KOMEDIA
Rojhat Badikî
·
20.02.2012 · 2 görüntülenme
Kurdistan’ da yaşanılan karmaşaya bakıldığında, Kurdistan’ ın neden bu güne değin sömürge statüsünde kaldığını anlamak zor değil. 1989 yılında Doğu bloku-halklar hapishanesinin dağılış süreci ile birlikte, dünya haritasi yenilendi. Bir statüye sahip olmayan, Kosova, Doğu-Timur, Güney Sudan’ da dahil olmak üzere onlarca halk kendi topraklarında, kendi kaderlerini belirleyen yeni bir statüye sahip oldular. Diktatör rejimler birer birer tarihe gömüldüler. Dünyadaki alt-üst oluşların Kurdistan’ ı, Kurdistan’ ın içinde bulunduğu statüyü etkilememesi, toplumsal diyalektiğin doğasına aykırıydı. Nitekim 91 Raperini ile Güney Kurdistan ve şimdi de Güney-Batı Kurdistan parçası yeni bir statüye kavuşma sınırında.
Dünya ve bölgemizdeki gelişmelerin Kuzey Kurdistan’ ın Sömürge ve TC devletinin soykırımcı-sömürgeci ilişki ve statüsünü etkilememesi yine değişimin diyaletine aykırıdır. Değişim rüzgarlarının kapıya dayaması Kurdistan’ ın kuzeyinin değişim sancılarını daha da yoğunlaştırdı. Kurdistan politik arenasının içinde bulunduğu durum, yüzlerini yaklaşan değişime karşı çevirip kullaklarını kapatıp TBMM ve Ankara’ yı çözüm olarak göstermeleri, TC’ nin başarısı ve bizim politik iflasımızdır.
Öcalan’ ın ısrarla KCK denilen oluşumun oluşturulması yönünde talimat göndermesi, bir çok alandaki birikimin; Akademik, politik, kültürel, sosyal…vs alandaki yılların oluşan birikimlerini TC’ nin istemleri doğrultusunda, açığa çıkarıp dağıtmaktı. 1984 yıllında başlattılan savaşın, Kurdistan’ ın nüfus demografyasını dağıtmanın yanısıra, Kürt halkının öz dokularını tahrip etme ve asimilasyonun Kurdistan’ ın en ucra köşelerine ulaştırma süreci olduğu, anlaşıldı. Savaşın Kurdistan sınırlarının dışına taşırılmaması, doğal olarak, Kurdistan coğrafyasında büyük tahribatları yarattı.
Bunu görememeyi siyasi-politik körlükle açıklamak-izah etmek mümkün mü? Osmanlı’ ın devamı ve miraçısı olan TC’ nin, Kurdistan’ ın her şart ve koşul altında sömürge statüsünde bile tutmayarak onu tamamen haritan silme hesaplarının planları içinde olmadığını görememek ve halen ona büyük iltifatlar sunmak neyle açıklanabilir! Kurdistan politik arenasına çıldırıp pusulayı şaşırtmışlar demek onlara iltifat sunmak değil mi?
Değişimin, Kurdistan’ ın sömürge statüsünün çatırdama seslerinin duyulduğu bir ortamda, politik arena, TC’ nin çizdiği sınırlar içersinde, Kurdistan halkına papucu tersten giydirmeye çalışmaları nasıl izah edebiliriz? Komedyaya bakın; PKK ve Öcalan’ ın Kurdistan halkına karşı işlediği suçlar TC’ nin ilahi adaletine şikayet ediliyor! Öcalan KCK adı altında, Kurdistan halkının aktif, dinamik akademisyen…ve kesimlerin enerjileri dumura uğratılıp, Kurdistan halkının pusulası şaşırtılıyor.
Ne yazık k TC’ nin senaryosunu yazıp Kürt aktörler tarafından oynan tiyatroyunun zavallı, aciz ve perişan seyircileri konumundayız. Ne oynan oyunu dağıtabilecek konumda nede yeni alternative sunabilecek durumdayız. Son kırıntılar, Öcalan’ ın 98 yılında Türkiye’ ye iltihak etmesi ile dağıtıldı. 98 yılının sonunda Öcalan ve PKK engeldir naralarını atanların, savaş baltalarını toprağa gömmeleri manidardır!
TC, değişimin etkilerini kırmak için geleneksel Osmanlı oyununu, Kürdü Kürde kırmak oyunu ile boşa çıkarmak istiyor ve başarılıdır da. Balık hafizamız, TC’ nin baki olan devlettir geleneksel politikaları ile dönemin ihtiyaçlarına gore kullanıp şimdi çöpe atmak istediği generallerin tutuklanmasını demokrasinin zaferi olarak görenlere şunu sormak gerekmez mi, devletin beka ve devamlılığı için kundaktaki kardeşini boğan gelenek ne zamandan beri democrat ve reformcu oldu? Bir kaç generallın tutuklanması ile TC’ nin sömürgeci sistemini değiştirdi mi? Sorunun generallerde olmadığı, onu doğuran sistemde olduğu ne zamandan beri unutuldu?
Kurt puslu havayı sever derler, bu gün Kurdistan arenasında yaratılan ortamda budur. TC’ nin gizli planları ile yaratılan puslu ortamda Kürtler birbirine vurdurularak, hak ve adaletin terazisi TC olarak gösteriliyor-göstertiliyor.
Ve böylece Sömürgeci devletlerin medeniyeti götürme klasik politikaları tıkır tıkır işletiliyor.
Çare mi?
Çare; TBMM ve Ankara’ nın çözüm kapısı olmadığının idrak edilmesidır!