BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Newroz Com Çalýþanlarý · 12.04.2007 · 2 görüntülenme
Bir haftadan beri Türk Devletinin biricik ve tek gündemi Kürdler ve Kürdistan Başkanı Mesud Barzanidir..Aslında Kürdler, millet olarak Türk devletinin her zaman açık ve gizli esas gündemi oldu...Ama bu son hafta boyunca Türk devletinin tüm devlet mekanizması Kürdistan Başkanına ve söylediklerine kilitlenmiş durumdalar.. Genel Kurmay Başkanı, Başbakan, Dışişler Bakanı, sorumlu ve sorumsuz tüm devlet kadroları açıklamalardan bulunuyor ve Kürdleri tehdit ediyorlar..MGK, Güney Kürdistan’a ilişkin toplanıyor.. Genel Kurmay Başkanı basın toplantısı yapıyor..Tüm mehmetçik basının kiralık kalemleri bir haftadan beri Kürdlere ve Kürdistan Başkanı’na kin ve zehir kusuyorlar...Kürdistan Başkanı, uzun dönemden beri Türk devletinin Kürd milletine reva gördüĝü köle statüsüne karşı çeşitli açıklamalarda bulunuyordu..Türk devleti, sadece Kuzey Kürdistan halkını sömürge statüsünde tutmakla kalmıyor, tüm gücüyle Güney Kürdistana ve Güney Kürdistan’ın Anayasal bazda elde etmeye çalıştıĝı haklara saldırmaya ve tanımamaya çalışıyor. Kürdistan Başkanı, daha önce bir çok açıklamasında Türk devletine ve Kürdistanı işgal eden diĝer devletlere „Baĝımsızlık Kürdlerin en doĝal hakkıdır.. er veya geç Kürdler, bu hakkına kavuşurlar...Türkler, Araplar ve Farslar buna alışmalılar“ diye çaĝrı yaptı... Türkleri hezeyana getiren son açıklamalarıda 7 hafta önce „El Arabiyye“ televizyonuna yapmıştı...Söz konusu olan televizyon geçen cuma günü bu röportajı yayınladı ve yer yerinden oynamaya başladı..Kürdistan Başkanı, röportajında Türk devletinin Kürdlere karşı olan düşmanlıklarına açık tavır almış, „içişlerine müdahale edenlerinin içişlerine müdahale edeceklerini...Kerkük’e müdahale ettiklerinde Diyarbakir’a müdahale edeceklerini“, “bir kaç bin Türkmeni bahane ederlerse 30 milyon Kürdün sorununu gündeme getireceklerini“ özet olarak söylemişti...Kürdistan Başkanı’nın bu açık tutumu, tüm dünya Kürdlerinin bekledikleri onurlu bir ulusal duruştur..Kürdistan Başakanı’nın bu son çıkışı Türk devletinin sürekli olarak Kürdlere ve Kürdlerin kazanımlarına karşı giriştiĝi, tehditlere, müdahalelere ve düşmanca saldırılara karşı bir isyan girişimiydi...Türkler, Kürdlerin her şeyine müdahale etmeyi kendilerine hak olarak görüyorlar...Türk Genel Kurmay Başkanı Büyükanıt, ABD dönüşünde R.T Erdoĝan’a gönderdiĝi gizli mektupta: „Türkiye politikasının aĝırlık merkezini Baĝdat’ta kanalize etmeli, Iraklı ilişki saĝlamak için Kürd bölgesinden geçmeyen bir köprünün acele bir şekilde inşa edilmesi, Irak Türkmen Cephesinin güçlendirilmesi, Türk Ordusunun Kürd bölgesine girmesi için karar çıkarılmalı“ şeklinde istemlerde bulunuyor.. Türk devleti, yıllardan beri bu söylenenlerin bir çoĝunu zaten gizli bir şekilde yapmaktadır.Türk devleti, bugün Irak’ta ve özellikle Kerkük’te yaşanan bir çok sorunun kaynaĝıdır.Kürdistan Başkanı, Türk işgalci devletinin anti-Kürd girişimlerine açık tavır alarak, Kürd