BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Derleyen: Aso Zagrosi · 03.05.2006 · 2 görüntülenme
Birleşik Kürdistan Hükümetinin Savunma Bakanlığı Adayı Şeyh Cafer’den Önemli Açıklamalar..... Güney Kürdistan’da yayınlanan Medya Gazetesinin 2 mayis günü Birleşik Kürdistan Hükümetinin Savunma Bakanlığı adayı Şeyh Cafer’le (YNK) yapmış olduğu söyleşiyi kısaltarak yayınlıyoruz... Şeyh Cafer Medya gazetesine yaptığı açıklamada “Hükümetin birleşmesinin ilk dönemlerinde iki Peşmerge Bakanı olacak ve biz iki bakanlığı birleştirmek, Kürdistan çapında tüm Peşmerge güçlerini Peşmerge bakanlığına bağlamak için çalışacağız” dedi... Kürdistan Peşmerge Güçlerinin birleştirilmesi için mekanizmalara ilişkin olarak Şeyh Cafer: “Şimdiye kadar işe başlamamışız, Peşmerge Bakanlığı oluşturulmamıştır... Peşmerge Bakanlığı oluşturulduktan sonra, Peşmerge Genel Komutanı Sayın Kak Mesud Barzani ve yardımcısı ise Kak Kosret Resul Ali olacak.. O zaman onlarla bir araya geliriz.. Açıktır ki, eski peşmerge ve tecrübeli askeri subaylar gibi uzmanlardan ve kabiliyetli komutanlardan bir komisyon oluşturulacak. Onlar bu mekanizmaları oluşturacak.. Biz de işimizi tamamlamak için acele edeceğiz.. Çünkü bu olay halkımızın çıkarınadır. Korkuyu giderme ve savaş gibi olaylar dan dolayı da............” Biz bir parti için değil, birleşik Kürdistan Hükümeti için birleşik ve modern Peşmerge gücünü oluşturacağız........... Buna ilişkin Anayasa maddesi de vardır.......diyerek cevapladı.. Medya gazetesin Cewad Maliki ve Sistani’nin milisleri Irak Ordusuna katma yönündeki açıklamalarının ne ölçüde Peşmergeleri ilgilendirdiği sorusuna da Şeyh Cafer: “Biz de milislerin kalmasını istemiyoruz.. Irak’ta asayışın olmayayışı ve huzurun ortadan kalkmasının esas nedeni milislerdir.. Ama, Milis kimdir? Acaba diktatörlük döneminde var olan ve diktatörlüğe karşı mücadele eden güç milismıdır? Acaba milis güçleri mi özgürlük, demokrasi ve bağımsızlığı talep ettiler? Yoksa tüm gelişmelerden sonra oluşan, hiç iyi bir rolleri olmayan, iktidara ve Saddam rejimine karşı hiç bir zaman durmayayanlar mı milis? Soru buradan başlıyor. Bunlar farklı iki şeydir. Bazı güçler yeni oluştu.. Bazılarıda bu gelişmelerden önce oluşmuşlardı.. Fakat hiç biri direniş alanında değildi... Hepsi sınırların dışındaydı. Evet bunların hepsi milistirler.. Bu milislerin oluşumu ve ortaya çıkışının nedeni güçlü bir merkezi hükümetin olmayışıydı. Her parti ve güç silahlı güçlerini oluşturdu ve bu ortamda emniyet ve asayış ortadan kaldırıldı. Bu güçlerin dağıtılması gerekir. Yalnız ca orada Irak Ordusu, polis ve iç güvenlik güçleri olmalıdır ki Irak husura doğru gidebilsin.. Peşmerge Güçleri, mücadele ve kurban veren bir tarihe sahiptir.. 