BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ehmedê Gûlîstanê · 03.09.2006 · 2 görüntülenme
AĞIRLIKLI OLARAK KÜRT DİLİNİ KULANMAYAN HER KÜRT YURTSEVERİ SÖMÜRGECİLERİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIR VE ONUN DİLİNE HİZMET EDER!Sevgili Yusuf Bülbül, devleti eleştirmesi yerindedir. Ancak Kürtlerin Türkçeyi yaygın kullanmalarını eleştirmemesi büyük eksikliktir. Kürtçe diliyle yazılan yazıların azlığı www.newroz.com ne anlama geldiğine bir yorum koymaması da ayrıca değerlendirilirse yeridir. Celadet Bedirxan; " Dil bilmektir, bilmek kendini tanımaktır" der. Diliyle yazmak için çaba sarf etmemek, dilini bilmemek, diliyle toplumunu yönlendirmekte israr etmemek ve egemen sömürgeci dili muazzam kullanma gayretkeşliğinden vazgeçmemek düşmanının değirmenine su taşır ve kendini diliyle tanımlamaktan kaçındığı için de yabancılaşma politikasında bir malzeme olmaktan başka bir işlevi olmaz. Bu realiteyi tanımlayan Celadet Bedirxan zamanında ve yerinde bir tanımlama yapmış ve "Hawar" bunun için oluşturmuştur. Özülerek belirtmeliyim ki halen Kürtseverlerin Celadet Bedirxan'ın Hawarına gitmemek için vicdansızlık yapanlarımız çoğunluktadır. Tarihte ezen ezilen millet arasındaki esas mucadele dil alanında tezahur etmiş ve bu dil savaşı devam eder. Kurt Millet Kurtuluşçularının sömürgeci dili kulanmaları kurtuluşu değil, ölümlerini onayladıklarının bile bilincinde olmadıklarının sefil kandırılmışlıklarını yaşamaktadırlar. Kullandığımız türkçeyi sömürgeciler bize empoze ettirdi. En radikal devrimci duruş sömurgecilerin bize bir proje dahilinde dayatıp hakim kıldığı bu sömürgeci dili kullanmamaktan geçer. "Ben Kürtçeyi iyi ifade etmiyorum, edemiyorum, kendimi Türkçe ile daha iyi ifade edebiliyorum!" demek, ben sömürgeci dilin cephesinde, kürt diline karşı daha iyi savaşıyorum demekle özdeş duruma düşmek anlamındadır. ANİ bir kararla tüm Kürdistan devrimcileri bu sömürgeci dili kullanmaktan vaz geçmezse, tüm kötülüklerin musebibi olarak sömürgeci devleti eleştirmeleri lafi guzaf olur. Her Kurdistan Milli Kurtuluşçusunun işe Hawar Dergisi, Jin, Rêya Taze, Mem û Zin, Feqiye Teyran ve diğer edebiyatçılarımızın eserlerini baş ucu kitapları haline getirmedikçe ve hiç değilse ayda kürtçe bir kitap okumadıkça onların Kürt aydınlığından-yurtseverliğinden şüphe duymak yerinde olur, Kurdistaniler coğrafyasını kendi standartlaştırdikları dilleriyle yönetmek, ekonomisini kendi diliyle ve devletini kendi diliyle yönetme coşkusunu her an yaşayamadıkça devrimci milli Kurtuluşçulukları da içi boş sözcüklerden başka bir anlama gelmez. Bu anlayışla bu yazıyı türkçe yazdiğim için de kürt halkına karşı bir suç işlediğimi biliyorum. Onun utancı içerisinde olduğumu belitmeliyim ve Kürt halkının beni asla bağışlamaması yerinde olur. Zira taşıdığım suyun İtehat ve Terakinin, kemalizmin ve Sömürgeci devletin değırmenini çalıştıracağını onların projesinde bir malzeme olduğumu da biliyorum. Bu benim suçumu daha da ağırlaştırıyor.Kürt halkından özür dilemek te beni kurtarmaz. Zira İtehat ve Teraki 9 Ağustos 1909 Selanik gizli toplantısında, üç meşhur devşirme doktor (Arnavut Bahattin Şakir, Rum Nazim ve Zaza Kürt Ziya Gökalp) tarafından sunulan raporda " Türklerin ulus olabilmesi için Ticari ekonominin % 80'ini elinde bulunduran Rumlar sürülmeli, yaygın zanatçılığı ve Ticari ekonominin % 15'ini elinde bulunduran ermeniler temizlenmeli, Köklü bir kültürel ve nufus yoğunluğuna sahip Kürtler asimile edilmeli, islam sentezi önünde engel teşkil eden Aleviler Müslümanlaştırılmalıdır" diye projelendirilir, bugün de aynı politika yürürlüktedir. O halde tüm halklar dillerini, tüm kültürler tarih-gelenek ve inançlarını çağa uyarlayarak sahiplenirse sömürgecilerin çizdiği sınırların dişina çıkar ve kendi yaşam sınırlarına sadık kalabilir. Bunun için Türk diline devşirilenler de dahil hepsi haramzededir. Türkler dil ve kültürlerini hırsızlayarak edindi. Hırsıza dahil olmak suçtur. Onun için alevi müslümanlaşmamali, kürt eğer bir inancı seçmek isterse êzidiliğe dönmeli, her halk ve her diyalekt öncelikle kendi dilini geliştirirse kendini bilir ve kendine sahip çıkabilir. Aksi halde savurganlaşmamak elde değil. Demokrasi milletlerin devlet kurma hakkını, barış kültür ve inançların hoşgürüsünün bir yaşam halini aldığı oranda gerçekleşir.Birbirimizi iyi anlamamız için günüllü olarak çok daha fazla dili öğrenelim ve kullanalım. Ancak eğer mazlumdan yana isek öncelikle mazlumu, ötekiyi iyi anlamamız gerekiyor. Bu nedenle devrimcinin öncelikle ezilenin dilini bilmesi ve yaygın kullanması gerkir. Değilse kendisinin de ezileni lanetleyenlerle aynı dili kullandığını ve utanması gerektiğini unutmaması yerinde olur. Tüm Kurdistanlılar kendi dillerini kullanarak yaşatmalıdır... Kürt Kürtçeyi, Ermeni Ermeniceyi, Asuri Asuriceyi, İbrani İbraniceyi, Arap Arapçayi, Türk Türkçeyi kullanmalıdır. Kürdün Türkçeyi yaşamında tek kulandığı dil olmamalıdır, buna hakkı da olmazsa gerek... Kürlerin Türkçeye ve türkiyeye hizmete hayır. Mazlumun egemene hizmeti sadece Kölelik olur. Köleliğe Hayır...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.