ulusal duruşunu ortaya koyarak tüm dünya Kürdlerinin desteĝini kazanırken, Kürd ve Kürdistan düşmanlarının saflarında da büyük bir panik yarattı...Kürd milletinin, Kürdistan Başkanı’nın bu son açıklamaları karşısında ortak ulusal refleksi Kürd düşmanlarının ciddi bir şekilde düşündürmeye ve yeniden Kürdler arasında çatlaklar yaratmak için çaba içine soktu..Türk devleti, Kuzey Kürdünü Güneyin karşısına ve Güneyi kendi içinde parçalama hayalini kuruyor. Çünkü eskiden Kürdlerin ortak bir irade ile milli bir politika sergilememeleri, Kürd düşmanlarının işini kolaylaştırmış ve Kürdlere tarih boyunca büyük kayıplara neden olmuştu...Bugün, bazı handikaplara raĝmen Kürd milleti, ulusal bir duruş sergilemekte, ortak iradesini konuşturmakta ve Güney Kürdistan’daki tarihsel kazanımlar çevresinde toplanmaktadır.Kürdistan Başkanı’ın son açıklamaları Kürdlerin bu ulusal duruşunun, ortak tavrın ifadesidir...Bu durum ise Kürd düşmanlarını korkutuyor...Türk devleti, kuruluşundan beri girdiĝi tüm uluslararası ilişkileri Kürd ulusal direnişlerinin karşısına çıkarabiliyordu...Uzun bir dönem Batı devletlerine ve ABD’ye dayanarak Kürd hareketlerini bastırabiliyordu. Kürdlerin „Sovyet yanlısı“ olması TC’nin anti-Kürd faaliyetlerini kolaylaştırıyor ve Kürdlere karşı gereken desteĝi bulabiliyordu...Türk devletinin bu stratejik avantajı en azından Güney Kürdistan bazında 2003 yılından sonra işlemez hale geldi ve büyük çıkmazlarla karşı karşıya geldi...Bu nedenle Türk devleti, ABD ile olan „stratejik ortakliĝını Güney Kürdlerin lehine kaybetme“ korkusuna kapılmış ve Kürdlere karşı ciddi boyutlarda saldırganlaşmış durumdadır..Türk devleti, Güney Kürdistan’daki kazanımları bir kaşık suda boĝma hayali ve rüyasını görüyor.. Ama, bölgedeki şartların deĝişmesi, Güney Kürdlerin yaşadıkları askerileşme ve kurumlaşma boyutları, ABD’nin alanda olması ve Kürdlerle olan de fakto ortaklıĝı, dünya Kürdlerinin Güney Kürdistan’a her hangi bir saldırıyı kendilerine saymaları TC’yi „pirince giderken bulgurdan olma“ korkusuna kaptırmıştır.Geçmişte TC, Kürdistan’ın bir köyünde kıyımlar yaparken, komşu köyler duymazdı...Ama bugün, tüm dünya Kürdleri, Kürdistan’ın her hangi bir yerinde yaşanan en küçük bir gelişmeyi duyuyor ve tavır geliştiriyor...Bu durum TC’yi açmazlarla karşı karşı bırakıyor.. Çünkü dünün köle Kürdü öldü. Bu gerçegi TC de biliyor...Hatta TC, bugün zoraki olarak Türkiye dedikleri topraklarda etnik olarak homejen bir durum arz eden en büyük etnik yapılanmanında Kürdler olduĝunu biliyor.Bu potansiyel reel faktörlerden dolayi TC, Kürdistan Baskanı Mesud Barzani’nin konuşmaları karşısında paniĝe kapılmış ve saldırganlaşmış durumdadır..Biz, Newroz Com Çalışanları olarak Türk devletinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla ve boyalı basınıyla Özgür Kürdistan’a yönelik saldırgan tutumunu protesto ediyor ve Kürdistan Başkanı’nın son açıklamalarını içtenlikle destekliyoruz...Newroz Com Çalışanları13.04.2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.