Siyaset

Kürdistan niçin parçalandı ve neden çok aktörlü bir işgal altındadır?

Kenan Fani Doðan · 29.01.2007 · 2 görüntülenme

 Günümüzün kürt milleti 40 milyonluk nüfusuyla sadece Ortadoğu'nun değil,  dünyanın kalabalık nüfuslu milletleri arasındadır. İlaveten kürtler, bugün  sahip oldukları nüfus oranıyla farslardan, türklerden, ermenilerden, Suriye  ve Irak devletlerinin siyasi sınırları içerisinde yaşayan araplardan sayıca  fazladırlar.  Diğer toplumlarla ilişkileri, tarih boyunca sahip oldukları devletlerin  müşterek yaşadıkları coğrafyada yaşayan diğer halklara yaklaşımı ölçüt  alındığında görülür ki günümüzün egemen milletleri konumundaki türkler,  araplar, ermeniler ve farslar, sayıca oldukları kadar, günümüze kadar  ulaşabildikleri sivilizasyon düzeyi bakımından da kürtlerin gerisindedirler.  Kürtler, ülkelerini işgal altında bulunduran farklı milletler ve devletler  içerisinde kendilerini kendi milli kimlikleriyle değil, muhatap oldukları  sömürgeci devletlerin, dolayısıyla egemen milletlerin kimlikleriyle ifade  etsinler ve de kendi birlik taleplerinden ve bağımsızlık çabalarından  koparak egemen milletlerin diğer milletlerle çekişmelerinde 'tüfek eti'  olsunlar, kendileri için bağımsızlık ve demokrasi istemek yerine ayrı-ayrı  hapsolundukları her parçada üzerlerine soykırımcı olarak salınanların  "demokrasilerini yükseltsinler" diye ülkeleri parçalandı ve esir millet  konumuna düşürüldüler.  Direnişçi ve özgürlüğüne tutkun bir milleti tasfiye etmenin başkaca yolunu  bulamayanlar kısaca özetlediğimiz "kaderi" kürtlere dayattılar. Kürtler ve  Kürdistan hafızalardan silinmediği sürece sahip olduğu zenginliklerin gaspı  gerçekleşmeyecek ve sözkonsu gaspın failleri gayrimeşru eylemlerine hukuki  bir veçhe kazandıramayacaklardı. Mülkiyetin başkaları tarafından kontrolü ve  giderek el değiştirmesi için varolan sahibinin bir şekilde tüzel  varlığından, dolayısıyla kimliğinden edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan  kürtlerin tarihi, bir mülkün sahiplerinin soykırımlar, tehcirler ve  asimilasyonla bitirilerek, istenilen kalıba uydurulmuş milli vasıftan yoksun  kalabalıkların egemen uluslara adaptasyonu sağlanmak suretiyle mülklerinin  başkalarının sahipliğine zorla geçirilmesinin tarihidir.  İşte yukarda açıkladığımız nedenlerledir ki kürt milletinin her bireyi kendi  milli ve demokratik haklarını savunmazdan önce sömürgecilerin demokrasi  değirmenine su taşımakla mükellef tutulmaktadır. Her kürdün bulunduğu  parçada kölesi durumunda görüldüğü egemen milletle birlikte yaşamasının  kadınlara telak-ı selasiye ile vazolunan mutlak bağımlılık düzeyinde şart  koşulmasının hikmeti budur. Enerjileri farklı alanlardaki mücadelelere  yedeklenerek kürtlerin kendileri için güç biriktirmeleri, güçlerini  birleştirerek kendi kurtuluşlarına yöneltmeleri, günümüzde egemen  milletlerin devlet kontrollü demokrasi aldatmacası aracılığıyla engellenmeye  çalışılmaktadır. Böylece kürtlerin kendi mücadelelerini üzerine inşa  edebilecekleri güç ve alanın hacmi daralmakta, Kürdistan'ın kurtuluşu  ertelenmiş olmaktadır.  İran'da dinci fanatizmin cezmine tutulmuş farslar için islami destek,  Türkiye'de gırtlağına kadar çeteciliğe ve ırkçılığa batmış türkler için  demokrasi dayanağı, Irak ve Suriye'de usaresini mezhepten alan arap  çapulcularına rejim çomağı, Ermenistan'da, cellatları türkler ve farslarla  mazlumlara karşı soykırım örgütlemiş hristiyan intikamcıları için günah  keçisi olmak..  