Kürt Raperînî
Rojhat Badikî
·
22.08.2012 · 2 görüntülenme
Akdenizin güneyinde başlayan Arap Bahari Suriye’ de farklı boyutlara ulaştı. Suriye`de farklı boyutlara ulaşmasının iç ve dış etmenler olmak üzere iki faklı boyutu vardır. İç etmenler bilindiği gibi Suriye faklı kimlik ve dinden zorla birbirine yamalatılan çok uluslu sömürgeci diktatör bir ülkedir. Suriye`de, İktidarı elinde bulunduran Alevi kesimler olmak üzere, Kürt, Sunii Arap, Kürt originli Durzi ve Hristiyanlardan oluşmaktadır.
Dış etmen ise başta İran olmak üzere iki dev devletin Rusya ve Çin’ in Esad rejimine açık destek vermesi, BM’ lerin, Suriye rejimine karşı alınacak yaptırımların Rusya ve Çin tarafından veto edilmesi, Beşar Esad rejimine inanılmaz moral ve destek vermektedir. İran ise Beşar Esad rejiminin yıkılmasından sonra sıranın kendisine geleceğini bilmekte hatta bunun ötesinde 1400 yılla yakındır, süren Şii-Sunii çatışmasında, Sunii’ ler avantajlı bir duruma gelecektir.
Rusya, Çin ve İran, Akdenizin Güneyinde başlayan ve Akdenizin doğu kıyılarına ulaşan ayaklanmaları durdurabilecek mi? Soruya net yanıt vermek zor olmakla birlikte, ABD-AB’ nin yeni Ortadoğu projesinde Rusya ve Çinin çıkarları nasıl korunacaklarina biraz bağlantılıdır. Beşar Ailesinin Dostu olan Erdoğan Ailesinin 360 derecelik bir dönüşle Beşar Esad düşmanı kesilmesi, Beşar Esad rejiminin gidici olduğuna dair güçlü bir işarettir!
Türkiye başından beri, Arap Baharının başlaması ile Rüzgarin Suriye’ ye ve oradan İran ulaşacağını hasaplıyordu. Bundan dolayı Esad ailesinin dostu postuna bürünerek, Rüzgari Suriye önünde durdurmak istedi. Başaramayınca, Beşar Esad rejiminin devrilmesinin kaçınılmaz olduğunu fark ettiklerinde hızlı bir şekilde saf değiştirerek Sömürgeci Diktatör Esad rejim karşıtı çapulculara ev sahipliği yaparak, yeni yapılanmada söz sahibi olmak derdine düştüler. TC’ nin izlediği politika ile Irak deneyiminde ders çıkardıkları görülüyor. TC , ayni hatayi tekrarlamak istemiyor. Ama politikalarında başarılı olurlar mı, bu biraz da Kürtlerin genel konumuna bağlı.
Bu noktada TC’ nin bazı zorlukları olmadığı sonucuna gitmemek gerekir. Çünkü Suudi Arabistan ve Katar Suriye olayına ciddi bir şekilde eğildikleri, Şii rakiplerini her alanda geriletmek istedikleri ortada. Birde ABD ve AB, Özellikle ABD-İsrail ikilisinin planlarının TC planları ile ne denli örtüşeceğini de hesaplamak gerekir. TC’ nin bütün sorunu Kürt’ ler. TC açısında kimin hangi grubun iktidara geleceği pek önemli değil, kurulacak yeni Suriye’ de Kürt’ lerin konumunun ne olacağıdır! Kürt’ lerin yeni Suriye’ de bir halk olarak , Araplardan sonra ikinci büyük etnik yapı olarak varlıklarını resmi bir şekilde tercil ettirmeleri durumunda, TC’ nin ölüm çanlarının sesleri daha gür duyulacaktır. TC’ nin bütün pervasızlığı bundan kaynaklanmaktadır. Kuşkusuz, TC bunu engellemek için her türlü şaklabanlığı yapacaktır
Burada esas olan Kürtlein nasıl hareket edeceği sorusudur. Belki de bu bir dönüm noktası, PKK ve PDK açısında kırılma noktasıda olacaktır. PDK ve PKK’ nin Güney- Batı Kurdistan’ daki ağırlıkları ortada, Kurdistan’ ın güney-batısındaki olumlu ve olumsuz gelişmenin vebali PKK ve PDK’ nin omuzlarındadır. Suriye’ de Esad rejiminin yıkılması, Kürtlerin yeni Suriye’ de ikinci büyük etnik yapı olarak kabul edilmesi, öezllikle de Federal Irak’ a benzer bir yapının oluşturulması ile tahminlerin ötesinde Kurdistan’ ın kurulmasını yakınlaştıracaktır. Suriye’ den sonra İran’ ın düşürülmesi durumunda, Kürt bu parçada daha örgütlü ve güçlü bir desteğe sahiptirler.
PDK’ nin TC ile olan ilişkileri ve PYD temsilcilerinin Kurdistan bayrağını kabul etmeme tavırları bende kaygı oluşturuyorsa da, umudumu yüksek tutmak istiyorum.
Dün ve bu gün arasında çok şey değişti, Bu günkü Kurdistani politik Arena Kurdistan devletini istememe ‘’histerileri’’ güçlü değişim rüzgarlarının önünde durması mümkün değildır. 1991 yılında başlayan Halk Raperînî, yavaş ama emin adımlarla Özgür bağımsız Birleşik Kurdistan’ a doğru yürüyor.
22.08.2012
Arola