BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Abdullah Saydýn · 01.07.2006 · 1 görüntülenme
KÜRDİSTAN İÇİN FEDERASYON İSTEYENLERBAĞIMSIZLIK ÇİZGİSİNE ENGEL OLMAMALI/Milletlerarası sömürge Kürdistan için federasyon modelini uygun gören bazı siyasi çevrelerin ve kimi aydınların ortaya konulan gerçekler karşısında sığındıkları liman teorik anlamda artık kendilerini koruyamıyor. Recep Maraşlının kendine has bir uslupla ortaya koyduğu cevap Bekir Derindereyi tatmin etmemiş olacakki yanlış duruşunu başka yanlışlar ekleyerek savunmya çalışmıştır. Amacım Maraşlının Avukatlığı değildir; burada daha farklı bir mecrada kendi düşüncelerımı ifade edeceğım. Kaldiki peşın söylemekte yarar var kimsenın avukatada ihtiyacı yoktur ve söylenenlerın tekrarının anlamsızlığınada umarım düşmeyiz. Ayrıca yararlı bulduğum bu tartışmaya katkıda bulunabiliyorsam sevineceğim. Bilim adamı yada Aydın misyonu bildiğim kadariyle politikacı misyonu ile ayni değildir. Bilim adamı gördüğünü, bilineni veya bilinmesi gerekeni olduğu gibi ortaya koyar. Birilerilerinin hoşuna gitsin diye bir derdi yoktur. Siyasetle uğraşanların veya siyaset biliminin stratejik mevzileri vardır; azami- asgari programları müvacehesinde yapılanlacakların sıralamasında sürece denk düşen söylem tarzının bilim çevrelerınce farklı algılanması söz konusudur. Tabiki butun bunlar siyasetçinin yalancı veya tutarsız olmasını gerektırmeyen gerçekleridir. Fransızların çok ünlü asker ve siyaset adamı de Gaule nın farklı dönemlerde söylenen 3 sözü birbirini tutmaz. Cezayir Milli Kurtuluş Mücadelesinin ilk yıllarında ‘Cezayır içerde de dışarıdada Fransa tarafından temsil edilecektır’ der. Mücadelenın ileri aşamalarında Fransanın önemli kayıpları ve Cezayirlilerın zaferleri söz konusu iken ‘Cezayir içerde Cezayirliler tarafından, dışarıda ise Fransızlar tarafından idare edilecektır’ der. Fransanın yenilgisi belli oluncada ‘Cezayir bundan sonra İÇERDEDE DIŞARDADA Cezayirliler tarafından idare edilecektır’ der. Burada tarihe düşen görev sömürgeciliği yargılamaktır. Bu dönemlerın hangisinde mücadele dursaydı deGaule nın o sözü o aşamada geçerli olacaktı. Kaldiki Kürdistanlı siyaset adamlarıncada artık kabul edilmemesi gereken Kürdistan için federasyon teorilerini bilimsel tahliller olarak sunmanında kimseye yararı yoktur. Federasyonu bağımsızlığa doğru giden yolda bir ara liman yada bir mola yeri gibi görenler niyetlerini gizleyemiyorlar. Sömürgecilerimizin bu tür formüllere karnı toktur, inandıramazsınız; boş nefes tüketırsınız. En küçük kültürel hakkın bile zora dayanmadan alınamayacağını artık net olarak bildiğimiz Ortadoğunun Türk-Arap ve Farısi lerden oluşan zorbaları öyle istemekle kimseye Federasyon vb. statüleride vermezler. Bağımsızlığın dışında hiçbir hakkı Kürdlere yakıştırmayan bu tarihi zorbaların keşke zordan başka anladıkları farklı yöntemlerde olsaydı. Bekir Derindere Federasyon istedikleri için Bağımsızlıkçı çizgide duranların kendilerini ‘TC nın işbirlikçisi’ olarak niteledıklerını söylemesı abartı gibi geldi. Bırakın Federasyonu Kürd dili veya Kültürü ile ilgili birtakım haklar bile talep etmenın bir bedel gerektırdığı ortamda bu girişimin fedakarlığına soyunanları saygı ile karşılamak hatta birlikte olmanın zorunluluğuna inanmak gerekır. Hangi gafilin Federasyon istemi ile mücadelenın içinde olanları işbirlikçilikle suçladığını bilmiyorum; böyle bir suçlamaya muhatap çıkmıyorsa sevinmek lazım ancak alınganlık gösteren arkadaşın yazdıklarını tekrar gözden geçırmesındede yarar var. Aynı şeylerin tam tersini düşünelım. Siz hiç partisinin kuruluş aşamasında ‘ben her türlu siyasetle ve her türlü etnik yada dini kimlikle bir arada olurum ancak Kürdistana Bağımsızlık isteyenle asla bir arada olmam diyen Kürd siyasetçi gördünüzmü; o halde yaşadıklarımı söylüyorum ispatı çok kolay. Defalarca legal siyasi parti kurmuş ‘Apocular dağılırken’ bu alanı boş bırakmayayım diye iştahi kabarmış siyasetçilerımızden birisinin davetine katıldım; birkaç toplantı kendilerini dinledim. Birçok siyasi çevre gibi Federasyondan bahsetmesini geçmişine göre ileri bir adım olarak değerlendiriyor seviniyordum. Birkaç gün önce ‘kuracağımız partide Bağımsız Kürdistan’ dan bahsedilmeyecek böyle şeylere inananlar gitsinler başka partiler kursunlar, bizimle bir arada olmalarına müsaade etmeyeceğız. Nedenlerini israrla sorduğumda ‘yasalar karşısındaki duruşumuz ve gerçeklığimiz önünde engel teşkil eden düşünce’ olarak değerlendiriyordu. Arkasındanda bu düşüncenın karşısında yer almayacağını belirtiyordu. Mevlana dergahı gibi herkesi buyur ederken bağımsızlıkçı çizgiye karşı fiili tavır alacaksın bu ne kadar yurtseverlıktır. Keşke düşüncelerımı dıştalamasaydı ve fiili durumla karşı koymasaydı düşüncelerını benımsememekle birlikte elımden gelen katkıyı sunmaya çalışacaktım. Görüldüğü gibi hemen hemen birçok platformda dıştalananlar, küçümsenenler bağımsızlıkçı çizgiyi benımseyenlerdır. Yukardan bakarken ‘sanki birileri bağımsızlık verdide almadıkmı’ derken birlikte aynı kazanda piştiğimizi unutuyorlar. Bazen pratikte şunlarda karşımıza çıkabilir kısmi haklar peşınde koşanlar öylesine büyük bir efor sarfederlerki rüzgarlarına dayanamayan bağımsızlık yanlıları kendilerini onların yanında bulabilirler. Bu onların doğruluğu anlamına gelmez beklide iyi çalıştıklarının anlamına gelebilir. Tabiki terside mümkündür. Farklı düşünceler birbirlerının tekerıne çomak sokmadan alacakları yol zorlukları ile önlerınde duruyor. Sömürgecilerın tahtından bir çivi bile sökmek değerliyken kimse neden Federasyonla uğraşıyorsun diyemez. Kopuşu yaşamayanların teorileri süreç içinde hayat bulmayacağını bilenler stratejilerini uzun vadeli hedefler üzerınden kurmaları gerekır. 01.07.2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.