Siyaset

Kürd Milletinin Seçeneği!

Hasan H.YILDIRIIM · 25.10.2007 · 1 görüntülenme

Kemalist Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne Türk egemenlik sistem sahipleri Balkan ve Kafkasya'dan Anatolia’ya gelen göçmen muhacir azınlıklar ve Sebaytacıların elit tabakalarının koalisyon diktasıdır. Anatolia’nın yerlileri değildirler. Dışardan gelmiş, göçmen muhacirlerdi. Ortak paydaları aslını inkar etmek, kendilerine Türk’üm demektir. Türklük hepsini içine alan bir şemsiyedir. Anatolia Türklüğü, bir ırka, bir millete tekabül etmemektedir. Dışardan gelen göçebe muhacirlerin kendini tanımladıkları bir isimdir. Ama çirkin bir isimdi. Bu isim altında milyonlarca insan katledildi, soykırımdan geçirildi. Kimi için iktidar kimliği, kimi için katledilmenin, soykırım ve asimilasyondan geçirilmenin, kendi ülkesinden sürülmenin “Prokust Çarkı”nın isimidir.Türk olmayıpta Türkçülük yapmakta korkunç bir rekabet vardır. İktidara ulaşmanın yolu burdan geçmektedir. Türkçülükleri ırkçı, şoven, militaristtir. Varlığı başkalarının yokluğu üzerine kuruludur. Bu dünyada başka kimliklere yer yoktur. Kürdler dışında kendi kimliğine sahip çıkanda yoktur. Azınlıklar koalisyonu diktası Türk egemenlik sistemin baş düşmanı daima Kürdler olagelmiştir. Sistemin Kürdlere tahamülü yoktur. Yok sayıldılar. Yok saydıklarını imhaya çalıştılar. Üzerlerinde her yöntem kullanıldı. Kürdler sert çıkınca onları eritemediler. Bunu hiç bir zaman hazmedemediler. Kürdlerin varlığıyla daima sorunları oldu. Lehlerindeki her gelişmeyi kendi sonlarının yaklaştığına yorumladılar. Bu nedenle üzerlerine sert gittiler. En ufak bir kıvılcımı başından söndürmeyi varlık nedenleri saydılar. Kürdistan'nın Güneyindeki kazanımlarına bu kadar tahamülsüzlüklerinin nedeni budur.Türk egemenlik sistemin politıkası açık ve nettir. Varlığını Kürd milletini yok etme düşüncesine dayandırmıştır. Coğrafyamıza ayak bastıklarından bugüne Kürdlere karşı daima savaş içinde olmuşlardır. Kürdleri asıp kesiyorlar. Başkalaştırıp Türkleştiriyorlar. Çoğu zaman bunu Kürd'ün eliyle yapıyorlar.Son tezkereyi ele alın. Kürd milletini katliamdan geçirmesi fermanına oy veren Kürd olan vekileri düşünün. Kürdlere karşı soykırım savaşı veren Türk ordusundaki askerleri düşünün.Kürdleri yok sayan ve soykırımdan geçiren sistemim şu veya bu halkasında görev alan Kürd'ü düşünün.Bunun bir zorunluluk olduğunu hiç kimse iddia edemez. Hele Kürdler böylesi bir zorunluluktan dem vurmamalıdır. Kürd'ün Türk egemenlik sistemi çarkı içinde görev alması ihanettir. Bunu her Kürd'ün bilincine kazımak gerekir.Bugünden sonra Kürd anne babası çocuğunu Kürd katleden Türk ordusu Generallerine teslim etmemelidir. Şu an askerde olanlarda derhal silahlarını alıp o katil sürüsünden ayrılmalıdır. Türk egemenlik çarkında görevli tüm Kürdler istifa edip Kürdistan sathına dönmelidir.Bunu yaptıkları zaman hiç kimsenin gücü Kürdleri yenmeye yetmeyecektir. Kürdler, Türklere yardım etmediği sürece Türklerin Kürdlere gücü yetmez.Kürdler kim olduklarının bilincine varmalıdır. Türkler ile yakından uzaktan olumlu bir ilişkilerinin olmadığını kavramalır. Kürdlerin Türklerle var olan ilişkisi daima onların soykırımına uğradıklarıdır. Bunun ötesinde olumluluklar keşfetmeye ve ortak paydalar aramaya çalışmak beyhude bir arayış olmanın ötesinde Kürdlerin beyaz ve kızıl katliamına seyirci olmak, dahası işlenen suça ortak olmak demektir.Kürdler, Türkten uzaklaştıkça kurtulabilir. Buda Kürd milli kimliğine sahip çıktıkça ve kendisi oldukça sağlanabilir. Bu konuda Kürdler arasında farklı yaklaşımlar vardır. Kimi katliam, soykırım, ülkesinden sürülmenin adı olan Türk egemenlik sistemi ile ortak yaşam hayal ederken, kimiside onu Kürdistan'dan atmanın dışında bir kurtuluşun