Siyaset

Kurdistan Basını Türk Medyasına Benzememeli

Rojhat Badikî · 06.08.2012 · 2 görüntülenme

Kurdistan Basını Türk Medyasına Benzememeli
Rewtê Sadr grubunun lideri Mukteda El Sadr’ ın liderliğini yaptığı Rewtê Sadr’ a yakın bir Facebook sayfasinda çıkan bir haber Rudaw gazetesinde daha sonra Kuzey Kurdistan internet sayfalarında da yayınlandı. Rewtê Sadr Grubuna yakın Facebook internet sayfasında, Mukteda Sadr ‘’ Yadaştakanim derbarey Serdani Hewlêr u Kardanekani’’ başlığı altında, Maliki’ nin Başbakanlık görevinden alınmasına ilişkin Hewler’ de yapılan toplantı ve Kurdistan bölgesi Başbakanı Sayın Neçirvan Barzani ile Tahran’ da yaptığı görüşmelerin içeriğine dair bir takım açıklamalarda bulundu.

Sadr’ ın zaptığı açıklamaların bir kısmı Kurdistani basında yayınlandı ama çok önemli iki ayrıntı yayınlanmadı. Oysa Kurdistani basın Mukteda El Sadr’ ın ‘’Hatıratlarım’’ yazısını yayınlarken öncelikle Sadr’ ın bahsettiği iki konu ve anı yazısında adı geçen Kürt liderlere, Mukteda’ nın belirtiği konuların doğru olup olmadığına dair soru sormaları gerekirdi! Mukte da El Sadr’ ın Kürt halkı ve Kürt liderler hakkında söyledikleri orta yerde dururken bu gün ‘’Kürt Dostu’’ olarak lanse edilmesi tarihin bir cilvesi olsa gerek.

Mukteda El Sadr ‘’ hatıratlarım’’ adlı yazısında adı geçen iki Kürt lider Irak Cumhurbaşkanı Sayın Celal Talabani ve Kurdistan bölge başkanı Sayın Neçirvan Barzani’ dır.

Mukteda El Sadr, Irak Başbakanı Nuri Maliki’ nin görevden alınması için Hewler’ de yapılacak olan toplantıya katılmadan önce, İran’ da bulunduğu sırada Nuri Maliki ve Dr. Abdulrahman Qasimlo’ nun katili Qasim Suleyman ile olası görüşmede, Maliki’ ye Hewler yada Kurdistan’ a gideceği, sorunun olumlu bir şekilde çözülmesi için bir önerisinin olup olmadığına dair görüşme istemine, ‘’Nuri Maliki ve Qasim Süleymanın Kürtleri öyle bir şekilde değerlendirdiler ki bunları açıklamak çok zor’’ şeklinde açıklamalarda bulundu.

Irak başbakanı Nuri Maliki, Oğlu ve Akrabalarını Kurdistan’ da ihya edip, arazi, villa sunup Kürt dostu ilan eden Irak Cumhurbaşkanı Sayın Celal Talabani ve Kurdistan bölge başkanı Sayın Mesud Barzani’ nin Kurdistan Halkına diyecek bir şeyleri olmalı, Kurdistan ve yasalar üstü dokunulmaz tabu değillerse! Güney Kurdistan bir hukuk bölgesi ve yasaların üstün olduğunu ve Mukteda El Sadr’ ın iddialarına cevap vermek zorundadırlar.

Mukteda El Sadr, Nuri Maliki’ nin görevden alınmasına ilişkin, Irak Cumhurbaşkanı Nuri Maliki’ nin görevden alınması konusunda ısrarlı olduğunu daha sonra ‘’çark’’ ettiğini söyledi. Mukteda, Sayın Celal Talabani’ nin neden ‘’ çark’’ ettiğini bilmesine rağmen, nedenlerini belirmiyor sadece, Sayın Talabani’ nin ilk görüşünden vazgeçtiğini belirtiyor. Oysa, Sayın Talabani’ nin ‘’ Çark’’ etmesinin nedeni Iran fonksiyonu olduğu ortada ve bunu Sadr da çok iyi biliyor.

Mukteda El Sadr’ ın açıkladığı ama Kurdistani basında es geçilen diğer önemli bir konuda Sayın Neçirvan Barzani ve Kerkuk sorunudur. Mukteda yaptığı açıklamada ‘’ Tahran’ da bulunduğum sırada Neçirvan Barzani’ nin benimle görüşmesi sırasında bu görüşme Neçirvan Barzani’ nin talebi üzerine gerçekleşti. Görüşmede bir kaç dosya ortaya koydum, bunların başında Kerkuk dosyasıydı. Kendisine her ne olursa olsun, ne yaşanmışa ne olacaksa; Kerkuk bir Irak şehridır ve Iraki olarak kalacaktır’’ dedim.

