Siyaset

Kurdistan’in Geopolitigi Bakimindan Israil-Hizbullah Savasi !

mehmetmufit · 31.07.2006 · 2 görüntülenme

Lubnan Hizbullah’inin sinirda iki Israil askerini kaçirmasi ardindan baslayan savas, bana son Ceçenistan savasini hatirlatti. Buyuk bir yikim yasayan Ceçenler, bir takim dis guçlerin  kiskirtmalari ve vaatlerine kanarak ikinci savasi baslattilar ve  ilk savasta kazandiklari federasyon haklarinida kaybederek tam bir yok olma asamasina geldiler.Emperyalist olan Sovyetler Birligi’nin yikilmasi akabinden çevre milletleri ve halklari bagimsizlik yolunu tuttular, ancak ; Ruslar, Ceçenistan gibi kuçuk ulkeleri birakmak istemeyince savas basladi. Ceçenler, Ruslara karsi buyuk bir azimle savastilar ve Rusya’nin içinden de ciddi boyutlarda destek alarak federasyon hakkini elde ettiler. Geçicide olsa orda « durmasini » bilemeyen Ceçenler, Saudi Arabistan seyhlerinin  ve Turk generallerinin vaatlerine kanarak ikinci savasi Ruslara karsi baslattilar ve bilindigi gibi « step barbarlari »nin gazabi sonucu yerle bir oldular. Kosullar ayni olmamakla birlikte, Lubnan’daki Siiler bugun ayni akebeti yasamaktadir. Elde ettikleri nufuslari ve Lubnan politikasindaki etkileriyle baris içinde kendi yaralarini saracaklarina ve kendi ulkelerinin kalkinmasina kendilerini adayacaklarina,  Iran’in Akdeniz kiyilarindaki ileri karakolu olma yolunu seçerek, ondan ve Suriye’den beslenme karsiliginda gunu geldimi kullanilacak piyon olmaya kendisini mahkum etti. Ve sonuçta, Iran’in ve Suriye’nin dogrudan isteklerine cevap veren Hizbullah, iki Israil askerini kaçirmakla savas sinyalini vermis oldu. Israil’de bu durumdan yararlanarak Hizbullah’i puskurtme ve guçten dusurme politikasini yasama geçirerek guney Lubnan’da kendisine bir guvenlik seridi olusturmaya yonelmistir.Bu çatisma her seyden önce üç ayri savasi ve derin çeliskiyi farkli boyutlara siçratarak surdurulmesine yol  açmistir ; birincisi, Israil-Hizbullah savasi : Bilindigi gibi, Hizbullah, Iran’in silahli kolu konumundadir, parasini, silahini ve askeri egitimini ondan almistir. Bu bakima, Hizbullah Iran’in lojistik destek sundugu bir örgut degildir, onun dogrudan uzantisi olan  dinci-fasist bir teskilattir. Hizbullah, Iran’in Ortadoguya Akdenizden giris kasidir. Israil ve ABD, bu gerçegi uzun donemden beridir herkesten daha iyi bilmektedirler ve simdi bu durumu, Hizbullah’i elimine etmeye çalismakla, en azindan onun « elini-kolunu » kirarak askeri guçten yoksun birakmakla Iran’in etkisini bosa çikarmayi hedeflemektedirler. Ikincisi, Lubnan’in gelecegine iliskin bir çok bölge ve uluslararasi gucun dogrudan dogruya « çatisma » içinde olmasi : ABD-Ingiltere eksenine « karsi » olan Fransa-Almanya ekseni ve bu iki « kutubun » etrafindaki diger uluslararasi ve bölgelsel guçlerin konumlanislari ve çeliskileri. Israil-Hizbullah savasi, Lubnan’in gelecegine iliskin politikalarin çatisma alani konumunu kazanmistir. Statukocularla, buna karsi olan  guçler çatismaktadirlar. Üçuncusu, butun bir bolgenin yeniden duzenlenmesine iliskin olarak ABD- Iran çatismasidir. Irak’in isgali, Iran ve Suriye’nin izole edilmesi ve bu ulke rejimlerinin istikrarsizlastirilmasi  ABD politikasinin esasini olusturmustur. Ortadoguya yeniden çekiduzen vermenin ön kosulu bu politikanin basarisina baglanmistir, ne var ki ; Iran, ABD’nin bu siyasetine karsi olan en etkili guç durumundadir. Dolayisiyla, bolgede hegemonyaci politika izleyen Iran’in  ABD ile çatismasi anlasilir bir durumdur, yani gerici çikarlar çatismaktadir. Israil-Hizbullah savasini ateslemekle, Suriye ve Iran, birincisi ; uzerlerindeki butun uluslararasi baskiya ragmen bolgede hala istediklerinde Irak’ta, Filistin’de ve Lubnan’da destabilize rol oynayabileceklerini gostermek istediler. Ikincisi ; bu iki rejim, Lubnan savasini fitillemekle ABD ile dogrudan masaya oturmayi planlamislardir ve ayni zamanda soz konusu problemlerin kendileri olmaksizin çozume ulastirilamayacagini Lubnan’in yikimi pahasina duyurmus oldular.Suriye, uluslararasi baskilar neticesinde Lubnan’dan zorla atildi ve o, bunu hazmedememistir. O bakima Suriye’nin hesabi basittir ; Lubnan’da istikrarsizligi ve savasi koruklemekle oraya yeniden donmeyi amaçlamistir. Baas rejimi boylelikle ayni zamanda rahat nefes almak istemistir, tabi savas kendisinide vurmazsa, cunku boyle risk onun için vardir. Iran ise, nukleer tesisleri hava saldirilariyla vurdutmamak için Lubnan’da Hizbullah’i savasa surme gibi  