Siyaset

KOMİTACILIĞIN REORGANİZASİYONU -ÇETECİLİK-

Þeref Laþer · 22.01.2007 · 2 görüntülenme

KOMİTACILIĞIN REORGANİZASİYONU -ÇETECİLİK-VE  TÜRK DEVLETİ.////Son yıllarda türkiyenin her şehrinde çeteler ortaya çıkarılıyor. Basının deşifre ettiği çetelerden bahsediyoruz. Birde basına yansımıyan çeteler var. Her il de bir çete kurulmuş.Bu çeteler  doğrudan genel kurmaya bağlı olarak çalışırlar. Resmi devlet kuruluşlarıdır, ama hükümete bağlı değil orduya bağlı olarak çalışırlar. Her çetenin başına orduda görevli subaylar getirilmiştir. Devlet örgütlülüğüne paralel olarak çalışırlar. Yürütme yetkisini elinde bulunduran hükümetin bu komitler başka bir deyimle çeteler üzerinde hiç bir tasaruf yetkisi yoktur, bu çeteler ordunun bağlı olduğu görev ve yetkilerin dışında yetki ve görevleri vardır. Kanunların orduya verdiği yetkilerin dışında yektileri vardır. İllerde gizli silahlı birimler oluştururlar, kültürel faaliyetleri  istihbarat faaliyetleri yürütürler, askeri örgütleri,  gençlik örgütleri oluştururlar kitle çalışması yaparlar,  illerinde devlete yönelik tehditleri belirlerler,psikolojik savaş yürütürler, halk içinde etkin olan olan aydın, işadamını belirlerler kendilerine bağlarlar, rededenleri  ya sindirirler ya öldürürler. Bu çeteler  türkiyede işlenen bütün faili mechul cinayetlerin failleridirler. Devletin  yapmak istediği bütün kirli işleri, cinayet,  terör, basını susturma, kara para aklama, uyuşturucu silah  ticareti gibi bütün işleri yaparlar. Bu çetelerin tabanı ırkçı duyguları kabartılmış kesimlerdir genellikle de MHP lidirler veya devletle işbirliğine zorlanmış PKK ittirafçılarıdır.Bu çetelerin bağlı oduğu hiyerarşi gerçek iktidar sahipleridir. Kisiminin Derin devlet, gizli devlet,  karakol örgütü, ergenekon örgütü, tit, kontr-gerila, jitem, sivil savunma, mukavemet örgütü,it örgütü vs isimlerler de adlandırılmaktadırlar.Bütün bu örgütlenmeler bütün illerde  o ilin en büyük askeri komutanlığına bağlı olarak oluşturulmuştur. Bunlarrın bazıları  kendilerine tanınan olağan üstü yetkileri bağlı oldukları hiyararşi dışında kulanınca, çıkar sağlamak haraç toplamak, çek senet tahsilatı yapmak için kulanıp kitlenin tepkisini çekince veya  karşı şirketinde  devletin başka bir biriminin desteği ile şikayet etmesi üzerine afişe olur  ve sorumluları hakında  örganize suçlar ve çete kurma  suçu işleme nedeniyle davalar açılırlar. Dikkat edilirse bu şuçu işleyen çete liderleri ya özel kuvet kumatanı ya askeri bir  komutan olur. Ama haklarında dava açılmayan yüzlerce çete ise işlerinin başındadırlar.Bu çetelerin amacı nedir?Bu çeteler Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine karşı oluşturulmuş  resmi ama  gizli birimlerdir. Her Çete ilindeki kürt nüfusun yerleşik olduğu alanlarda üs kurar, bu mücadele içindeki sempatizanları, destekleyicileri, militanları, savaşçıları tesbit eder gereginde  infaz timlerini harekete geçirir. Diger taraftan da türk kitlesi içinde kürtlere karşı düşmanlık duygularını kabartarak ilişkileri gergin tutmaya,  herhangi bir eylem anında türk ırkçı kitlesini derhal harekete geçirerek gerektiğinde askeri destek, gerektiginde kitle desteği, gerektiginde istihbarat desteği sağlar. Türk kitlesi içinde milliyetçi ırçkı duygular öyle kışkırtılmış ki, bir bildiri, legal bir  konferans veya açık oturuma kitlesel saldırı ve linç vakaları kolaylıkla gerçekleşebilir. Türk toplumu bu çeteler tarafından linç toplumu haline getirilmiştir. Kurdukları mekanizmanın işleyip işlemediğini deneme amacıyla, Mersin, Trabzon, istanbul ve Bursada tatbikatlar da yaptılar. Mersindeki bayrak yakma yalanı yada Trabzondaki bildiri dağıtma üzerine  yirmi dakika içinde toplanan binlerce kişi bu mekanizmanın mükemel yürüdüğünü göstermektedir.Türk