BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 25.12.2005 · 2 görüntülenme
Kürdistan halki 2005 yilini bir kac gün icinde geride birakiyor ve yeni bir yila basliyor. Geride birakacagimiz sürece bir göz gezdirdigimiz zaman, 2005 yili, Kürdler tüm diger dünya özgür halklari gibi kendi devletlerini kurmasalar dahi, büyük basarilara imza konuldugu ve onlarca „ilklerle“ dolu bir yil oldu.2005 yili boyunca da yine Güney Kürdistanlilar, Kürdistan Ulusal Kurtulus davasinin önderligini, mazlum ve soykirimlara ugrayan Kürd halkinin ulusal yeniden dirilisinin ulusal ve uluslararasi boyutunda temsilcileri oldular.Güney Kürdlerinin kendi aralarindaki ic birligiyle birlesen uluslararasi kosullar, 2005 yilini bir Kürd yili haline getirdi. Bu tespit, pekte duygusal, verilerden uzak bir tespit degildir.2005 yili boyunca Kürdistan halkinin yeniden varolus ve dirilisigle bütünlesen ABD „sopasi“, bölgede ve uluslararasi arenada Kürdleri bir siyasal aktör olarak ortaya cikardi. Federal Irak’ta 30 Ocak secimlerinden sonra olusan siyasal üstyapi da Kürdler, Siilerle ortak bir koalisyon yapilanmasina gittiler.Basbakanlik görevini Siiler alirken, Hükümette Disisler Bakanligi dahil olmak üzeri bir cok bakanligi Kürdler aldi..Mam Celal, Saddam’in kanli rejiminin yikilmasindan sonra, yasal bir zeminde secilen ilk Cumhurbaskani oldu. Irak devleti Ingilizler tarafindan 1920‘lerde yapay olarak olusturulmasindan günümüze kadar da demokratik olarak secilen ilk Cumhurbaskani oldu..Mam Celal’in „Zagros daglarindan, zulmün kalesi olan Irak Cumhurbaskanligi sarayina“ yürümesi ve bu görevi almasi, dünya Kürdlerinin saflarinda büyük bir sevgi seli, sevinc, Kürd olarak kendisine yeniden kavusma duygusunu yaratabildi. Tüm dünya Kürdleri sevinc cigliklari atarken, siyasal gözlemciler bu tarihsel olayi „tarihin cilvesi“ olarak degerlendirdiler. Mam Celal Cumhurbaskani olarak, Beyaz Saray’da Kürdce konusmasi, Birlesmis Milletler toplantisinda tüm dünya Cumhurbaskanlarina ve Basbakanlarina hitaben: „size Kürdistan halkinin selamlarini getirdim“ demesi Kürdlerin tarihine bir „ilkler“ olarak gectiler.Güney Kürdistan’in bir Baskana kavusmasi olayida (Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin kisa tecrubesini saymasak), Kürdlerin tarihine bir baska „ilk“ ve 2005 olayi olarak Kürdistan tarihine gecti.Kek Mesud, Kürdistan Baskani secildikten sonra, Kürdler tüm dünyanin karsisina tek resmi, secilmis ve temsil gücüne sahip bir kurumla ciktilar.Kürdistan Baskani’nin, Beyaz Saraya, ABD Baskani George W. Bush tarafindan resmi olarak davet edilmesi, Kürdistanlilar acisindan „tarihi bir ilkti“.. Bu olayda tüm dünya Kürdlerinin sevgi seline neden oldu.. Kek Mesud’un Beyaz Saray’da Kürdce konusmasi ve Kürd milli gigsileriyle basinin karsisina cikmasi, simdiye kadar tarihte silinmek istenen Kürdler icin „kaf daginin ötesi“ gibi bir seydi.Kürdistan Baskani’nin, Tony Blair, Avusturya Cumhurbaskani, Basbakani ve Papa Benedick ile yaptigi görüsmeler de 2005 yilinda gerceklesen gelismelerdi.Kürdlerin dost ve düsmanlari, Beyaz Saray’da yapilan „Kürdce konusmalar“, „ Kürd milli giysileri“, „Papa sunulan kilim“ ve Bush dahil tüm diger devlet baskanlarinin Kek Mesud’a „Sayin Baskan“ demelerine iliskin yorumlarda bulundular ve anlamlar cikarmaya calistilar.Bunlarin hepsi 2005 yilinin yeni gelismeleri olarak Kürdistan halkinin tarihinde yerlerini aldilar..Güney Kürdistan’da Kürdler her ne kadar KDP ve YNK arasinda baslayan „Kurdkuji“ yada „birakuji“ olarak adlandirilan ic savasin neticesinde ortaya cikan iki idareyi hâlâ birlestirmemislersede Bagdat ve diger Kürd dost ve