Siyaset

KURD JENOSIDININ KABUL EDILMESININ TARIHI ÖNEMI !

mehmetmufit · 24.12.2005 · 2 görüntülenme

Asirlardir, buyuk barbarliklar yasamasina karsin ilk defa, bir baska devlet mahkemesi tarafindan Kurd halkinin jenoside ugradigi hukuki kararla kabul edildi. Hollanda’da bir La Haye mahkemesi, is adami olan kendi vatandasi Frans Van Anraat’i bu gun, Saddam Huseyin’in Baas rejimine, Kurd halkina karsi kullanilan kimyasal maddeleri satmakla savas suçuna  istirak etmekten 15 yil agir cezaya mahkum etti.Soz konusu sahis, her nekadar Kurd jenosidi için isbirligi yapmadigi dogrultusunda beraat ettiysede, mahkeme, Mart 1988’de Halepçe’de bir gunde 5'000 insanin katliamini jenosid olarak tanimlanmasini karar altina aldi.  La Haye’deki mahkeme siradan bir ceza mahkemesi degildir ; Hollanda Yuksek Mahkemesi, Van Anraat’i savas suçuna ve jenoside istirak etmesinden dolayi yargilamasi dogrultusunda « universelle » yani evrensel yetki  vermisti bu mahkemeye. 21 Kasim’dan beri devam eden mahkemede, Halepçe jenosidinden sag kurtulupta Hollanda’da bulunan 15 Kurd sahit ve ayni zamanda davaci olarak yer aldilar. Bu yargilamada önemli ve belirleyici olan  mesele La Haye mahkemesinden jenosid yapildigina dair ilk bir kararin çikmis olmasidir. Böylece, Kurdlerin jenoside ugradiklarinin önü açilmis oluyor.  Irak’ta 182 bin  insan jenosidten –anfal- den geçirildi ve sorumlu caniler bu gun bir Kurd hakimin baskanlik ettigi mahkeme tarafindan yargilaniyorlar. Onlar hakettikleri cezayi beklemektedirler, ne var ki ; asil sorun yarginin cezayi sonucu degildir, Kurd halkina jenosid uygulandigini mahkemenin karar altina almasidir. Bu bakima, La Haye mahkemesinin aldigi karar, Bagdat’ta surdurulen Saddam ve gruhunun yargilanmasina dogrudan etki yapacaktir.La Haye mahkemesinin ulusal ve uluslararasi boyutu vardir : Birincisi ; Irak’ta Kurd halkina karsi islenen katliamlarin cezasiz kalmayacagini ve bir jenosidin yasandigina dair hukuki bir kararin çikmasinin diger suçlularin  ve Baas rejimiyle isbirligi yapan  bir çok ulke sirketlerinin ve « sahsiyetlerin » yargilanmalarinin önünü açacaktir. Rus, Fransiz, Alman sirketleri ve bil cumle Saddam’in eski dostlari sirasiyla isledikleri suçlardan dolayi zamanla muhtemelen yargilanacaklardir. Ikincisi ; Kurdler kendilerine yapilan haksizliklarin artik cezasiz kalmayacagini bu mahkeme karariyla bizzat gorerek cesaret alacaklardir ve uluslararasi hukugu ve kuruluslari soz konusu jenosidin kabul edilmesi dogrultusunda zorlayacaklardir. Kurd federe devletinin varligi dogrudan bir destek oldugundan, bir takim sivil kuruluslar ve kurumlar derli-toplu girisimler organize edeceklerdir. O bakima, Kurdlerin bundan sonrasi takinacaklari tavir belirleyicidir ; ya bu davanin kendilerine açtigi yolu genisleterek jenosidin uluslararasi kurumlarca kabul edilmesi için genel davanin çikarlari geregi  davayi surdureceklerdir, yada bu açilan kapi sonuna kadar açilmaz ve takipten vazgeçilir. Bu iki ihtimal, hem Kurd federal devletinin takinacagi tutuma ve hemde Kurd sivil kurulus ve kurumlarinin sonderece sabirli ve örgütlü girisimlerine baglidir. Federal devlet, milli çikarlari gozeterek ve kendi yeni ama kaçinilmaz olarak guçlendirilmeye ihtiyaci olan diplomasisi geregi hareket edecektir. Ancak ; Kurd sivil kuruluslari ve kurumlari, guneyin milli çikarlarini gozeterek, önceden hazirlikli olarak ve zamanlamasi iyi yapilmis çikislarla federal devletin de diplomasisini guçlendirebilirler. Ama maalesef, bu davayi uluslararasi hukuk çerçevesinde surdurecek yeterlilikte ve kapasitede kurumlarin olmadigi da ayri bir gerçektir. Sonuçta, zamana ve yeterli yetenekte kurumlara ihtiyaç olacaktir.Mesele, Kurdlerin La Haye’de mahkemenin aldigi kararin takipçileri olmalaridir. Bundan sonra açilan yolda jenosid sorununu Birlesmis Milletler’e kabul ettirmedir. Bu yapildigi taktirde, artik hiç bir guç ve rejim Kurdlere katliam ve jenosid girisimlerinde bulunamaz.  Bilindigi gibi, Birlesmis Milletler bu gune kadar resmi olarak dört jenosidi kabul etmistir : Yahudilerin ve Cingenelerin (Tzigane) Avrupa’da fasist Nazi rejimi tarafindan jenoside tabi tutulmalari, Ermenilerin Osmanli Imparatorlugu tarafindan jenoside ugratilmalarinin 1985’te kabul edilmesi, Rwanda Tutsis’lerinin Hutular tarafindan katledilmelerinin BM guvenlik konseyinin aldigi bir kararla 1994’te jenosid olarak kabul edilmesi ve son olarak, Srebrenica’da 8'000 Bosniak’in Sirplar tarafindan yapilan katliaminin jenosid olarak kabul edilmesi. La Haye’deki mahkemenin aldigi kararin bilinciyle hareket ederlerse sayet Kurdler, kendilerine yapilan jenosidleri pekala Birlesmis Milletlere goturebilirler. Soz konusu olan sadece Halepçe degildir. Bu tarihi firsati degerlendirmenin  hayati önemde oldugu kesinkes bilinmesi gerekiyor. 23.12.05Mehmet MUFIT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.