devleti bu çete  örgütlerine 1975 lardan itibaren ihtiyaç duydu. Bu konuya geçmeden önce türk devletinin tarihinde geleneginde ve  kuruluşunda Çetecilik veya kendi deyimleri ile komitacılığın yerine değinmemiz de gerekir.1900 ların başında osmanlı  devletini ele geçirmek ve bekaasını sağlamak amacıyla, önce balkanlarda başlıyan ulusal kurtuluş hareketlerine karşı türk milliyetçileri de resmi devlet örgütlügü emrinde ama bu resmi devlet örgütü dışında komiteler kurdular. Türk  subayların emrinde  hareket eden bu komiteler İttihat terakinin vurucu gücünü ve türk milliyetçiliğinin siyasi ve askeri gücünü oluşturdular.Osmanlı devleti bu komitelerin devletin yanında yer aldığı için  önce desteklediler ancak 1908de bu komiteler Abdulhamite muhtira vererek iktidardan uzaklaştırdılar.  Balkanlarda kurulan komitelerin en ünlüsüne komutanlık yapan binbaşı Enver bey ocak 1913 yılında babı ali baskınıyla hükümete el koyarak darbeler geleneğini ve komitacılığın yani çeteciliğin iktarının yolunu açtı. O günden bu yana türk ordusu kurduğu bu gizli örgütlerler aracılığıyla altı kere  darbeyle iktidara el koymuştur. Fakat konumuzla ilgili alan ise komitelerin günümüz gerçekleri doğrultusunde nasıl reorganize edildikleridir. Kemalist hareketin  kendisi de komitacılık geleneğindendir ve iktara darbe ile gelmiştir. Askeri komutan olarak, Karadenizde potnusculara, Ege de Yunanlılara, Kürdistanda Ermenilere ve daha sonraki ingiliz ve fransız işgalcilerine karşı ordunun önderliginde kurulan komiteler, karakol örgütü, islam komiteleri,  kuvai milliye  müdafai hukuk cemiyetlerini koordine ederek başına geçmiş hem istanbul hükümetine karşı darbe yapmış hem rum ermeni potnus ve kürtlere karşı  bu komitelerden yararlanmıştır, soykırımlar yapmış, balkan ve kafkaslardaki türkleri bu ulusların topraklarına yerleştirmiştir. Türkiye cumhuriyeti bu komitacılığın yani çeteciliğin sonucu kurulmuştur.TC kurulduktan sonra M. Kemal  en büyük komitacı olarak, diger bütün komiteleri ortadan kaldırmış yasaklamış tek parti haline getirmiştir.1975 ten sonra Kürdistan ulusal kurtuluş hareketinin hızla gelişmesi hem kürdistan da hem Türkiye metropollerinde örgütlenmesi TC zorlamış iktidarını sarsmış ve  düzenli ordu ile kürt milletinin mücadelesini engelliyemeceğini düşüncesiyle yeni tedbirler almaya başlamıştır ki bunun başında eski komiteler benzeri komiteler oluşturmaktı. 1991 Güney  Kürdistan daki ayaklanma sonrası ortaya çıkan federe kürdistan devleti, kuzey de önü alınmayan ulusal mücadele TC  nin  devlet adına hareket eden gizli örgütleri devreye soktu. Ordu jitemı koruculuğu ve kontr-gerile örgütlerini devreye sokmakla kalmadı, Mehmet Agar’ın emniyet müdürlüğü döneminde polisi de ordunun yanında gizli örgütler kurmaya itti ve çeteler yaygınlaştı, faili meçhul cinayetler aniden hergün onlarca ifade edilmeye başlandı.   Sadamı güneyde açıktan dünyanın gözü önünde yaptığı soykırımı, TC kuzeyde gizli yaptı, demokrasi lafını ağzından düşürmeden.30 bin kürdü katletti, 3.5 milyon kürdü sürgün etti. Bütün bunları da bu çeteler aracılığıyla gerçekleştirdi. Ancak sorun bununla bitmedi. Kürdistandaki savaşı bizzat ordu polis jandarma jitem çeteler korucular itirafçılar özel kuvvetler vs yürütüyordu ama Türkiye metropollerindeki milyonlarca kürde karşı aynı şidette savaş yürütemiyorlardı. Nede olsa dünyanın göz ve kulağı metropollerde idi ve demokrasi maskesini  düşürmeden mücadeleyi kazanamazdı. Metropolleri boşaltamazdı. Kürt ulusal kurtuluş hareketleri örgütleniyor eylemlerde yapıyordu. TC türk nufüsünü devreye sokmak ve kürtlerin önünü  bu kitlelerin desteği le kesmek için  türk milliyetçiliğini organize etmek ve devletin dağılmasını önlemek için yeni örgütlemelere ihtiyaç duydu ki çeteler bu ihtiyaçın