Kürt Halkının Hasasiyetleri Yokmu...?
16.11.2010 · 2 görüntülenme
Ne zaman ki, Kürt halkının lehine bir zemin oluşup, Kurdistan halkının ulusal sorunun tartışıldığı süreçlerde, her ne hikmet-i İlahi ise, birden bire Türk, Arap, Fars halkının hasasiyetleri depreşip gündeme sokuluyor. Sinyal, Egemen sömürgeci devlet aydın-yazar-çizerleri tarafından verilip gerisi, Kürt lider, aydın-yazar-çizerlerine bırakılır.
Her seferinde, kanikan sakızı yada demoklesin kılıcı gibi başımızda salandırılır; Ya Türk-Arap-Fars Milletinin hasasiyetleri, aman ha aman, Türk-Arap-Fars milletinin hasasiyetlerini, gururunu incitmeyin! Çizgileri aşmayın! Dersin ki, ülkesi işgal edilen, yağmalanan, tecavüz edilen, öldürülen, zindanlarda çürütülen sürgün ve darağaçlarına gönderilen, Kürt halkı değil, Türk-Faris ve Arap milletidır.
Hiç kimse Kurdistan halkının hasasiyetlerini düşünmüyor. Vatanı işgal altında, öldürülen, yağmalanan-talan edilen, sürgün ve darağaçlarına gönderilen, soykırımlara tabii tutulan, anne-baba- cocuklarının önünde, anne ve bacıları askerler tarafından tecavüz edilen, geçirdiği derin travmaları yaşadığı sürece unutmayan nesilden nesile aktaran, Kurdistan halkının hasasiyetleri ne olduğunu kimse düşünmüyor, tartışmıyor!
Her seferinde demoklesin kılıcı gibi Kürt halkının başında salandırılan, egemen sömürgeci milletin hasasiyetleri propağandası neyi amaçlıyor, neden Kürt halkının lider-aydın-yazar-çizerleri bu polikaya alet oluyor yada gönüllü propağandacısı kesiliyor? Sömürgeci-egemen güçlerin hasasiyetleri mi olur? Neyin hasasiyetlerini taşıyorlar, ezilen sömürülen vatanı işgal edilen, kutsal sembolleri dalga geçilen, adı ve ülkesi yok sayılan, Türkçülük, Arapçılık, Farsçılık yada ölüm dayatılan mazlum olmadıkları halde, neden hasasiyetleri bize dayatılıyor?
Tarih bir tekkerür mü?, tekerür olsa bile, her tekrardan neden bir ibret-ders alınmıyor? Sömürgeci devletin yetkilileri, politikacısı-siyasetçisi, yazarı-çizeri, sanatçisi, imamı, iş adamı-kadını..verhasıl % 99’ luk kesiminin tutum ve söylemlerini bir noktada anlıyoruz. Onlar egemenliklerinin devamı için, Kürt halkına karşı sadece savaş ve siyaset, eğitim, kültür..vs araç ve yöntemlerle, mücadele etmiyor, ayni zamanda yürüttüğü savaş pararlel olarak psikolojik savaşta yürütüyor. Psikolojik olarak hükmetme-ez me ve yok etme; bunun içinde savunmadan çok saldırı, psikolojik saldırı yöntemlerini de esas almaktadırlar.
Kendine aydın diyen, Kürt kökenli birinin çok rahat bir şekilde işgal ordularını kutsayıp ‘’ ne demek yani Cumhuriyetin ordusuna kışlana çekil mi diyeceğiz, bu akıl-kar işi mi ‘’ diye bilmekte ve toplum içersinde kişilikli, onurlu aydın olarak nitelenebilmektedir. Bu Avukatı, yıllarca, Avrupa insan hakları mahkemesinde para karşılığında siayasal davaları ekonomik davalara çevirip palazlanan birisi. Sadece bu mu? Örnek olması açısında belirtim. Bizim sorunumuz kişilerle olmaz. Bizim sorunumuz, sömürgeci güçlerin Kurdistan toplumu içersinde oluşturduğu sistem kast ve rant sistemdır. Oluşturulan sistem, Kurdistan halkının, sömürgeci sistemden kopma ve kendi ülkesinde bağımsız ve özgür yaşamasını engelleyip perdeleyen dumura uğratan sistemdır.
