BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
NEWROZ COM ÇALIÞANLARI · 30.12.2006 · 2 görüntülenme
Biz Kürdler olarak bir yılı daha en yoĝun bir şekilde yaşıyarak geride bıraktık..Bu yılda Güney Kürdleri ve Güney Kürdistan’da elde edilen Raperin kazanımları tüm dünya Kürdlerinin gündemine belirledi ve adeta kıbleleri oldu..Kürd dünyası, de facto devlet olan ve Anayasa’ya raĝmen halen baĝımsızlıĝını koruyan Güney Kürdistan siyasal yapılanmasını hesaba katmadan ve onun zararına olabilecek hiç bir girişimde bulunmuyorlar..Güney Kürdistan, yıllardan beri oluşturduĝu ulusal kurumlarla siyasal, kültürel ve dilsel alanlarda tüm Kürdlere önderlik ettiĝi açık bir gerçek olarak ortada dururken, son yıllarda ekonomik avantajlarıyla diĝer parçalardaki Kürdlerin ilgi alanı oldu...Bugün Güney Kürdistan siyasal yapıları bir dizi handikaplarına raĝmen Kürd ulusal davasının tartışmaz motoru durumundalar...Tüm Kürd dünyası, hayallerini, umutlarını ve rüyalarını Güney Kürdlerine, onların önderliĝine ve atacakları adımlara endekslemiş durumlar..Bu durum, ulusal dayanışma bazında Güney Kürdlerine bir avantaj saĝlamasına raĝmen, ama onların Arap, Türk ve Fars bermuda şeytan üçgeninde gemilerini yalnız sürme ve kurtarmada korkunç bir dezavantaj saĝlamaktadır...Çünkü, Özgür Kürdistan hâlâ tüm Arap ve Islam çevrelerinde başı kesilmesi gereken bir çıban başı olarak görülüyor, geliştirdiĝi özgürlükçü, laik ve demokratik sistemiyle bölgedeki tüm statükocu güçlerinin korkulu rüyası durumundadır.Yaşadıĝımız bölge düşünüldüĝü zaman, 2006 yılı bir anlamda, Güney Kürdistan devletiyle, Kürd ve Kürdistan düşmanları olan güçler arasında, siyasi, askeri ve diplomatik savaş yılı oldu...Güney Kürdistanlılar, bölgesel ve uluslararası koşulların dayatmasıyla birlikte, Irak Araplarıyla „federal bir yapı temelinde“ zorunlu bir birliĝe gitmek mecburiyetiyle karşı karşıya kaldılar..Bu zorunlu birlik olayında Güney Kürdleri, Peşmerge Güçlerinin Kürdistan savunma güçleri olarak korunmasını, Kürdistan Parlamantosu, Hükümeti, Başkanlıĝı vb ulusal kurumların devamını, Kürdistan yeraltı ve yerüstü kaynakları üzerinde Kürdistan hükümetinin kontrol hakkını ve Kürdistan topraklarının %40‘ını teşkil eden Kerkük ve diĝer işgal altındaki yerleşim birimlerinin Anayasa’nın 140.maddesine göre anavatana geri dönmesini kırmızı çizgileri olarak tespit ettiler..Geçtiĝimiz yıl boyunca Kürdler, yukarıda sözünü ettiĝimiz hususların Anayasa çerçevesinde tatbik edilmesi için büyük çabalar içine girdiler.. Ama, hâlâ Peşmergelerin Irak merkezi hükümetiyle olan ilişkileri, Kürdistan yeraltı kaynakları üzerindeki inisiyatif vb.. meselelerde görüşmeler sürüyor.. Kerkük sorununda ise hâlâ ciddi bir adım atılmış deĝildir. Irak Parlamentosu 17 Haziran 2006 da Kerkük ve diĝer bölgelerin durumunu Anayasa’ya göre normalleştirmek için bir komisyon oluşturdu.. Fakat, söz konusu olan komisyon, 3 büro oluşmanın dışında hiç bir şey yapmadı..Anayasa’ya göre Kerkük meselesi, durumun normalleştirilmesi, nufüs sayımı ve referandum olmak üzere 3 aşamada ve 2007 yılının Aralıĝına kadar bir çözüme kavuşturulması gerekir..Bir anlamda Araplar 2006 yılı boyunca Kürdleri oyalamaya ve zaman kazanmaya çalıştılar..Ama, 2006 