BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 29.04.2006 · 2 görüntülenme
Türk devleti nisan ayı boyunca 250 bin cıvarinda askeri gücünü Kürdistan’ın üç parçasini birleştiren alana yerleştirmiş bulunmaktadır..Türk devletinin bu askeri yığınağı 1514 yılında Osmanlı ve Sefewi Imparatorlukları arasında yapılan Çaldıran savaşına katılan güçlerden de daha fazladır..Çünkü o dönem Osmanlı Ordusu sayısal olarak 200 bin ve Sefewiler ise 27 bin asker alana yığmış durumdaydı...Bugün Türklerin alana seferber ettiği askeri güç o dönem iki devletin Çaldıran’a yığdığı askeri güçten daha fazladır..Türk devletinin Kürdistan’a seferber ettiği bu askeri güçlerin anlamı, sebebi ve hedefleri meselesi konusunda çeşitli çevrelerce tartışmalar yapılmaktadır...Bir kaç makale hariç,Kürd çevreleri tam bir ölüm sessizliğine dalmış durumdalar.. Sanki Türklerin bu askeri harekâtı başka bir gezegende ve belirsiz bir halka karşı yapılmaktadır..Niçin Türkler bu kadar askeri gücü Kürdistan’a yığdı?Güney Kürdistan’i işgal etmek için mi?Hayır... Türklerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1483 ve 1511 kararlariyla resmen „işgalci“ olarak kabul ettiği ABD’nin denetimindeki bir alanı işgal etmeye ne gücü, ne imkanı ve ne de cesareti var... Türk devleti 1991‘den bu yana Güney Kürdistan’da ortaya çıkan de facto Kürd devletini yok etmek için elinde bulunan tüm kozlarını kullandı ve bu hususta başarısız oldu...Çünkü, bolgesel ve uluslararası koşullar Türklerin geçmişte Kuzey Kürdistan’ı ateş ve demirle yönetiği ortamı, Güney’de tekrarlamaya olanak tanımıyordu.. Kürdler hem Güney Kürdistan’da Federal bir yapı içinde ve hemde Bağdat’ta temel siyasal aktörler olarak ortaya çıkmaları da TC’nin bir dizi gizli hesaplarını da boşa çıkardı.... Caferi’nin Ankara ziyareti esnasında Mam Celal’in Cumhurbaşkan olarak yaptığı açıklamalar, Türklerin bu son askeri yığınağına ilişkin Mam Celal, Kek Neçirvan ve Zebari’nin kısa açıklamaları bu yönde değerlendirilmelidir..Ama bilinmesi gereken husus Türk ordu birlikleri yıllardan beri Güney Kürdistan’ın iç kısımlarında konumlanmış durumdadır.. Sayıları bir kaç bin askerde olsa yayıldıkları alan alabildiğine stratejik bir konumdadır... Hatta dağlık alan dışında Bamerni’ye kadar olan kesimi kontrol edebiliyorlardı... Saddam döneminde yapılan Bamerni Askeri hava limanı Türklerin elindeydi..Türk devleti her ne kadar Özgür Kürdistan’ı işgal etme olanağına sahip olmasa da, bugün alana yığdığı askeri güçlerle Güney Kürdistan kazanımlarına karşı bir tehdit ve istikrarsızlık unsuru durumundadır..Ayrıca, Kerkük ve Kürdistan’ın diğer işgal altındaki bölgelerinin geleceği Anayasa’da vurgulandığı gibi 2007 yılının sonuna kadar çözülmesi gerekir... Bu hususta Kürdler, Arap çevreleriyle yeni kurulacak hükümetin programına 58.maddeyi öngörülen süre içinde tatbik edilmesi konusunda anlaştılar... Anti Kürd Türk devleti Kerkük’ün Anavatana dönmesinden rahatsızlar... Erdoğan ve Gül’ün Rice ile olan son görüşmelerinde „Irak küçük Ortadoğu“, „Kerkük küçük Irak“ noktasındaki ısrarcı olmaları ve „Kerkük’ün hiç bir etnik grubun denetine girmemesi gerektiğini“ vurgulamaları Kürdlere karşı düşmanlıklarından kaynaklanıyor.. Türklerin Kerkük’teki ajan örgütlenmesi olan „Türkmen Cephesi“nin son günlerde dahada yaygınlaştırdıgı anti Kürd kampanyaları Türk ordusu tarafından koordine edilmektedir..Türk Odusu Iran’a saldırabilir mi?Bilindiği gibi ABD ve Iran arasındaki sertleşme devam ediyor... ABD yönetimi Irandaki islami rejimini değiştirmak istiyor. ABD’nin Ortadoğ’ya ilişkin geliştirdiği BOP’un