BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
GORAN KOÇGÝRÎ · 13.05.2006 · 2 görüntülenme
Bir şeyi itiraf etmek gerekir ki, günümüz Kurdistan ulusal bağımsızlık davası, mücadele tarihinde hiç bir dönem sahip olmadığı objektif imkanlara sahiptır. Gerek uluslararası koşullar ve gerekse ortadoğunun çatırdayan statükosu, Kurdistan ulusak bağımsızlık mücadelesine korkunç inanılmaz imkan ve şartları sunmasına rağmen, Kuzey Kurdistan politik arenasi da buna paralel inanılmaz derece de kuşatılmış ve son derec örgütsüz ve dağınık durumdadır. Amed merkezli KUDÇG hareketi Kuzey Kurdistan’daki örgütsüzlük ve dağınıklığa çözüm olabilir mi sorusunu akıllarar getiriyor. KUDÇG hareketi de öncüllerinin akibetine mi uğrar yoksa geçmişin birlik çalışmalarının deneyimlerinden yararlanarak ileriye yönelik kalıcı örgütlenmeler mi oluşturur....vs sorulara cevap bulunması gerekir. Kitlelerle bütünleşebilecek kitlelerin taleplerine kısmende olsa cevap olunabilecek bir yapılanma reformist ve otonomcu olsalar dahi, Kurdistan zemininden uzak bağımsızlıkçı yapılanmalardan konum olarak daha ileri bir pozisyondadırlar. Bundan dolayı Kurdistan zeminli bir mücadeleyi desteklemek ve özellikle Bağımsızlık konusunda kararlı kişi ve kesimlerinde içinde bulunduğu bir yapılanmayı desteklemek elzemdir. Kurdistan’da bütün sınıf ve katmanların içinde bulunduğu bir yapılanma, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi, ve bu mücadeleyi kendi dinamikleri üzerinde oturtmak açısında bir ön adımdır. Şartsız ve koşulsuz bu tür yapılanmaların içersinde yer almak konusunda hiç bir teredütte yer olmaması gerekir,diğer yanda ise olası olumsuzlukları da, bu hareketin sağlıklık bir şekilde yürümesi çalışmalarını daha örgütlü, organizeli ve somut hedeflere yönelip sonuç alabilmesi için eleştirsel yaklaşmakta kaçınılmazdır. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi, birlik ve ittifaklar için yapılan çesitli çalışmalar ve sömürgeci devlet-sömürge ilişkilerinin oluşturduğu deneyim, doğal olarak bu tür çalışmalara daha itinalı ve titiz yaklaşılmasını beraberinde getirir. Bunun en büyük nedeni de belirtiğim gibi Kurdistan ulusal bağımsızlık davası tarihinin en dağınık ve kaoslu ortamını yaşaması ve kısmen sömürgeci Türk devletinin gerek istihbari ve gerekse Kurdistan politik arenasinde yarattığı tahribat ve oluşturduğu manipülasyonlardır. Sömürgeci türk devletinin Kurdistan ulusal bağımsızlik mücadele arenasinda, hücum ve tahribatlarını berteraf etmenin yolu şüphesiz disipilinli örgütsel bir yapı ve kitle çalışmasıdır. Mücadele her alanda örgütlenip kitleselleştiği oranda, düşman saldırılarını berteraf etmek, düşmak saflarında gedikler açmak mücadeleyi ileri boyutlara taşıyıp zafere ulaşmak o oranda güçlenecektirç Hiç şüphesiz KUDÇG gibi yapılanmalar da çok sesliliğin olması doğaldır, KUDÇG ve benzeri yapılanmalar biraz tolerans ve tavizler üzerinde inşa edilebilinir ama bu Kurdistan halkının temel istemlerinden sömürgeci devletlere taviz vermek ve onun çizdiği dar sınırlara sıkışmak, onun ve uluslararası bağlaşıklarının taleplerine boyun eğmek değildir. KUDÇG içersinde özellikle iki farkli görüşün ön plana çıkması kaçınılmazdır. Biri meşruiyetini ‘’AB-T.C ‘’yasal sınırlarını temel, diğeri