Siyaset

Kürt siyaseti yol ayırımda - MECLİS Mİ, PKK MI? - 1

Ece Temelkuran · 18.12.2007 · 2 görüntülenme

Değerli  Newroz  Com  okuyucuları...Biz   prensip  olarak   Türk  basının   anti  Kürd  tutumundan  dolayı   sitemizde     yer  vermiyoruz....   Milliyet  gazetesinin   yazarlarından  Ece  Temelkuranın bu  yazı serisini  enterasan  bulduk  ve yayınlıyoruz...  Ama,  daha   sonraki bölümlerinde   derin   devlete   yontan bir  tutuma  girerse  diğer bölümlerini  yayınlamayağız...  Bu  iki bölümde     kayda  değer  değerlendirmeler  var...SaygılarımızlaNewroz Com   Çalışanları OPERASYONDAN BİRKAÇ SAAT ÖNCE DİYARBAKIR'DA:ABD'nin bölge politikası bekleniyorİlk kez dertleşme tonunda konuşuyorlar benimle... Kürt siyasetinde yaşanan büyük çözülmeyi, bölgede siyasi İslamın güçlendiğini anlatıyorlar... Ve 'bekliyorlar' FOTOĞRAFLAR / Yurttaş TümerKürt siyaseti yol ayırımda - MECLİS Mİ, PKK MI? - 1BaşlarkenGölgeler, fısıltılar, sorularHer seferinde neler neler yazmak ister insan buralara geldiğinde: Dicle'nin üzerine düşen ayı, Mezopotamya'ya geceleri yağan yıldızları, şakacı çocukları ve eflatun bıyıklı adamları. Ama Kürt halkı yeryüzünün rahmine düştüğünden beri insanın da ekmeğin de hamuru kan ile yoğurulduğu için hep acı havadisler verir buraları anlatanlar. Sert cümlelerle çok sert şeyler anlatılır. Herkes kararlıdır ve çocuklar bile çelik gibi keskin. Siz "Batı'ya" nasıl tercüme edeceğinizi düşünürsünüz anlatılanları. Çünkü aynı dünyadan bahsetmezler, sizinle aynı sözcükleri kullanmazlar. Onların kullandığı sözcükler de yasaklandığı için hep eksiktir anlattığınız hakikat. İlk kez...Ama bu kez farklı, çok farklı.Ölüm yorgunu toprakta bu kez on beş yıldır görülmemiş bir kafa karışıklığı, bir tereddüt. İş, karışmış! İnsanlar ne düşünmeleri gerektiğini bilmiyor, ilk kez. İnsanlar, bu kadar çok korkuyor, ilk kez.İnsanlar, kaybedilmiş bir "ülke hayalinin" yasını tutmaya başlıyor, ilk kez.İnsanlar, birbirlerinden ve daha önce söylediklerinden başka şeyler söylüyor, ilk kez. Kürt siyasetinin çelik gövdesi dağılma ihtimalini düşünüyor, ilk kez. "Kürdistan olmadı, olmayacak" cümlesinin ardından bir moral çöküntü içinde insanlar, ilk kez. İnsanlar artık insanlardan korkuyor, ilk kez.İnsanlar İslami kesimin legal ve illegal olarak- Kürt siyasetini ele geçirebileceğinden bahsediyor, ilk kez.İslamcı Kürtler!Ve Fethullah'ın bölge çıkarması, ve Hizbullah'ın şehri ele geçirişi, ve AKP'nin "Kürtçü ve İslamcı" propagandası, ve herkese gıcır gıcır bir "kimlik" sunan yeni alışveriş merkezleri... Burada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.Buraya gelen yazarlar "Artık bölgede ortak akıl oluşmuş, kimse şiddet istemiyor" diye yazıyor. Doğru değil. Ara sokaklarda insanlar "Ne özerkliği, biz ülkemizi istiyoruz" diyebiliyor. Buraya dair dışarıdan konuşanlar "Bölücülük politikası Meclis'e taşındı" diyor. Doğru değil. İnsanlar "Ülke hayali bitmiştir. Kürtlerin kaderi Türkiye'dedir" diyebiliyor. Ya da dışarıdan konuşanlar "DTP, PKK'yi temsil