düsmanlari karsisina tek bir ses, tek bir irade ve tek bir söylem olarak ciktilar.Bu tutum ve pratik tavir, Kürdler ve kazanimlari icin hayati önemdedir. YNK ve KDP yasadiklari bunca savastan sonra, böyle ortak bir tutumu sergiledikleri icin, kutlamak gerekir. Cünkü ic savas büyük tahribatlar ve yaralar acmisti. Onlar, bir cok Kürd düsmani ve cikar cevrelerinin yaralarinini kasimasina ragmen,yaralarini sarmaya calisiryorlar ve ortak Kürd tutumunu takinmaya calisiyorlar.Mam Celal Washington’da Kek Necirvan Barzani’yi (hâlâ Kürdistan’da iki idare varligini sürdürürken) Kürdistan Basbakani olarak herkese tanitmasi altinda yatan gerceklik, Kürd kazanimlarina karsi duyulan sorumluluktan kaynaklaniyordu.Güney Kürdleri Anayasa tartismalarinda, 2005 yilinda yapilan 3 secimde, Irak Parlamentosunda hep ortak hareket ettiler ve tek bir blok, „Kürdistan Listesi“ yada „Kürdistan Fraksiyonu“ olarak ortaya ciktilar.15 Ekim’de halk oylamasina sunulan Anayasa’ya Kürdler, kendi tüm dogal ve her halkin mesru olan haklarina kavusmasalar dahi, bazi temel istemlerini yerlestirebildiler.Bunlardan en önemelileri: Pesmerge Güclerinin Kürdistan savunma gücleri olarak kalmasi, zenginlik kaynaklarinin paylastirilmasi, Federal bir Irak, Kürd dilinin Arapca ile birlikte resmi dil olmalari, bugünden sonra cikacak yeralti zenginliklerin Bölge Hükümetlerinin birinci derecede sorumlu olmasi, Dis Temsilciliklerde Bölgesel Hükümetlerin Bürosunun olmasi, Kerkük ve diger isgal altindaki Kürdistan bölgelerinin geleceginin 2007 yilinin sonuna kadar cözülmesi vb..vb.. gibi..Ama, Kürdler bu istemlerini Anayasa’ya yerlestirmelerine ragmen, hâlâ bu kazanimlarda tehlikedeler. Cünkü, Anayasa’nin 52 maddesine iliskin yasalarin cikarilmasi gerekir.. Federasyon, zenginlikler ve Irak kimligine iliskin yeni tanimlamalar parlamentoya birakilmis, Irak Bayragi ve Devlet marsi yeni Parlamentoya birakilmistir... Yani kisacasi 2006 yilinda Güney Kürdlerini cok büyük sorunlar bekliyor.. Kürdler ve Araplar zoraki bir seyler imzaladilar. Ama, söz konusu antlasmalari pratige aktarmak önümüzdeki sürecte olacak.Kim yapacak?15 Aralikta ortaya cikan secim tablosu su veya bu oranda ortaya cikmistir. Her ne kadar, resmi sonuclar bir bütün olarak aciklanmamissada...Siiler, yine oylarin ve Parlamento sandalyelerinin yarisinina yakin kesimini alacaklar..Kürdler, Kürdistan Listesi adi altinda ortak bir tutum takinarak, Kürdistan kitlelerini yogun bir sekilde seferber etmelerine ragmen, Sünnilerin yogun katilmasi neticesinde eski secimlere göre degisen oranlara bagli olarak, biraz daha milletvekiliyle, ama yine ikinci güc olarak kalabildiler.Sünnilerde farkli listeler halinde katildilar... Bunun neticesinde ancak 3. gelebildiler.. Amerikalilarin laik ve Sii olan önümüzdeki sürec icinde Basbakan olarak görmek istedigi Ilyad Allawi ise ancak ve ancak 4. gelebildi. Ahmed Celebi’de fazla bir varlik göstermedi.Yani kisacasi bu son secimler, Amerika’nin daha önce yaptigi planlarina uymadi.Bu secimlere Araplar cephesinde dinci ve din devletinin istiyen gücler damgasini vurdu. Hem Sii ve hemde Sünni Araplarin bölgesinde yasanan budur.Bugün Irak politikasinda farkli düsünseler dahi, „Bagdat College“in ayni dönemin 3 ögrencisi Ahmed Celebi, Mehdi ve Allawi arasinda bir uzlasma bulunmaya calisiyor..Amerikalilar, Caferi’den memnun degiller... Iran’in Irak’in güneyinde sahip oldugu destekten rahatsizlar ve Irak’ta dinci kesimi kismende olsa sinirlamak istiyorlar... Amerikalilar Sünni Araplari, askeri eylemlerden arindirip secim sürecine katmak isterken, Siileride dengelemek istiyordu.... Sünni