Siyaset

Kürtler AB Sürecinin Disinda Tutuluyor

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

ABde anayasa krizinin ardından Almanyadaki Hristiyan Birlik partileri Türkiyenin AB üyeliğine karşı yeniden atağa geçti. Hristiyan Demokratlar Avrupa Parlamentosunda da Türkiye ile müzakerelerin ertelenmesi için taraftar kazanmaya çalışıyor

Alman Hristiyan Birlik partileri, AB Anayasası krizi ve Almanyadaki erken seçim havasını arkasına alarak Türkiye konusunu gündemde tutmayı sürdürüyor. Anayasa krizinden Başbakan Gerhard Schröderin Türkiye yanlısı politikalarını sorumlu tutarak iç politikada puan kazanmaya çalışan Hristiyan Birlik partileri, tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık önerilerini Avrupa düzleminde de yaymaya çalışıyor.

Avrupa Parlamentosundaki Hristiyan Demokrat Birlik partili milletvekilleri Türkiye ile üyelik müzakerelerinin ertelenmesi çağrısında bulundu. Avrupa Parlamentosundaki Hristiyan Birlik partileri grup başkanı Hartmut Nassauer, Türkiyenin üyelik kriterlerini şimdiye kadar yerine getirmediğini öne sürerek müzakerelere başlamayı haklı gösterecek bir gerekçe bulunmadığını savundu.

16-17 Hazirandaki AB liderler zirvesinin sonuç bildirgesinden 3 Ekim tarihinin çıkarılmasına atıfta bulunan Nassauer, AB devlet ve hükümet başkanlarının da sonunda verdikleri sözlerden korkmaya başladıkları görülüyor dedi. Hristiyan Demokrat politikacı, böylece Avrupalı liderlerin anayasanın reddinde Türkiyenin önemli rol oynadığını kabul etmiş olduklarını belirtti.

Türkiyeye insan hakları eleştirisi

Avrupa Parlamentosunun Hristiyan Demokrat Birlik partili milletvekilleri Renate Sommer ve Werner Langen de Türkiyede insan hakları durumunun kötüleşmeye devam ettiğini iddia ettiler. Türkiyede temaslarda bulunan iki milletvekili, Türkiyenin özellikle kadınların haklarını garanti edemediğini ve Kürt halkının AB sürecinin neredeyse tamamen dışında bırakıldığını savundular.

Hristiyan Demokrat partili Avrupa milletvekilleri bu tespitlerinden yola çıkarak 3 Ekimde Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanmasının yanlış bir işaret olacağını, müzakereler başlasa bile müzakere sonucunun açık bırakılması ve imtiyazlı ortaklık seçeneğini içermesi gerektiğini belirttiler.

Müzakereler uluslararası bir yükümlülük

Bu arada Türkiyenin üyeliğini destekleyen Alman Sosyal Demokrat Partinin Avrupa Parlamentosu milletvekili Klaus Haensch de Türkiyenin ABye tam üye olamayabileceğinin daha çok vurgulanmasını istedi. Haensch, Avrupa insanının, Birlikin sınırsız bir şekilde genişlemesinden endişe duyduğunu belirterek, Siyasiler insanların endişelerine kulak verirse, o zaman ABnin mevcut genişleme konseptinin yeniden gözden geçirilmesi gerekir dedi. Haensch sözlerini şöyle sürdürdü:
Müzakerelere başlanması uluslararası bir yükümlülüktür. Bu yükümlülük yerine getirilecektir. Ama Türkiye ile müzakerelerin ille de tam üyelikle sonuçlanmak zorunda olmadığı daha net bir şekilde ifade edilmelidir. Bu, ABnin kapısını çalan ya da kapının önünde bekleyen diğer ülkeler için de geçerli.

Alman meclisinde Ermeni iddiaları

Türkiyenin AB üyelik süreciyle ilgili tartışmalar sürerken Ermeni soykırımı iddiaları konusunda hazırlanan karar tasarısı Alman federal meclisine götürülüyor. Die Welt gazetesinde bugün yer alan habere göre, federal mecliste grubu bulunan tüm partiler konuyla ilgili meclise sunulacak karar tasarısı üzerinde uzlaşmaya vardı.

Metinde, Türkiye Cumhuriyetinden, 90 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu döneminde Hristiyan Ermenilere uygulanan katliamın tarihi sorumluluğunu üstlenmesi isteniyor. Tasarı metninde soykırım ifadesi kullanılmazken, gerekçe kısmında Çok sayıda tarihçi, parlamento ve uluslararası kuruluşlar Ermenilerin sürülmesi ve katlini soykırım olarak tanımlamaktadır ifadesi yer alıyor.

Tasarının perşembe günü Mecliste oylanacağı belirtiliyor. Tasarı Hristiyan Birlik partileri tarafından nisan ayında gündeme getirilmiş, mecliste olumlu yankı bulmasına rağmen, meclis oylaması Başbakan Schröderin Mayıs ayında Türkiyeye yapacağı gezi öncesinde ilişkileri gerginleştirmemek için ertelenmişti.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.