Siyaset

KÜRT HALKININ KABARAN ÖFKESİ MİLLİ İSTENCE DÖNÜŞÜRMÜ?

Zerdest Seyda · 02.04.2006 · 2 görüntülenme

 Kendi politikalarımızın doğruluğunu ispatlamaktan ve arkasından komplo teorileri aramaktan zaman bulabilirsek  son günlerde Kürdistanda olup bitenleri sağlıklı bir bakışla değerlendırebileceğiz. Newroz  Kürtler için milli iradenın ortaya çıktığı gündür. Öncesınden itibaren sömürgecilerle kapışmalar başlar. Yıllarca inkarı fayda vermeyince TC devleti bu bayram  benımdir; senın değil  demeye başladı. Kimse bu uyduruk resmi bayramlara itibar etmeyincede  kitlesel boyuttaki kutlamalara karşı  tahammülsüzlüğünü  kitle üzerınden jet ve helikopter uçurarak  tatmin yolları seçtı ancak bununlada yetınemezdı. Newrozdan önce göz dağı vermek için çatışma alanı içinde olmayan taaruzdan uzak kendi  bölgelerında barınmaya çalışan   7 gerillayı adeta pusu kurarak öldürmesi    başarılı bir ‘provakasyona’ dönüşmedi çünkü Apocu siyasiler  için Newroz kutlamalarının sonucu önemliydi bu süreci bekledıler.  Kürt kitlesinın reflekslerine hakim   elınden siyasi iradesi alınıp Öcalana teslim  edılmış Apocular  DTP ile birlıkte organize oldukları Kuzey Batı Kürdistanın her biriminde  Newrozu KKK ve Apo için şova dönüştürmesini becerdıklerınde olacaklara davetiye çıkartılmıştı bile.  Özellıkle Diyarbekirde  dev kitlesel boyutu ile kutlanan Apo patentli newroz’a  cevap Muş kırsalında istıhbaratı bilinen  bölgedeki gerillanın üzerıne kimyasal silahla saldırmak suretiyle 14 gerillanın  ölümü  sonucu ile geldi.   Böylece  TC  nın Apocu Newrozdan duyduğu üzüntü yerını sevince bıraktığına şahit oluyoruz. Olayla ilgili haberın Hürriyet ve Milliyet gazetelerının okuyucu yorumları elınızın altındaysa tıklayıp değerlendırın. Tek kelimeyle dehşet verici kana susamışlığı buralarda görmenız mümkün.  Türk halkının bu kesimi niyetlerını ortaya koyarken daha sonra yapabileceklerın senaryosunu açık şekliyle ortaya koyuyordu.                                                                Olay Apocular ve TC devletı arasında cereyan ediyor. Kürdistanın bağımsızlığından yana Milli Kurtuluş Mücadelesi taraftarlarının ne kitlesel gücü nede müdahale yeteneğı  hala mevcut değildır. Kendini taraf tutmakta zorunlu görenler sırf sessız kalmamak için çıkardıkları seslerde büyük bir karmaşanın olduğu fark ediliyor.  Herkesın şiddetıne karşıyım barışımı istiyorum diyen statikocu  reformistlerın kopmaz bağlarla bağlı oldukları TC devletınden yeniden sükunet isterken  iradesız Apocular dan  ‘sivil direnış’ adı altında ortaya çıkıp provakasyon yapmamalarını öneriyor olma alicenaplıkları çağrısı  40 yıldır aynı cümlelerle devam ediyor.                                                                                                                                      Vaktiyle  TC ordusunda eskimiş yaşlı bir Tuğgeneralın  dini ve  milli bayramlarda tugaydaki tüm birlikleri büyük bir alanda karşısına alarak cebınden çıkardığı taktilo ile yazılmış metni her seferınde elleri heyecandan titreyerek okurdu.  Yazı  öğrendığımız kadariyle 10 yıldan fazladır hiç değişmemişti kağıdın  4 e katlanan yerlerınden yıpranmış olması  ise işe yarıyordu; o deliklerden ve gözlüğünün üstünden bir taraftan kıpırdanan varmıdır  diye kotrol eder  yılların aynı yüz ifadelerını yeniymiş gibi sunmaya çalışırdı.Vatan, millet asker sözlerinın sonuna ‘bu vesileyle 23 nisan yada kurban  bayramınız’ diyerek binlerce yükümlü bu rutinden kurtarılırdı, bayrama değil ancak komutandan kurtulmanın sevincini yaşamaya çalışan askerın bir daha bu eziyeti çekmeme dileğı su yüzüne çıkardı.  Türk generalden ileri olduğunu iddia eden  devletınden  kopmamış koparılamamış Kürt aydınlarının  40 yıl önceki hallerıne bakıp  yeni şekillerını görebileceklerıne inansak bile kimse bize inanmaz.  Tekrarlanan çürümüş reçetelerın gereğını kimse duymasa  bile; Saddam zülmündeki Güney Kürdistanın kurtuluş macerası  umarım bir gün ders olur.                               Kafasında kopuşu yaşamış kurtuluşa inanan, ancak bir türlü aktif örgütlü  rol üstlenmeyı beceremeyen  gurup-kişi ve partilerın özlemını duydukları  şeyler karşı tarafın elındedır.                                                                                                                                                       