Kurdistan’ı Tarihe mi Gömelim...?
Rojhat Badikî
·
31.03.2011 · 2 görüntülenme
Kader mi yoksa Sömürgeci güçlerin Kürt halkının ruhunda-zihninde oluşturduğu ağır tahribatların sonuçları mı ? Her nedense Kurdistan ulusal mücadelesine önderlik edenlerin konumu, tutum ve tavırları özellikle ölümsüz Pêşawa’ nin idamından sonra değişti! Sayın Mam Celal bu konuda tipik bir örnektir. Mam Celal 91 öncesi edindiği alışkanlıkları, Irak devletbaşkanı olmasına rağmen değiştirmiş değildir. Önce Mısır’ın devrik diktatörü Hüsnü Mübarek’ e dayanışma ve destek mesajlarını yayınlamıştı. Şimdi, Qamışlo ve Güney-Batı Kurdistan halkının birinci derecede katliam sorumlusu Beşer Esad’ da destek ve dayanışma mesajlarını yolluyor. Bir zamanlar, Kurdistan ulusal mücadelesinin bir önderi iken, şimdi de engelleyeni pozisyonunda!
Kürt önderliğinin sömürgeci güçler karşısındaki tavır ve konumları masaya yatırılmaya muhtaçtır. Kürt önderliğinin sömürgeci güçler, sömürgeci devlet başkanları karşısındaki, kendini küçük ve muhtaç görme tavırları irdelenilmelidır. Bunun siyasal-politik-ekonomik-psikolojik boyutları açığa çıkarılmaldır ki, dünyanın en haklı davasına sahip olan bir halkın önderi olma sıfatını hak edebilme posizyonuna erişmeldirler. Bu gün itibarı ile Kurdistan halkının önderi olabilme misyonuna sahip bir durum sözkonusu değildır.
Öcalan, Kurdistan’ ın kuzeyinde büyük bir kitleye önderlik etmesine rağmen düşmanın TSK’ nin emir eri, komutanın postacısı işlevini görmektedir. Öcalan, TC’ nin TSK aracılığı ile Kurdistan halkına devletleşmeyi yasaklama, TC’ nin sembol ve değerlerine sahip çıkma ve Misak-ı Milli sınırları içersindeki asimile olmayı dayatmaktadır. Bunu açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. Öcalanın bu denli futursuzca davranmasının nedeni, Kurdistan’ın kuzeyinde, ulusal davanın içinde bulunduğu kaos ve açmazdan kaynaklanmaktadır. Öcalan karşıtlarının, Öcalan’ın söylemlerini red eder gibi görünürken daha farkli kanallarla, Öcalan’ ın savunduğu düşüncelerle aynilaşmaktadırlar. Öcalan’ ın düşüncelerini red eder gibi görünürken, Öcalanın düşüncelerini faklı bir metodlarla savunmaktadır.
Öcalan karşıtlarının sorunu Türkiyecilik-Misak-ı Milli sınırları içersinde, çözüm arayışları kısmi farklılıklar taşısada mentalite ve varılmak istenilen hedef aynidır. Hedef; Güçlü Türkiye’ dır. Buradaki rol ve pozisyon, Kürt siyasetçiliğinden ziyade, Türk siyasetçisi rolu pozisyonundadır. Bir Türk siyasetçisi bile bu denli güçlü bir Türkiye hayal edememektir. Bütün haksiz, insanlık dışı uygulamalara rağmen, Kürt siyasetçilerin büyük çoğunluğu Kurdistan halkının nasıl bir travma geçireceğini umursamadan gizlemeye gerek görmedenTürkiye’ ye olan aşklarını ilan edip Türkiye’ yi ‘’VATAN’’ görmektedirler.
Ermeni asıllı Fransız sanatçı Charles Aznavour bir söyleşide, Ermeni Soykırımının kabul edilmesi için yapacağı çalışmalarda karşılaşabileceği riskler konusunda şunu söylüyordu; ‘’ Bu yolda karşılaşacağım risk yada tehditler, beni yolumdan alıkoyamaz. Ben yeterince yaşadım, geri kalan ömrümü bu yol için harcayacağım’’ diyordu!
Bizde ise nedense genelde Kurdistan siyasi-politik arenasında yıldızı parlayan, legal alanda popüler olan, ömürlerinin son basamaklarına yaklaşanlar, Kurdistanlılığı bir kenara bırakarak, sömürgeci Türk devletinin kapılarında çadır kurup, ömürlerinin geri kalan kısmını Türkiye’ nin birlik ve bütünlüğünü savunmak için AF dileniyor.
Bu halk, düşmanların postalları altında on yıllarca talan edilen, içkenceler uğratılan, bok yedirilen, sürgün edilen, cezaevlerinde çürütülen, tecavüz edilen, inkar edilen, soykırımlara uğratılan Kurdistan halkı bunu hak etmiyor!
Nasıl hak etsin ki?
Bunlar sömürgeci güçlere karşı savaşmasını, nasıl mücadele edilmesini bilmediler ki nasıl barış yapılacağını bilsinler! Barışın hangi şart ve koşullarda, nasıl yapılacağı konusunda bu güne değin kamuoyuna sundukları bir projeleri var mı, teslimiyet projelerinden başka!
Dilerden düşmeyen komik AF sorunu, onur kırıcı bir şekilde talep ediliyor. Sömürgeci güçlerden, tarihler boyu Kurdistan halkına karşı insanlık suçu işleyen af dileniliyor. Suçlular adelet dağıtıcısı olarak lanse edilip af dileniliyor. Ezilen hakların, sömürgeci güçlere karşı verdikleri mücadele, barış-af...vs lerin kimler arasında, nasıl hangi şart ve koşullarda kimlerin gözlemleri altında pazarlık masasına oturduklarından bihaberlerse, 11 Mart 1970 antlaşmasını madde madde okusunlar ! Dünya’ daki gelişmelerden bilgi yoksunlukları varsa, Kurdistan ulusal mücadelesinin tarihini yeniden okuyup, sömürgeci devletlerin kapılarında çadır kurmasınlar!
AKP-ERGENEKON kapılarındaki bireysel beklenti ve tercihlerini Kurdistan halkının talep ve tercihleri olarak sunmasınlar!