Kurdistan’ da Yol Ayırımı
Rojhat Badikî
·
14.02.2011 · 2 görüntülenme
Kuzey Afrika ülkeleri, dipten gelen güçlü kasırgalar, bir çok dengeleri değiştireceği açık, bu dalganın, İran, Suriye, Irak ve Türkiye’ yi de etkisi altına alacak mi? Bunu da zaman gösterecacek. Türkiye ve Suriye’nin etki alanı dışında kalacağı, İran ve Irak’ ı etkiliyebileceğini düşünüyorum. Türkiye ve Suriye’nin dalgaların etkisinin dışında kalmasında temel etken Kurdistan sorunu olmak üzere, bu iki sömürgeci devletin oluşturduğu sistem, bu aşamada, böyle bir dalganın bu ülkeleri etki altına almasını engelleyecektir. İrak yasal düzeyde, Federal bir devlet olmasına rağmen, şekilseldir, İran ise bir sürededir kaynıyor.
Bizim açımızda önemli olan, değişim ve dalgaların, Kurdistan ulusal mücadelesini nasıl etkileyeceğidır. Kurdistan ulusal dinamiklerinin bu değişimler karşısında tutum ve davranışlarının nasıl olacağı, gelişmeleri nasıl okuyup yorumlayacağı önemlidır. Güney Sudan’ daki Referandum ve Güney Sudan halkının referandumda bağımsızlık yönünde oy vermesi, Kurdistan ulusal davası ile doğrudan ilintili olabilecek önemli nüveleri taşıyordu. Kurdistan’ ın güneyinde benzeri bir durumda, Kurdistan halkının da benzer bir kararla, Irak’ tan ayrılma ve Bağımsız bir Kurdistan’ ın kurulması yönünde oy kullanmasına rağmen, siyasal önderlik iradeyi tanımamazlık tan gelip, sömürgeci Irak devletini yeniden inşaa etme yoluna koyuldular.
Keza, Kurdistan’ ın kuzeyinde de benzeri örnekler yaşanılıyor. Kurdistan’ ın kuzeyinde demokratik kitle örgütleri, siyasal-politik yapılanmalar, Bağımsız Kürt aydınları, Sudan’ ın güneyindeki gelişmeleri vurgulamaları gerekirken, tanımamazlıktan gelip, israrla Sömürgeci TC’ nin güçlenmesinin yol ve yöntemleri arayışı içersine girdiler. Bu yöntem ve arayışlar, TC’ nin güçlü bir emperyal devlet olması demek, Kurdistan’ ın sömürge statüsünün devam etmesi demekti. Burada Kürt politik yapılanmaları, bağımsız aydınların büyük çoğunluğu, meslek odaları temsilcileri, Kurdistan halkının ulusal bağımsızlık sorununu israrla, ulusal ve uluslararası arenada, basit bir dil ve isim sorununa indirgediler.
Bu tutumın, Kurdistan ulsal davasına zarar verdiği gibi, TC’ nin elini ulusal ve uluslararası alanda bir hayli güçlendirmektedir.
Nasıl oluyorda TC, Osmanlı’ dan devr aldığı Kurdistan’ı bu denli başarılı bir şekilde sömürge statüsünde tutabiliyor. Osmanlı’ nın bütün sömürgeleri( Kurdistan hariç) Hristiyan yada Müslüman, hemen hemen tüm ülkeler verdikleri bağımsızlık mücadeleleri sonucu özgürlüklerine ulaşırken, Kurdistan halkı halen sömürge statüsünde bulunmaktadır. Bu noktada hiç kimse Kurdistan halkını suçlayamaz, sorun bu noktada değildir. Kurdistan halkı, hiç bir halktan geri yanı yok, hatta hiç bir halkın direnemediği kadar direnişve kahramanlık göstermiş, ne moğol nede Türk sürüleri karşısında diz çökmüştür.
Sorunu başka yerde, Türk sömürgeci sistemin, Kurdistan politik arasında oluşturduğu sistemde aramak gerekir. Sömürgeci devlet sistemi, sömürgeleştirdiği ülke ve halkın bireyini sistem içinde ehlileştirmediği sürece, sömürgeci statüsünü sürdürmesi mümkün değildir. Sömürgeci sistemin, sömürge ülkedeki dayanakları çeşitli sınıf ve katmanlar içersinde gizli yada açık bir şekilde oluşturduğu, dayanaklar yada politik adı ile işbirlikçi sınıflardır. Bu sınıflar, bir yandan sömürgeci devletin, sömürge ülkedeki temel ayakları olurken, diğer yanda da sömürge halkın sömürge statüsünün sürmesinde başaktör rolünü oynamaktadırlar.
Bu kesimler, hiç bir şekilde bu rollerini kabullenmezler, red ve inkar ederler. Görev ve amaçlarının, Kürt! sorunun ‘’ demokratik ve barışçı yollarla ‘’ çözmek olduğunu sık sık belirtiler. Ama buna denk düşen, demokratik bir mücadeleyi örgütlemezler, örgütler gibi görünüp örgütlü mücadeleyi dumura uğratıp, halkı örgütsüzleştirirler.
Asıl görevleri sömürgeci devlet ile sömürge halk arasında perdeleme görevini görme, bağımsızlıkçı bir düşüncenin toplum içersinde maddi bir güç durumuna dönüşmesine engel olmaktır. Manipülasyoncudurlar, bilgi kirliliği yaratırlar, dezenformasyonlar yayarlar, örgüt ve örgütlü mücadelenin içini boşaltırlar, ortak kollektif bir hafızanın oluşmasını engellerler. Sistemin, sömürgeci sistemin onlara yüklediği misyon budur, sömürgeci sistemin Kurdistan’ da kökleşmesidır. Kurdistan halkının sömürge statüsünün bu denli uzun olmasının temel nedeni budur, Kurdistan ellit tabakası ve politik arenasında oluşturduğu, dayandığı kesimdır.
Bundan hareketle, sömürgeci sistemin temsilcileri; CHP, AKP, MHP, Hizbullah, Gülen cemeatı, çeşitli yardım kurum-kuruluşları, kadın örgütleri, ...vs kesimler Kurdistan halkı içersinde örgütlenirler. Herşey kanıksatılır, sömürgeci devletin kurum ve kuruluşlarında çalışmanın, görev almanın sıran bir görev olduğu düşüncesi egemen kıldırılır.
Bunun içindir ki, Kurdistan’ da , sömürge-kölelik zincirinin kırılması için, yol ayrımı kaçınılmazdır. Yol ayrımının erken yaşanması, Kurdıstan ulusal davasının yararınadır.