Acaba benım düşündüğüm gerillamıdır Kürdistanın dağlarında yaşayan? Acaba benım düşündüğüm serhıldanmıdır Kuzeybatı Kürdistana yayılan?                        Evet  ta kendisidir düşündüklerının.  Ancak sen orada yoksun. Apocular düşündüklerımizi ipotek altına almışlar bile. Hiçbir şey istenılen yerde değildir. TC devleti ile birlikte yaşamak isteyenlerın siyasi anlamda ortak istekleri olanların silahtan ve şidetten arınmış olarak bir arada olmaları gerekırken Apoculuk buna engeldır. Bağımsız birleşık demokratik Kürdistan için mücadele edenlerın ise silahlı gücünü serhıldanlarla destekleyen kitleye ihtiyacı vardır ancak politikaları buna engeldır.           Sonuçta hiç kimse arzuladığı yerde değildir. Şu ana kadarki  ayrışmalarla başlayan süreç devam ediyor,  taşların yerıne oturması için hala zamana ihtiyaç olduğuda bir gerçek..             Kürt halkının kabaran öfkesıne, milli istence tampon olmak, statikonun korunması  ‘Kürt halkının  menfaatıdır’ diye lanse etmek  gaflettır-delalettır. At izinın it izine karıştığı böylesi hassas dönemlerde politik yerini sağlıklı bir şekilde  belirlemesini bilenlerın dayatılan mevzilerden kaçınmaları gerektığıne inanıyorum.  Bizim yerımız halkımızın yanı olmalıdır; ülkemızdeki iktıdar-muhalefet çatışması hatta ihanete karşı duruş bile ikinci planda iken hedef şaşırtanlara dikkat etmek zorundayız.  Topyekün mücadelede okun ucundaki şeylerle ilgilenme zorunluluğu vardır.  İster strateji deyin istersenız taktiksel dönem deyın bu böyle…..         Sömürgeci sistemle yaşama arzusu olanlar, barış-demokrasi-kardeşlık dilenenlere vahşetın ‘mordernize’  edılmış son şeklı üzerınde durmak istiyorum.Yıllar önce anlatılırdı hamile kadınların  süngünün ucunda doğacak çocuğu ile birlikte  nasıl can verdığı.  O yıllarda benzer anlatılara yarı inanır, yarı inanmaz gençlerdık.Kanıksamıştık  ‘bunamış’ ihtiyarın söyledıklerini.Yaklaşık 100 yıl sonra  torunlarımızın başına gelınce anlıyoruz ‘bunak’ ihtiyarı. 12 yaşında 13  devlet kurşunu ile öldürülen Uğurun katilleri  terfi edıp yeni hayatlar peşınde iken  Uğur’un gencecık bedenı çürüdü bile. 7+14+7 gerillasının cenazesıne sahip çıkan halkın üzerıne  devlet güçleri ateş etmış  kitleden şu ana kadar 9 insan ölmüştür. Diyarbekirden Batmana-Siirte ve tüm kuzeybatı Kürdistana yayılan serhıldan devam ediyor.  Hedef gözetmeyen organizeli devletın silahlı güçleri dahada kararlı öldürmeye devam ediyor. 1 nci gün 12 yaşında  ‘taş atan’ çocuk.2 nci gün  9 yaşında  ‘kandırılmış’ çocuk.3 ncü gün  6 yaşında  ‘devlete karşı gelen’ çocuk .               4 ncü  gün 3 yaşında Batmanlı ‘kışkırtılmış’ çocuk  devletın kurşunlarıyle yaşamlarını yitirmişlerdır.                  Öldürme yaşı 3 e indiğinde aklıma annesının karnında öldürülen çocukların hikayeleri gelır..                  Fransada gecede sayıları binleri bulan araba yakarak gösteri yapanların burnu bile kanamazken… TC devletının tavuğuna kış demesini bilmeyen bebekler ölüyor. Bu bebek katillerının arkasındaki seslerden bu ülkenın ‘kürt sorununa sahip’ başbakanı Asteğmen R. Tayyip Erdoğan ‘yazılı ve sözlü medyayı bir kez daha uyardıktan’ sonra ‘Bu milli bir meseledır . Çocuklarını sokağa dökenler  veya çocuklarını terör örgütü tarafından  kullanılmasına fırsat verenler  yarın ağlamanız boş yere olacaktır.  Güvenlık güçlerımız çocukta olsa, kadında olsa kim olursa olsun terör maşası haline gelmişse  gereklı müdahale ne ise o yapılacaktır.’ Ülkenın temsiline yani Cumhurbaşkanlığı makamına hazırlanmakta olan  bu Kasımpaşalı Fenerbahçeli Müslüman  Erdoğan  ‘Hedeflerini gayet iyi tesbit ettiğimiz için  müdahale şartlarımızda bellidir’ diyerek güvenlık güçlerının kurşunlarından çıkana sahip çıkmıştır.            Yüzlerce yaralı, yüzlerce gözaltı ve tutuklunun akibeti nedır bilmiyoruz. Bu vahşilerın ellerındeler. İradesini teslim eden Apocuların bu kitleye ne kadar sahip çıkacakları veya eylemın sonunun nereye varılacağı bilinmez ancak ihtiyatlı olmak mutlaka hareket etmek gerektığıne inanıyorum. Varlığını hisettıren azami çaba önemlı bir adıma dönüşebilir. 1 Nisan 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.