Siyaset

KÜRDISTAN BASKANI MESUD BARZANI`NIN BEYAZ SARAY ZAFERI…!

Erda · 26.10.2005 · 2 görüntülenme

KÜRDISTAN BASKANI MESUD BARZANI`NIN BEYAZ SARAY ZAFERI…!

Kürdistan Baskani sevgili Mesud Barzani, Beyaz Saray´da Kürd milleti´nin zaferini ilan etti. Bunu cok iyi okumak ve millet olarak büyük oynamak gerekir. Kürd milletini uyalayan, geri cözümlere mahkum eden „cözüm“ bicimlerinden uzak kalmak gerekiyor. Güney Kürdistan siyasal önderligi bilinen mecrada ilerliyor. Bu, Kürd milletine büyük güven veriyor. Ama bu tek basina yetmez. Nihayi zafer icin diger parcalarinda üstlerine düseni yapmasini gerektirir.Kuzey Kürd siyasal önderligi inatla örgütsüzlügünü ve iradesizligini sürdürüyor. Bu durum Kürd millet düsmanlarinin isini kolaylastiriyor. Kuzey Kürdleri cok yönlü ablukaya alinarak Türk üst kimlik denilen cenderede bogulmak isteniliyor. Bu konu da devlet ve bilinen bilumum malum cevreler elbirligi ediyor. Türk Kürd´ü bu oyun da cok tehlikeli bir rol oynuyor. Türk aydinlarinin girisimi ve yetkisiz, iradesiz Türk Basbakanin söylemlerine hicte hak etmedigi bir paye bicildi. Sorma geregi duyuyorum.  Gercekten bu gerekli miydi? Bu sözde aydinlarin ve hükümetin bir cözüm bicimi var midir? Varsa nedir? Önce bunu aciga cikarma zaruriyeti yok mudur?.Bu sözde aydinlarin ve hükümetin önerdikleri cözüm bicimi uniter devlet sisteminde kendi deyimleriyle Kürdleri „altan almak“ ve sürec icinde üst kimlik dedikleri Türklük icinde eritmek degil midir? Türk tipi aydin ve hükümetin yaklasimin özü budur. Dahasi 82 yildir devletin yaptigida budur.Kürdlerin bu politikaya paye bicmesi kabullenebilecek bir sey midir? Bu yaklasimin Kürd milletini Türlük üst kimligi altinda eritmek oldugu görülmüyor mu? Genelkurmay ve ihanetin elbirligiyle Kürd milletine dayattigi proje bu degil midir?Türk tipi aydin sovenizmi kiramiyor, demokratlasamiyor. Türk denilen toplumu rehin alan ordu agirlikli MGK politikalarina karsi tavir alamiyor. Kürdistan´da kirli sömürge savasi sürdüren Türk ordu güclerinin telef olan zevati sehit ilan eden ve saygida kusur etmeyen bir Orhan Pamuk hakkinda bile Türk „Hukukcular Birligi“nin yaptiklari suc duyurusu düsündürücü degil midir? Türkiye´de her pisligin sorumlusu katiller cetesi ordu´ya yaranmak icin „hukuk“ adamlarinin bile isi jurnalige dökmesi Türk toplum resmini ortaya koymuyor mu?MGK´nun tayinle atadigi süngü ile gönderdigi yetkisiz, iradesiz hükümetlere cok rol biciliyor. Sorunun cözüm adresi gösteriliyor. Kacak göresiliyor. Bununla görevini yaptiklarini saniyorlar. Halk arasinda bir söz vardir. Hani bu is esege göcü yetmeyince palani dövmeye benziyor.Dikkat edilsin! Türkiye´de genis bir yelpaze ki, bunun icinde kendilerine aydinim diyen kesimde mevcut, bir bütün olarak Kürdistan sorununu dile getirmezler/getiremezler. Güneydogu sorunu olarak seslendirirler. Bunuda kimi cevreler, bölgelerarasi azgelismislik, kimi terör, en kralida insan haklari sorunu olarak dile getirirler.Bununla ne yapilmak istenir? Kürd-Kürdistan yok sayilir. Simdi mesele bu olunca Türk aydin samimiyeti nerde kalir? Bu zeminde gezinen aydin demokrat olabilir mi? Olamayacagini söylemek cok mu zor? Peki bunu tamamlayan „bir af cikarsa Kürt sorunu bitter“ diyen devletin koltuk deynegi Türk Kürd´üne ne demeli?Malum Kürd cevreleri, bu gercekleri görmemezlikten gelerek, kimseninde görmesini istememeyerek sahte kardeslik ve dostluk komedisini oynamalarina ne demeli? Bizden de alkis beklemektedirler. Gercekten bu zevati alkislayalim mi? Ortalikta alkisnacak bir sey mi var ki, alkislamiyoruz? Hayir! Biz bu zevati alkislamayacagiz, ama bilinsin ki, yüzlerine tükürecegiz, avazimiz ciktigi kadar yuhaliyacagiz. Sessimizi nereye kadar ulastirabilirsek oraya kadar.Biz ne kendimizi, ne de bu mazlum Kürdistan halkini kandirmak istemiyoruz. Sahte cenetler vadetmiyoruz. Onu oyalamiyoruz. Biz, gercek kurtulus yolunu gösteriyoruz. Zor bir yoldur. O bunu ne kadar