Toplumsal çatismalarda ; gerek siniflararasi, gerekse isgalcilerle ezilen ulus arasindaki mücadelede kisa vadeli ve uzun vadeli programlarla hedefe dogru emin adimlarla(nicelden nitelige dogru) gidiliyor. Kuzey Kürdistan`da bugün var olan Savas veya mücadele biçimine nicel refomlardan (dil, Kültür, Kürtlerin varliginin kabulü v.s) nitel bir patlamaya (Ulusal Bagimsizlika) dogru gittigini söyleyebilirmiyiz ? Objektif olarak bakarsak Kürt halki ayaktadir ve kesintisiz mücadelesini sürdürüyor. Bu Mücadele, Bagimsizlik Federasyon veya kaderini nasil tayin edecegi hedefe kadar sürecektir. Bugün varolan önderligin devletle isbirligi içersinde olmasi, mücadeleyi rayindan kisa sürelide olasa saptiracak, yavaslatacak ve asimilasyonu biraz hizlandiracak, ancak hiçbir zaman tam anlamiyla engelemiyecektir.
Son olarak BDP baskani Salahatin Demirtas`in Nese Düzel ile yaptigi söylesiye bir göz atalim :
« Birkaç kez Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na avukatları aracılığıyla mektup gönderdi. “Sizden rica ediyorum... Ortadoğu kaynayacak ve bu işler çok daha başka noktalara gidecek. Kürt sorunu çok daha global hale gelecek. O zaman sorunu çözmek bugün olduğu kadar kolay olmayacak. Lütfen bu işi hızlı çözelim. Biz birlikte yaşamaktan yanayız. Sağ olduğum müddetçe de ben katkı sunmak istiyorum. Çözüm önerilerimizi lütfen ciddiyetle tartışalım” dedi. Öcalan, “bu sorun, Türkiye sınırlarının birliği içinde benimle çözülür” diyordu. “Ama Ortadoğu’da işler bölge savaşlarına kadar giderse, o zaman bu iş seni de aşar, beni de aşar. İşin nereye gideceğini artık hiçbirimiz kestiremeyiz” diye sürekli uyarıyordu. Nitekim şimdi Irak bölünecek mi, bölgede etnik savaş mı, mezhep savaşı mı olacak, İran ne yapacak, kimse kestiremiyor.
Sınırlar yeniden çizilirken, Irak Kürdistanı’yla Suriye Kürdistanı birleşecek mi peki ?
Kısa vadede bunu pek mümkün görmüyorum ama... Irak üçe bölünürse, sınırlar yeniden çizilecek demektir. Suriye’de bir Kürdistan bölgesi resmiyet kazanabilir. Sahip olduğu siyasi statü ve haklar ayrı bir konu ama şu anda zaten İran’da bir Kürdistan eyaleti var. Sonuç olarak neredeyse Iğdır’dan Hatay’a kadar, Türkiye’nin tüm güney sınırları resmî olarak Kürdistan olacak. O zaman işte Türkiye’nin şapkasını önüne koyup “Ben, kendi Kürtlerimle acilen barışayım” demesi lazım ». dedi.
Salahatin Demirtasin`in kendi görüsü tüyler ürpertici, adam hem Türkiye Kürdistan`inda hemde Ortadoguda bir Kürt devletinin kurulmasinda rahatsiz. Oda Apo gibi, Misak-i Milli sinirlari içerinde TC`nin Kürtlere bazi kirintilar vermesi ve sonuçta Kürtlerin sesini susturacak bir çözüm politikasiyla ile devlete akil veriyor. Sayin Demirtas`a sormak lazim :
-
Kürtler adina böyle bir konusma yetkisini kim sana ver ?
-
-
Kürtlerin bagimsiz bir devlet kurmalari seni arkadaslerini neden rahatsiz ediyor.
-
Fasist TC`nin tüm Kürtleri kiskacina alan (özellikle son günlerdeki Suriye Kürdistan`ina karsi açikca düsmanligi) politikasina alet oldugunuzun farkindasmisiniz?
-
-
Sayin Demirtas, isgalci devlete akil vermekten vazgeçik isinize baksaniz daha verimli olursunuz.
