BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 11.07.2006 · 2 görüntülenme
Amatörlerin kupasından Küreselleşen kupaya Jules Rimet kişisel çabalarıyla organize edilen ilk dünya kupasında amatör olan oyuncular için özel izin alınmış, hatta Fransa antrenörü izin alamadığıdan kupaya katılamamıştır. Avrupa’dan kupaya katılan takımlar gemiyle ikinci sınıfta seyahat yapmışlardır. Dünya kupasına ilişkin haberler bqsindq çok sınırlı yer tutmuştur. İtalya ilk dünya kupasına mesafenin çok olmasından dolayı katılmamıştır. 1934 Dünya Kupası ise Musulloni İtalya’sı tarafından düzenlenmiştir. Sporun siyasate alet edilmesinin en güzel örneklerinden birisi olan bu kupaya 1930 Dünya kupasının şampiyonu ev sahibi İtalya’ya misilleme yaparak katılmamıştır. Mussoloni faşizmin diğer rejimlerden üstün bir sistem olduğunu kanıtlamak için her şeyi en ince ayrıntısına kadar programlamış ve Kupq botuncq FIFA’nın fiili başkanlığını yapmıştır. İtalya takımını güçlendirmek amacıyla 4 Arjantinli oyuncu italyan vatandaşlığına alınmıştır. Roma’da Dünya kupası için inşa edilen stada Faşist Parti adı verilmiştir. 2. Dünya kupası sırasında İspanya’da iktidarda Cumhuriyetçiler olduğundan İtalya ile İspanya arasında bir rejim savaşı futbol sahasında vuku bulmuştur. İtalya İspanya’yı İsviçre’li hakemin 12 oyuncu gibi hareket etmesi sayesinde eleyebilmiştir. İlk defa yarı finalde 4 Avrupa ekibi yarışmıştır, bu durum ikinci defa ise 2006’da 18. Dünya kupasında tekrar etmiştir. İtalya takımı maçlar öncesinde Duçe’nin olduğu tribunlere faşist selamı vererek maçlara başlamışlardır. Finalde İtalya uzatmalarda Çekoslovakya’yı 2-1 yenerek kupayı kazanmıştır. 3. Dünya kupası 1938’de Fransa’da düzenlenmiştir. Bu sefer, Almanya İtalya’nın 1934’te yaptığını taklit etmiş ve 5 avusaturyalı oyuncuyu alman vatandaşı yaparak kupada söz sahibi olmak istemiştir. Ama dönemin en iyi orta saha oyuncusu olan avusturyalı yahudi Max Sindlear’ı ekibe almadıklarından ilk maçlarında İsviçre tarafından elenmişlerdir. 3. kupayı İtalyanlar bu defa haklarıyla kazanmış ve Duçe İtalyan takımına Venedik’te faşist unifomalar giydirerek fotoğraf çektirmiştir. 1942 ve 1946 yıllarında 2. Dünya savaşı nedeniyle Dünya kupası düzenlenememiştir. 1950’de 4. Dünya kupası tekrar latin Amerika’da Brezilya tarafından düzenlenmiştir. Futbolun yaratıcısı İngiltere ilk defa Dünya kupasına katılmış ve Kraliçenin takımı eski sömürgesi olan ABD’ye devamında da Şili’ye yenilerek elenmiştir. 12 yıl aradan sonra başlayan Dünya kupasını almak konusunda büyük hazırlıklar yapan Brezilya finale kadar tüm rakiplerini ezerek gelmiştir. Finalde Uruguay’la karşılaşan Brezilya küçük komşusuna elenerek Kupayı kaybetmiştir. Bu yenilgi karşısında kupa törenini unutan Brezilya’lı yöneticiler yerine Jules Rimet Kupayı Uruguay’a vermiştir. 5. Dünya kupası 1954’te Avrupa’da İsviçre tarafından düzenlenmiştir. Bu kupada Varşova ve Nato’nun Federal Almanya ile Macaristan tarafından temsilleriyle paktlar arası bir yarışmaya dönüşmüştür. Macaristan grup maçları sırasında Almanya’yı 8 – 3 yenmiş ve bu da sosyalizmin kapitalizme üstünlüğü olarak yorumlanmıştır. Türkiye’in ilk defa katılabildiği Dünya kupasında grup maçları sırasında elenmiştir. Kupanın favorisi Macaristan finalde tekrar Almanya ile karşılaşmıştır. Bu sefer Federal Almanya Macaristan’ı 3 – 2 yenerek Dünya kupasını kazanan 3. ülke olmuştur. Dünya kupasının Federal Almanya tarafından kazanılması Alman halkı tarafından Hitler sonrasında normale dönüş olarak kabul edilmiştir. Dünya kupasının televizyondan ilk naklen yayını bu kupa esnasında Eurovsıon tarafından yapılmıştır. 