Siyaset

KÜRTÇÜLER’ DEMOKRASİYİ TESİS ETTİ, .............

Ehmedê GÛLÝSTANÊ · 14.12.2006 · 1 görüntülenme

 KÜRTÇÜLER’ DEMOKRASİYİ TESİS ETTİ,  HIRSIZLIK VE DİLENCİLİĞE SON VERDİ…///Öncelikle belirtmeliyiz ki Kürtler şimdi sıfır noktasından ülkelerini inşaya kalkışmıyorlar. Askeri, kültürel, siyasi, eğitim, parti ve medya alanlarında önemli mevziler edinmiş durumdadırlar. Bugün Kürtler adına hareket eden ve federe bir devletin Cumhurbaşkanlığı   koltuğuna oturan Mam Celal ile mücadelenin her sahasındaki tecrübeleriyle bağımsızlığa açık olan bir federasyonu meşru kılmaya çalışan Kürdistan hükümeti, bölge başkanlığı, eğitimine hız veren ve donanımını geliştiren bir ordu ve polis gücüne sahiptir. Yalnız Kürdistan’ı değil, Irak’ı da istikrara kavuşturmak için çaba sarfetmektedirler. Tüm yapılanlara rağmen Kürtlerin iyi komşu olduklarını kanıtlarcasına çabalar sarfetmektedirler. Eğitim alanında kısa sürede 85 yıllık TC’nin eğitim düzeyini geride bıraktıracak akademik, kolej ve temel eğitim alanlarında dünya standartlarını yakalamak için halkın ve Kürt gençliğinin içten/tabandan gelen bir isteği karşılamaya çalışan bir seferberlik gerçekleştirilmiştir. Adeta enerjisi birikmiş, ancak bir vesile ile maratonda geri kalmış koşucunun ipi herkesten evvel  göğüslemeyi fazlasıyla hakkettiğinin atağıyla hareket etmenin telaşı heyecanı ve coşkusu toplumun her kesimini sarmış durumdadır..Kürdistan hükümeti 10 yıllık bir süre zarfında eskiden yaygın olan hırsızlığı, dilenciliği yok denecek düzeye çekmiş ve Orta doğuda hırsızlığın ve dilenciliğin en az rastlanan bölgesi durumunu yakalamıştır. (Burada Güney Kürdistanlılara “ilkel milliyetçi” diyenlerin daha kendileri bile kimi şartların da etkisiyle hırsızlıktan, çapulculuktan arınamadıklarını hatırlatarak geçiyorum…)  Hükümet halkın birbirine güvenini tesis etmiş ve % 95'inin özgüvenini sağlamış bir hükümeti, demokratik seçimlerle işbaşına getirdiği gibi onu desteklemekte ve hükümetine sahip çıkmaktadır.. Hükümetin ve Kürt halkının Kürdistan’daki azınlıklara karşı uyguladığı demokratik politikalarla hem çevreleyen devletlerin iç karışıklık yaratma politikalarını boşa çıkarmış, hem de bu politikalarla dünyada Kürtlerin bin yıllardır horlanan bir halk olmasına rağmen demokrasiyi inşa edebileceği, devlet yönetebileceği, halkına sahip çıkabilen modern bir sistem oluşturup yönetebileceğini ortaya koymuş ve bu konudaki art niyetli politik amaçlarla dillendirilen “Kürtler yapamaz!” tartışmalarına son vermiştir. Hükümet yetkilileri yapılan her eleştiriyi dikkatle dinlemekte, kaale almakta ve değerlendirmek istemektedir. Hükümet bütün bu yaptıklarını eksik görmekte ve “daha çok yol katetmek gerek”tiğinin bilincinde olduklarını her fırsatta dillendirmekte ve Kürdistan ülkesinde üretimin yetersizliğinden, sanayinin ‘yok’ denecek düzeyde olduğundan, dolayısıyla insan gücünün ve potansiyelinin atıl ve nüfusun büyük bir kesiminin üretim dışında kalarak tüketici bir toplum halini aldığını, Araplardan Kürt ve diğer halklara akseden bu üretemeden tüketme alışkanlığının mutlaka üstesinden gelinmek üzere bir zeminin sağlanması gerektiğini her sorulduğunda anlatarak, farkında ve durumdan rahatsız olduklarını ifade ederler. Bu üretimsizliğin nedeninin  İrak sömürgecilerinin Kürtlere karşı bir politikanın eseri olduğu tarihsel bilincinde oldukları anlaşılmaktadır. Şu anda bin yılların yıkıntısı ve