ediyor" deyince Diyarbakır sokaklarından başka bir cevap geliyor:"Hayır, temsil etmiyorlar."Kürt siyaseti belki de hiç olmadığı kadar farklı sesler çıkarıyor. Yüzler yerine gölgelerBütün bunlar kadar çarpıcı olan ise "Bunları yazmayasın ha! Yazarsan da benden bilmesinler" demesi insanların. İlk kez oluyor bu. O yüzden bu yazı dizisi boyunca çok yüz görmeyeceksiniz. Çok isim duymayacaksınız. Çünkü Kürt siyaseti içinde gölgeler dolaşmaya başlamış. Gölgeler zaman içinde net cümlelere dönüşecek bir şeyler fısıldıyor şehrin sokaklarında. Mezopotamya'da hava bulanık; yıldızlar görünmüyor. Yıldızlar olmayınca da yön bulmak zorlaşıyor. Dünyanın rahmine düşeliberi dertli olan Kürt halkı için aslında, bir kez daha, her şey yeniden başlıyor.Tabii ki fotoğraf çekmek filan yok. İsimleri de yazamıyoruz. Bunu söylemeye bile gerek duymuyorlar. Havadan belli bu konuşmanın nasıl geçeceği. Kürt siyaseti içinde etkin yerlerde olan genç Kürt entelektüelleri masaya oturur oturmaz hepimiz biliyoruz bu konuşmanın "gölgeler arasında" geçeceğini. İlk kez dertleşme tonunda konuşuyorlar benimle. İçlerinden biri, meşhur Bağlar semtinden geliyor. "'Em ji bir nakin' diyor insanlar" deyip tercüme ediyor:"Unutmayacağız!"Neyi unutmayacaklar?Birikmiş ölülerini ve 28 Mart'ı. 28 Mart neydi?Çocukların sokaklara döküldüğü, barikatlar kurduğu, Diyarbakır olayları olarak bilinen bir buçuk yıl önce yaşanan şiddet olayları. 28 Mart, aslında bir bakıma Kürt siyasetinin parti ve sokak siyaseti olarak ikiye ayrılmaya başladığı tarih. DTP'liler o günler için "Sokaklarda bizim sözümüzü bile dinlemediler" demişlerdi panzerlere taş atan Kürt çocukları için. O günlerde yazdığım yazılarda söylemiştim ve şimdi Diyarbakırlılar da söylüyor:Kürt siyaseti o gün değişmeye başladı. Sokaklar kendi siyasetçilerine kızmaya başlamış, öyle söylüyor masadakiler:"Gençler, 'Niye çıkıp bizim haklı olduğumuzu söylemediler?' diye soruyorlar."Diğer yandan Başbakan'ın o günlerde söylediği "Kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacak" sözünü de unutmamalarına rağmen son seçimlerde Diyarbakır'ın yarısı AKP'ye oy verdi. Peki bu nasıl oldu:"Propaganda 'Ya dilinize, ya dininize oy verin' diye yapıldı. Ve Diyarbakır ilk kez dini örgütlerin siyaset yaptığı bir alan haline getirildi." Hizbullah bölgeye geri döndüNasıl?"Son bir yıldır akıl almaz bir biçimde güçleniyorlar. Hizbullah'ın kurduğu Mustazaf-Der etkinleşip açıktan çalışmaya başladı. Fethullahçılar bölgeye girmeye başladı. Nurcular var. Saidi-Nursi'ye Said-i Kürdi diyorlar. Hem dini hem Kürt motifli bir propagandaları var. Kürtçe mevlitler, Kürtçe ilahi kasetleri çok satılıyor. Kürt meselesini din üzerinden çözmeye çalışıyorlar."Hem o masada hem başka masalarda anlatılanlara bakılırsa PKK'nin bağımsızlıktan anayasal vatandaşlık talebine doğru geri adım atmasının yarattığı moral dağınıklık İslami örgütlenmelere siyasi alan açmış:"90'larda İslamcılar buraları terk ettiler. Şimdi yeniden geri dönüyorlar."