1958’de düzenlenen 6. Dünya kupası İsveç’te düzenlenmiştir. Dünya kupası son defa üst üste aynı kıtada düzenlenmiştir. Brezilya Dünya kupasını kazanan 4. ülke olmayı futbolun kralı olarak adlandırılacak olan 17 yaşındaki Pele’nin olağanüstü oyunu sayesinde kazanmıştır. Brezilya finalde ev sahibi İsveç’i 5 – 2 yenmiş ve kupanın düzenlendiği kıta dışında bir takım olarak kupayı kazanmıştır. Brezilya bu başarısını ikinci defa 2002 Dünya kupasında tekrarlamıştır. Fransız golcu Just Fontaine 6 maçta attığı 13 golle kupaların en fazla gol atan oyuncusu ünvanını 2006 yılına kadar korumuştur. 1962’de Kupa Şili tarafından düzenlenmiştir. Brezilya Kupayı ikinci defa kazanmış ve bu kupadan itibaren kupa 2002’ye kadar dönüşümlü olarak Avrupa ile Amerika kıtalarında düzenlenmiştir. Pele ilk uluslararası futbol yıldızı olarak kendisini kabul ettirmiştir. FİFA’nın kuruluşundan 62, Dünya kupasının başlamasından 36 yıl sonra ,1966’da Dünya kupası futbolun anavatanında düzenlenmiştir. Bu kupanın ilk sürprizini Kuzey Kore İtalya’yı eleyerek yapmıştır. Finalı İngiltere ile Almanya oynamış ve İngiltere uzatmalarda Almanya’yı yenerek kupayı kazanan 5. ülke olurken, Avrupa’yı Latin Amerika’yla kazanılan kupa sayısında eşitlemiştir. 9. Dünya kupası ABD tarafından düzenlenmiş ve Pele’li Brezilya takımı finalde İtalya’yı 4 – 1 yenerek Dünya Kupasını üçüncü defa kazanarak Jules Rimet Kupasını temelli olarak Brezilya’ya taşımıştır. 1970 kupası Kayzer olarak adlandırılan Franz Beckenbauer’in çıkışınada tanıklık etmiştir. Bu kupadan sonra, FİFA yeni bir kupa hazırlayarak kupanın adını FİFA Dünya kupası olarak belirlemiştir. Böylece Dünya kupasında 40 yıllık Jules Rimet kupası dönemi sona ererek yeni bir döneme girilmiştir. 1974 Dünya kupası Federal Almanya tarafından düzenlenmiştir. Federal Almanya ile Demokratik Almanya kupanın birinci grubunda eşleşmişler ve Demokratik Almanya Federal Almanya’yı yenerek grup birıncisi olmuş ve bu galibiyet sosyalizmin kapitalizme üstünlüğü olarak yorumlanmıştır. Demokratik Almanya birinci tur elemelerinde Brezilya’ya yenilerek kupadan elenmiştir. Finalde Hollanda’yı 2 – 1 yenen Beckenbauer’li Federal Almanya kupayı ikinci defa kazanmıştır. Dünya kupasını düzenlemek sırası 1978’te Latin Amerika’da idi ve Dünya kupasının Arjantin’de düzenlenmesine karar verildikten sonra Videla liderliğindeki generaller darbe yaparak iktidarı ele geçirmişlerdir. Kupanın bir dikatörluk tarafından düzenlenmesi ciddi tartışmalara neden olmuştur. Avrupa’daki ONG’ler kupanın boykot edilmesini önerirken, Arjantin’daki gerilla hareketi Montoneros ise kupaya katılımı ülkedeki uygulamaların kamuoyuna yansıması için gerekli olduğunu açıklamıştır. Arjantin hakemlerin yardımı ve Peru takımının şike yapması sonucu Hollanda ile finale kalmıştır. Hollandalı futbulcular finali kazanırlarsa bir diktatörun elinden kupayı almayacaklarını önceden açıklamışlardır. Maçı Arjantin uzatmalarda 3 – 1 kazanınca bu sorun vuku bulmamıştır. Böylece Arjantin Latin Amerika’da kupayı kazanan üçüncü, dünyada ise altıncı takım olmuştur. Sonuçta, Cuntanın yaratmak istediği olumlu reklam negatif reklama dönüşmüş ve futbolun Dünya kupası gibi bir organizasyonla diktatörlere hizmet eme devri kapanmıştır. 