Siyaset

Kürd Önderligi Kücük Degil, Büyük Oynamalidir

Hasan Huseyin Yildirim · 08.10.2005 · 2 görüntülenme

Kürd  Önderligi Kücük Degil, Büyük Oynamalidir

Ekim 2005´te Kürd milletinin kaderi üstünde olumlu ve olumsuz etkileri uzun bir zaman sürecek olan iki olaydan biri 3 Ekim 2005 tarihinde Kürd milleti alehine sonuclandi. Ikinci mesele 15 Ekim 2005 tarihinde Irak yeni Anayasasi referamduma sunulacak. Sonucun ne olacagi henüz belli degil. AB, 3 Ekim 2005 tarihinde aldigi bir kararla Türkiye icin tam üyelik müzakere sürecini baslatti. Bu kararla AB´nin Türk egemenlik sistemi ve Kürdistan sorununa bakis acisi da bir kez daha net olarak ortaya cikmis oldu. Bu karar üzerine cok sey söylenebilir.  Aslinda Türkiye AB´ye girmedi, AB Türkiye´ye girmis oldu. 3 Ekim 2005 tarihinde AB´nin aldigi kararla Türklerin hasassiyet ve kirmizi cizgilerine „hasassiyet“ gösterdigi ortaya cikti. AB üye devlet yetkililerinin daha evel söyledikleri bir yerde unutuldu. Avrupa´nin güvenligi gözönüne alinarak bu sonuca varildi. Türk egemenlik sistemi, bir asirdir hep ayni minval üzeri herkesin gözüne baka baka zorla „misak-i milli“ dedikleri devlet sinirlari icinde hapsetikleri ulus ve ulusal azinliklari yok saydilar. Yok saydiklarini katliam ve asimilasyondan gecirdiler. Bunu kendilerine bir hak bildilar.Avrupa bunu görmemezlikten geldi. Dahasi Türk egemenlik sisteminin her türlü insanlikdisi yaklasim ve uygulamalari her alanda desteklendi. Cikarlari bunu öngördü. Bugün de bundan farkli bir tutum ortalikta gözükmemektedir. Sözde demokrasi ve insan haklari söylemi ise ikiyüzlülüklerinin ifadesi olsa gerek. Türkler, 3 Ekim 2005 tarihinde AB´ne „Tek devlet, tek millet, tek bayrak“ resmi yaklasimini yeniden onaylatti. Türkiye´ye tam üyelik müzakere sürecinin baslatilmasi, Kürd milleti nezdinde mesru olmayan Türk egemenlik sisteminin AB tarafindan mesrulugunun teyit edilmesidir. Lozan Kölelik Antlasmasinin yeniden onaylanmasidir.  Daha evel de yazdik. Dünya güc odaklarinin Ortadogu üzerinde rekebet ve mücadelesi bu güc odaklarin Kürdistan sorunu karsisindaki tutumlarinida ortaya koymaktadir. Esas mücadele ABD ile diger güc odaklari arasinda gelismektedir, ABD, Ortadogu´daki eski statükoyu degistirmeye calisirken, Rusya, Cin ve AB eski statükonun devaminda kendi cikarlarini görmektedir.  Bu baglamda Kürd milletinin cikari AB ile catisir haldedir. AB´nin cikari Kürdistan´i egemenliginde bulunduran ülkelerin cikari ile uyum halindedir. Bu nedenle 3 Ekim 2005 tarihli karar bana pek yabanci gelmedi. Beklenen bir karardi. Fakat kimse yanlis hesap yapmasin. AB, Türkiye´yi icine almayacaktir.  