de Kürt ve Kurdistan meşruiyetini temel alacak olan iki farklı görüşler her ne kadar bu iki görüş arasında kısmen uyum ve birlik oluşturulursa da yine proğram ve amaçlarıyla KUDÇG’ye yön verme mücadelesi olacaktır. Mücadelenin karekteri ve realitesi de bunu gerektiriyor, mücadele ve politika iyiniyet üzerinde inşaa edilemez. Mücadelenin karekteri ve realitesine göre hareket edildiği oranda sonuç alanır, mücedele ve politikada sonuç alma sanatırdır. Geçmişte ‘’legal ve illegal’’ alanda yapılan birlik ve ittifak çalışmaları, her ne kadar bir birikim ve deneyim oluşturduysa da başarılı oldu denilemez. Bu alandaki her bir başarısızlık bu yöndeki çalışmalara karşı bir güvensizlik oluşturduğu gibi Kürt halkı içersinde de her seferinde hayal kırıklığı oluşturdu. Bundan dolayı mücadelenin bu yönüne dikkat etmek gerekir. Bu gün her ne kadar KUDGÇ’de yer alan kararlı ve iyiniyetli kesimler varsada bir çoğu tanıdığımız ‘’rüştünü’’ ispatlayamamış ve geçmişte yapılan birlik ve ittifak çalışmalarının başarısızlığa uğramasında pay sahibi olan ve düzenle hiç bir zaman bağlarını koparmamış ve düzenin nimetlerinden faydalanmış insanların olması da daha dikkatlı olmayı gerektiriyor. T.C gibi halkarın inkar ve soykırımı üzerinde inşaa edilmiş varlığını başka hakların yokluğu üzerinde inşaa etmiş ülkede politik barometrenin her an değişmesi gerçek karekterini ortaya koymasi yüzündeki maskeyi atmasi sürpriz olarak görülmemesi buna her an hazırliklı olunması gerekir. T.C’nin uluslararası alandaki değişimlerin zorlamasi sonucu taktiksel olarak yaptığı geçicici ‘’değişimler’’ ulusal mücadelenin yeniden toparlanması ve sömürgeci devlete karşı mevzileri güçlendirip genişletmede ve mücadeleyi tüm alanlara yaymada, güçlü sivil insiyatifleri oluşturmada olanaklar sağlamasına rağmen, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadalesinin dinamiklarini şimdiki ortama göre inşaa etmek beraberinde hüsranı da getierecektir. En küçük bir mevzi ve kazanımı Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin çıkarına kullanmaya ve sonuna kadar yararlanmaya evet, bunu temel yapmaya hayır olmalıdır. Özellikle sömürgeci türk devleti bağlaşıkları ile sahte Kürt halkının dostlarının, Kürt halkı ve onun politik güçlerine dayattığı bazı kavram ve söylemleri, kıble yapmaktan kaçınmak bir zorunluluktur. Vatanı karış karış, santim santim silah zoruyla işgal edilmiş, bütün degerleri ayaklar altına alınmış, milyonlarca insanı silah zoruyla ülkesinden kovulmuş, Dünyada hiç bir sömürgeci ülkenin yapmadığını en iğrenç ve katı bir ırkçılık temelinde 6-7 yaşındaki geleceğimiz olan çocuklarımıza her sabah‘’ Türküm doğruyum....’’andı ve Kurdistanı Türkleştırme planlarını adım adım uygulamaya koyduğu bir ortamda ‘’devrimci şiddeti ve kendini savunmayı red etmek’’başını kurbanlık koyun gibi düşmana uzatmaktan başka bir şey değildir. KUDGÇ’ nin her söyleminde şiddeti red ediyoruz, karşıyız nakaratını tekrarlamasının olumlanacak bir yanı yoktur. Oysa KUDGÇ’nin kendine biçtiği rol ve oynamak istediği misyon bu tür söylemleri her gün tekrarlamasını gerektirmiyor. Bu söylemi iki de bir tekrarlamakla AB-T.C’nin gözünde temiz çocuk olma meşru olma hakkını kazandırmıyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.