1961’den beri işgalci hükümete karşı mücadele etmişler. Var olan iktidarların hiç biri Irak halkını temsil etmiyordu.. Hepsi askeri darbeler kanalıyla iktidar koltuğuna oturmuşlardı.. Eski de bizim şiarımız ‘Irak’a demokrasi, Kürdistan’a otonomi’ idi.. Bugün durum değişmiştir.. Eğer biraz geçmişe dönersek, bugün açıklamalardan bulunan ve çağrı yapanlar eskide Kürdistan’daydılar.. Biz kendilerine yardımcı olduk, kendilerine Irak opozisyonu olarak koruduk ve savunduk... O zaman onların hiç bir güçleri yoktu.. Yalnızca bazı büroları vardı, onlarıda biz koruyorduk.... “ Bizim Irak’ın özgürleşmesinde önemli bir rolumuz vardı, terörizme ve Ensar El İslam’a karşı mücadelede rolumuz vardı ve o dönem Amerika ve İngiltere inanarak bize Peşmergeler milis değiller dediler. Ayrıca Peşmerge Güçlerini örgütlü, düzenli ve kurtuluşçu bir güç olduğundan dolayı mütefik güçlerinin bir parçası oldular..Bugün açıklamalarda bulunanlar Peşmerge Güçlerinin kahramanlık gösterdiklerini ve kendilerinin arkasında olduğu yönündeki açıklamarını unutmuşa benziyorlar.. Başbakan’dan diğerlerine kadar herkes buradaydı ve biz kendilerini savunduk.. Bundan dolayı, Kürdistan siyasal önderliği, Sayın Mam Celal ve Sayın Kak Mesud onların cevaplarını verdiler ve ‘Peşmergelerin Milis olmadığını’ söylediler...” diye ekledi.. Ayrıca Medya Gazetesi ya Amerika Peşmergelerin milis olduğunu söylerse yönündeki sorusuna Şeyh Cafer: “Ben Amerika’nın Peşmerge Güçlerini milis olarak göreceğini ve adlandıracağını sanmıyorum. Öyle görünüyor ki, Amerika’da Peşmerge Güçlerinin partilere bağlı kalmamasını ve daha örgütlü bir şekilde birleşik Kürdistan Hükümetine bağlı olmasını istiyor..” Medya Gazetesinin Kerkük’ün Kürdlerin eline geçmesini engellemek bahanesiyle Sadr’a bağlı Mehdi Ordusunun 240 milisi ve Bedr güçleri Kerkük’e gelmiş.. Peşmergeleri Kerkük gönderme çabası oldumu? Siz niye cesaretlendirici bir açıklamada bulunmadınız yönündeki sorusuna da Şeyh Cafer: “Açıktır ki Kürdistan Peşmerge güçleri ve başka ordular karar sahibi değiller. Tüm ordular siyasi kararları yerine getirirler. Biz Kürdistan siyasal önderliğinin kararlarını her zaman ve her yer de yerine getiriyoruz. Biz kendi başımıza açıklama yapmaz ve bazı şeyleri söyleyemeyiz.. Kürdistan siyasal önderliği Mehdi Ordusunun gelişine karşı tavrını açıkladı. Onların görüşmeler kanalıyla geri dönmesi için görüşmeler yapıyor. Çünkü savaş Irak’ın ve özellikle kürdlerin çıkarına değildir. Fakat buna rağmen Peşmerge Güçlerimiz hem Hewlêr’de ve hemde Suleymaniye’de iyi örgütlüdür ve eskisi gibi ülkeyi savunmak ve gelen saldırıları püskürtmek için hazırdır. Fakat eskiye göre daha iyi silahlarla, daha iyi imkanlarla ve daha inançlı bir şekilde... Biz Kürdistan siyasal önderliğinin emirlerini yerine getirmek için her zaman hazırız.. Kürdistan siyasal önderliği uzak görüşlüdür. Bize göre onların ömürleri kısadır.. Belki bir yıl kalabilirler. Ama sonunda gitmek zorundalar.. Bize göre Irak Ordusu ve Çokuluslu Güçler onları dağıtırlar.. Bizim kendimizi bölgede olan savaşa ve sorunlara katmamız gerekmiyor.. Eğer gerekirse Peşmerge Güçleri eskiden daha iyi tüm işlere hazırdır.. “ dedi.. Medya gazetesi deniliyor ki, bu güçler 58.maddenin tatbik edilmesini engellemek için alana gelmişler bazındaki sorusuna Şeyh Cafer: “Bizim geçmişte Irak Hükümetleriyle yaptığımız görüşmeler Kerkük meselesinde tıkandılar. Kerkük halkı büyük kurbanlar verdi.. 