Siyaset

Kürdistan’a Yazılı Güvence Gerekiyor...

Mikail Canpolat · 24.12.2006 · 2 görüntülenme

6 Aralık günü James Baker ve Lee Hamilton 9 ay boyunca Irak’a ilişkin hazırladıkları raporlarını ABD Başkanı George W. Bush’a sunduĝu andan itibaren dünyanın her tarafında bu sözkonusu olan rapora ilişkin tartışmalarda başladı.. Bu rapor Ortadoĝu’daki tüm Arap ve islami ülkeler ve onların yandaşları tarafından olumlu bir şekilde karşılandı... Rapor, Irak savaşı esnasında ABD’ye karşı tavır alan devletlercede olumlu bir şekilde deĝerlendirildi... Bu çevreler, raporu Bush yönetiminin son yıllarda yürütmüş olduĝu politikanın „iflas belgesi“ olduĝunu ve kendilerinin haklı çıktıĝını seslendirmeye başladılar..Çünkü, rapor Berlin Duvarının ve özellikle Saddam kanlı rejiminin yıkılmasından sonra yaşanan tüm gelişmeleri yok saymıştı... Tüm soĝuk savaş boyunca ABD, „reel politika“ ve „istikrar“ adına „demokrasiyi“ ve „insan haklarını“ kurban ederek bir çok kanlı diktatörlüĝü desteklemişti...Doĝu blokunun yıkılmasından sonra ABD demokrasi söylemini daha çok ön plana çıkarmış ve „insani“ gerekçelerle mudahaleleri bayrak etmişti...Baker raporu, yeniden soĝuk savaş dönemine dönüşü öngörüyordu..Amerika’nın son yıllarda Ortadoĝu’ya ilişkin deklere ettiĝi amaçlarının en büyük destekcisi Kürdler oldu..Çünkü, soĝuk savaşın iki tarafı Kürdlere karşı Kürdistanı işgal eden ülkeleri desteklediler ve Kürdleri yok saydılar.. Onların defterinde halklar ve özgürlükler deĝil, devletler ve devlet çıkarları vardı..Her ne kadar ABD’nin „BOP“ projesi açık ve net bir şekilde formüle edilmemişte olsa, (Saddam sonrası Irak ve Kürdistan tecrubesinden sonra) yapılan propaganda da ön görülen deĝişim Kürdlerin saflarında büyük bir sevinç yaratmıştı..BOP’un hedef ülkeleri arasında Kürdistanı işgal eden Suriye ve Iran’ın baş sıralarda yeralmış olmaları bu beklentileri dahada büyütüyordu.Baker raporu, Güney Kürdlerinin yıllardan beri yüzbinlerce şehidin kanı pahasına elde ettikleri tüm kazanımları Irak merkezi hükümetin lehine yok etme projesi olarak ortaya çıktı..Raporu hazırlayan Baker ve diĝer soĝuk savaş kadrolarından daha farklı bir tutum beklemek pek olanaklı deĝildi.. Saddam’ın kanlı rejimi döneminde Kürdlere karşı yapılan Enfal operasyonları ve kimyasal kıyım sırasında, Baker, Saddamı destekledi.. Baker açık bir şekilde Kongre’nin önünde „Saddam tarafından kimyasal silah kullanılmadıĝını“da söylemişti.. Saddam’ın „yapıcı ve güvenlilir“ bir devlet adamı olduĝunu ileri sürende Baker idi. Saddam’a 5 milyar dolar kredinin önünü açan ve Israil’in 10 milyar dolar kredisine veto koyanda oydu... Saddam’ın Kuveyti işgal etmesine göz yuman, „Araplar arası mesele“ olarak lanse edip, yeşil ışık yakan, Hafız Esadı Saddam’a karşı cephe çekmek için salonfähig yapıp Lübnan’a yerleşmesini saĝlayanda Baker idi.. Yani kısacası Peter Galbraith’in dediĝi gibi Baker sadece „Yugoslavya’nın daĝılmasından 4 gün önce“ bu ülkenin yöneticilerine „birlik“ ultumatomu vermekle yanılmadı. O, Hafız Esad, Saddam Hüseyin ve Yaser Arafat konusundada yanıldı.. Baker, Saddam kimyasal silahlarla Kürd soykırımını gerçekleştirdiĝi zaman onun destekçisi oldu..1991 yılında ise Kürdlerin büyük göç trajedisini