BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Yusuf Bülbül · 03.05.2006 · 1 görüntülenme
Bundan önceki KUDÇG ile ilgili makalemde “Kürdlerin birleşme sorunu” konusundaki görüşlerimi açıklarken,“bu aşamada Türkiye ile diyalog üzerinde konuşup, tartışacak bir şey yok, ilkokulda okuyan çocuklarda biliyor. Türkiye’de kendine özgü dili, kültürü, tarihi, coğrafyası ve on milyonlarca insanı olan bir toplum var. Kürdlerin toplumsal egemenlik hakları söz konusu. Bana göre Kürd toplumu bu haklarını Türkiye ile ortak kullanmaktan yana olacaktır. Bu da sorunun özünü oluşturmaktadır. Bunun detaylarını konuşmak, sorunlar yaratıp, toplumu çözümsüzlük yolunda oyalamaktır. Yöntem gayet açık ve nettir, o da Federal bir yapılanmaya gitmektir. Bunun içinde (tüm Kürd aşiret ve mezheplerini içine alan) bir parti kurmaktır. Birde mevcut durumun devam etmesini savunacak bir parti kurulur. Kürd toplumu kendi içinde seçim yaparsa sorun çözüm yoluna girer. Seçimle oluşacak olan Kürd meclisi komisyonlar kurup, federal sistemi “bütün insanlığın anlayacağı şekilde” Türkiye ile müzakere eder” dedim.Bu alıntıda kullandığım “tüm Kürd aşiret ve mezheplerini içine alan” söylemine burada açıklık getirmek istiyorum. Esasen Kürdlerde aşiret ve mezhep farklılığı gerçeğini “Sümer dili, Alfabesi, Mitolojisi, Tarihi ve Kültürü ile Türkiye’de Sümer sorunu” adlı çalışmamda geniş şekilde açıkladım. Teknik yardım bulabilirsem bir İnternet sitesi açıp, yayınlayacağım. Burada konuyu kısaca açıklayacağım.Kürdlerde aşiret ve mezhep farklılığı gerçeği Kürdlerin(Sümerlerin) bir toplumsallaşma biçimidir. Doğa insanını akıl insanı yapan konuşma dilini yaratan Kürdler kendi aralarında bölünerek “günümüzde devlet anlamına gelen” aşiretler oluşturuyorlardı. Bu toplumsallaşma biçimi o çağa göre “insanlığın medenileşmesini sağlayan” sağlıklı bir yöntemdi. Tersini düşündüğümüzde yanlış kendiliğinden ortaya çıkar. Şöyle ki: şayet Kürdler kendi aralarında bölünmeyip, tek bir millet olarak gelişme gösterselerdi, Sümerler döneminde “dünyanın dili olan tek medeni toplumu” Kürdlerin(Sümerlerin) dilleri ve din anlayışları dünyaya egemen olurdu. Bu da dünyada bir monolog ortamının doğmasına sebebiyet verir ve günümüzde dünyada yalnız Kurmancı konuşulur ve yalnız Kürdlerin din anlayışı dünyaya egemen olurdu. Bana göre, böylelikle dünyada dil, kültür ve bilimsel gelişmeler olumsuz yönde şekillenirdi. Günümüzde ise dünyada dil ve din çeşitliliği süreci tamamlanmıştır. Aşiret şeklinde olan toplumsallaşma süreci ise 1789 Fransız ihtilali ile devlet şekline dönüşmüştür. Eksikleri ile birlikte bu süreç gelişmeye devam etmektedir. Birinci dünya paylaşım savaşları ile aynı döneme tekabül eden Rus halk ayaklanmasının doğurduğu konjonktür Lozan anlaşması ile sonuçlandı. Kürdler müracaat ettikleri halde “Atatürk’ün düvel-i Muazzama” dediği ve işbirliği yaptığı galip devletler ile yeni oluşan Sovyetler Birliğinin dar çıkarları uğruna Kürd toplumu Lozan’a alınmamıştır. Dolaysıyla Kürdler yeni toplumsallaşma anlayışına göre devletlerini kuramamışlardır. Günümüzde ise konjonktür Kürd toplumunun egemenlik haklarını almasına uygundur.Bu tarihi gerçekler dikkate alındığında Kürdler çağa uygun toplumsal egemenlik haklarını alamadıklarından dolayı, binlerce yıldan bu yana günümüze taşıdıkları toplumsallaşma biçimi olan aşiretçiliği ve mezhepçiliği devam ettirmek zorunda kalmışlardır. Şayet aşiretçilik, mezhepçilik ve hatta şive farklılığı tasfiye edilecek veya yeni bir yapılandırmaya kavuşturulacaksa bunu yalnızca ve yalnızca Kürdler yapma hakkına sahiptir. Kürd toplumu aşiret, mezhep ve şive farklılığını dikkate alarak yeni toplumsallaşma şekline geçmelidir. Ve bu farklılıkları bölünme sebebi değil, tam tersine farklılıkları kültür zenginliği olarak görüp, aşiret, mezhep ve şiveleri temel alarak egemenlik hakları için” Kürd birleşmesi” sorununa çözüm yolu bulmalıdır.Kürd kitle örgütlerini Türkiye örgütlemiş olup, hileli yönlendirme ve yozlaşmaya uygun karakterdedir. Bu nedenle “Türkiye’ye rağmen” bu örgütlerin “Kürd birleşmesinde” olumlu katkılarının olması çok zor. Kürdler egemenlik haklarını aldığında toplum yapılarına uygun olan kitle örgütlerini kurarlar. Bu söylemden mevcut örgütlerin tamamen dışlanması anlamı da çıkarılmamalıdır. Birleşmeye nifak sokan örgütler dikkatle izlenip, gerektiğinden birleşme platformuna dâhil edilmemelidir. Özetlemek gerekliyse;Aşiret, mezhep ve şive farklılığı Kürd toplumunun kültürel zenginliğidir. Yeniden yapılandırmak gerekli ise bunu Kürdler yapmalıdır. Kürdlerin birleşmesinin olmazsa olmaz şartı Kürd aşiret, mezhep ve şivelerinin birlikte hareket etmesidir. Kürd kitle örgütleri dikkatle takip edilmelidir.Not: Kürdlerde şive farklılığı sorununu ve çözüm yollarını yukarıda söz konusu edilen A4 kağıda kayıtlı 210 sayfalık çalışmalarımda açıkladım. 04 Mayıs 06
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.