Siyaset

Kürd, Ermeni ve Rusya ilişkileri(12)

Kamil Bedirxan ve Prens Þachovsky · 28.04.2007 · 1 görüntülenme

    Kamil Bedirxan ve Prens Şachovsky29 Eylül 1917Türkiye Kürdistan’ın durumunu, savaş öncesi ve sonrası Kürd ve Ermeni ilişkilerini bir yandan, diĝer yandan ise bunun ile ilişkili olan olayları bir kaç cümle ile izah etmek çok zahmetlidir. Göz önüne alınması gereken bir çok olay ve faktlar var. Çünkü, bunlar siyasal durumun ve bazı stratejik hedefler üzerine büyük etki yapmışlardı.. Bundan dolayi raporumuz ön görüldüĝünden daha fazla uzun olacaktır.Gerçi bizim görüşlerimiz ön yargılı, partizan ve amaçlı olarak olarak deĝerlendirmeye çalışılabilinir.. Ama, biz burada anlatılanların gerçekler olduĝunu ve tarafsız davranacaĝımıza söz verbiliriz.. Bu ortak çalışmamızda biz tarafsız ve her hangi bir amacı gütmüyoruz.Bedirxan ailesi 13. Yüzyıldan Türklerin gelişlerine kadar Kürdistan’da iktidar sahipleriydiler.. Bu Mirlerden biri olan Nesredin’in kendi özel parası ve kendi sembolleri kazılmış altın ve gümüş külçeleri vardı. Sultan Abdumecid gelene kadar bu durum devam etti.. O, dönem Botan Miri benim rahmetli babam Bedirxan Azizi’ydi. Onun bütün Türkiye Kürdistan’ında ve hatta Urmiye ve Selmas Kürdleri içinde de iktidarı olduĝunu söyleyebiliriz.. 1850 yılında Sultan Abdulmecid iktidara geldikten sonra Anadoludan Vezir Osman Paşa’nın komutanlıĝında bir ordu ve Istanbul’dan Omer Paşa komutasında ( Daha sonra Omer Paşa Rusya’ya yapılan Kırım Savaşında Türk Askeri güçlerinin genel komutanıydı) 15 bin kişilik bir orduyu Kürdistan’ın üzerine gönderdi.Bir yıldan daha uzun süren bir savaşın sonucunda Botan Miri esir alındı ve Istanbul’a götürüldü.. Oradanda Girit adasına sürgün edildi. Sultan Abdulhamid gururla bu başarıdan sonra Kürdistan Madalyasını oluşturdu..Tüm Bedirxan ailesinin için Kürdistan’a geri dönüşleri yasaklandı. Rusya ve Türkiye arasında yapılan 1877 savaşı döneminde iki kardeşim olan Osman Paşa ve Hüseyin Paşa Kürdistan’a geçerek Türklere karşı ayaklanma başlattılar. Abdulmecid’in ayaklanmayi bastırmak amacıyla gönderdiĝi kardeşim Fexri Paşa sayesinden ayaklanma barışçıl bir şekilde sona erdi..Türk devrimi esnasında çogunluĝu Ermeni aydınları olan binlerce Kürd ve Ermeni Xalid Oĝlu Kilisesinde yapılan konferasta bir araya geldiler.(Bizim ailenin büyün fertleri de bu konferasta hazır bulunduĝunu söyleyebilirim.) Iki taraf komşu olarak barışçıl bir şekilde birlikte yaşama konusunda yemin ettiler.. Türk yetkililerinin öneri ve hilelerine kulak asmayacaklarına ve ayaklar altına alınan haklarını almak için birlikte çalışacakları konusunda anlaştılar.Fakat tüm bu güzel sözlere raĝmen, Ermeniler Jön Türklerin yalanlarla dolu boş sözlerine kanarak bize ihanet ettiler ve Türklerle elele verdiler.Bitlis ayaklanması esnasında Kürdlere karşı savaşmak için