viraneliği ortamından ülkenin bir parçasının yeniden inşa edildiğini, bu nedenle altyapı, kominikasyon, sinayi departmanına cevap verecek insan eğitimi ve güvenliğin sağlanması ve bölge yönetim sınırlarının netleşmesi günceldir. Bu sorunların ardında gelirler ister istemez sanayi ve istidama akacak ve üreten bir toplum yaratılmak zorunluluğu  ortaya çıkacaktır. Bu konuların üstesinden gelmek için, Kürdistan yetkililerinin  “zamana ihtiyaç olduğu”nu izah etmektedirler. Öncelikli sorunları arasında;  sınırlarını  netleştirmek, orta doğudaki bu kuşatmışlık karşısında askeri donanmayı  oluşturmak, komşu halk ve devletleri varlıklarına alıştırmak, halkın milli ve yurtsever duyarlılığını diri tutmak ve eğitmek, temel varlığımız olan dil, kültür, tarih, medya ve diğer alanlardaki milli, yurtsever ve demokratik eksenli bir refleksle hareket etmelerini pekiştirmenin önemine vurgu yapmaktadırlar. Bütün bunlarla birlikte meşruiyetini dünyaya onaylatmaktır.Kürdistan federasyonu ve hükümeti yenidir. İç kavga ve savaşın yıpratılmışlığını üstlerinden atmayı henüz başarabilmiş ve daha da atması gereken adımlarının olduğunu belirtmektedirler. Fark edilen bir diğer özellikleri; lider kadrosunun halktan ve devrimin içinden geldikleri, halk ile aralarına çitler çekmedikleri her adımda gözetilmektedir. Tüm terör tehdidine rağmen bakanlar halkın içinde, konferanslarda, eğitim alanlarında, ilgili işlerinin başında durmaktadırlar.First Leyd’imiz  Horê Xan Bağdat Sarayına çekilme yerine, Kürdistan’da halkın arasında sohbetlerin içindedir. Tüm duyarlılığıyla edebiyatı, dili, tarihi, yoksulu, şehit ailelerini, her yerdeki Kürt’ün problemleri, Kurdistan’ın sorunları ile kafa yormakta çözüm yolları konusunda fikir teatisini bir öğrenci gibi sürdürmekte ve eksiksiz bir Kürt kadınının titizliği ve duyarlılığını sergilemektedir. Xecê Xan ise yanı başında bir danışman, bir peşmerge, bir eleştirmen, tüm parçaları her defasında dikkate şayan tutan uyanık, görmüş geçirmiş enerjik bir militan. Orta doğudaki diğer devletlerden çok bariz olarak görülen bir özellikleri ise Kurdistan yönetimi; sivil ve siyaset sınıfının silahlara hükmetmiş olmasıdır. Bu nedenle Orta doğunun en demokratik devleti ortaya çıkmıştır. Yönetim kadrosu, Avrupa’da  eğitim görmüş olduğu kadar dağ yaşamı ile Kürdistan halkından uzak kalmamış, kendisi ve halk arasına mesafe koymamış özeliğini daha da korumaktadır. Yönetim kadrosu modern olmak için kimseye öykünme, benzeşme ve modelini kopya etme yerine Kürt milli geleneği ile medeni bireyi kendi zemininde yani Kürdistan’da  buluşturmayı esas almaktadırlar. Türkün Avrupa’ya öykünmesi, Kuzey Kürdistan’da Kürt’ün  de Türke öykünerek modernleşebileceği gibi bir refleks yoktur. Halk çok rahatlıkla ‘kurdewar’ yani ‘Kürtçü’ olduğunu söylerken, Kuzeyli kimi Kürtler gibi “Kürtçülük tırmanıyor ve zararlıdır, kürdüm ancak Kürtçü değilim” gibi kendine yabancı ve kendine karşı sözler sarf etmezler. Kürtçü olmadığını söyleyen her kürt insanı Güney Kürdistanda cahş olarak algılanacağını ve itibarsız olacağını bilir. Aynı oranda diğer halklara karşı hoşgörüde de bir kusurları olmaz, olanı da kınar ve eleştirmeyi bilirler… Darısı bizim “Kürt’üz ama Kürtçü değiliz!” diyenlerin başına…Xweşi, Başî û kurdewarî her para we be.. (Sağlık, iyilik ve Kürtçülük hep payınız olsun.)!!!Silêmanîye / Aralık-2006 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.