Aslinda bu bizim acimizda pek önemli bir mesele de degildir. AB, Türkiye´yi icine ister alsin, ister almasin Kürdistan sorunu karsisinda eski politikasini sürdürülecektir. Bizim acimizda bilinmesi gereken önemli mesele Avrupa´nin eskide oldugu gibi, simdi de KUKM´ne karsi Türkiye´yi destekleyecegidir. Uzun bir zaman sonrasini bilemeyiz, ama kisa ve orta vade de AB, dünyasinda Kürd milletine yer yoktur. Herkes hesabini kitabini buna göre yapsin.15 Ekim´de 2005 tarihinde Irak ve Güney Kürdistan´da referandum var. Irak yeni Anayasasi oylanacak. Irak ve Güney Kürdistan´in kaderi belirlenecek. Simdiden taraflar bu konu da yaklasimlarini ortaya koymaya basladi. Soruna taraf olan tüm aktörler bu konu da yogun bir caba icinde. Isin tuhaf tarafi uluslararasi hukuken taraf olmayanlar ki, bunlarin basinda TC devleti geliyor, bu yogun cabanin icinde. Sebebsiz degildir. Korkulari var.Mesud Barzani, „teröristler de bu referandumu sabote etmeye kalkabilir, engeller yaratabilir. Ama ben başarıyla geçeceğine inanıyorum.“Teröristler sadece Saddam artiklari, Zerkavi, Bin Ladin vs. ile sinirli degildir. Bunlarin basinda TC devleti yerini aliyor. Irak ve Güney Kürdistan kaderini belirleyecek olan 15 Ekim referandumu bosa cikarmak icin TC devleti canla-basla calisiyor.Bunun en somut ifadesi TC devleti Disisleri Bakani Abdullah Gül´ün Türk-Amarikan Isadamlari Dayanisma Dernegi üyelerinin onuruna verdigi yemekte yaptigi konusmada ortaya koydu. TC devletinin tüm cabalari Anayasanin ret edilmesi yönündedir. Bu konu da cok yogun iliskiler sürdürmektedir. Diger yandan da Türkiye´nin güclü bir devlet oldugu hatirlatilmakta ve Kürdleri tehdit etmektende geri kalmamaktadir. Bugün Güney Kürdistan´da Federal bir Kürdistan Devleti kurulmustur. 15 Ekim´de Irak Anayasasinin kabulu halinde Kürdistan´in bu federe yapisi uluslararasi alanda hukuken kabul görülecektir.TC devleti, bunun kendileri acisinda ne anlama geldigi cok iyi bilmektedir. Bu gelisme TC devleti acisinda ölüm canlarinin calindigi anlamina gelmektedir. Bu nedenle TC devleti 15 Ekim´de yapilacak referandumun olumsuzlukla sonuclanmasi icin her yol ve yönteme bas vurmaktadir.Aslinda bu uluslararasi hukuk acisinda baska bir ülkenin icislerine müdahale olup suctur. TC bu sucu tüm uluslararasi kurum ve kuruluslarda seslendirmesine karsin sözde bu demokratik kurum ve kuruluslar cikarlari geregi TC´nin bu sucunu görmemezlikten gelmektedirler.TC devletinin anti-Kürd politikasi bir yana, aslinda Irak Anayasasinin kabulu yönünde her ne kadar Kürd Federe Devletinin yasal güvenceye kavusturmasi acisinda olumluluklar tasisada, red edilmesi bana göre Kürd milleti icin pekte zararli degildir. Bagimsizligi ilan etmenin zeminini güclendirecegine inaniyorum.Sürec Bagimsizlik ilanina dogru evriliyor. Arap irkci ve milliyetcileri ile ortak bir yasam kurmak o kadar kolay görünmüyor. Son dönemlerdeki icraatlari bunu gösteriyor. Irak Devlet Baskani Celal Talabani ve Kürdistan Baskani Mesut Barzani´nin ortak olarak Caferiye verdikleri ultimatumdaki iddialar, Kerkük sorunu basta olmak üzere Kürdistan sinrlarinin daha hala belirsizligini korumasi ve Araplarin bu konuda Kürdlerin önüne cikardiklari engeller birlikte uzun bir süre yürünemeyeceginin belli basli