Araplar, Kürdler, Allawi ve Celebi’nin üzerine hesap yaparken, secimlerde baska bir sonuc cikti..Aktüel Irak’ta demokrasinin, laik yapilanmanin, birey hak ve özgürlüklerin, kadin haklarinin, federal yapilanmanin tek kalesi ve savunucusu Kürdistan halkidir.Bu gercek hem Irak’ta, hem Kürdistan’da ve hemde uluslararasi arenada kabul görmektedir.. Demokratik gücler tarafindan Kürdlerin bu tecrubesi desteklenirken, demokrasi ve özgürlük düsmanlarinca „kötülügün barinagi“ diye yokedilmek istenmektedir.2005‘te yapilan secimler, sonuclari ve Hükümet denklemleriyle 2006‘ya kaldi...Zoraki de olsa olusturulmak istenen Federal Irak’in gelecegi, daha dogrusu herkes kendi yoluna mi yoksa birlikte gevsek bir federal yapi altindami sürece devam meselesi önümüzdeki bir yada iki yil icinde ortaya cikacak..Ama acik olan bir gercek ve herkesi ilgilendiren önümüzdeki sürecte kimse Hükümet yapisi disinda kalmak istemez. Cünkü, Irak ve Kürdistan’da kimse kimseye güvenmiyor. Irak’taki hic bir güc kendi gelecegini baska bir güc tarafindan tayin edilmesini ve baska bir güc tarafindan yönetilmesini istemiyor.Görünen odur ki, önümüzdeki Hükümet yine Irak’in 3 birleskeni olan Kürdler, Sünni ve Sii Araplarin ortak bir koalisyonu olacaktir. Ama, kim hangi bakanligi, kim Basbakan, Cumhurbaskani ve Basbakan olacak..Simdi Irak’ta herkes, Basbakanlik görevini Sii birilerine verilmesi konusunda hemfikir. Bu hususta hic bir tartisma yok ve genel bir kabul var.Cumhurbaskani ve Parlamento Baskani meselesinde sorun var.. Hani görevi Kürdler ve hangi görevi Sünniler alacak diye.Anayasa tartismalarinda Kürdler ciddi bir hata yaptilar. Devletin kilit noktalarina kimlerin gelecegi noktasini bir Anayasa maddesi haline getirebilirlerdi.. Lubnan’da yasanan durum gibi...Cünkü federal Irak’i olusturmaya calisan iki millet var ve federal Hükümete alinacak görev bu iki millet bazinda ele alinip cözülmesi gerekirdi/gerekir.Güney Kürdistan’da egitim, saglik, güvenlik, su, elektrik ve ülkenin yeni yapilanmasi meselesinde cok ciddi calismalar yapildi. Kürdistan’in tümü yeniden yapilaniyor.. Önümüzdeki bir iki yil icinde gerekli ürünler alinacak. Güney Kürdistan düsman tarafindan kusatilan bir kale oldugundan ciddi sorunlarla da karsi karsiyadir.. Gecenler Sheref Hoca Güneyle ilgili cok derli ve toplu bir yazi serisini yazdi. „Kürdistan Kuveyt mi yoksa Israil mi olacak ?“ diye bir soru sormustu.. Kürdistan asla Kuveyt olmaz.. Ne jeopolitik durumu, ne komsulari, ne arazi yapilanmasi ve ne de toplumlari birbirine benziyor. Kürd halki layik, Kürdistan’in tatli sulari, daglari, yem yesil arazileri ve bagceleri varken, Kuveyt’in cölleri ve islamci bir toplumu var. Ayrica Kürdistan’da ne Seyhler ve ne din adamlari bugünden sonra Kürd kadinlarini eve kapatamaz. Kürdistan’da kralik yok cok siyasal parti var.. Hemde yillarca kanli bicakli olan yapilamalat. Evet ikisininde petrol gelirleri var.. Kürd toplumunun sözkonusu Arap ülkesi gibi asalak olma ihtimali cok zayiftir. Kürdistan daha simdiden ikinci Israil durumundadir. Bu tespiti yapan ben degil tüm Kürd düsmanlari yapiyor. Kürdler ABD ile ittifaka gectikleri andan itibaren bu tercihi yaptilar. Ama, Kürdlerin kendilerini savunmak icin Israil gibi savunma imkanlari yok.. Kürdlerin Israil gibi diyasporada zengin, diplomatik ve siyasal alanda güclü lobileri yok.. Bugün diyaspora Kürdleri Kürdistan’in imkanlarindan yararlanip palazlanmak istiyor.. Bu konularda Israil’le bir ayrisma var. Ama, ikimizde düsman gücler tarafindan cevrilmis ve kusatilmis kaleler gibiyiz. Devam edecekalixan@ arcor.de
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.