yılında Irak’ta Sünni ve Şii Araplar arasındaki iç savaş dahada derinleşmeye başladı.. Bir devlet içinde federal bazda bir arada yaşama imkan ve koşulları gün geçtikçe dahada zayıflamaya başladı.. Bu reel durum ister istemez Kürdistan yurtseverleri arasında gönülü olmayan ve „zorunluluktan“ kaynaklanan birlikten kurtulma umutlarını daha da ön plana çıkardı... Bundan dolayidır ki, Kürdistan Anayasasının onaylanması ertelendi.Ama, Kürd ve Kürdistan düşmanları boş durmuyorlar.. Türk, Arap ve Fars devletleri tüm imkânlarını seferber ederek Güney Kürdistan’da halkımızın yüz binlerde şehidin kanı pahasına elde ettiĝi kazanımları yok etmeyi ve bu olmasa var olan kazanıları budamaya çırmınıyorlar..Ortadoĝunun tüm statükocu güçleri ve özellikle Kürdistanı sömürgeleştiren güçler, Irak’daki dengelerin demokratik ve özgürlükçü güçlerin ve özellikle Özgür Kürdistan’ın aleyhine dönüştürülmesi için yoĝun bir çaba içindeler.. Bu güçler, bir yandan Irak’taki iç savaşı derinleştirerek ABD’nin Bölge’ye ilişkin tasarladıĝı planın başarısızlıĝa uĝramasına çalışırken, diĝer yandan zayıf ve Saddamsız eski Irakı yeniden tesis etme rüyasını görüyorlar..Irak’ta derinleşen iç savaşa bir çözüm bulma ve alanda bir durum tespiti yaparak ve çözüm önerilerini sunma amacıyla oluşturulan komisyonlardan biri Baker ve Hamilton Komisyonuydu.. Bu Komisyon 6 Aralık günü ABD Başkanı Bush’a sunduĝu rapor Türkiye, Suriye, Iran ve Suudi Arabistan perspektifiyle kaleme alınmış ve „Kürdlere ihanet belgesi“ olarak tarihe geçecek bir girişimin ürünüydü.. Kürdistan halkı adına Kürdistan Başkanı, Kürdistan Parlamentosu ve Federal Irak Cumhurbaşkanı bu raporu tanımadıklarını açıkça deklere ettiler.. Kürdistan halkının saflarından bu rapora ve raporun öngürdüĝe ihanete karşı bir tepki seli oluştu.... Bu tepki selinden doĝan enerjinin daha büyük hedeflere kanalize edilmesi gerekir.. ABD Başkanı Bush, Kürdistan Başkanını ve Irak Cumhurbaşkanını arıyarak „Kürdistan halkının kaygılarını anladıĝını“ ifade etmek zorunluluĝuyla karşı karşıya kaldı.. Daha sonra iki Kürd lider Başkan Bush’a ortak bir yazarak Kürd halkının rapor karşısındaki tepki ve kaygılarını bildirdiler. Yine aldıkları cevap „Kürdistan halkının var olan kazanımlarına asla dokunulmayacaĝı“ sözünü aldılar..Bir çok çevre gibi Kürdler de, ABD Başkanı Bush’un Irak’a ilişkin yeni siyasetine dair 2007 yılının başlarında yapacaĝı açıklamayi bekliyor.Ama, var olan gerçek Güney Kürdleri elde ettikleri bu asgari kazanımlarından asla vaz geçmeyecekler.. Sömürgecilerin Kürd ve Kürdistan kazanımlarını yok etmek için döktükleri milyonlarca dolar neticesinden satın aldıkları ihanet planlayıcıların hesapları tutmayacaktır... Sömürgecilerin en son dayanakları olsa olsa El Qaide olacak.