Kürtler, Sömürgeci devletlerin kendi aralarindaki olan tüm çeliskileri ve savaslari desteklemeli ve yakin zamanda olacak kürdistan kazanimlari için örgütlü olmalidirlar. Son günlerde, Türkiye`nin, Iran, Suriye ve Irak ile olan çeliskileri bir savasa yol açarsa Kürdistan`in bagimsizligi kaçinilmazdir. Kürtlerde bu savasta zarar görecekler, çünkü savaslar genelikle Kürdistan bölgesinde olacaktir. Kürdistan`da zaten hali hazirda bir savas vardir ve yakip yikiliyor. Türk, Arap ve Fars devletlerini güçten düsürecek ve Kürtleri zafere götürecek bir savasta neden yana olmayalim. Kürdistan’da siyasi, stratejik, örgütsel, mücadelenin yolu Ortadoguda sinirlari degistirecek bir kargasalikla mümkündür. Böyle bir ortamda, kendilerine Kürt partisi diyen aslinda her parçada sömürgecilerle isbirligi içinde olan ve Kürtlere karsi savasan güçlerin sahte yüzlerinide ortaya çikacaktir. Kürtlerin dört parçada, en azindan ortak asgari bir programa sahip olmalari kaçinilmazdir, çünkü Irak federal Kürt federasyonun kaderi bile hala tam belli degil. Sömürgeci devletler ortami bulduklari an oraya saldiracaklardir.
Apo, ipten kurtulmak için yaptigi bütün isbirligine ragmen Kuzey Kürdistan halki mücadeleden vazgeçtiremedi ve vazgeçmeyecek. Yeni *Bavul politikacilarin (Burkay, ekibi ve düsmanin vaatlerine kanip Tükiye`ye dönüs yapan Kürt politikacilari) bu çabalarida Kürdistan`taki mücadeleyi engeleyemez. Burkay Abant toplantisinda Kürdistan sorununu dil sorununa indirgedi. Bir daha eski TIP gelenegine geri döndü. Yarin, „ Dogu ve Güneydoguda“ Kürt dili baski altindadir dese hiç sasirmayalim. Adam yola çiktigi andan itibaren devletle barisik oldugu biliniyordu.
Sadece yakin tarihte, yani 12 Eylül 1980`den bugüne kadar binlerce Kürt ; Cezaevlerinde direnirken, daglarda savasirken, Kuytularda kurulan pusularda, sinirlarda ekmek kazanmak için ticaret yaparken, sehirlerde düpegündüz satirlarla yapilan saldirilarda katledildiler. Binlerce Köy yakildi, Milyonlarca Kürt göç etmek zorunda bakarildi. Amaç, Kürdistan`i insansizlastirmak, Kürdistan`in sinirlarini degistirmek (Kürdistan sinirlarini Malatya sivas mintikasindan, Amed, Bingöl ve Agri`ya) daha iç taraflara çekmek; asimilasyon vasitasiyla Kürtleri Bati`da, yani Türkiye içinde eritmektir.
Simdi basligimiza dönersek,Kürdistan`da Savasmi, Barismi yoksa Teslimiyetmi dayatiliyor? Kürdistan`da her zaman savas olmustur, Kürtler kendi vatanlarini yönetene kadar savasi sürdürecekler.
Baris sorununa gelirsek. Kürtler yüzyillardir barisçildirlar ve bu onlara çok pahaliya malolmustur. Çünkü düsmanlari onlarin bu bariscil yönlerine karsi hep saldiri, talan ve katliamla cevap vermistir. Selçuklu Türklerine Anadolu kapilarini açan biz Kürtler olduk. Mervani Kürt devleti, Bisanslilara karsi, Selçuklulara 20.000 Asker vermekle, ayni zamanda kendi sonunuda imzaladilar. Çünkü Mervani devleti ve birçok Kürt beyligi Selçuklular tarafinda ortadan kardirildilar.Yakin tarihimizde bile 1920`lerde Antep`te, Urfa`da, Maras`ta, Fransizlari kovan, Atatürk`e yardim edip, onlara bir daha Kürdistan`a hakim olmalarini sagliyan yine biz Kürtler olduk. Simdi birçok Kürt ayni biçimde baris siariyla Türklerin isgalini pekistirmek ve Kürtlerin teslimiyetini saglamak için çaba içersindedirler. Hayir! Bizi kölelestirecek bir baris istemiyoruz. Esit sartlarda masaya oturulur, Kürtlerin Ulusal Tayin hakki dahil tüm haklari taninir ve böylece baris yapilir.
*Bavul Politikacilar : Bavul politikacilar Bavul tüccarlarina benzerler. Bavul tüccarlari Vergi vermemek için, ayda bir Türkiye`ye giris yapar, bavularini esya doldurup Avrupa pazarinda satmak için geri dönerler. Bavul politikacilarida Türkiye`den aldiklari vaatlerle (Bu vaatler, Türkiye parlamentosuna milletvekili olarak girme, Rant elde etmek için çantalarini teslimiyet dosyalarini doldurur) Bavularini aldiklari gibi solugu Türkiye`de aliyorlar. Daha sonra devletin vaatleri bosa çikarsa veya baskilar yeniden baslarsa, yine Bavularini toplayip yurtdisina kaçiyorlar.
11.04 2011