1982’de Dünya Kupasını Avrupa’nın en uzun süre iktidarda kalan faşist bir diktatörunun ölümünden sonra Demokrasiye geçen İspanya’da düzenlenmiştir. Franko ölümünden önce yaptığı bir açıklamada 40 yılı aşan bir süre İspanya’yı yönetmesinin sırrını 3 F (Futbol, din ve fıesta) olarak açıklamıştır. Diktatörlükten sonra düzenlenen Dünya kupası İspanya toplumunun Avrupa’ya entegrasyonu hızlandırmıştır. Dünya kupası finali daha önce ikişer defa kupayı alan Almanya ve İtalya arasında oynanmıştır. Kupa Federal Almanya’yı 3 -1 yenen İtalya tarafından 3. defa kazanıldığından Kupayı kesin olarak kazanan ikinci takım İtalya olmuştur. 1986’da 13. Dünya kupasını Meksika düzenlemiştir. 1986’ya kadar Dünya kupası 6 defa Avrupa ve 6 defada Latin Amerika tarafından kazanılmıştır. Bir önceki şampiyon İtalya’ı eleyen fransız takımı çeyrek finalde kupanın favorilerinden Brezlya’yı elemiş, fakat yarı finalde Federal Almanya tarafından elenmiştir. Finali Maradona’lı Arjantin takımıyla oynayan Almanya maçı 3 – 2 kaybederek kupayı Latin Amerika’da bırakmıştır. Bu kupa aynı zamanda Maradona’nın kupası olmuştur. Daha sonra Maradona ezilen halkar yanında yer alarak Futbolun politik bir spor olabildiğini de göstermiştir. 1990 Dünya kupasına İtalya ev sahipliği yapmıştır. 1990 kupasının en önemli özelliği bir Afrika takımı olan Kamerun’un favorilerden Maradona’nın takımı Arjantin’i yenerek çeyrek finale kadar yükselmesidir. Bundan böyle Avrupa ve Latin Amerika’nın devleri Asya ve Afrika takımlarını dikkate alma zorunluluğuyla karşı karşıyadır ve futbol küreselleşme döneminin sporu olarak kendisini tescil ettirmiştir. Sonuçta finale Almanya ile Arjantin kalmış ve Almanya 4 yıl öncenin rövanşı oynanmıştır. Daha önce Dünya şampiyonu olan Beckenbaur’in yönetimindeki Almanya finali kuşkulu bir penaltı golu ile üçüncü defa kazanan 3. takım olarak kupayı temelli olarak Almanya’ya taşımıştır. 1994’te Dünya kupası ilk defa Kuzey Amerika ABD’de düzenlenmiştir. Bir İngiliz oyunu olan futbol başından itibaren ABD tarafından red edilmiş ve Amerikalılar futbola karşı base-ball ile basket-ball’u gibi kendilerine has ve daha çok fizik üstünlüğe bağlı sporlar geliştirmişlerdir. Ama küreselleşen ekonomi spru olan futbol barışcıl yollarla imparatorluğunu yayması karşısında, ABD SSCB’nin yıkılmasından sonra futbolu ülkesinde sevdirmek için büyük harcamalarla 15. Dünya kupasını düzenlemiştir. Kupanın finali üçer defa kupayı alan Brezilya ile İtalya arasında oynanmıştır. 1962’de beri gelenekleştiği üzere kupa düzenlendiği kıtada kalmış ve Brezilya kupayı dördüncü defa kazanamıştır. 16. Dünya kupası, Dünya kupasını icat eden Fransa tarafından düzenlenmiştir. Her ne kadar futbol bir ingiliz oyunu olsada Dünya ve Avrupa kupalarıyla Altın top ödülleri fransızlar tarafından icat edilmiştir. Bu anlamda, kupayı kazanamayan Fransa kupayı ikinci defa düzenleyerek şansını artırmak istemiştir. Fransa bu kupa için Paris’te Fransa stadı adıyla 80 000 kişilik bir stad inşa ederken diğer şehirlerdeki stadlarıda yenilemiştir. Bu kupanın diğer bir özelliğide, kupaya 24 takım yerine 32 takımın 8 grup halinde katılması