( Türkiye’nin El Qaide yanlılarınında içinde olduĝu kökten dincilerin Istanbul’a davet etmesi bu bazda okunmalıdır) ..Güney Kürdlerin tüm bu bölgesel ve uluslararası güçlerle başa çıkması için ve en azından rahat bir nefes alabilmeleri için diĝer parçalardaki Kürdlere düşen en büyük görev, kendi parçalarında ulusal kurtuluş mücadelesini yükseltmektir..Ama, ne yazık ki, Kuzey Kürdistan’da halk dinamiklerinin en aktif kesiminin büyük çoĝunluĝu Kürd ulusal taleplerini reddeden, Türk devleti ve milletini kudsayan, Kürdleri ulusal kimliklerinden arındırmaya çalışan, Türk Genel Kurmayina borcunu ödemeyi yaşam biçimi olarak seçen birilerinin kuyrukçuluĝunu yapıyorlar..Bu çevrenin dışında kalan kesimler ise, büyük oranda atomize olmuş, halk desteĝine sahip olmayan kadroların küçük dünyaları içinde , renkten renge giren, icazetli ve büyük oranda konrol altında bulunmakadır. Bu çevreler, Kuzey Kürdistan gerçeĝini ve ona uygun mücadele araçlarını seçme yerine isim deĝiştirerek, vitrindeki resmi deĝiştirerek , başkasıyla birleşerek, bitkisel hayatlarını uzatmaya çalışıyorlar... Sokaktaki Kürdle bütünleşmeyen tüm kapalı salonlardaki kongreler, konferanslar, birlikler ve inisiyatifler sadece geçici olarak bu toplantıları hazırlayan kişileri tatmin edebilir.. Bu küçük tatmin süreci sona erdiĝi andan itibaren, yeniden ayrışmalar, yeniden birleşmeler kısır döngü gibi devam eder ve gider.Halkla bütünleşen, halkın katılımını saĝlayan araçlara ve mücadele biçimlerine ihtiyaç var..Kuzey Kürdistan yurtsever hareketi 2006 yılı boyunca ciddi bir çıkış yapamadı.. Türk hükümeti ise 2006‘nın başlarında „Kürd sorunu var“ diye havuç gösterdi, 2006‘nın sonunda ise „Kürdlerin hiç bir hak sorunu yok“ diyerek sopayi gösterdi.. Erdoĝan’ın kuyruĝune takılanlar, şimdi Aĝar’a hayran hayran bakıyorlar.Doĝu Kürdistan’da ise Kürd hareketi büyük bir daĝınık içindedir.. Herkesin büyük gelişmeler beklediĝi Iran ve Doĝu Kürdistan’da Kürdistan Demokrat Partisinin 2 yada 3 parçaya bölünmesi Kürd hareketinin 2006 yılında yaşadıĝı en talihsiz gelişmelerden biriydi..Güney Batı Kürdlerinin Brüksel toplantısı ve Doĝu Kürdlerinin Amerika toplantıları BOP bazında büyük umut ortamını 2006 yılı içinde yaratabildi... Ama, daha sonra gelişmeler sessizliĝe bırakıldı.. Toparlamaya çalışırsak, biz Kürdler için 2006 yılı içinde en büyük gelişme iki Kürdistan idaresinin 8 Nisan Günü sayın Neçirvan Barzanî başkanlıĝında tek bir hükümet çatısı altında birleşmesidir.Biz Newroz Com olarak, tüm bu süreç boyunca elimizdeki imkanlar çerçevesinde Kürd ve Kürdistan’a ilişkin gelişen olaylar hakkında okucuyucularımızı bilgilendirmeye çalıştık.. Biz, çeşitli Avrupa dilerinden ve Kürdçenin Aşaĝı Kurmanca’sından yoĝun çeviriler yaparak kamuoyuna objektif bilgileri aktarmaya çalıştık.. Bu süreç boyunca yazar kadromuza yeni kadrolar katıldı... Bazen Newroz Com’un ilk sayfası tümüyle makale ve yorumlar kaplayabiliyordu.. Bir çok arkadaş tüm kısıtlı imkanlarına raĝmen günlük olarak Newroz Com’a katkı sundular.. Sonuç olarak Newroz Com hedeflediklerine hâlâ ulaşmamasına raĝmen, 2006 yılında büyük bir performans gösterdi, okuyucularımız hep bizimle birlikte oldu.. Biz, Newroz Com olarak ilk çıkışımızdan itibaren taraf olduĝumuzu, Kürd davasının taraftarı olduĝumuzu deklere ettik ve 2006 yılı boyunca ona uygun davranmaya çalıştık...2007 yılı Kürd ve Kürdistan halkı için bir anlamda çözüm yılı olacak.. 2007 yılı Kerkük yılı olacak... Kürdlerin tüm bu enfallere ve kimyasal silahlara uğruna katlandığı Kerkük.... Biz Newroz Com çalışanları olarak Kürdistan halkının yeni yılını ve kurban bayramını kutluyoruz.. NEWROZ COM ÇALIŞANLARI
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.