BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 05.04.2006 · 2 görüntülenme
Türk katil sürüsü Kürd öldürdükçe malum Kürd çevreleri ellerinize sağlık demeyi kendine vazife biliyor. TC devletinin Kürd milleti üstünde denemediği hiç bir silah bırakmazken, bu katil sürüsüne Kürdistan’dan defolun diyemezken yaşları 6-18 oarsındaki Kürd çocuklarının elindeki taştan şiddet keşfediyorlar. Provakasyon aleti ilan ediyorlar. Bedua okuyorlar. Halkımızın şehitlerine sahiplenişini kınıyorlar. Yayınladıkları bildirilerle, ziyaret ettikleri devlet erkanına olan bitteni „onaylamıyoruz, tasvip etmiyoruz, yapılanları şidddetle kınıyoruz“ deyip sömürgeciye bağlılıklarını deklere ediyorlar.Ama bu malum çevreler, polis kurşunu ile katledilen üç yaşındaki Fatih, 6 yaşınaki Enes ve diğer Kürd çocuklarının katledilmesini kınamayı akıllarına bile getirmiyorlar. TC devleti, tek tek ve toplu olarak Kürd öldürmeye devam ediyor. Devletin üst düzey sorumluların açıklamalarına bakılırsa bu öldürmelerin devam edeceği görülüyor.Peki ne olacak? Bunun sonu nereye varacak? TC devleti Kürd öldürmekle sorunu çözebilecek mi? Bu mümkün mü? Çözemediği ve çözemeyeceği açıktır.Peki sorun nasıl çözülecek? Kürd öldürmekle sorun çözülmüyor. Demokratik bir zeminde sorunun muhatablarının karşılıklı oturup çözmesinin koşullarıda yok. Buna Türk tarafı hazır değil. Fakat habire Kürd öldürüyor. Peki bu koşullarda Kürdler ne yapmalı?Türkler, Kürdleri birer birer veya toplu halde öldürmelerine sessiz mi kalsınlar? Tepkilerini ortaya koymasınlar mı? Tepkilerini ortaya koyan Kürd provakasyon mu yaratıyor? Bu iddia sahibi Kürd’ün yurtseverliği tartışma masasına gelmez mi? Gelmez diyenler yanılır. Bu dönemeçlerde ortaya konulan tavır nitelikle ilgilidir. Bu tavırda orta yol olmaz. Saflar keskin ve net. Ya Kürd milletinin, ya da TC devletinin yanındasınız. Muş kırsalında TC devleti tarafında kimyasal silahlarla katledilen 14 gerillaya halkımız sahiplenmiş, kendi örf ve adetlerine uygun olarak defin edilmek istenmiştir. Ne olduysa ondan sonra oldu. Bunu hazmedemeyen düşman halka saldırmış kadın ve çocuk demeden herkese silah sığmıştır. Çoğu çocuk olmak üzere 10’un üzerinde Kürd katledilmiştir. Bunlar görmemezlikten gelinerek kırılan bir kaç cam gündemin merkezine konulmuştur. Bu konuda sömürgeci ile malum Kürd çevreleri elele vermiş, şehitlerine sahiplenen halkımız terörist ilan edilmiştir.Son olaylara kim zemin hazırlamış, kim kışkırtmış yaşanan olaylarla birlikte ele alındığında önemini yitirmiştir. Velev ki, birileri karanlık amaçları için planlanmış olsa da halkın ortaya koyduğu tavır hiçte sözkonusu odakların plan ve hesaplarıyla birebir örtüşmediği görüldü.Mesele bu kadar açık ve netken malum Kürd çevrelerinin tekrarlamakta bıkmadıkları “provakasyon” iddialerı neyi çözecek? Halkımızın haklı tepkisi karşısında yer almayı “provakasyona gelmeme” olarak izah etmeyi “akılı politıka” olarak lanse etmek Kürd yurtseverliğiyle bağdaşmaz..Kürd katleden düşmandan ikide bir etmeyin eylemeyin türküsünü söylemeyi yaşam tarzı edinenlerin Kürd yurdseverliğiyle bir alakası zaten yoktur. Dahası var. Bu “akılı polikacılar”ımız(!) hizmete kusur etmedikleri Türk egemenlik sistemini hoş tutmak için işin sorumlusunu Kürdistan halkını ilan etmeleri, halkımıza saygısızlıktır.Bu saygısızlığı edenler çok. Halkın sömürgeciliğe karşı isyanını “provakasyon” olarak söyleyen bu çevreler, sistemin kapısında kemik avına çıkmayı siyasetleştirenlerdir.Halk katledilen evlatlarının cesetlerine sahiplenmesin mi? Bu onursuzluk olmaz mı? Bu onursuzluğu yapan halk kendisine saygısını yitirmiş olmaz mı? Halktan bu mu isteniyor?Evet bu malum çevreler, halktan aynen bunu istedi ve istiyor. Yok makale yazmışlarmışta, halka provakasyona gelmeyin demişlerde, bunu engeleyememişlerde vs. inciler. Be adam düşman bu halkın köküne kibrit suyu dökmeyi siyaset edinmiş. Bunun uygulamasını yapıyor. Hergün Kürd insanı katlediliyor. Peki bu durumda Kürd insanı demokratik tepkisinide mi göstermesin? Bu malum çevrelere bakılırsa bunuda yapmamalılarmış. Niye efendim? Çünkü provakasyon olurmuş. TC devlet yetkililerinin sabırlarını taşırmasına sebeb olurmuş. Onlarda katliam yapsalar yeriymiş. Buna sebebiyet verenler “değişim ve demokrasi düşmanları”, “AB karşıtları” imişlermiş(!) Bu malum çevrelerin söyledikleri aynen bunlar. Birde utanmadan “ulusal demokratik taleplerini demokratik yol ve yöntemlerle dile getirmeye çağırıyoruz.” demezler mi. Ve arkasında “sivil itaatsizlik”, “sivil direniş”i “macera” olarak ilan etmezler mi. Mesele bu olduğuna göre “demokratik yol ve yöntemler”den kastettikleri nedir?Onu da söylüyorlar. Bakın ne söylüyorlar. TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sorunun çözümünü istiyorlar.