ile kupada yapılan maçların sayısı 64’e çıkarken, futbolun küreselleşme katsayısını yükselterek kupayı ekonomik anlamda daha rantable hale getirmiştir. Kupanın sürprizlerinden birisi 1991’de bağımsızlığını kazanan Hırvatistan’ın Dünya üçüncüsü olmasıdır. Brezilya ile Fransa arasında oynanan finali Zidanın yıldızlaştığı Fransa alarak Kupayı kazanan 7. takım olmuştur. FİFA Dünya kupasının düzenlemesini ilk defa 2002 yılında Asya kaydırmış ve yine ilk defa Dünya kupası geçmişte olumsuz hatıraları olan Güney Kore ile Japonya tarafından düzenlemiştir. Bu kupayla futbol hegomonik alanını daha da geliştirirken iki organizatör ülke arasındaki eski defterlerinde kapatılması hesaplanmıştır. Böylece, dünyanın en yaygın sporunun hükümeti olan FİFA ekonomik rol yanında politik alanda da rol oynamak konusunda bir tavır geliştirme yoluna gitmiştir. Kupanın futbol anlamında sürprizi ise Fransa’nın ilk turda hiç gol atamadan kupadan elenmesiyle, Türkiye ve Güney Kore’nin yarı finale çıkarak 3. ve 4. olmalarıdır. Final ise Brezilya ve Almanya arasında oynanmıştır. Brezilya bu maçı 2 – 0 kazanarak kupayı beşinci defa kazanmıştır. Brezilya’nı diğer bir özelliğide kupayı kendi kıtası dışında kazanan, hemde 2 defa, tek takım olmasıdır. Böylece Latin Amerika kupayı 9 defa kazanarak Avrupa’nın önüne geçmiştir. 18. Dünya kupasına ev sahipliği yapan Almanya kupayı dördüncü defa kazanmak arzusuyla yoğun bir hazırlık yaparak geçirmiştir. Bu aynı zamanda birleşen Almanya’nın başarısını da gösterecekti. Bu amaçla başta Hitler tarafından 1936 Olimpiyatları için inşa edilen Berlin Olympiastadion’un final için ve Leipzig tamamen yenilenirken, Almanya spor, ulaşım ve turizm sektörlerine 6 milyar euro yatırım yapmıştır. Buna karşın 50 000 dolayında daimi iş ile % 0,7’lik bir büyüme sağlayacağı tahmin edilmektedir. Final için fazla şans verilmeyen Fransa Zidanın oyunu sayesinde favorilerin çoğunu eleyerek İtalya ile final oynamıştır. Geçmişte hakemler genelde ev sahibi ülkenin kupayı alması için taraf tutarken bu sefer ekonomik lojik finale damgasını vurmuştur. Küreselleşen Dünya ekonomisinde, Dünyada Olimpiyatlardan sonra en fazla izlenen olaya olan Dünya Kupasının ekonomiye katkıları göz ardı edilemez. Zira Çin hesaba katılırsa dünya kupası televizyonlarda 40 milyardan fazla seyirci toplamıştır. Bu anlamda, Dünya kupasının ekonomik etkilerini analiz eden ekonomistler kupaya katılan takımlardan ekonomisi en durgun olan İtalya’nın kupayı almasının ekonomiyi canlandırarak dünya ekonomisini olumlu etkileyeceğini açıklamışlardır. Dolayısıyla İtalya’nın bu kupayı alması gerekiyordu ve kupayı dördüncü defa alan İtalya Avrupa Latin Amerika yarışınıda eşitlemiştir. Sonuçta, finali yöneten hakemin İtalya’yı kayırması, küreselleşen ekonomide futbolun finansın çıkarlarına göre gelişeceğinin işaretidir.Devam edecekAhmet ALİMFransa, 11 Temmuz 2006Jules Rimet kişisel çabalarıyla organize edilen ilk dünya kupasında amatör olan oyuncular için özel izin alınmış, hatta Fransa antrenörü izin alamadığıdan kupaya katılamamıştır. Avrupa’dan kupaya katılan takımlar gemiyle ikinci sınıfta seyahat yapmışlardır. Dünya kupasına ilişkin haberler bqsindq çok sınırlı yer tutmuştur. İtalya ilk dünya kupasına mesafenin çok olmasından dolayı katılmamıştır.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.