Şehirde herkes pek yakında Fethullahçı 1200 işadamının Diyarbakır'a ve bölgeye gelerek yatırım yapacaklarını konuşuyor. Her biri kurban keserek işe başlayacaklarmış. Başka bir şey de Kürt siyasetinin, yoksulları, özellikle göçle şehre gelenleri, Kürt kimliği üzerinden "üstten bir politikayla" elde var bir sayarak AKP'liler ve İslami kesim kadar bire bir politika yapmadığı. Diğer yandan da DTP'lilerin özellikle medya tarafından yoğun eleştirilere maruz kalması sokaklara da şunu düşündürtüyor:"Türkler zaten Kürtleri Ankara'ya sokmaz. Biz, ancak dağda politika yapabiliriz."Masadakilerden biri sokakta birkaç kere duyduğu bir cümleyi söylüyor:"Bizi barış dilencisi yaptılar! Dilencilik yapmaktansa dağa gideriz."Masada oturanlar ve başka masalarda oturanlar hep aynı şeyi söylüyorlar:Bekliyoruz.Peki neyi bekliyorlar?Barzani'nin "Kürdistan hiç olmayacak" açıklamasından sonra kafaların çok karıştığını söylüyor herkes. Bir de üzerine "Bayrak mitingleri" meselesi var: "Eskiden sadece polisten, askerden korkardı Kürtler. Ama şimdi Türklerden korkuyoruz" deyip büyük şehirlerde hiç olmadıkları kadar tedirgin olduklarını söylüyorlar. Sözünü ettiğim insanlar silahlı hareketten değiller, doktor, mühendis, gazeteci, akademisyen hepsi. Ama hayattaki "meşru pozisyonlarına" rağmen artık sadece Kürt oldukları için Batı'daki şehirlere gittikleri zaman ciddi olarak ürktüklerini söylüyorlar. Kürt siyasetinde büyük çözülmeVe herkes bir çözülmeden bahsediyor:"Eskiden mahalleye devlet giremezdi. Caddeler askerindi ama sokaklarda başka bir şey yaşanırdı. Şimdi sokaklar AKP'nin eline geçti. AKP'nin elindeki devlet kurumlarının eline geçti."Sonuç?"Bekliyoruz" diyorlar. Neyi? En çok ABD'nin Ortadoğu politikasını netleştirmesini. Bunları konuşuyoruz gece boyunca. Gece bitiyor. Gün ağarmadan ne ABD'nin bölge politikası kalıyor ne tereddüt:Savaş uçakları Diyarbakır'dan havalanıyor. Diyarbakır sessiz ve 'habersiz'Sabaha karşı birbiri ardına savaş uçakları kalkmaya başladı. Gökyüzü yıkılıyor gibi bir gürültü. Ama Diyarbakır'da belki de kimse hayret edip yatağından kalkmadı. Çünkü... Bilirsiniz, burada çocuklar doğar doğmaz alışır bu gürültüye.Şehir, sabah kalkıp işe giderken öğrendi "operasyonun" başladığını. Ve sustular. Bazen bu kent bir şeyi bekler. İliklerinize kadar hissedersiniz sessizliği. Şimdi de öyle bir sessizlik var Diyarbakır'da. Bir sürü bilgisayardan, bir sürü web sayfası açıldı sabahın erken saatlerinde. Dağ'dan haber verecek Fırat Haber Ajansı'nın sayfasına girildi internete bağlanıp. Henüz "haber" yoktu. Bütün ulusal kanallar konuşuyordu, ekranlarda daha olaydan birkaç saat sonra emekli askerlerin yorumları yayımlanmaya başlamıştı, ama Diyarbakır için henüz 'haber' yoktu. Şehir bugün 'dağdan' haber bekliyor. Yoksul semtlerdeki çocuklar, öfkeli gençler, mahallelerin politik abileri zaiyat haberlerini bekliyor. Eğer haber gelirse... Belki... Bir şeyler olacak. Ama bugün Diyarbakır sessiz. Çünkü ekranlar konuşsa da henüz onlar için bir haber yok. YARIN:Anneler ilk kez soruyor, dağdaki çocuklarımız nerede?l Kapatma davası yol ayrımında etkili olacak...   