Kürt liderlerinin Ayakları Yere İndirilmeli
Rojhat Badikî
·
06.07.2012 · 2 görüntülenme
Esad iktidarının yıkılması sonrası yeni yapılanma, yönetim ve uluslararası ilişkiler üzerinde yoğun bir tartışma yaşanılmaktadır. ABD-Avrupa ve Rusya-Çin-İran arasındaki temel tartışma noktaları, Esad sonrası rantın nasıl paylaşılacağı noktasında döğümlenmektedir. Rusya ve Çin’ in Baas iktidarı ile yaptığı antlaşmalar sonucu elde ettiği imtiyazların, Esad rejiminin yıkılması ardında kaybedecekleri korkusu, Esad rejimine kısa vadeli nefes aldırtmaktadır.
İran ve Türkiye’ nin kaygıları ise farklı noktada ortaya çıkmakta. İran ve Türkiye’ nin ortak kaygıları, Kürtler konusunda birleşmekte başka konularda ise ayrışmaktadırlar. İran Şii dünyasının lideri, Sunii Arap devletleri ve ABD ile rekabet halindedir. Türkiye’ nin derdi ise Kürt cephesinde, Kürtlerin lehine pozitif gelişmelerin yaşanmaması. Suriye’ de Esad yada başka rejimlerin olması ve bu rejimlerin demokratik yada diktatör olması Türkiye’ yi ilgilendirmiyor.
Büyük değişim ve hareketlenmelerin yaşandığı, sınır ve rejim değişikliklerin yaşandığı dünya coğrafyasında, Kürt dünyasında, Kürt politik arenasında neler olur, neler yaşanılıyor, nelerle uğraşılıyor. Kürt dünyası ve politik önderliği dünyadaki değişimi nasıl algılıyor, değişimleri analiz-tahlil durumu, değişimlere karşı çeşitli plan ve hazırlıkları var mı?
Politik arena özellikle de politik arenayı denetleyip yönlendiren, politik önderliğin duruş, tavır ve politik öngörüleri bir toplum ve devletin geleceği açısında önemli hatta belirleyici durumdadır. Kürtler gibi yüzyılların sömürgesi ve her türlü jenosidle yüzyüze kalan bir halkın politik önderlerinin, politik öngörüşü, olayları analiz yeteneği tavir ve mücadele yöntemelerini belirleme ve yönetmedeki yeteneği oldukça önemlidır.
Günümüz dünyası, gelişen bilim ve teknoloji sıradan bir lidere bile büyük imkanlar sunmaktayken, Kürt liderler dünyasının bilim ve teknolojinin sunduğu nimetlerden mi yoksa babadan gelen alışkanlıklarla mı Kurdistan ulusal mücadelesini yönetip yönlendiriyor sorusuna cevap aramak-bulmak her Kürt insanın önünde duran temel görevdir.
Son on yılda dünya coğrafyasına sınırlar yeniden çizilip haritalarda yeni devletlerin adı yazılıp onlarca diktatör rejimler tarih olurken Kurdistan gibi devasa bir sorun yerinde saymasının ötesinde korkunç bir gerileme ile karşı karşıya durması normal bir durum değildır. Normal olmayan bu durumun neden ve aktörleri açığa çıkarılmadan, ulusal kongre, ulusal birlik, başarı ve zaferden bahs edilemez. Kurdistan’ da küçük ama kalıcı başarıların elde edilebilmesi için Kurdistan ulusal mücadelesinin, yeteneksiz-becerisiz yada yetenek ve becerisini düşmanın başarısı için harcayan ve bundan palazlanan liderler sultasından arınmak yeni arayişlara yönelmesi gerekir.
Kurdistan ulusal sorunun ana sorunu, Kurdistan politik dünyasına hükmeden liderler sultasının, bütün başarısızlıklarına rağmen halen kurtarıcı olarak görülmesi bütün çözüm arayışlarının bu sulta üzerinde sürdürülmesinde israr edilmesidır. Oysa son 20-30 yıllık süreç ve Kurdistan davasının yakaladığı büyük imkanların nasıl heba edildiğine dair sorgulanması durumunda, Kurdistan politik dünyasının çap ve yeteneği de ortaya çıkacaktir.
Çağın gerisine düşen ve babadan feodal-klan sistemi kalma yol ve yöntemlerle örgüt ve devlet yönetme sistemi çökmüştür. Bunda israr etmenin buna karşı çıkanları da vatan hainliği ile suçlamak, Kurdistan ulusal davasına bir katkısı olmadığı gibi Kurdistan ulusal mücadelesini günden güne daha olumsuz bir konuma düşürmektedir. Devlet ve parti yönetme sanatından bihaber olan Kurdistan politik önderliğinin konumu tartışma arenasına getirilip tartışılmaldır. Kurdistan ulusal mücadelesinde hiç kimse tartışma üstü tutulup tabulaştırılmamaldır. Kaybeden ki, kaybediyoruz ve bu durumda güçlenen ve acımasız bir şekilde Kurdistan’ a hükmeden Türk-Farıs ve Arap devletleri olmaktadır.
Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğu uğruna partisini küçülten, Süleymaniye Hükümetinin rüşvet talan politikasının başsorumlusu ve Kurdistan davasını Bağdat aşkına feda eden Sayın Mam Celal, Kurdistan başkanlığı sarayı bile olmayan Kurdistan bölge başkanı, Barzani klanın çıkarlarını esas alan ve bu klanın çıkarları uğruna Bağdat ve Ankara ile her türlü gizli-kapaklı ilişklilere girmekten çekinmeyen Sayın Mesud Barzani, Kurdistan’ ın kuzeyini Türk ordusunun atış poligonu-Kurd gençlerini Türk ordusunun savaş kabiliyetini geliştirme atışlarında kobay olarak kullanan ve şimdi de TSK saflarından AKP-Gülen saflarına dümen kıran Abdullah Öcalan’ ın konumu Kurdistan ulusal davasındaki artı ve eksileri tartışılmazsa, neyi tartışacağız!
Çağın gerisinde perspektif ve analiz yeteneği olmayan Kürt liderlerinin ayakları yere indirilmeli ve tartışma masasına yatırılmalı.