Ermeniler valiye giderek silah istediler.. Ermeniler Türklerden aldıkları 700 silahla Türklerle birlikte bize karşı saldırıya geçtiler. Böylelikle Abdulmecid’in düşürülüşüne ve Meşrutiyetin ilanına kadar ailemizin üyelerinin Kürdistan’a geliş ve gidişleri yasaktı.Ben, iki kardeşim ve kardeşim oĝullarından biri haklarımızın geri verilmesi için çalışmak amacıyla Kürdistan’a geçebildik.Botan’da yaptıĝımız uzun gezintiden sonra biz kendi gözlerimiz ile Türkler ve yöneticileri tarafından Kürdlere karşı yapılan zorbalıĝı ve yaratıkları zorlukları gördük.. Kürdler canı gönülden Türk zorbalarını orada görmek istemiyorlardı.Sencaq ve Mardin Kürdleri rahatsızlıklarını ifade etmek amacıyla baçlarını vermediler ve bölgede bulunan bir çok Türk memur ve yöneticisini zorla bölgeden çıkardılar.Bu arada kardeşim Hüseyin Paşa öldü ve Kürd hareketi belli bir dönem ara verdi. Musul’daki Alman Konsolosu bu ayaklanmaların bastırılması için çok aktif bir şekilde Türkleri destekliyordu.. Sonra Türklerin lehine propaganda yapmak amacıyla Kürdistana bir seyahata çıkmıştı.. Bende bizim Kürdlere kendisine karşı saldırı yapmaları konusunda emir verdim. Sonuç olarak onu sözü edilen konsolosu soyuyorlar ve o ise geri evine gidiyor.18-31 Mart 1914 tarihlerinde gerçekleşen Bitlis ayaklanması bizim tarafımızdan tertiplenmişti. Ilk defa Kürdler başarıya ulaşarak Bitlis’in bir kesimini ele geçirdiler. Fakat, Türkler Muş ve Van’dan büyük askeri güçler getirdiler. Kürdler onların makineli tüfeklerine ve toplarına karşı koyma imkanlarından yoksundular. Ayaklanma bastırıldı ve bir kaç Kürd lideride Bitlis’te idam edildi. Benim kardeşimin oĝlu Suleyman Bey Cizire’den 35 km uzaklıkta bulunan Şak köyünün alınması sırasında öldürüldü. Bende Siirt şehrinde tutuklandım ve Beyrut’ta gönderildim.. Oradanda „Misajir Martin“ gemisiyle Istanbul’a gönderildim.. Ben onlardan Rusya’nın izni olmadan beni Türk devletine teslim etmemeleri için imza almıştım. Istanbul’dan Rusya ve Fransa elçilerinin çabasıyla beni „Odeseya“ gönderdiler ve oradan Temmuz ayının başından Tiflis’e geldim..Tiflis’te ben Rusya’nın yardımıyla Kürdistan’da yeni bir ayaklanayi örgütlemek amacındaydım.. Fakat, Talat Paşa ve ikinci Nikolay arasındaki antlaşma yüzünden, benim, kardeşimin oĝlu Abdulrezaq ve Şêx Berzan’ın birlikte örgütlenmeye çalıştıĝı büyük ayaklanmayının başlangıcında ben Iran topraĝında yakalandım.. Çünkü, Çar Türklere karşı ayaklanma olanaklarını vermeyeceĝine dair Talat Paşa’ya söz vermişti.. Ben de Rusya ve Türkiye savaşının başlangıcında mecburen kendi işime koyuldum. Türk devleti tüm imkanlarını seferber ederek Kürdistan’da yaşıyan 7 milyon insanın ilerlemesini engelliyor... Bundan dolayi aydın sınıfı çok çok zayiftir.Tüm bunlara raĝmen Türkiye’deki general, elçi ve üst rütbeli subaylar içinde , memurlar, avukatlar ve