Diplomatik talepler sokağı kesmiyorHep açlıkla 'onur' arasında kalan bölge halkı bu açlığa bir hayal ile katlanıyordu. Şimdi o hayalin yeri boşalınca Kürt siyasetinin Diyarbakır surlarında siyasal İslamın dağıttığı kumanyalarla gedik açılıyor FOTOĞRAFLAR / Yurttaş TümerKürt siyaseti yol ayırımda - MECLİS Mİ, PKK MI? - 2"Şimdi Veysi arkadaş, konfederalizm, özerklik, anayasal vatandaşlık deniyor... Yani biz bu konularda nasıl şey yapacağız? Veysi arkadaş cevap verebilirse... Teşekkürler.""Sivil ve Demokratik Anayasayı Tartışıyoruz" panelinde, Mardin'de, doğduğu günden beri bir iç savaşın ortasında yaşayan otuzlarındaki adam sorup oturuyor yerine. Konuşmacılar masasında İstanbul'dan gelmiş bir akademisyen, Diyarbakırlı bir avukat, bir sendikacı, Mazlum-Der temsilcisi ve ateşkesle meşru hayata başlamış bir "dağ emeklisi" var. Şimdi, sabahtan beri süren panelde, onca kültürel haklar, kimlik meselesi konuşmalarının ardından en pür dikkat halleriyle dinleyecek cevabı herkes. Çünkü...Ertelenen soruKürt siyasetindeki dağınıklık yeni değil elbette. Bu, 1999'da bağımsızlık talebinden vazgeçilmesiyle başlayan bir süreç. 2004'ün Nevruz'unda kitlelere açıklanan bu siyaset değişikliği epeydir insanların kafasını karıştırıyor. Uğruna çocuklarını, hayatlarını verdikleri bir hayaliniz bir anda ortadan kalkınca ne yaparsınız? "Peki biz o zaman bütün bunlara neden katlandık?" diye sorarsınız mesela. "Peki bizim ödediğimiz bedelleri kim, nasıl geri ödeyecek bize?" diye sorarsınız, değil mi? İşte bu sorular Kürt siyaseti ve siyaseti yürüten kitleler arasında epeydir ertelenmişti. Bugün yaşanan süreç ise bu soruların kırıntılar halinde sorulmaya başlanmasıyla ilgili. Bir panelde, doğduğu günden beri savaşı ve "bağımsız Kürdistan" hayalini bilen adamlar, kadınlar o yüzden şimdi sormak istiyorlar:"Peki şimdi bu anayasal vatandaşlık meselesine biz nasıl fit olacağız?"'Barzani bizimle oynadı'Bu soruların bugüne dek ertelenmesinin nedenleri vardı elbette. Birincisi, ABD'nin Ortadoğu politikasına ciddi ve içten olarak ümit bağlanmıştı. Hatta 28 Mart Diyarbakır olaylarından sonra Diyarbakır'da insanlar "ABD illa ki kötü değildir" diyerek Kürt siyasetinin cepheden ABD'nin Irak işgaline karşı çıkamayacağını ifade ediyorlardı. Enteresandır, o günlerde emperyalizmden söz ettiğimde Kürt siyaseti içindeki insanlar "Sen de amma anti-Amerikancısın" diye kızmışlardı bana. Şimdi aynı insanlar Barzani'nin "Kürdistan kurulmayacak" açıklamasından sonra elbette aynı şekilde düşünmüyorlar. Hatta bu siyaseti en başından beri takip etmiş olanlardan biri şunu söylüyor:"Barzani burayla oynadı. Tabii ki. Çünkü onlar için Kürt meselesi maddi bir şey. Bizim için ise duygusal bir mesele!"Kafalar karışıkİkincisi "İmralı inisiyatifi" dedikleri meselenin karışıklığı şimdiye kadar hiç konuşulmuyordu. Konuştuklarımdan biri, bir avukat şöyle dedi:"Aslında kafalar Öcalan 'Benim annem de Türktü' dediğinde