Siyaset

Kürt ve Türklerin birlikte yaşama tarihi, Kürtlerin jenosid ve Türkleşme tarihid

Rojhat Badikî · 03.08.2006 · 2 görüntülenme

 36 Kürt ve Türk aydının yayınladığı deklarasyon, Türk devleti ve Misak-i Mili sınırlarını bir kez daha meşrulaştırma ve Kurdistan bir realitenin gözardı etme konusunda, Sömürgecilik ve Kemalizm planlarıyla örtüşme deklarasyonudur. Giderek yoğunlaşan bu türdeki plan ve programların bir tek hedefi vardir, bu plan ve program; Kürt halkının zihnindeki bağımsız bir Kurdistan olgusunu silme, Kürt halkını Türkiye sınırları içersinde yaşamaya mahkum etme ve Sunii bir şekilde Anatolia ve Kurdistan’daki halkların inkar ve imhası temelinde inşaa edilen Türkiye’ yi yaşatma plan ve programlarıdır.  Kurdistan ulusal davasının lehine esen rüzgarın, Kürtleri hızlı adımlarla birleşik bağımsız bir Kurdistan’a doğru hızlı adımlarla götürdüğünü bilen Kemalizmin Solcu, hümanist, demokrat varyantlari, Türkiyeyi, Kürt ve Kurdistan’ın lehine esen değişim rüzgarlarından en az zararla atlatabilmenin yolunu, Kürt sorununu basit bir dil ve insani bir sorun olarak lanse etme ve bu metodla tehliyekeyi bertaraf etmenin misyonunu üstlenmişlerdir. Sömürgecilik ve Misak-i Millinin Solcu, hümanist ve demokrat varyanlarının bu yöndeki planları ulusal bilincin zayıflığından her zaman Kürt toplumu içersinde yankısını bulmuştur.  Bu olguda, hiç süphesiz Ezen ve ezilenlerin pskolosi içersinde çok önemli hatta belirleyici bir yer tutmaktadir. Sömürge ve ezilen toplum aydınlarının eğitim süreci içersinde uğradıkları zihinsel tahribatlar, onu Sömürgeci ve ezen toplum aydını karşısında refleks olarak her zaman geri bir konuma itmıştır. Onu aşmanın bu kalıbı kırmanın yolu kendi özgün ve özgür kişiliğine sahip olması ve bunun çözümü de kendi bağımsız ülkesine sahip olması ile eziklik psikolojisinden kurtulması sağlanılabilinir. Bunun dışındaki yol-yöntem, hiç bir zaman sömürge ve ezilen toplumun aydını ile sömürgeci ve ezen toplumun aydını arasındaki ilişkiyi eşit ve özgür kılmayacaktır. 36 Kürt ve Türk aydının, Kürtler ve Türkleri ayni gemide yani Türkiye sınırları içersinde kalmaya ve Kurdistan’ ın Kuzeyinde yaşayan Kürtleri, diğer parçadaki Kürtleri  ve birleşik Kurdistan’ı unutmaya çağıran bildirgeleri yeni keşfedilen bir şey değildir, bu yıllardır Kürt halkına Türkiyeyinın varlığını kabul edilmesi yönünde yapılan çağrılardan bir tanesidir.  Bu tür çağrıların Kürt aydınlarının yada daha doğru bir deyişle Kürt toplumunun değişik sınıf ve katmanlarının içersinde yankısını bulmasının temel nedeni, bu sınıf ve katmaların sömürgeci sistem içersindeki sosyal, ekonomik ve politik konumlarından kaynaklanmaktır. Bu sınıf ve katmanların sömürgeci devlet içersindeki pozisyon ve bu konumlarından dolayı elde ettikleri imtiyazlar doğal olarak, sistemle çatışmaları yada çatışmaya girdikleri an kaybedeceklerinden, konum ve imtiyazlarını korumak için sistemle çatışıyor gibi görünüp, perde arkalarından uzlaştıklarından dolayı Kürt toplumu içersinde ‘’namuslarını’’ kurtarabilme manevralarıdır.  Bu ‘’işbirlikçi ‘’ sınıf ve katmanlara yapılan eleştiriler hep bir ağızdan; Kürt halkının birlik ve beraberliğne saldırı olarak nitelendirilip, Bağımsız Kurdistan şiarını savunanları, saldırgan-bozguncu-uzlaşmaz ve günün realitesini göremeyen kesimler olarak, Kürt halkının birliğinin önündeki engel hatta Kürt davasına zarar verenler olarak değerlendirmeleri sıradan ve kendiliğinden yapılan bir saldırı değildir. Bundan dolayı, Kürt halkını sömürgeci türk devleti ile ayni gemiye binmeye zorlayanları bilerek veya bilmeyerek üstlendikleri rolleri vurgulayıp açığa çıkarmak, Kürt halkının birliğine engel olmanın ötesinde, Kürt halkının önüne serilen tuzakları  ortaya çıkarmak açısında, Kürt ve Kurdistan davasına olan bağlılık ve sorumluluğun da bir gereğidır. Aramızdaki fark ve onların deyimi ile uzlaşmazlık; Kurdistan denilen bir nesnenin kendi bağımsız realitesi içinde mi yoksa Sömürgeci Türk devletinin bir parçası olması mı kavgasıdır.  Aramızdaki fark, Kurdistan’ın bağımsızlaşmaya mı yoksa her parçanın sömürgesi olduğu devletle mi bütünleşmeye doğru gitme mücadelesi verme kavgasıdır. Doğal olarak tercih, hedef ve perspektifler, günlük yaşam ve düşünme tarzı ile  mücadelenin temel karekterini de belirler. Bu bir yol ve yön sorunudur, yönünüzü hangi rotaya doğru çevirirseniz buna göre argumanlarınızı da oluşturursunuz, ona göre araç ve yönteminizi belirlersiniz. Bizlerin arguman ve hedefi bağımsız birleşik Kurdistan’a onların da Türkiyeciliğe, bizim sömürgeci Türk devletinden bir beklentimız yok onların tecih ve beklentisi ise sömürgeci türk devleti sınırları içersinde sahip oldukları sosyal-siyasal ve ekonomik imtiyazlarla yaşamlarını sürdürmektir.  Tecihler bu kadar açık ve nettir. Demokrat-hümanist ve solcu geçinen Türk aydın kesimi bunu göremiyecek kadar aptal ve cahil değildirler. Bundan dolayı, Türkiye’e canı gönülden sadakatla bağlı olan Türk aydın tayfası, Kurdistan ulusal bağımsızlık dalgasının yükseldiği her dönem; kardeşlik, ve birlikte yaşama maskesi altında Kürt halkına Türkiyeliliği dayatmaktadırlar. Onlar ve bizler tarafından Kürt ve Türt tarihi çok iyi bilinmektedir ki, birlikte Türkiyelilik maskesi altında yaşama, Kürt halkına jenosid ve asimilasyondur. Kürt ve Türklerin birlikte yaşama tarihi, Kürtlerin jenosid ve Türkleşme tarihidir. Türk kesiminin Kurdistanı ayrı bir ülke Kürt halkını da ayrı bir ulus olarak hazmedememesinin altında yaşanılan gerçeklik budur. Özet olarak, iki ayrı ülke ve iki bağımsız komşu devlet olarak, yeryüzünde barış, kardeşlik içinde yaşamaya evet, Türkiyelilik çatısı altında köle ve sömürge olarak yaşamaya hayır....

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.