hedeflerinin tam başında iran gelmektedir.. Türk devleti baştan itibaren ABD’nin bu planına karşıydı... Irak savaşı sırasında geliştirdiği tutum bu anlayışın sonucuydu... Türk devleti, ABD’nin hedef tahtası haline gelen iran ve Suriye devletleriyle alabildiğine sıkı ilişkileri var...Türk devletinin ister geçmiste Saddam ile olan ilişkiler olsun, ister bugün Iran ve Süriye ile yürütüğü ilişkilerin ana merkezinde Kürd ve Kürdistan sorunu vardır... Bu güçlerin tümü kendi varlıklarını Kürdlerin yokluğu üzerine bina etmişler... Ortadoğu’da var olan statükonun bozulması, Kürdlerin özgürlüğünün yolunu açtığından dolayi bu güçler var güçleriyle statükoyu korumaya çalışıyorlar..Yoksa Türk, Arap ve Fars devletlerinin imkânları olsa birbirlerini bir kaşık suda boğarlar...Türk devleti Irak savaş öncesi, ABD’nin kendilerinden bağımsız Irak’a karşı bir savaşa giremeyeceğini düşünerek bir dizi şart ileri sürmüştü... ABD, Türklerin bu şartların olumlu cevap vermeyince o ünlü 1 Mart tezkeresi olayi ceriyan etti..Ama, ABD Irak’a girdi ve Saddam kanlı rejimi kısa bir süre içinde yerle bir oldu... Türk devleti de Saddam gibi husrana uğradı..Çünkü Kürdler Irak’te tek istikrar unsuru olarak ortaya çıkmayı başardılar ve savaşta ABD’nin yanında ikinci bir güç olarak kendilerini ortaya koydular..Güney Kürdlerinin özgürlüğü Türklerin korkulu ruyası olarak bu son bir kaç yıla tümden damgasını vurdu..Türk devletinin kalbi her ne kadar, iran Eyatullah rejimi için çalıyorsa da, ABD’nin Iran’a saldırması durumunda, Saddam konusunda yaptığı „yanlışlığa“ düşmemek için ABD’yi „Fino köpeği“ gibi takip edebilir..Çünkü Doğu Kürdistan’ın özgürleşmesi beraberinde Kürdistan’ın iki parçasını birleştirmeyi de getirir..Doğu Kürdistan halkı, iran devletine karşı yapılabilecek bir hava saldırısı sonucun da da özgürleşebilir... Böyle bir ihtimal dahi, Türk devletini korkutuyor..Türk devleti, Iran ve Suriye gibi devletlerle ilişkilerini Kürdlerin özgürleşmemesi üzerine bina etmiştir... Yine Türk devleti, Kürdlerin özgürlüğünün yolunu tıkamak için de olsa onları satar..Çaldıran savaşı esnasında Iran şahı şah ismail yaptığı savaş konuşmasında Yavuz Sultan Selim ilişkin „O iktidarı için iki kardeşinin kafasını kesti ve her şeyi yapmaya muktedir biridir“ derken, bir anlamada bu Türk ordusu içinde gecerlidir...çünküikisi de aynı gelenekten geliyor. Başka halkların toprakları üzerine devlet bina edenler, her yerliyi potansiyel düşman ve varlıklarına son verecek unsur olarak görürler..Türk ve iran devletleri elbirliği yapmışçasına, PKK’yi bahane ederek Güney Kürdistan’in dağlık alanlarını bombalıyorlar.. Hemde ABD’nin gözleri önünde.... Türkler ve Farslar bu saldırgan faaliyetlerini Rice ve Ramsfeld’in Irak’ta olduğu bir dönemde yoğunlaştırmaları düşündürücüdür.. Ayrıca bugün basına sızan Pentagon’un Kongre’ye Türkiye „50 adet SLAM-ER tipi havadan yere fırlatılan „akılı füze“ satılması için iznine başvurması da bu son gelişmelere bağlı olarak gündeme geldi.. Sonuç olarak başkalarının niyeti ve çıkarları ne olursa olsun, biz Kürdler kendi ulusal çıkarlarımız temelinde politikalar geliştirmeliyiz... Türk devletinin Doğu-Kuzey ve Güney Kürdistan’ı birleştiren noktaya 250 bin asker yığması Kürd halkının kazanımlarını, geleceğini ve umudunu yok etmek içindir.. Bundan dolayi tüm dünya Kürdleri Türklerin bu girişimini teşhir etmek için kampanyalar geliştirmeliler ve sessizlilerini bozmalılar!!!Yine Kürdler işgalcilere „Kürdistan’a sefer olur, ama zafer olmaz“ gerçeğini göstermeliler...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.