nedenleridir.Kürd önderligi bu konu da ne yapip edip ABD yönetimini ikna etmelidir. Dahasi ABD Kürdlerin hasassiyetlerini gözönünde bulundurmak zorundadir. Cünkü her ne kadar bizim ABD´ye ihtiyacimiz varsa, bir o kadar da ABD´nin de bize ihtiyaci vardir. Bu nedenle ABD kapimizi calmaktadir.Dönem Kürd milleti lehine degismistir. Gecmis Kürd önderliklerin dis dünyaya acilmak icin calmadiklari kapi birakmamislar. Ama hic bir kapi Kürtlerin yüzüne acilmamistir. Bu durumu Celal Talabani, Rafet Balli ile yaptigi bir söyleyiside cok acik bir bicimde izah etmistir. Isin gercegi Celal Talabani´nin acikladigi gibidir.Gecmis Kürd önderlikleri kendilerini saran olumsuz kusatmayi yarmak, dis dünya ile bir bag kurabilmek icin ellerinde gelen her cabayi vermelerine karsin bir cikis yolu bulamadi. Bu durum gecmis Kürd önderliklerin bir zaafi, bir hatasi olmaktan öte Kürdistan´a dayatilan statükonun dünya egemen cevrelerin cikarlarina cevap veriyor olmasindan kaynaklanmaktaydi. Ama bugün ABD kapimizi calmaktadir. Bunu cok iyi degerlendirmek gerekir.ABD Disisleri Bakani Condoleza Rice´nin “Ortadogu´da, sinirlarin ve statükonun degismesi gerektigi” söylemini iyi okumak gerekir. Kürd önderligi, bu söyleme uygun bir politika tespitine gitmesi gerekir.ABD´nin BOP ile Ortadogu´da cok seyin degistigi ve bu degisimin sürecegi ortadadir. Bu degisim en cok Kürd milletinin cikarinadir. Bagimsizlik, Kürd-Kürdistan´nin birligi kapiya dayanmistir. Bunu görmek gerekir. Fakat anlasildigi kadariyla bir cok Kürd politik gücü ülke ve millet politikasi yapmaktan öte kendilerini parca icine hapsetmeyi politika edinmistir. Dahasi adina politika yaptigi Kürdistan parcasini sömürgeci ülkeye yamama politikasini sürdürmektedir. Bu politika Kürd milletine kaybetirir.Bu politika aktörlerinin bu yönlü aciklamalarini okuyunca 1982 yilinda yatigim Adiyaman cezaevinde kaldigim kogusta meyadancilik yapan Recep´i hatirlarim. Meydancimiz Istanbulu bir Türk´tü. Nerde sabah orda aksam diyen tam bir kirik. Yasami cezaevinde gecmisti. Disariya uyum saglamadigini söylüyordu. Her tahliye sonrasi ayni gün tekrar cezaevine dönmek icin murlaka suc teskil edecek bir sey yapmayi yasam bicimi secmisti. Hikayesi uzun. Onu burda kesiyorum.Denilebilir ki, bunun konuyla ne alakasi var? Ona geliyorum.Bizim politik güclerimizin cogu öylesine sömürgeci ülke ile birlikte yasamayi icsellestirmisler ki, Kürdistan´nin Bagimsizligi ve Birligi kapiya dayanmasina ragmen istemem diye tuturuyorlar. Receplesiyorlar. Kendilerini sömürgecilere kelepceletip tutuklatiyorlar. Irak Birligi sevdaliligi, Türkiye´nin AB´ye üyelik meselesinin desteklenmesi Receplesmenin daniskasidir.Kürd politik önderligi silkelenmelidir. Dönemi ve degisimi iyi okumalidir. Buna uygun bir strateji cizmelidir. Cizilmesi gereken strateji Büyük Kürdistan´i hedeflemelidir. Kürdler büyük oynamalidir. Belki hic bir zaman ayaga gelmeyecek bu firsati kacirmamalidir.Yaygin