bir ürünü olarak genel kurmayca devreye sokuldu. Bu çeteler türk  devletinin yeni dönemdeki güvenlik ve siyasi konseptinin bir parçasıdır. Kürt ulusal hareketi lokal olmaktan çıkıp uluslaştıkca, uluslararasılaştıkça TC nin eski konseptleri yetersiz kaldı. Halka karşı kurulan, halktan desteğini almayan TC, hem  kürt ulusal kurtuluş mücadelesine karşı türk halkının desteğini almak, hem türk kitlelerini  aktif savaş alanına sürmek  hem türk uluslaşmasını tamamlamak için alabildiğine ırkçı milliyetçi  millitan siylemlerle türk kitlelerinin milliyetçi duygularını kışkırttı, kitleleri MHP leştirdi, saldırganlaştırdı, askeri komutanların emrinde örgütledi. Bu komiteler ve çeteler, 1914-1925 yıllarıında faaliyet gösteren komitelerin rollerini üstlenmiş türk çıkarlarını koruma görevini üstlenmiştir. Ermeni ve rum soykırımı gerçekleştiren karakol örgütü, islami komiteler  bu gün yerini  kürt soykırımını gerçekleştiren, çete olarak bildiğimiz askeri örgütler almıştır.Kürt aydınları ve siyasetcileri Türk devletinin yeni konseptini gözönünde tutmalıdırlar. Kuzey Kürdistan da ulusal mücadele artık karşısında yeniden reorganize olmuş bir düşman bulacaklardır. Artık Kürt hareteki karşılarında sadece askeri ve polis güçlerini deği, veya sadece sınırlı bir askeri hereket görmiyeceklerdir. Bir bütün olarak türk kürt savaşını göreceklerdir. Ordunun ve polisin yanında , aynı mahalede aynı cadde de birlikte oturduğu türk komşularının premilitarist güçleriyle de savaşmak zorunda kalacaklardır. Türk devleti, güçlü olduğu alanlarda ölçüsüz şideti gündemleştirecektir. Bayrak yakma yalanı ile Kürtleri mersinde sürmeyi katletmeyi gündeme getirenler, ciddi bir eylem halinde  ordunun teşvik ve desteği ile katliama girişeceklerini  hesaplamak gerekir. Kürdistandaki savaş yolu ve yöntemi çok fazla karışık olmayabilir, cepheler ve güçler bellidir.Ancak Türkiye metropollerindeki milyonlarca Kürdün mücadelesi daha karışıktır ve eskisi gibi olmayacaktır. Türk şehirlerine yerleşen Kürtler ya buraları er veya geç terk ederek kürdistana yerleşeceklerdir  ya da kendi güçlü savunma örgütlerini kurmalıdırlar. Türkiyedeki kürtlerin sessiz kalmaları sonucu değiştirmez. Kürdistanda mücadele geliştikçe, Türkiyedeki kürtlere  örgütlendirilmiş peramiliter güçler  saldıracaklardır. Bu gün bile Ege ve marmara şehirlerinde kasabalarında yıllar önce yerleşmiş kürtlere karşı saldırılar yapılmaktadır. Kürtler türk gizli devleti tarafından kışkırtılmış silahlandırılmış saldırganlaştırılmış bu ırkçı kitlelerin içinde barınamazlar.Hrant Dink aktuel olması açısında örnek olarak alınabilir, yoksa son 20 yıl içinde 4800 faili meçhule kurban giden kürt yurtseverleri gibi oda bu çete denilen gizli devlet örgütlerince öldürülmüştür. Dink’in avukatı general Veli Küçük’ün telefonla Hrant Dink’ iki ay önce birkaç kere tehdit etttiğini söylemiştir. Hrant Dink’e  E-Mail ile 2600 kere tehdit edilmiş, son altı ay içinde, telefon ve mektupla tehditler  de hesaplarsak 10 000  kez tehdik edilmiştir. Her türk Hrant Dink’e karşı harekete geçmeyi görev bellemiştir. Böyle bir linç toplumuna sorunları anlatmak nafiledir, Hrant Dink de bu nafile çabasının iyi niyetinin kurbanı olmuştur. General Veli Küçük daha önceki cinayetlerinde  olduğu gibi bu cinayeti ile de terfi alacaktır. Zaman zaman gazetelerde afişe edilerek hakında dava açılan ceteler veya çete üyeleri soygun haraç ve adam öldürdükleri için değil, hiyararşi içinde iş yapmadıkları için ve kendi iç hesaplaşmaları sonucu genel kurmayca gözden çıkarıldıkları için harcamak amacıyladır.Korsan devletin savaşı da korsanca ve ahlaksızcadır.Böyle bir devletin bakiyesi gerekli değil mümkünde değil.Kuduran akrep kendini sokar.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.