BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Firat Dîcle · 21.07.2006 · 2 görüntülenme
Kurdistan’ın Kuzeyinde yeni bir gelenek kökselleşiyor, kökselleşen yeni gelenek eski deyimle ‘’ Kuyrukçuluk’’ siyasal deyimle olay ve gündemi arkadan takip etmek olay ve gündemin peşinden sürüklenmek olarakta yorumlanabilir. Doğal olarak bu durum her olayda olayların peşinden sürüklenen yada iradesini kendi bağımsız tavrı ile ortaya koymayan, iradesini gündemi tespit edenler tarafından harekete geçirilenler olarak olarakta nitelendirebiliriz. Bu gelenek kökleştikçe, her şey sıradan günlük rutin bir olay konumuna gelmektedir. İrade, böyle durumlarda olayları önceden görüp yorumlayıp analiz etme yeteneğini kaybedip, insiyatif sahibi olma, yönlendirme ve yönetme özelliklerini kaybediyor. Bunun için istenilmeyen gelişmelere karşı takınılan tavir, bilinçli ve planlı bir tavir olmanın ötesinde duygusal ve tepkisel bir tavir olmaktan öte geçemiyor. Sömürgeci Türk devleti ve Kurdistan ilişkisi de bu çerçeve içersinde ele alınabilir. Türk devletinin, Güney Kurdistan’a bakış açısı ve takındığı tavır gündeme gelip, Sömürgeci Türk devletinin propağanda ve ajitasyon mekanizmaları harekete geçtiği oranda buna tepki olarak, Kurdistan; özellikle Kurdistan’ın Kuzeyinde paralel oranda bir tepki gelişiyor. Genel mantık açısında bakılıdığında tepki tepkisizlikten daha iyidir denilebilinir ama işin realitesine bakıldığında bu tür gelişmeler yarardan çok zarar verebilecek bir pozisyonda doğurabilir. Bir kere Türk devletinin Kürt ve Kurdistan’a bakış açısı, Kurdistan ulusal davasının kazandığı yada kazanacağı her kazanıma karşı tavrı bilinmektedir. Üstelik, Türk devletinin iki de bir ‘’PKK Kuzey Irak’ta’’ barınmaktadır, ‘’ Kuzey Irak’a’’ Müdehele edeceğiz ‘’ Terör’’ yuvasını dağıtacağız....naraları karşısında gösterilen tepki, sanki Kurdistan’ ın kuzeyi Türk devletinin işgalı altında değilmiş gibi bir izlenimde yansıtmakatdir. PKK’nin son yıllarda, İmralı misafirinin talimatları ile de, neden Kurdistan’ın güneyinde hazır kıta ve Kürt gençlerinin ‘’kurbanlık koyun’’ olarak bekletildiği herkes tarafından beklenilmektedir. Kurdistan’ ın Kuzeyinde Şerefettin Elçi’nin bile Federasyonu tartıştığı bir ortamda, Türkiyelilik-alt-üst kimlik gibi meseleler için Silahlı mücadelenin gerekmediği koşullarda, silahlı güc bulundurmak, gerektiğinde özel hizmetler için kullanmak için tutulmaktan başka bir amacı olamadığı herkes tarafından bilinmektedir, bu konuda hemen hemen herkes hemfikirdir. Kurdistan’ın Kuzeyinde, Sömürgeci Türk devletine karşı başarısız olmanın temel etmenlerinden biri de Kuzey politik arenasinin, olayların yönlendirici olmaktan ziyade yönlendirileni olmasından kaynaklanmaktadır. Olayları analiz edip örgütleyip yönlendiremeleyenler, kaçınılmaz olarak olayların ‘’ kuyrukçusu olmak zorundadırlar. Kurdistan’ın Kuzeyinde bu ‘’makus talih’’ kırılmadığı sürece, Sömürgeci Türk devleti, Kuzey Kurdistan’da istediği şekilde cirit atıp at oynatabileceği gibi, sıyasal, ekonomik, sosyal-politik alandaki başarısızlığını örtmek için sahte kabadayılık rolüne soyunup nara atar. Kendisinden daha kabadayı birini ( Haci Bush’ ın Teksas’lı olduğunu bazen unutuyorlar) bulduklarında bu kezde var mı ikimize yan bakan edasına girerler. Sözün özü, Kurdistan’ın Kuzeyindeki politik arena, Sömürgeci Türk devletinin Kurdistan’ın güneyindeki kazanımlar için tehlike unusuru olmasını istemiyorlarsa, Kurdistan’ ın kuzeyinde Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin çitasini yükseltmek zorundadırlar. Bunun yol ve yöntemi de açık ve nettir; yönlendirilme pozisyonundan çıkıp yönlendirici olma pozisyonuna geçmek esastır. Firat Dîcle
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.