ve kabul gören anlayisa göre dünyaya hükmetmenin yolu Avrasyaya hükmetmekten gecer. Ülkemiz Kürdistan´da bu bölgenin merkezinde bulunmaktadir. Bu cografyaya egemen olmak isteyen güclerin kendi aralarindaki savas ve anlasmalarinda en cok Kürd milleti zarara ugramistir. Bugüne kadar bu böyle oldu. Ama bugün bu cografyaya egemen olmak isteyenler bu isi bizsiz yapamazlar. Kürd önderligi bunu bilince cikarmak zorundadir.Avrasya dünya petrol rezervlerinin %70´i, dogalgaz rezervlerinin %35´i barindirmaktadir. Bu kaynaklara hakim olmak demek dünyaya hakim olmak demektir. Bu nedenle dünyaya hakim olmak isteyen gücler ülkemizin merkezinde yer aldigi Avrasyaya hakim olmak istemislerdir. ABD´nin su anki BOP´de bunu hedeflemektedir.Siyaset yasayan realiteye uygun yapildikca kazandirir. ABD su an misafirimiz. Bu bir realite. Uzun zamanda öyle kalacak. Bu bizim irademiz disinda gerceklesmis olsada realite bu. Bunu görmek gerekir. Bu realiteyi nasil okumak ve nasil Kürd millet cikarlarina göre faydalanmak gerekir? Bu soruya ve benzerlerine ulusal cikarlarimizin öngördügü bir cevabimiz olmali.ABD, Saddam iktidarina son verdi. Irak halki gibi Kürt milletide bunu sevincle karsiladi. Gözyasi dökecek halleri yoktu. Ama ihanet grühü ve ezen ulus milliyetciligiyle müzdarip sol´a bakilirsa Kürd milletinin yas tutmasi gerekiyordu. Bu nasil bir mantiktir anlamak mümkün degil demeyecegiz. Cünkü bu ser güclerin varolus veya varedilis nedenlerini biliyoruz… ABD´nin niteligini yeniden tanimlamanin bir anlami yok. Gecmiste Kürd milletine karsi isledikleri suclari sayip dökmeninde kimseye bir faydasi yok. Mesele su an ki iliskilerimiz ve bu iliskide milletimiz icin ne gibi cikarlar saglayabiliriz meselesidir.ABD öncülügünde 1991 tarihinde 1.Körfez savasi ile Kürd milletinin devlet olarak tarih sahnesine cikma yolunu acti. Bu cok önemli bir olaydir. ABD, olmasaydi bu gelismeler saglanamazdi. Kuskusuz Güney halkimiz agir bedeller verdigi mücadelesi bunda önemli rol oynamistir. Ama bu son gelismelerde ABD´nin rolü tayin edici olmustur. ABD´nin oynadigi bu rol bitmis degildir. ABD ülkemizde ve bölgemizde daha onyillarca kalacaktir. Kalmasida Kürd milleti icin hayirlidir.ABD´nin bölgemizde yöneldigi hedefler yüzyillardir Kürd milletinin karsi savastigi statükocu güclerdir. Bu gücler kimin tarafindan olursa olsun asilmasi Kürd millet cikarinadir. ABD bu hedeflere yönelirken Kürd siyasal önderligi ikircilige düsmeksizin ABD ile birlikte hareket etmekten bir an bile olsa teredüte düsmemelidir. Hatta bu konuda tetikleyici olmalidir.Bugün ABD öncülügünde Ortadogu´da bir degisim-dönüsüm rüzgari esmektedir. Bu degisim-dönüsüm en cok Kürd milletine kazandiracaktir. Cünkü en cok onun cikarlarina cevap vermektedir. Gerci daha henüz isin basindayiz. ABD su an Ortadoguya yerlesmeye calisiyor. Veriler degerlendirildiginde uzun bir süre bölgemizde kalacagidir. Bu Kürd milleti icin bir güvence olmasinin yanisira