Bizim esas sorunumuz budur.
Sömürgeci güçleri eleştirirken, gözden kaçırdığımız, bizim kendi özgül koşullarımız, sömürgeci güçlerin Kurdistan toplumu içersindeki dayanak güçleridır. Aslında, bu sorun bu günden başlayan bir sorun olmayıp yüzyıllardır süregelen ve Kurdistan sömürge statüsünde kalmasının da temel nedeni budur.
Kurdistan’ ın kuzeyinde estirilen, Kürt sorunun çözümü – barış ve bunaları çözeceği etiketi yapıştırılan R.T Erdoğan. Demokrasi ve siyasal dönüşümün öncüsü diye vasıflandırılırken, AKP grup toplantısında, Kürt kökenli milletvekillerinin gözünün içine baka baka ‘’ Ana dilde eğitim yok’’ diyebiliyor. Erdoğan her fırsatta 40 kürt kökenli milletvekillerine sahip olduklarını, bundan hareketle Kürtleri temsil eden en büyük parti olduklarını söyleyebiliyor. Ve Kürt kökenli milletvekilleri itiraz etmeden, koyun gibi Erdoğanı dinleyip alkışlıyorlar. Neyi alkışlıyorlar, Erdoğan’ın senin dillin yasak dilinle eğitim göremezsiniz sözlerini! Nasıl bir ruh hali, izah etmek güç!
Diğer yandan Kurdistan’ ın güneyine bakıldığından, oradaki gelişmeler, Kurdistan’ın kuzeyinde pek farklı değil. Irak parlamentosu başkanlığına seçilen Baasçı Usame Necefi, azılı bir Kürt düşmanı ve Musul valisinin büyük kardeşi. Usame Necefi, Kürt oylarını da alacak seçildiği günün ertesi günü partisi Mam Celal’ ın Cumhurbaşkanlığı seçimini protesto ederek, parlamento dışına çıkıyorlar.
Güney Kurdistan’lı Kürt liderler, Usame Necefi’ yi çok iyi tanımalarına rağmen Irak’ın bütünlüğü, bekasi ve Arap milletinin hasasiyetlerine duydukları saygıdan dolayı kendi düşmanına oy veriyor.
Kim bu Necefi yada Necefi kardeşler. Musul’lu Saddamın at seyisleri ve katı Baasçı. Her fırsatta PDK ve YNK’ yi terörist, Kürt liderleri de terörizmi destekleyen kişiler olarak niteleyen ve Kürtleri Kerkuk ve Musul’ dan atmaya yemin Arap ırkçı-şövenistleri.
Kısacası, Kurdistan ulusal bağımsızlık davasının esas sorunu içseldir. Kurdistan ulusal bağımsızlık davasının esas sorunu düşmanlarının çıkarlarını düşünmekten, Kurdistan sorunun çözümü için zaman bulmayan geleneksel Kürt önderliği aydın-yazar-çizerlerıdır. Önce bunun aşılması gerekir. Bu aşılmadığı sürece Öcalan gibiler, Kurdistan tarihinin yaşatıldığı en büyük demografik değişim ve katliamlara rağmen, nara atarak, etnisiye dayalı bir coğrafya yani Kurdistanı istemediğini bas bas bağırma cesaretini kendinde bulabilirler.
Evet temel sorunumuz bu, önce, biz biz olmak zorundayız. Bu aşıldığında, Sömürgeci güçlerin, Kurdistan halkının düşmanları çok rahat bir şekilde Kurdistan’ da dayanak noktaları oluşturamaz.