muhendisler içinde Kürdler var. Türkiye’nin büyük şehirlerinde büyük bir Kürd kesimi var ki yurt dışında eĝitimlerini tamamlamışlar, az veya çok halka bilgi ve bilimi öĝretiyorlar.Komiteler içinde Şerif Paşa önderliĝinde kurulan Paris Komitesinden söz edebilirim. Ayrıca Cenevre’de Kürdçe Kürdistan gazetesini çıkaran özel bir komite var. Türk ordusundan esir düşen Kürd subayları Tiflis’e getirilmişler. Onlar bana Kürdistan büyük şehirlerinde ve hatta Istanbul’da Kürd subaylarının önderlik ettiĝi illegal komitelerin var olduĝunu söylediler. Ben itina ile Kürd ve Ermeni ilişkileri üzerine, Kürdlerin savaş esnasında Ruslarla girdiĝi ilişkiler üzerine konuşabilirim. Çünkü, ülke içinde ve tüm Kafkas çephesinde tam olarak neyin yaşandıĝını detaylarına kadar ortaya koyma imkanım yok. Biz savaş olaylarının tiyatrosunun içindeydik ve savaş yönetimi merkezinin aldıĝı aldıĝı haberler uzaktan geliyordu.Her şeyden önce Kürdleri iki bölüme yada iki desteye ayırmak gerekir: Van ve Erzurum vilayetleri, Muş sancaĝı, Musul, Diyarbakir ve Bitlis vilayetlerinin Kürdleri; Xarput vilayetinin(kızılbaş) Kürdleri özel bir kesimi oluşturuyor. Bu ayrıştırma temele göre veya sabit bir özgüllüĝe göre deĝildir.. Işi kolaylaştırmak için yapılmıştır. Kuzey Kürdleri birinci kesim ve Güney Kürdleri ikinci kesim olarak alalım.. Olayların gelişiminden söz etmeden önce bugün Kürdistan’da büyük bir faktör durumuna gelen şimdiki Kürd ve Ermeni ilişkilerini bilmek gerekir. Var olan Kürdlere Ermeni düşmanlıĝi miras olarak kalmiş yönündeki düşünceler doĝru deĝildir. Ermenilere karşı tavır Berlin kongresinden sonra başladı.. Orada Ermeniler kendilerine otonom bir yapılanma oluşturmak için çaba sarfettiler. Tam o döneme kadar Ermeniler diĝer halklar gibi Kürdlerle birlikte yaşamışlardı. Onlara yönelik Kürdlerin ne az ve nede çok zararları olmadı. Onlar her zaman Kürd beylerinin sorunlarının hizmetindeydiler. Hıristiyan vatandaşlar tarımsal nedenlerden dolayi Kürd beylerine baĝlıydılar. Bu durum zayif bir nokta olarak zarar veriyordu. Örnek olarak Hıristiyanların bir Kürd beyine yönelik saldırıları, Kürdistan’ın diĝer beylerinin çıkarınada karşıydı, onlar içinde zarar ve ziyana neden oluyordu. Aynı zamanda Kürdlerin katledilmesinde acımasızdılar ve umurlarında deĝildi. Bu kaygı verici gelişmeler bir yandan korunma altına alınan ve diĝer taraftan saldırılan tüm bölge halkı için bir trajediydi.Berlin Kongresinden sonra Sultan Abdulhamid Anadolu bölgelerinde yaşanan gelişmeler karşısındaki korkuyu bahane ederek Ermenileri tutuklamaya ve avlamaya girişti. Ermeni Komitesi Daşnak savunmaya ve Ermeni isteklerinde (otonomi)ısrar etme hususunda çaba içíndeydi.Kamil Bedirxan ve Kinyaz Şachovsky29 Eylül 1917    Devam edecek Çev: Aris Arda Aris_arda@arcor.de28.04.07 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.