Kurd’ lerin ( Êzdî-Kirmanc ) Dramı
Rojhat Badikî
·
12.12.2010 · 2 görüntülenme
Kürt halkı gibi 40 milyonu aşkın bir halk, halen resmi olmayan bir sömürge statüsünde yaşıyor ve asimilasyon süzgeçinden geçip tarumar bir konumda bulunuyorsa, kendini, kendi geçmiş tarihini irdelemek, incelemek ve korkmadan kendisi ile yüzleşmek zorundadır. Dün, bugün ve yarın arasındaki köprü, temel dinamikler, siyasal-politik-ideolojik-ekonomik-kültürel-sosyal ve dinsel bağlantılar ve bu bağlantıların toplum üzerindeki etkilerinin aydınlatılması ile toplumun içinde olduğu sorunların çözümü yolunda iyi bir reçetedir.
Kurdistan halkının var olan statüsü, siyasal-ideolojik, kültürel ve dinsel bölünmüşlüğü yada zenginliği, toplumsal gelişme için büyük bir avantaj olması gerekirken, düşmanlarımızın bunu usta bir şekilde kullanarak, Kurdistan halkı içersinde derin çatışma, çelişki ve bölünmelere neden olmuşlardır. Bizim için bir avantaj ve zenginlik olması gereken farklılıklarımız, büyük bir dezavantaja dönüşerek, Kürt toplumu içerinde derin ayrışmalara yol açıp bügüne değin sömürge bir olmayan statüde yaşamasına neden olmuştur. Bunun bir derecede sorumlusu sömürgeci devletler olarak belirtirken, ikinci derecede sorumlusuda, Kürt toplumu içersinde büyük bir çoğunluğu oluşturan biz sunii Kürtler ve Kürt parti ve aydınlarıdır.
Bu tartışılmaz bir gerçekliğimizdır.
Sömürgeci güçlerin Kurdistan halkını bölmek, atomize etmek, planlarını yaşama geçirmenin temel dayanağı yine Kürtler olmuştur. Düşmanlar, Kurdistan halkının ulusal bağımsızlığı için bir avantaj olması gereken halkaları, onun bölünmesi ve bu güne değin köle statüsünde olmasının esas nedeni olmuştur. Düşmanına tapınma, düşmanını yüceltme, onun övgü ve begenisini kazanma uğruna kendi halkının celadı olma noktasında, teredüt içine girmemiştir. Kendi halkını yerin dibine batırırken, düşmanlarının taktiksel oyunlarını bozma basiretsizliğinin ötesinde, oyunun tamamlayıcısı olmuştur.
Sömürgeci devletlerin, din kisvesi altında, Din olgusunu Kurdistan halkına karşı çok usta bir şekilde kullanıp, Kurdistan halkının çok dinlilik, çok mezheplilik dokusunu kolay bir şekilde tahrip edip, Kürt toplumu içersinde derin düşmanlıklar oluşturmuşlardır. Bu olgu günümüzde de kendisini net bir şekilde göstermektedir. Çok dinlilik ve çok mezheplilik, düşman güçlerin, Sömürgeci Türk-Arap-Farıs devletlerin, Kurdistan’ daki egemenliklerinin garantisi olmuştur.
Bu olguyu, Kurdistan halkının kölelik zincirlerinin bir halkası konumundaki çok dinlilik, çok mezheplilik olgusunu, avantaja dönüştürmenin ilk adımı, Sömürgeci devletler ve geçmişte sömürgeci güçlerin, Türk-Arap-Fars devletlerinin jenosidlerine mahrum kalmış halkların aydın ve devletlerin etki alanına çıkmakla mümkündür. Utangaç söylemler, sömürgeci devletlerin yıllarca dayatma, yalan yanlış belge dökümanlarla, Kürt halkını, yapılan jenosidlerin 1. derecede sorumlusu yapma girişimlerine karşı korkmadan durabilme, duruş gösterebilme ve tavır alabilmedir.