karıştı. Önce ilacın etkisi altında konuşuyor dediler, sonra oradan gelen açıklamalara başka kulplar taktılar. Ama kafalar karışık. Yine de Kürt siyaseti onu hep mistifiye edecektir. Öcalan'ın kendisi de söyler bunu: Kürt siyaseti liderlerini hep peygamberleştirmiştir."Her ne kadar Diyarbakır'da bunu açıktan ifade etmek hâlâ zorsa da artık insanların kafasında "İmralı inisiyatifi" ya da o "inisiyatifin" yorumlanışıyla ilgili sorular oluşuyor. Üçüncü erteleme nedeni ise AKP. Son seçimlere kadar ciddi bir tehdit olarak görünmüyordu AKP'nin siyaseti. Kürt siyasetinin "Bizim sokağa bizden başkası giremez" inancı sandıkların açılmasıyla bozguna uğrayınca ertelenen sorular su yüzüne çıktı. Son seçimlerde DTP'nin "üstten siyaset" yaptığını düşünüyor insanlar. Bağımsızlık talebinin geri çekilip yerine konfederalizm, anayasal vatandaşlık, kültürel haklar koyulması, nasıl demeli, o eski heyecanı bırakmamış. Bu yeni ve "fazla diplomatik" görünen talepler, açık söylemek lazım, sokağı kesmiyor! Türk olmasak, Kürt olurlar mıydı?İnşaat işçisi Şeyhmus'un düğününe rastlıyoruz gece vakti. Bir kahvehanede. Camlar buğulanmış çay ve sigara sıcağından. Halay kesintisiz devamda. Başörtülü bir kız, kısa eteğiyle erkeklerle birlikte halay çekiyor. "Kürt-İslam sentezi" de böyle oluyor! Yurttaş fotoğraf makinesini ortaya çıkarınca, enteresandır, o ana kadar olmayan sarı-yeşil-kırmızı mendiller sallanmaya başlıyor, zafer işaretleri çıkıyor ceplerden. Her halinden "Türk" olduğu belli olan misafirler içeri girmemiş olsa belki de hiç olmayacak bu. "Biz" olmasak, "onlar" olmayacak. Belki de o zaman Atatürk fotoğrafının altında başka türlü halay çekecekler. Ama biz girdik içeri. Girmesek belki, "Dilan Orkestrası" bateriye gümbe de güm vurmayacak bu kadar kuvvetli. İnsanların anlatmak istediği bir şey var. İnsanların kendileriyle ilgili anlatmak istedikleri bir şey. 'AKP, Öcalan'ı hayata geçiriyor'AKP meselesinde de kafalar karışık. Bazıları "AKP'den din motifini çıkar, yerine DTP kalır" diyor. AKP'nin bölge politikasının "yurtsever" olduğunu söylüyorlar mesela. Kafaların karışıklığı o düzeye varmış ki şöyle diyen biri bile var:"Bizimkiler (DTP'liler) oturuyor, birbiriyle uğraşıyorlar. Öcalan'ı AKP hayata geçiriyor! Bak, nasıl değiştiriyorlar anayasayı!"Bu işin iyice "uçuk" yanı ama esas itibarıyla insanlar hakikaten şöyle düşünmeye başlamış:Ülke hayalinin yerine anayasal vatandaşlık, kültürel haklar, AB hedefi konulduysa o zaman zaten AKP bunları yapmak için daha fazla güce sahip. Üstelik bölgedeki politikacılar da bizim kadar Kürt yurtseveri. E o zaman, niye AKP'ye vermeyelim ki? Ama yine de Kürt siyasetinin son otuz yıldır oluşturduğu bir "töre" var: 'Peygamber'in hadisi var!'Kürtsen, Kürt siyasetinin içindesindir! Bu törenin dışına çıkmak da moral bir suç olduğu için bölgede artık "gizli AKP'liler" var. AKP'ye oy veriyorlar ama AKP'ye oy verdiklerini söylemiyorlar. AKP siyasetçilerinin ve özellikle Tayyip Bey'in övündüğü bir durum bu. Çünkü, "gizli