“Diyarbakır’da verdiği sözü tutmalı, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne yardımcı olacak adımları bir an önce atmalıdır.” diyorlar. Bunu her zaman söylüyorlarda, peki Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır olayları sonrası şu söylediklerine ne diyorlar? Bunları duymamazlıktan geliyorlar. TC devleti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da „Kürt sorunu benimde sorunumdur“, "tarihle yüzleşmek" gerektiğini söyledi, ama sadece söylemekle kaldı. Daha ötesine bir adım atmadı, atamadı. Atamazdı, çünkü Başbakan olduğu sistemin resmi görüşü ortada. Bunun ne anlama geldiğini daima dile getirdik. Fakat bizim gibi düşünmeyen Kürdlerde oldu. Bunlar düşman tarafından “akılı Kürt” olarak lanse edilir. “Akılı Kürt”te bu payenin altında kalmaz. Düşmanın ağzında ilgili ilgisiz Kürd kelimesi çıkmasın. Hemen ucu yakılmış mektuplar düşemeyi vazife bilir.Kürd dostlarından yanık mektup alma onuruna ulaşan Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dostlarını yanıtlarken bizi yanıltmadı.. Umarım dostları bunu doğru okurlar."Çocuklarını sokaklara dökenler veya çocuklarının terör örgütleri tarafından kullanılmasına fırsat verenler, yarın ağlamanız boş yere olacaktır. Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun terörün maşası haline gelmişse gerekli müdahale ne ise bunu yapacaktır… Ellerindeki o taşların hedefi de amacı da bellidir, bunu da biliyoruz. Hedeflerini gayet iyi tespit ettiğimiz için müdahale şartlarımız da bellidir. Ama hepsinin zamanlaması vardır…" narasını attı.O atar atmasınada. Buna yanmayız. Düşmandır der geçeriz. Peki bu kadar açık ve çıplak düşmanla „Türkiye’de ortak geleceği özgür ve barış içinde birlikte öreceğimize olan inanç ile sözlerimi noktalamak istiyorum.“ diyen düşmanlarımızın dostu Kürdlere ne demeli? TC devlettinin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kadın, çocuk demeyiz katlederiz dediği bir ortamda bu malum çevreler, katilden katili yakalanmasını ve yargılanmasını isteyecek kadar yüzsüzleştiler. “Saldırıyı gerçekleştirenlerin ve ölüme sebebiyet verenlerin açığa çıkartılıp cezalandırılmasını talep ediyoruz.” diyen mantık en aşağı katliamları gerçekleştiren mantık kadar tehlikelidir.İşte devleti temize çıkarmanın uğraşı. Her ne demekse “Türk devletinin bir kanadı” ile kafayı bozmak ve bunu siyasal bir ilke edinmek aslında bilerek veya bilmeyerek TC devletine hizmet etmek demektir.Kürd reformist hareketi, TC devletinin bekasını sahiplerinden daha fazla kendine iş edinmiştir. TC devletini halkımıza kabullendirmeyi sahiplerinden götürü almıştır. Olup bitten tüm olumsuzlukları “derin” dedikleri her neyse onlara fature etmekte, buna karşın devleti temize çıkarmanın politikasını vermektedir.Her şeyden önce “derin” ile ne ifade edilmek istenmektedir? Derin olan nedir? Derin olan kimdir? Meseleye yakında bakıldığında “sanal” bir güç olduğu ve yel değirmenine karşı „şövalyelik“ edildiği görülmektedir. Ama bunun hemen yanıbaşında devletin meşru birimleri iş başında iş bittirmektedir.İş bittiriciler kimdir? Bunların TC devletinin meşru birimleri olduğunu kim inkar edebilir?Hergün Cumhurbaşkanları, Başbakanları, Genelkurmay Başkanları ve diğer ilgililer Kürd öldürmek serbest dedikleri bir siyasal ortamda ordu ve polis başta olmak üzere paramiliter örgütler ne yapar? Tabii ki, Kürd öldürür.Türk ordusu, polis vs. silahlı güçler TC devletinin meşru birimleri midir? MİT; JİTEM ve JİT vs. birimler emir komuta içinde kurulan birimler midir? Evet tam da öyledir. Peki bunda derinlik nerde? Herşeyin TC devletinin meşru birimleri tarafından yapıldığı kesinken bunu “derin” odaklara fature etmek devleti temize çıkarmak olmuyor mu? Diyelim sorunu bu mecrada ele almak Türk tarafı için anlaşılır bir yanı olabilir. Kendi devletlerinin daha fazla yıpranmaması için yaptıkları pisliklere sahiplenmeyip “derin” dedikleri “sanal” güçlere fature edebilir. Bu anlaşılır bir durum.Peki soruna Türk tarafı gibi bakan Kürd tarafa ne demeli? Kürd tarafın bunda ne çıkarı olabilir? Meseleye yakında bakıldığında Kürd milletinin bunda çıkarı olmadığı, bu politikayı yapanında Kürd yurtseverleri olmadığı ve Türk Kürtleri oldukları görülür.Halkımızın topyekün ayağa kalktığı ve „Sömürgeciler Kürdistandan defolun“ dediğinde buna provakasyon deyip sisteme bağlılıklarını deklere edenler işte bu Türk Kürdleridir.05 Nisan 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.