Ve bütün bunların hepsi kürtlerin ödevi, kürtler bu rejimlerin hepsiyle  kardeşliği savunmak ve otonomi yada federasyon nikahıyla metresleri olmayı  kabullenmek zorunda. Boşanmak şeriata aykırı. Metres statüsüna tutunmak  ilericilik diye sunuluyor. Barış, demokrasi, kardeşlik adı altında  kürtlerden beklenen itaat ve sömrürgeci yönetimler aracılığıyla ilişkili  oldukları halklara bağlı kalmaları nasihatinin özü budur. Oysa ki kardeş  dediğimiz, tüfek eti olduğumuz, birlikte "yurt" savunmasına katıldığımız  milletlerle bizi birbirimize bağlayan yegane "bağ" kanlı cenderesinde  bulunduğumuz sömürge yönetimleridir. Aramızda soykırım, tehcir, asimilasyon  ve inkar dışında hiç bir bağ yoktur, anılan milletlerle hiçbir müştereğimiz  yoktur. Bu durumda kardeşlik teraneleri safsata olmaktan başka hiçbir anlam  taşımamaktadır.  Eskiden, 'Sovyet desteği olmazsa kürtlerin kurtuluşu imkansızdır, kürtlerin  kurtuluşu sosyalizmle mümkündür' denilerek, önce kürtlerin kendi güçlerine  güvenmemeleri telkin ediliyor, siyasi örgütleri ve enerjileri sosyalizm için  mücadeleye yönlendiriliyor, sonra Kürdistan'ın kurtuluşu sosyalizme  endeksleniyor ve erteleniyordu. Ertelemek ne kelime resmen inkar  geliniyordu. Artık sosyalizm kelimesinin yerine demokrasi ikame edilir oldu.  Sosyalist bir federasyon yerine demokratik federasyon telaffuz ediliyor.  Kürtlerin kendine güvensizliği aynı dozda dillendiriliyor. Açık inkara,  kölelik mecburiyetlerinin itirazsız ifa edilmesi beklentisine berdevam..  Federasyonculuk, kürtlerin kendi milli mücadelelerinden koparılarak  siyaseten egemen ulusa entegrasyonunun siyasi formülasyonudur. Geleceğin  sömürgeciliği bu temel üzerine inşa edilmeye çalışılıyor. Kürtlerin  başkalarının rejim yada demokrasi mücadelelerine koşumlanması kendileri için  demokrasi ve tabiiki devlet kurma çabalarından feragat etmeleri anlamına  gelir. Egemen ulusun siyasi rejimini kurtarmaya yönelik demokrasi aksiyonuna  hapsedilmek istenmesi kürtlerin kendileri için siyaset yapamayacaklarını  bilinçaltına işlemekle eşanlamlıdır. Toprakları parçalanmış, fiziki  ayrılıklara icbar edilmiş bir milletin düşünce yetisinin, ulusal belleğinin  parçalanması, giderek kürtlerin kendileri için düşünemez hale getirilmeleri  Kürdistan'ın işgalinden daha tehlikeli sonuçlara yol açacak gelişmeleri  işaret ediyor.  İslam, sosyalizm yada demokrasi uğruna verildiği söylenen mücadele ile bu  alanlarda harcanmak istenen kürt enerjisi esasen işlevsel olabileceği kendi  sorumluluk alanına, yani Kürdistan'ın bağımsızlığı için çabalara  yönlendirilmediği, sömürgecilerin kendi çıkarları gereği kölece bir yorumla  kürtlere dayattığı kavramlar tersinden okunup kürt gibi tefsir edilmediği,  anılan kavramlar Kürdistan'ın koşulları ve kürtlerin çıkarları açısından  yorumlanmadığı sürece milletimiz adına iş görmekten uzak olup aleyhimize  işlemeye namzettirler. Ülkemiz, siyasi birliğimiz, milli hafızamız bu  sonucun kotarılması için parçalanmıştır ve bölüp güçsüzleştirme eylemine  gerek yabancılar tarafından ve gerekse yerli ellerin işbirliği aracılığıyla  devam olunuyor.  Aksini düşünenlerin, 'Kürdistan niçin parçalandı ve neden çok aktörlü bir  işgal altındadır' sorusuna cevap bulmaları gerekiyor.  29 Ocak 2007  Kenan Fani Doğan

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.