AKP'liler" Tayyip Bey'in "İzmir'i ve Diyarbakır'ı alacağız" diyerek ortaya koyduğu "kaleleri fethetmek" anlayışının Diyarbakır surlarında bir gedik açtığını ortaya koyuyorlar. Diğer yandan bu büyük "erteleme" içinde hâlâ eski taleplerin geçerli olduğunu, "sürecin böyle bir manevra gerektirdiğini" söyleyenler de var. "Ülke" onlar için hâlâ orada, bir hayalin tam merkezinde. Hatta bu değişmezliği şöyle ifade edene bile rastlanıyor halk içinde:"Vallahi billahi biliyorum, Kürdistan kurulacak. Peygamber'in hadisi var yahu!"Dindar bir Kürt milliyetçisi böyle söylüyor sokak içinde. Ama sanmayın ki bu "cahillikten". Öğretmen bir genç "daha bilimsel" bir yaklaşımla aynı şeyi söyleyebiliyor: "Şu anda sürecin gerektirdiği budur. Kürt siyasetinde talepler değişmemiştir."Taleplerin değişmediğine dair inanç Kürt siyasetinin bölgedeki İslami yayılmayla aşık atmak için İslami söyleme başvurduğuna dair izlenimle yıpranıyor. Bölgede zaten var olan İslami tutuculuğu kendi lehlerine kullanan siyasal İslami politikalar DTP'yi de mesela ramazan yardımı yapmaya hatta ramazan eğlencesi düzenlemeye teşebbüs etmeye zorluyor. Her şeyin ötesinde yoksullar artık Kürt siyaseti için eskisi gibi siyasetin sorgusuz sualsiz neferleri olmuyor. AKP'nin verdiği kumanyalarla aç insanların hayallerinin yerine AKP oyları koyulabiliyor. Kürt halkı onur ile açlık arasında yaşarken bu açlığa bir hayal ile katlanıyordu. Ama şimdi "anayasal vatandaşlık" gibi karışık, fazla sofistike kavramlar o aç mideleri onurla bastırmalarına yetmiyor. 'PKK, psikolojik bir şeydir'Ama bu konuda kitaplar yazmış, haberler yapmış Kürt bir kadın yazarın şakayla karışık söyledikleri önemli:"PKK, psikolojik bir şeydir. 90'lardan bahseder herkes sorsan. En kötü dönemdir o Kürtler için. Ama o zamanı özlerler. Neden? Çünkü o zaman anlam vardı. Meşru siyaset anlam dengesini bozdu insanların. Ortada kan var! Bu kanın hesabı verilmeyecek mi? Kürtlerde otuz yıldır biriken öfkeyi karşılamıyor bu anayasal vatandaşlık filan. Arkadaş Kürtlerin elinde bir PKK vardı, onu da alırsan bu insan neyle yaşasın?!"Gülüyoruz. Acı. Sonra yüzü bütün tarihi ve kendi yaşadıklarını düşünüyor:"PKK'nin bitmiş olması fikrine hazır değiliz biz. Ama tek bir kardeşimizin ölmemesi için en makul şekilde çözülmesi gerekiyor bütün bu hikâyenin."DTP'nin fonksiyon hesaplarıSokakta bir adam, daha doğrusu bir "Diyarbakır kırığı" (Kırık, Diyarbakır'ın "tutunamayanı"dır) şöyle diyor:"DTP, PKK'yı terörist ilan etse hiçbir fonksiyonu kalmamıştır!" İşte Kürt siyaseti sokakta ve Meclis'te böyle karmaşık fonksiyon hesaplarını çözmek zorunda bugünlerde. Ve insanlar, doğruya doğru, Ordunun bütün kuvvetiyle Kürt halkının üzerine çullanacağından korkuyor. Çünkü sizin oralardan kalkan uçaklar gelip onların başının üzerinde dolanıyor.YARIN:·  "Kınama vizesi" ile milliyetçi talepler arasında: DTP'nin ince siyaseti ·  AKP'li vekilin siyasi dönüşümü:sosyalistinden AKP'ye uzanan yol.Milliyet  Gazetesi

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.