kisa vadeli politikalarini, uzun vadede  bolgesel buyuk bir guç olma politikasina baglayarak hareket etmistir. Bundan dolayi o, uluslararasi guçlerle hem dogrudan çatismamak  ve hemde zaman kazanmak için Filistin-Israil ve Hizbullah-Israil çatismalarini oldukça akkilli bir biçimde  öne surmustur. Geçen sene sonbaharda Iran cumhurbaskani Ahmadinejad’in anti-semid konusmalari ve Israil’e karsi kiskirtmalari hepsi hesapli olmustu. Söylevdeki  saldirganliklar sadece bugunu hazirlamaya yonelikti. Bir çok kisi, Israil’e ve musevilere karsi kullandigi dili onun cehaletine ve politika bilmemezligine bagladilar. Oysaki o, belli bir plan dahilinde hareket ederek kisa vadeli politikalarina zemin olusturmaktaydi. Dikkat edilirse Iran, kendisi sahnenin onune geçmeksizin Afkanistan’da, Filistin’de, Irak’ta ve Lubnan’da uzun vadede ve sabirla olusturarak dayandigi guçleri ön plana surmustur. Boylelikle kendisine savunma kusaklari olusturarak ABD ve diger buyuk uluslararasi guçlerle dogrudan çatismaya girismeksizin nukleer politikasini hayata geçirmenin yoluna bakmistir. Bolgesel guç olamak yolunda, Sunni Islam ve Arap milliyetçileriylede dogrudan çatisma içine girmemistir Iran. O bakima, Iran hiç bir zaman hafife alinmamasi gereken bir guçtur.  Iran, son 25 senede kendisine bir Sii kusagi olusturmustur. Afkanistan’dan Lubnan’a kadar uzanan ve etkisi artan bu yukselmekte olan kusak sayesinde Sunni islama karsi konumunu pekistirmistir. Fakat ne var ki; geleneksek Sunni islam ve Arap milliyetçiligi Iran’in hegemonyaci guç olmasindan son derece rahatsizdirlar. Afganistan’dan Pakistan’a, Irak’tan Lubnan’a kadar  yukselis ve guçlenme içinde olan Sii’lere karsi Sunni islamin karsi çikisi soz konusudur. Kitle katliamlarina kadar varan çatismalar aslinda Iran’in politik etkisini kirmaya yoneliktir ayni zamanda. Simdi sorunu, Kurdistan’in jeopolitigi bakimindan özetlemeye çalisalim. Nukleer silahlara sahip olan bir Iran, Kurdistan ve gelecegi bakimindan  buyuk bir tehdit ve tehlike olacaktir. Kurdistan’i her zaman destabilize etme ve baski altina alma onun için oldukça kolay olacaktir. O halde, Iran’in nukleer silahlara sahip olmasi kesin kes Kurdistan’in çikarlarina aykiridir. Afganistan’dan Lubnan’a kadar Iran’in olusturdugu guçlu bir Sii kusagida  Kurdistan’in çikarlariyla uyusmuyor. Dini sebeplerden dolayi degil -çunku Kurdistan’da etkisi altina alabilecek yogunlukta bir Kurd Sii nufusu yoktur-  Sii kusak Iran’in hegemonyaci emellerini guçlendirmektedir. Butun bunlarin yanisira, gerçegin bir baska yuzu daha vardir; Sunni islam ve Arap milliyetçiligine karsi tamamiyla guçten dusmus bir Iran ve Sii kusagida Kurdistan’in jeopolitik çikarlarina degildir. Surekli bir çatisma ve rekabet içinde olan Sunni ve Sii  islam,  Fars ve Arap milliyetçiliklerinin karsitligi iki kesim arasinda var oldukça Kurdistan ortaya çikan muhtemel durumlardan yararlanabilir. Devlet olmadan önceki tarihlerde bunun belkide kosullari yeterince yoktu, ancak simdi Kurdistan’in konumu farklidir ve jeopolitik çikarlari geregi hareket etme kosullarina sahip olmaktadir. Israil de bunu gormekte ve bu bakima kendisini dogrudan tehdit etmedigi muddetçe Lubnan Hizbullahi’na dokunmamistir. Bu savasla Israil, Hizbullah’in sadece kendisine yonelen guçunu kirmak istemektedir, yoksa onun varligina son vermeye yonelik bir siyaseti yoktur. Bu savas Kurdlerin savasi degildir elbette, ama Kurdistan’in jeopolitik çikarlari, Ortadogunun çurumus statukosuna geri donmeyi amaçlayan butun girisimlere karsi olmak zorundadir. Bu savasi degerlendirmelerde goruldugu gibi bir takim gorusler  hesapsizca Israil’i savunmayi onermektedirler !  Guney Kurdistan’in çikarlari bugun Isaril’in çikarlari ile paralellik gosteriyor diye onun savunmasina soyunmayi dogru gormuyorum. Israil’in çikarlari bugun ayni zamanda Kuzey Kurdistan ulusal kurtulus hareketine karsidir. Israil’in varligi ve yasamasi uzun vadede  Kurdistan’in çikarlarinadir, ancak onun Turk devletiyle olan iliskileri kesinlikle gormezlikten gelinemez ve ulusal kurtulus hareketinin karsisinda durmaktadir. Onun bu politik pozisyonu degismedikçe kuzeyli Kurdler, Apocularin yaptigi gibi Araplarin ve Turklerin yedegine dusmeksizin ihtiyatli olmak zorundadirlar. Kuzey ve guney’in realitesi goz onune alarak iki yonlu dusunmek inceligi gosterildigi taktirde daha dogru politikalar  gelistirilebilir. 30.07.06Mehmet MUFIT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.