58.maddenin uygulanması gerekir.. Bunun için çok iş lazım.. Eğer bu iş kuvvet gerektirirse neye mal olursa olsun onu da yaparız.. Kerkük Kürdistani bir şehirdir. Onların yaptıkları su üstünde yüzen köpüktür. Eğer biz direnirsek, lakayit davranmasak, birlik halinde olsak, gerçekten birleşik hükümet isek bu alanların hepsini alırız.. Türkiye’de, İran’da ve Suriye’de de bu işleri Kürdistan bölgelerine karşı yapmışlar.. Fakat hepsi Kürdistan’a geri dönecektir. Koşullarda uygundur.. Eğer biz birliğimizi güçlendirirsek, kendimiz savunmak için , Kürdistan’a ait olanın Kürdistan’a dönmesi yönünde imkanlarımız daha iyi olur.” İran devletinin Güney Kürdistan sınırına asker yığması, uçak, katuşa ve toplarla saldırıp iki kilo metre Güney Kürdistan’a girmesine ilişkin soruya Şeyh Cafer: “ Biz sınırlarımıza saldırı yapan dış güçlere , kaos ve savaş ortamı yaratan çevre devletlerin, askeri güçlerini bizim topraklarımıza getiren çevrelerin yaptıklarını doğru bulmuyor ve buna karşıyız.. Gerçekten de İran’ın bugün güçlerini getirip karşı savaşmak istediği PKK denilen güce, eskide İran bize karşı onları güçlendirdi.. Eski de İran Qendil bölgesinde Peşmerge Güçlerine karşı savaşması için ve bölgede sorun yaratmak için PKK’yi destekliyordu PKK’nin Qendil’de olan güçleri, eğer İran’ın desteği olmamış olsaydı Qendil’de olamazlardı.. Bugün İran içeri geliyor ve ordu yığıyor. Gerçekten nasıl bir siyaset olduğunu anlamıyorum.. Bu güçlerin tek bir amaçları var: Kürdistan Bölgesinin emniyet ve asayışını ortadan kaldırmaktır. Tekrar ediyorum, biz Peşmerge güçleri olarak biz Kürdistan topraklarına yapılan her türlü saldırıya ve bölgemizdeki güvenlik ve asayışı yok edebilecek her türlü savaşa karşıyız. Sınırımızı ihlal eden hiç kimseyi kabul etmeyiz..” Türkiye’nin Güney Kürdistan sınırına asker yığması meselesine ilişkin soruya da Şeyh Cafer: “ Bizim sınırlarımızı ihlal eden ister Türk, ister Arap ve isterse Fars veya arkalarından başka biri olsa olsun bizi rahatsız ediyor.. PKK’nin veya başkaları bizim için sorundur. Bugün bölgede karışıklık var. PKK yalınca Kürdistan’da yok, başka bir çok yerde var.. Medya gazetesi Türk askerinin Güney Kürdistan’a girmesi durumunda ne yapılması gerekir yönünde Şeyh Cafer’nin kişisel düşüncesine baş vuruyor ve Şeyh Cafer şöyle diyor: “Ülkemizin içlerine giren her ordu Kürdistan Bölge sınırlarını ve Irak’ın sınırlarını ihlal ediyor. Hem merkezi ve hem de bizim hükümetimizin tavrı olmalı. Bu tavır, nota, rahatsızlık veya kuvvet bazında olabilir. Yapabileceğini yapmalıdır. Merkezi hükümetin tavrı açık ve net olmalıdır. Kişi olarak Kürdistan sınırlarını ihlal eden kişi, taraf ve hatta merkezi hükümette olsa, elimden gelirse ayaklarını keserim” diye ekliyor. Not: Bu söyleşiyi Medya gazetesinden kısaltarak çevirdim.. Bundan dolayı okuyuculardan özür dilerim..Aso
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.