Ankara ve Tahran’ ı, Bağdat yolu yapan sayın Neçirvan Barzani’ nin bir açıklaması olmalı. Mukteda El Sadr’ ın söyledikleri yenilir-yutulur bir şey olmadığı ortada. Dedesi, Sayın Melle Mustafa Barzani“Allah şahittir savaşı sevmiyorum. Çünkü savaş bir sorunu halletmenin en kötü yoludur. Ancak Devlet sistemi bize başka bir yol bırakmadı. Onların bize getirdiği öneri onların faydasına Kerkük ve başka bölgelerden Kürtlerin çıkmasıdır. Bu ise imkânsızdır. Bu uğurda herşeye hazırız, hepimizin öldürülmesine karar verilirse de. Çünkü ben, Kürtlerin kabrime gelip tükürerek “Niçin Kerkük’ü sattın” demelerinden korkuyorum’’ diye tarihe bir not bırakırken, Torun kendisinin gözlerinin içine baka baka Kerkuk’ ın Irak’ ın bir şehri olduğunu söylediğinde ; tepki ve tavırın ne olduğu meçhul !. Mukteda El Sadr’ ın iddialarına şimdiye kadar cevap verilmediğine göre, Kurdistan bölge başkanı Sayın Neçirvan Barzani’ nin Sadr’ ın görüşlerini onayladığıdır.

Bu tutum Kurdistan politik önderliğinin genel ortak hatasıdır. Kapalı kapılar ardında, sömürgeci devlete her hürlü söz yada genel anlamda, sömürgeci devletlerin istemlerini kabul ederlerken, karanlık odalardan aydınlığa çıkarken, tersi yönde açıklamalar yaparlarlar. Bu noktada Kurdistan medyasına önemli görevler düşmektedir. Kurdistan medyasının % 90’ nindan fazlası PDK, YNK ve PKK’ nin denetiminde olmasına rağmen varolan diğer Kurdistani medya, bunlardan bağımsız hareket etmek zorundadır. Yayınladıkları haber kaynaklarının çoğunluğu adı geçen Parti kaynaklarından alınmaktadır. PKK-YNK ve PDK basın yayının yayınladığı haberlerin bir çoğu manipülasyon amaçlıdır. Gerçekler, Kurdistan halkından gizlenilip önder ve parti yetkililerinin icraat ve diplomatik ilişkilerini, farklı bir şekilde Kurdistan kamuoyuna sunmaktadırlar.

Mukteda El Sadr’ ın Facebookta yayınlanan anıları makaslanıp farklı yöne kanalize edilip, içeriğinden farklı bir şekilde kamuoyuna sunulmaktadır. PKK-PDK ve YNK tarafından finance edilen basının, konulan çizginin dışında hareket etmesi zor. Oysa Kurdistana, tarihe karşı olan ahlaki sorumluluk bunu aşması gerekir. Adı geçen parti önderliği ve sorumluların, tutum davranış ve ilişki ağları, Kurdistan’ da yeni bir toplumun inşaasından ziyade aile ve parti çıkarlarının, Kurdistan ve Kurdistan halkının çıkarlarını kat be kat aşmıştır.

Güney Kurdistan ABD konsolosunun yayınladığı bir raporda, Güney Kurdistan liderlerinin dolar milyaderleri oldukları ve servetlerinin günden güne katlandığını belirtmiştır.

Dağdan şehire inen parti lider ve kadroları kısa bir süre zarfında inanılmayacak, dudak uçurtacak bir servete sahip olmuşlardır. Bu servetin nereden nasıl kazanıldığı, servetin kaynaklarının ne olduğu sorma sorgulama görevi Kurdistan basınına düşmüyorsa kime düşecektir ? Sadece Kurdistan halkının servet samanı mı talan ediliyor ! Kurdistan halkının geceleği de karanlıklara çekilip, Sömürgeci güçlerin rahat bir şekilde hareket etmesini de sağlıyorlar.

Kurdistan basın ve aydını, Dağdan şehire inan lider ve kadroların günümüz koşullarına uyum sağlayamadığını, sömürgeci devletlerin kötü bir kopyası olduklarını teşhis ve teşhir etme sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Halkın sözcüsü olmak ile İktidarın sözcüsü olmak arasındaki ince ayar noktası da burada bulunmaktadır. Bu açıdan Kurdistani medya da Türk basın-yayının kötü bir kopyası olmak zorunda değildır.

Rojhat Badikî

06-07-2012

Genève

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.