kavrar, ne kadar destek verir ayri bir meseledir. Ama onun kurtulusu kendi kendini idare edecegi bagimsiz dünyasidir.Bunu saglayacak güc Kürd millet iradesidir. Bunu aciga cikarmanin yöntemi bellidir. Ama bu, bir baska yol kadetmeyi gerektirir. Kürd milletinin irade beyanini aciga cikarabilmek ve o asamaya gelmek icin Kürd siyasal önderligin daha cok yol kadetmesi gerekir. Bu, kendini Kürd millet stratejisi ile tanimlar. Dahasi Kürdlerin millet olmasindan dogan haklarinin tanimlanmasidir. Bagimsizlikci güclerin stratejisi bu oldugu gibi, Kürd milletinin sürecteki stratejisi de budur.Buna itiraz edilir. Itiraz edenler genis bir yelpazeyi kapsar. Bunlarin basinda Türk egemenlik sistemi gelir. Onlari Türk aydini ve sol´u izler. Malum Kürd cevreleride onlari tamamlar. Bu kesimlerin herbirinin gerekceleri farkli olsa da hepsinin üstünde ortaklasa anlastiklari mesele Bagimsiz Kürdistan´in  „gereksiz ve imkansiz“ligidir(!)Peki bunu nasil anlamak lazim? Her seyden önce Türk egemenlik sisteminin uniter devlet yapisindan taviz vermeyecegi, inkar ve imhada diretecegini biliyoruz. Yanisira adam gibi adam bir aydin ve sol hareketin Türkiye´de yesermedigini de biliyoruz. Var olan aydin ve sol´un devlet icazetli veya devletin resmi ideolojisi olan Kemalizmi asamadigi konusunda bir fikir birligine ulasilmis durumdadir.Türk aydini bir yana birakalim. En kral sol hareketlere bakalim. Sunu görmek zor degildir. Ortak noktalari cokta keskin konusur, ama bos konusur. Reel politika yapmak yerine kitabidirler. Yüzyil öncesi yazilan kitaplardan alinma alinti devrimcisidirler dogmatikdirler. Her seyi kendi basma kalip “dogrulari” ile izah edilmeye calisirlar. Ama calinmis minare kilifa sigmiyor. Olsun, onlar, bundan yinede diretirler. Türk aydin ve sol´unun tipki efendileri olan sömürgeci gücler gibi “kirmizi cizgileri” ve “hasassiyetleri” vardir. Bunlarin basinda Ermeni Soykirimi ve Kürdistan sorunu gelmektedir.Bu iki sorun dile getirildiginde kirmizi görmüs bogaya dönüyorlar. Tüm milliyetci reflekslerini harekete gecirip Kürd milleti basta olmak üzere misak-i milli dedikleri TC devlet sinirlari icinde hapsettikleri ulusal azinliklara karsi sömürgeci sistemin safinda yerlerini aliyorlar.Kürd millet egemenligi gasbi olan Lozan Kölelik Antlasmasina “anti-emperyalist” paye bicilerek Kürd milletine karsi kendi sömürgeci efendilerinin yaninda saf tutuyorlar.Bu sömürgeci politikalarini Kürd milletine dayatiyorlar. Kürd milletine katilleriyle birlik olup kurtaricilarina kilic cekmesini istiyorlar. Saddam celadinin Kürd soykirimi karsisinda üc maymunu oynayanlar, bu celadi korumak icin “enternasyonal tugaylar” kurup Türk Özel Timlerinin olanaklariyla Bagdat´a “canli kalkan” olmaya gittiler. Bugün de cikari catisan Türkiye ve ABD arasindaki mücadelede Kürd milletine celadi olan terörist Türk devletini savunmasini dayatiyorlar.Malum Kürd cevreleride onlardan geri kalmiyor.  “Türk cikar” bekciligini kendilerine vazife biliyorlar. “Türk´ün elini güclendirmek” icin her türlü saklabanligi yapmaktan kendilerini alikoymuyorlar. Ikinci bir Lozan´i Kürd milletine kabullendirmenin cabasini veriyorlar. Kürd yurtsever hareketi, bu politikayi ellerinin tersiyle iterken ihanet ve malum Kürd cevreleri bu politikanin vereni oluyorlar. Kürd milletine devletlesme yolunu acan müttefiklerimizi düsman, egemenligimizi gasbedenleri ve onlari her alanda destekleyen AB´ne üye ülkeleri dost ve müttefik güc oldugu politikasini yapiyorlar. Kürd milletinin yükselisini engelemek icin canla basla calisiyorlar. Ama nafile! Kürd milleti kendisine giydirilen esaret gömlegini yirtmistir. Dünya siyasetinde yerini almistir.Kürd milleti, bagimsizlik yoluna girmistir. Bugünden sonra hic kimsenin gücü bunu tersine cevirmeye yetmeyecektir.Kürdistan Baskani sevgili Mesut Barzani´nin Beyaz Saray zaferi bunun garantisidir!26 Ekim 2005    

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.