olmadığını ileri sürmektedir.Kimi Kürd milletinin esaret zinciri olan Misak-i milliye övgü dizmektedir. “Ortak” vatan ilan etmektedir. Bunu basamak yapıp Türk orijinli tüm sembolleri Kürdlerinde olduğunu iddiasına kadar vardırmaktadır. Bu tutum Kürd milletine dayatılan kölelik sistemini savunmaktır. Bunu yapan Türk sömürgeci, Kürd ihanetçidir. Misak-i milli dahil Türk orijinli sembollerin Kürdlerinde olduğunun savunulacak, övünülecek bir tarafı yoktur. Kimi Kürd çevrelerinin bunu savunmaları onların ihanetçi oluşlarından kaynaklanıyor. Türk egemenlik sistemin savunucularından farkı yoktur. Bunun sayısız bariz örneği vardır. Ben sadece Taha Akyol ve Orhan Kotan örneğini vermekle yetineyim.“Gerçekten ılımlı olanlar: Bunlar Türkiye'de artık etnik federasyonun biledüşünülemeyeceğini, Kürt meselesinin bir bireysel demokratik özgürlükler sorunu olarak ele alınması gerektiğini söylüyorlar; sağduyuları ağır basıyor. Bunların öncüsü, merhum Orhan Kotan'dı.”Taha Akyol´un methine mazhar olmak için Orhan Kotan, acaba ne yapmıştı? Bu sorunun cevabı verilirse bugün kendini Türk egemenlik kapısına bağlamaya çalışan zevatında yapmak istediği anlaşılır.Yok neymiş efendim “ortak vatan”a sahipmişiz(!) Hayır efendim sömürgeci ile sömürge olanların “ortak vatan”ları olmaz. Sömürgecilerin ve onların Kürdistan’daki işbirlikçilerinin “ortak vatan” olarak Kürdlere kakalamak istediği misak-ı milli dedikleri sınırları kapsayan coğrafyadır. Bu coğrafya Türk egemenlik sistem sahipleri tarafından “Türkiye” olarak tanımlanır. Kürdlere “vatan” olarak sunulur. Kürdistan ülkesi yok sayılır. Bir avuç milli hain dışında Kürd milleti bunu elinin tersiyle reddetmiştir. Bu tavrından dolayı ağır bir bedel ödemiştir.Kürdler, düşmana boyun eğmeyen, mücadele tarihi içinde sayısız destanlar yaratan onurlu ve savaşkan bir millet olduğu gibi bir o kadarda ihanetçi doğurmuştur. Kürdler, bugün bağımsızlığını kazanamamışsa ruhsuzluklarından, omursamazlıklarından değildir. Bunun sayısız nedeni saymak mümkündür. Dünya konjoktörünün alehinde oluşu, kimi Kürd siyasal önderliğin izlediği yanlış politıka belli başlı esas nedenidir. Dünya konjöktürünün önemli bir neden olduğu bugün yaşadıklarımızdan görmek mümkün olduğu gibi, Aris Arda arkadaşımızın Newroz Com’da yayınlanan yazı diziside düne ışık tutmaktadır.Bugün dünden farklı bir dönem olmakla beraber, Kürd milletinin devlet olarak tarih sahnesine çıkmanın tüm koşulları henüz oluşmuş değildir. Bu hem dünya konjoktörü, hem de Kürd siyasal hareketlerin izlediği yanlış siyaseten ileri gelmektedir. Kürd milleti, yüzyılların özlemi milli devletlerini kurmak için mücadelesini sürdürüyor. Bunun için ağır bedel ödediler. Hedef Kürd milletini devlet olarak tarih sahnesine çıkarmaktır. Kürd milletinin arzusu budur. Kalbi bu hedef için atmaktadır. Tarihte karşılaştığı tüm acıları dindirecek olanda sadece bu hedeftir. Bu bir realitedir. Kürdistan’ın Güneyi emin adımlarla bağımsızlığa doğru ilerliyor. Bunu her çevre görüyor. Kimi bunun mücadelesini veriyor. Kiminin kırmızı çizgileri aşınıyor. Ama her halukarda realite bu. Bu realiteyi içine sindiremeyenler zamanla alışırlar. Alışmak zorundadırlar. Başka alternatifleride bulunmuyor. Bunu onlara kabul ettirmekte Kürdlerin omuzlarındadır.İhsan Nuri Paşa'nın 1924'te Türk ordu saflarında arkadaşlarıyla birlikte ayrılarak Bağımsız Kürdistan için savaşması Türk egemenlik sistem çarkının dişlisi konumundaki Kürdler açısında örnek alınmalıdır. Türk egemenlik sistenin Kürd milletini inkar ve imha politıkasına verilecek en büyük cevap budur. Kürd milletinin kurtuluşu için tek seçenek budur.Kürd siyasal hareketleride politıkalarını bu eksende oluşturmalıdır.25 Ekim 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.