Kürd milletinin devletlesmesi ve parcali millet ve ülkenin birligine giden yoluda acmis olacaktir. Bunun rizokusuz yasam bulmasi icin Kürd politik önderligin cok yönlü bir politika yürütmesinin yanisira dahada aktif bir mücadeleye girmesi gerekiyor. Bazi kazanimlara bakarak kücük oynamalari, dahasi rehavete kapilmalari eldekinide kaybetme riskini artirir.Dahasi bunu korumanin yegane teminati, Kürd millet potansiyelini harekete gecirilmesidir. Bu baglam da Kürd millet iradesinin temsilini yaratmak kacinilmazdir. Bu iste en büyük sorumluluk mevcut konumlari geregi Güney Kürd önderligin omuzlarindadir.Kürdistan devrimi, parcali sömürge Kürdistan´in bagimsizlasmasi ve birligidir. Kürdistan devriminin hedefi budur. Bu baglamda Kürd millet stratejisinde bahsedilecekse üzerinde yükselecek zemin budur. Bunun önündeki en büyük engel parcaci anlayislardir. Kürd politik gücleri her seyden evel bu parcaci anlayislari asmak zorundadir. Her bir parcanin özgül durumu gözetilerek tüm parcalarin üzerinde ittifakla anlasacaklari bir stratejiye acil ihtiyac vardir. Kürd politik önderligi bunu aciga cikarmadigi müddetce Kürd milletinin Büyük Kürdistan rüyasi gerceklesemez. Oysa bu rüyayi gerceklestirmek Kürd önderligin elindedir. Bugüne kadar bu konu da tüm parcalardaki önderlikler ortaya saglikli bir bakis acisi ortaya cikarabilmis degildirler. Soruna parcaci anlayis temelinde yaklasmislar ve sorunu orada bogmuslardir. Bir bütün olarak Kürd milletinin potansiyeli harekete gecirilememistir. Bu da yenilgilere yol acmis ve Kürd milletine kaybettirmistir.Kürd milletinin iradesinin ortaya cikarilmasi Kürdistan devriminin olmasa olmaz kosulludur. Bu baglamda tüm parcalardaki örgütlenmelerin bir araya gelerek Kürd millet iradesini ortaya cikarmalari acil bir görev olarak önlerinde durmaktadir. Kürd millet iradesini temsil gücüne sahip örgütlenmeler yaratmak zorundadir.Fakat bu yönlü ne bir düsünce birligi, ne de ileriye atilmis pratik bir adim vardir. Bir cok örgüt ve parti bu konu da parcaci anlayisi asamadigi icin Kürd milleti icin hayati olan bu konu da bir adim attilamamaktadir. Özelikle Kürdistan genelinde güclü olan parti ve örgütler bu konu da üzerlerine düsen sorumluluktan cok uzaktirlar. Zaten Kürd ulusal birligi önünde en büyük  engellerden biri budur.Oysa Kürd millet iradesini temsil edecek bir olusuma su ve hava kadar ihtiyac duyulmaktadir. Yapilmasi gereken tüm parcalardaki irili ufakli örgüt, parti, kitle örgütleri ve bagimsiz sahsiyetlerin bir araya gelmeleri ve ismi ne olursa olsun bir olusumun yaratilmasidir.Bu olusum uluslararasi arenada Kürd millet iradesini temsil edebilecegi gibi parcalar arasindaki iliskileri düzenlemede tayin edici rol oynayacaktir.Kürd milletinin siyasal iradesi yaratilmadan Kürd millet rüyasi gerceklesemez. Amac Kürd millet rüyasini, yani Büyük Kürdistan´i gerceklestirmektir. 06 Ekim 2005

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.