Şüphesiz, bu konuda birinci derecede görev, Güney Kurdistan hükümetine düşmektedir. Güney Kurdistan hükümeti 10 milyar doları aşkın bütçesi ile, başta Êzdi Kürtleri olmak üzere, Şebek, Feyli, Baxtiyari, Zaza ve Kakai, Yarsan Kürtlerine karşı, Kürt olmalarının ötesinde vefanin yanında ahlaki, insani görev ve sorumluluları da vardır. Bu görev bu günden yarına ertelenilemez, bir görevdir. Düşmanlar, bu çelişkileri, Kurdistan halkının bütünselliğini ortadan kaldırmak, birleşik özgür ve bağımsız bir Kurdistan olgusunu yok etmek için bütün gücü ile yüklenmektedir. Bu konuda bir hayli yanlış-sahte , bilgi, belge ve döküman kendi yetiştirdikleri sahte akademik ünvanlı kişiler vasıtası ile sisli ve bulanık bir ortam oluşturarak, bir takım Kürt kökenli aydın-yazar çizerleri de bilerek konuya yanlış yol ve yöntemlerle bulaştırmaktadır. Bir takım Kürt aydın, yazar çizerleri, rahibin özününde diz çöken ‘’ günahkar’’ lar gibi, suçlarının bağışlanması için günah çıkarmak için tövbe etmektedirler.
Güney Kurdistan hükümeti bu konuda üstüne düşen görev ve sorumluluk bilinci ile hareket etmiş olsaydı, bu gün Kğrt halkına çarmiha germek isteyenlerin bir çoğunun maskesi düşerdi. Güney Kurdistan hükümeti, Kurdistan’ ın güneyinde yaşayan Türkmen, Ermeni, Keldani-Aşuri ve Araplara karşı takdir edilecek bir tutum takınarak, onların örgütlenme, siyasal, sosyal, ulusal-kültürel haklarını yasalarla garanti altına alırken ayni hakları, Êzdî, Şebek, Kakai, Yarsan, Feyli....vs Kürt’ lere karşı her nedense ilgisiz kalmaktadır. Düşmanlarımızın bu farklılıklarımızı bize karşı çok usta bir şekilde kullanmasına olanak ve imkan tanımaktadır.
Güney Kurdistan hükümetinin çok acil bir şekilde, özellikle, Arap-Türk-Ermeni ve Fars devletlerinin, Zaza, Êzdi, Şebek ve Baxtiyari’ lerin Kürt olmadıkları konusunda sahte tarih tezlerini çürütmek için; BİLİMSEL, AKADEMİK, JEO-POLİTİK- JEO-STRATEJİK .....vs araştırmalar merkezi kurmak ve adi geçenlerin, Kültürel, siyasal, sosyal, ekonomik alanda geliştirmek-kalkındırmak için adımlar adımlar atmalı. Türkiye ve Ermenistan ‘ın Kırmanc (ZAZA) ve Êzdîlerin ve Kurmanclar arasındaki dinsel, mezhepsel ve lehçe farklılıklarından dolayı Kürt olmadıklarını çok bilimsel ! belge ve akademik! aydınlarla açıklarken, Güney Kurdistan hükümetinin konuya duyarsiz kalmaları kabullenilemez.
Güney Kurdistan hükümetinin bu konuda açık ve net ulusal bir politikası olması, özellikle akademik, dil, kültür. ...vs alanda çalışmalar yapmalıdır. Kürt dil ve Külütürünün geliştirilmesi ve düşmanların Kürt halkının temel dinamiklerini yok etmek istedikleri alanlara yatırım yapmalıdır.
Başta Kurdistan’ ın güneyinde olmak üzere, Êzdiliğe ya özel statü tanınmalı yada İslam dini ile eşit statüye getirilmeli ve bu yasal güvence altına alınmalı, Ermenistan, Gürcistan, Rusya ve Avrupa’ da yaşayan Êzdi Kürtleri için hükümet bünyesinde özel bir statü ve politikalar oluşturulmalı, Türk ve Ermeni devletlerinin ZAZA ( Kırmanc) ve Alevi’ lerin Kürt olmadığı yönündeki çok bilimsel! Propağanda ve politikalarınına karşı özel politikalar oluşturmalı, zazaca’ nin geliştirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.
Sorun, bizim sorunumuz, biz kendi sorunlarımıza karşı cesur adımlar atmadığımız ve sorunlarımızın çözümü için, somut olarak çözüm perspektifleri sunmadığımız sürece, başkaları burunlarını bu işe sokup ‘’çok bilimsel analiz belge-dökümanlarla; Êzdî ve Kırmanc ( Zaza) ve Alewî’ lerin Kürt olmadıkları ‘’ nın propağandasını yapacaklar.