BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 03.07.2007 · 2 görüntülenme
DTP, PKK başkanı Öcalan’ nın ‘’Türkiye’ ye hizmet etmeye hazırım ’’ sözünden hareketle, Türkiye’ ye söz verdik sloganları eşliğinde seçim startı verdi. DTP’ nin Türkiye’ ye söz verdik sloganı, 90’ lı yıllarında başında Kurdistan’ ın en ucra köşesinde haykırılan ‘’ Bağımsız Kurdistan’’ sloganın yerini aliyor. Bu iki temel slogan, Kurdistan’ da kırılma ve manipülasyonun vardığı ürkütücü boyutu açığa çıkarması açısında çok önemlidir. DTP, hangi Türkiye’ e söz vermiştır, Başbakanının kendi memuru karşısında hazırol duruşuna geçtiği bir Türkiye’ ye mi söz vermiştır? Merak ediyorum DTP’ si hangi Türkiye’ ye barış, demokrasi, eşitlik ve kardeşlik için söz vermiştır! DTP, partisinin ısrarla savunduğu ve sloganlaştırdığı ‘’ Biz Türkiye’ ye Söz verdik ‘’ seçim şiarı, Öcalan’ nın ‘’ hizmete hazırım’’ sözünün, köleleşmeye, statükoyu korumaya yönalik bir uyarlaması olduğu ortadadır. İsrarla DTP’ nin seçim sloganını irdeliyorum, Kürt halkının ulusal davassı yada demokratik taleplerine cevap olabilecek bir formülasyon bulamıyorum. Söz, mert, dürüst, sözünde duran , hak ve adaleti savunan kişi yada kişilere verilir. Sömürgeci bir devlete neyin sözü verilebilinir, onun çikar ve menfeatlarını korumanın dışında. Sömürgeci, başka halkların soykırım ve talanları üzerinde inşaa edilen ve bu doğrultuda bir toplumsal ruhi şekillenme oluşturan, temel yasa ve kanunları ile sömürgecilik, ırkçılık ve talanı garanti altına alan besleyen bir devletin, demokratik bir bir zemin oluşturması mümkün mü? Coğrafyamızda yaşanılan acı tecrübeler ışığında, sömürgecilik ve ırkıçılığın temel karekteristik özelliklerinin, demokratik ortam ve platformalarla değişmeyeceğidır. Bu doğrultuda, ‘’ Türkiye Sözümüz Var ‘’ sloganı değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablonun, Köle olmaya, Kurdistan’ nın sömürge statüsünü kabul etmeye ve Kürtleri asmilasyon fabrikalarına doğru yöneltmeye yönelik olduğu ortaya çıkıyor. Kürt halkı açısında bu bir trajedidır. Öyle bir trajedidir ki, geçmişten günümüze hiç bir sömürge sömürgeci ülke ilişkilerinde rastlanılmayan bir durum yaşanılıyor, Türkiye-Kurdistan ilişkilerinde.... Bir yanda parlamento da ‘’ Türk-Kürt ‘’ kardeşliği adına köle olma yemini edilirken, diğer yanda Kurdistan’ ın en ucra köşesine, sömürgeci Türk devletine bütün benliği ile bağlı olmayı, sömürgeciliği kutsamayı görev kılınmaktadır. Bu bir tarjedidır. Ve bu trajediden, öyle sanıldığı gibi, demokratik, barışçı yollardan kurtulmak mümkün değildır. Ne Oluşturulan toplumsal ruhi şekilenme, Toplumsal sömürge- talan-linç etme kültürü nede coğrayamızın konumu buna uygundur. Sömürgeci devlet saflarında açılabilecek en küçük bir çatlak sonuna kadar açılmalı, bu konuda bütün legal olanaklar harekete geçirilmelidir, ama diğer yanda da bilinmeli ki, ortadoğudaki sömürgeci devletlerin varlık ve yaşa zemini başka halkların inkar ve yokedilmesi temelindedir. Zora dayalı bir şekilde oluşturulan bu sistemin zor olmadan yıkılması mümkün görünmemektedir. Günümüz Kurdistan arenasında egemen olan sistem içi çözümcülerin yaklaşımları, onların siyasal, ekonomik yapılarından kaynaklanmaktadır. Sistem içi çözüm! Arayışında yada öyle görünenlerin sahip oldukları sosyal-ekonomik statü, önlerine başka bir alternatif yada çözüm arayışı koymamaktadır. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin yaşadığı en büyük handikap ve trajedi de budur. Günümüz Kurdistan ulusal mücadelesine yön verenler bu kesimledır, yanı sistem de ayrıcalıklı ve sistemden beklenti içersinde olan kesimlerdir.... Sonuç itibari ile, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin sağlıklı bir zemine oturması , iç bileşkenlerin ayrışıp kendi sosyal, siyasal, ekonomik, politik eksenleri temelinde yapılanması ile bağlantılıdır. Kurdistani sınıf ve tabakaların, sömürgeci sistem tarafından horlandığı aşağılandığı açıktır. Bu, sömürgeci Türk devleti açısında yeterli değildır. Kürt halkının top-yekün olarak aşağılanması, toplumsal kişilik erezyonunun yaşatılması, ahlakı çöküşün Kürt toplumunun bütün dokusuna yayılması, ulusal benliğin, toplumsal hafızanın silinmesi, Türk devleti açısında temel hedeftir. Bu hedefin darbelenmesi sistem içi çözüm ile mümkün görünmemektedir. Oluşturulan sistem öylesine mükemmel işlemektedir ki, sistem içi çözüm arayışları, Türk devletinin sömürgeci devlet konumunu Kurdistan’ da güçlendirmektedir. Sistemin çözülüşü sistemin oluşturduğu dokudur, bu dokunun yıkılması ile Kurdistan’ ın sömürge statüsü parçalanabilir. Bunun yolu da radikal kopuştur.... ‘’Türkiye’ ye sözümüz Var’’ sloganı, Türk devletinin ulaşamadığı alanlara, Kürt eliyle köleliğin, sömürgeciliğin, Türk ve Türkiyeciliğin ulaştırılmasıdır. Ulaştıranların Kürt olması, dönemsel olarak bedel ödemeleri realiteyi değiştirmemektedir. Slogan İmralı dolaysıyla Genel Kurmay çıkışlıdır. Slogan red ve teşhir edilmelidır.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.