yaşamasına ve Saddam’ın iktidarda kalmasına ön ayak olanların başında geliyordu.. Çünkü, Baker ve Suudi Arabistan Şeyhleri arasındaki parasal ve karanlık ilişkiler vardı ve hâlâ devam ediyor.. O dönemde Suudiler, zayıf bir Sünni Arap Saddam rejimini Şiilere tercih ediyordu.. Bugün yine bu karanlık ilişkiler Baker’in anti Kürd raporunun hazırlanmasında etkili oldu.Baker ve raporu hazırlayan diĝer komisyon üyeleri, Kürdlerin sırtında Suriye, Iran vb.. ülkelerle yeniden ilişkilerine çeki düzen vermek istiyorlar... Irak’ın daĝılması durumunda Kürdlerin bölge devletleri üzerine olan tehditlerinden söz ediliyor ve onların bunu kavracaklarına inanıyorlar..Kısacası Baker ve Hamilton komisyonu bir yandan Güney Kürdistan’daki kazanımları kaĝıt üzeri yok ederken; diĝer taraftan bölgedeki kanlı rejimleriyle bir ilişki saĝlamak için Kürdleri tehdit olarak kullanmaya çalışıyorlar.Dünyada bu rapora ilişkin en sert ve radikal karşı çıkış Güney Kürdlerinden geldi..Bazıları bu raporu „ 1975 Cezayir“ ihanetine, bazıları ise „ 1991 ihanetine“ ve başkaları ise „1924 Milletler Cemiyetinin Raporuna“ benzeterek tavır aldılar..Kürdistan Başkanı Kek Mesud’un rapora ilişkin olarak yaptıĝı „Bizi hiç bir şekilde bu rapor baĝlamaz“ anabaşlıĝı altındaki açıklaması Kürd halkının ve siyasal oluşumlarının ortak manifestosu oldu... Mam Celal’da Irak Devlet Başkanı olarak „Raporu temelden reddetmesi, (Baker, Mam Celal’ın açıklanması talihsiz olarak deĝerlendi), Kürdistan Parlamentosunun kararı, Mam Celal ve Kek Mesud’un Başkan Bush’a ortak bir mektupla başvurmaları Kürdlerin ortak duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.Tüm bu olumlu tutumlara raĝmen, Kürdler açısından çözüm bulunması gereken sorunlar var..Kürdler, ABD ile birlikte Saddam kanlı rejimine son verdiler. O çatışmalarda ABD’den daha fazla şehit verdiler.. Bu son 4 yıl içinde Kürd liderleriyle ABD devlet yöneticileri arasında bir dizi ikili görüşmeler oldu..Kürdler tüm bu riskleri göze alırken, ABD’den yazılı bir garanti aldılar mı?Sanmıyorum...Çünkü, Baker raporunun ortaya çıkardıĝı gerçeklerden biride budur..Güney Kürdistan’da bir çok çevrede yaşanan huzursuzluĝun kaynaĝında hâlâ bugüne kadar ABD’den yazılı bir güvence alınmamış olması olayı yatıyor.. Telefonlarla verilen güvence ve söylenen güzel lafların hiç bir hukuki deĝeri yoktur...Irak’ın zaten daĝıldıĝı bu ortamda, herkes bir yandan birlik nutukları atarken, diĝer yandan başının çaresine bakıyor..Kürdler, Saddam’a karşı ABD ile ittifak kurarken haklıydılar ve büyük oynadılar.. Ama, büyük oynamanın büyük riskleri var.. Bundan dolayi Kürdler ABD’den yazılı bir devlet güvence istemeliler... Yoksa, Baker veya Makerlerin her çıkışları karşısında „bizi bırakmayın!!“ diye ortaya çıkmak doĝru deĝildir.. Dr. Cemal Nebez’in Kek Mesud’a gönderdiĝi mektupta „Amerika kimsenin babasının dostu deĝildir“ sözü doĝru çıkarsa, bundan en çok zarar görenlerde bugün Kürdistan’da siyaseti yönlendiren kadrolar olacaktır..Bugün nasıl haklı yada haksız herkes onlara destek sunuyorsa, yarın aynı kesimler tersini yapacaklar..Kürdistan’a uluslararası güvence gerekiyor... Bunun ilk ve temel adımı ise ABD dir..

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.