kürtlere Muhtariyet" projelerine ve Emperyalistlerin Sevr Antlaşması neticesinde Kürtlere, "Muhtariyet" hatta "bağımsız devlet" projelerine ne demeli? Bu süreçte Kürdün kafası karıştırılmıştı. Gerçekte Kürtlerin kendilerinin ihtiyacı oldukları özgürlüğü yine kendi yapıları yaratabilir, onu gerçekleştirebilirdi. İstanbul ve Ankara Hükümetlerinin ve Emperyalistlerin projeleri taktikseldi. Kandırmacaydı. Türkler yeniden merkezi devletlerini oluşturmak için bir yandan Kürt derneklerini Kürdistan’da ortadan kaldırırken, öbür taraftan kendi kontrollerinde olan Şarki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini Kürdistan’da kuruyorlardı. Bu dernek aracılığı ile de “Kürtlere Özerklik” verileceği propagandası yapılıyordu. Kürt yapıları da ülkeden uzaklaştırılıyordu. Bir kısım Kürt ileri geleni de dini bağımlılıklarını aşamayarak biraz da Ermeni tehdidi korkusu ile Türk yönetimlerin arkasında gitmeyi doğru bulmuşlardı. Ne yazık ki, Kürtlerin çoğu ne Kürt Cemiyetlerinin, ne Mahmut Berzenci’nin arkasında gitme uyanıklığını gösteremedi. Daha sonra oluşturulan Azadi ve Hoybun yapılarının arkasında da durmadılar.Sonuçta Ankara Hükümeti ile oluşan yeni Türkiye Devletinin ve İngiltere'nin mandası olan Irak devletinin "Kürtlere Muhtariyet verileceği" projesi yerine, parçalanmış ülke topraklarında, Türk ve Arap egemenliği altında kendilerini Türkleştiren ve Araplaştıran sömürgeci bir sistem ile yaşamaya mecbur bırakıldılar.Bu gerçekleri, Kürtler, milli taleplerini yükseltirken ne kadar uyanık olmaları gerektiğini tarihlerini sorguladıklarında bilince çıkarabileceklerdir. Dünün acı tecrübesine, günümüzde körlemesine bir bakış var. Bu bakış ne kendi tarihi gerçekleri üzerine kurulu olduğu mantıkla ele alındı ne de tarafların süreci arkalarken oynadıkları "taraftarlık" projeleri bakımından sorgulandı. Sosyalist ideolojinin kaba materyalist kavrayışı ile sınıfsal tarih sorgulamalarıyla Kürt yenilgileri hep önderliğin sınıfsal niteliklerine atfedildi. Sanki Kürt proletaryası vardı! Onların elinden mücadele önderliği alınmıştı. Saçmalık. Bir başkası, Kürt böbürlenmesi ile,Kürt tarihini kendileriyle başlattılar. Sosyal tahlilleri ile geçmiş önderlikleri modern olmamakla suçladılar. Hatta M. Kemal'in modernitesini yeğlediler. Halbuki ondan bin defa modern batı zihniyetine sahip Bedirhanileri göz ardı ettiler.Diğer yandan günümüz Kürt siyasi yapıları sosyalist mücadele gerilerken, moda olan küreselleşme sevdası ile yeni kavramlara sığınmaya başladılar. İçi ideolojik içeriğinde arındırılmış kavramlarla konuşmaya başladılar. Sırf farklı konumlanışlarını ifadelendirmek için pratik terminolojiyi siyasal proje gibi taraftarlarına aktarmaya başladılar. Kimi "Biz Federasyonu savunuyoruz", kimi, "Biz Bağımsızlığı savunuyoruz." kimi, "Biz bireysel hak ve hürriyetleri savunuyoruz ve kimi, "Konfederalizmi savunuyoruz." demeye başladı. Bu sürece katılan sömürgeci devletler de boş durmadı, bölgenin yeni efendisi ABD de. Onlarda işine gelenin sırtını sıvazlamaya başladı."At izi it izine karıştı". Kürtlerin kafası karıştı.Bu siyasal tablonun peş sıra karşılıklı suçlamaların haddi hesabı yok.Bırakın tarafların problemlerini siyasi bir zeminde ele almasını küfürleşmeler ve çirkin yakıştırmalar almış başını gitmiş. Ölenler sanki babasının kesesindegidiyor. Milletin mevcut sisteme karşı duruşu göz ardı ediliyor. Bunu adına Kürt demokrasi zemini demek herhalde olmamalı. Açıkçası yüzyılın başındaki oyunlar oynanıyor. En ileri talebi savunmak, bir anlam ifade etmez. Bu projelerin maddi zemini egemen olacağın toprak parçasıdır. Önemli olan nerede durduğundur. Kimin yanındasın? Bu bilmeceden kurtulmak istiyorsan...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.