Siyaset

KiMiN ELi KiMiN CEBiNDE

Gap Siverekli · 26.02.2008 · 2 görüntülenme

KiMiN ELi KiMiN CEBiNDE GAP SiVEREKLi1990’larda Saddam Hüseyin Rusya’dan Lukoil, Çin Ulusal petrol şirketi (CNPC), Fransa’dan TotalFinaElf ile... Yıl 2003, ABD “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında çoktan kara listeye aldığı asi çocuk Irak topraklarında. Irak’ın kara listeye alınma tarihi 1972. Yani 1968 yılında iktidara gelen BAAS yönetiminin Irak petrollerini millileştirdiği yıl. 1972 yılında Batılı şirketlerin de içinde yer aldığı bir konsorsiyum olan Irak Petrol Şirketi ve Irak petrolleri millileştirildi. Irak petrolünün üçte ikisine sahip olan ABD ve İngiltere, bu millileştirilme hareketiyle paylarını tamamen yitirdiler. Bu Irak’ın ABD aleyhine oynadığı ilk ve en önemli hamleydi. Dönemin ABD başkanı Richard Nixon, Irak’taki Kürtler’i silahlandırmak üzere İran şahı ile anlaştı ve Irak’ı terörizmi destekleyenler ülkeler listesine dahil etti.1990’larda Saddam Hüseyin Rusya’dan Lukoil, Çin Ulusal petrol şirketi (CNPC), Fransa’dan TotalFinaElf ile petrol havzalarına ilişkin anlaşmalar imzalayarak ABD’nin karşısında Irak’ı destekleyen ülkeler grubu yaratmayı hedefledi. Ancak ABD ve İngiltere bu anlaşmaları çıkarları doğrultusunda tehdit olarak algıladıklarından, 4 Nisan 2003’te ABD temsilciler meclisi Fransa, Almanya, Rusya ve Suriye’yi Irak’ın yeniden inşasında her türlü sözleşmenin dışında bırakma kararı aldı. Yıl 2007, Irak işgalinin 4. yılında Saddam’ın idamının hemen ardından, İngiliz The Independent gazetesinin yasa tasarısını ele geçirdiği iddiasıyla yayınladığı haberde; Batılı petrol devlerinin Irak’a gireceği açıklandı.(ntvmsnbc, 8 Ocak 2007) Tasarıya göre Irak savaşı sonucunda ortaya çıkan petrol karından aslan payını(% 75) ABD ve İngiltere alacak. Haberde yasanın BP, Shell, Exxon gibi petrol devlerine 30 yıllık sözleşmeyle Irak’a girme şansı vereceği de vurgulanmakta. Buna göre, kanıtlanmış 112.5 milyar varille (toplam rezervin 220 milyar varil olduğu iddia ediliyor) dünyanın ikinci büyük petrol rezervi bu ülkelerin eline geçecek. Bunun yanında diğer artılar ise, Irak petrolünün kaliteli ve üretim maliyetinin düşük, dünya piyasalarına sunumunun ise karlı olması. Irak Parlamentosunda görüşülecek olan yasanın en önemli gerekçesi ise; savaş, ambargolar ve uzman eksikliği yüzünden darbe alan Irak’ta petrol endüstrisinin ayağa kaldırılması!!! İkinci önemli hamle ise petrolün dünyaya satıldığı para birimi konusunda geldi. Petrodolar, bir ülkenin petrol satışı sonucu kazandığı dolar anlamına gelir. ABD hükümeti 1972-1974 döneminde OPEC lideri Suudi Arabistan yönetimi ile bir dizi anlaşma imzalayarak petrolün dolar karşılığı satılmasını sağladı. Doların uluslararası petrol ticaretinde küresel rezerv para haline gelmesi dolara olan talebi artırdı ve bu sistem sayesinde ABD, artan askeri harcamalarını ve ithalat ihtiyaçlarını dolar basarak karşılama imkanı elde etti. Aynı zamanda sistem ABD yönetimine Dünya petrol piyasasını kontrol etme olanağını sağladı. Ancak 6 Kasım 2000 tarihinde ABD başkanlık seçimleri sırasında Irak yönetimi; sahip olduğu petrol rezervini bundan böyle dolar üzerinden değil euro üzerinden fiyatlandıracağını ilan etti. Bu karar OPEC’in dolar fiyatlandırmasını çiğneyen ilk radikal karar olmuştur. Bu olaydan sonra doların düşüş euronun ise artış trendine girdiği gözlenmiştir. Ancak daha önemlisi bunu takiben Libya, İran, Venezuela ve bazı diğer ülkelerde euro fiyatlamasına geçilmiş ve bu durum ABD ekonomisinin gücüne ve küresel hegemonyasına önemli bir darbe olmuştur. 2003 işgali, Irak petrolünü kontrol etmek amacının yanında, doları petrol ticaretine yön veren para birimi olarak muhafaza etme amacını da taşımaktadır ve bu doğrultuda işgalden yaklaşık iki ay sonra Irak’ın euro hesapları tekrar dolara çevrilmiştir. Ancak tüm bunlara rağmen Ortadoğu ve Latin Amerika’daki petrol üreticisi ülkelerle Rusya petrol ticaretinin dolar yerine Euro üzerinden veya bir para sepeti aracılığı ile yapılması konusunda çoktan konuşmaya başladılar. Ana fikir çok açık, ülkelerin paralarını değerli kılan saldırganlık ve baskı değil sadece ve sadece ekonomik güç ve istikrar.Sanırım bu noktada hiçbir yorum yapmaya gerek yok. Bir atasözünün dediği gibi “kapıdan kovulanlar bacadan girdiler” 2003’de Irak’a girerken söylenen Ortadoğu’yu nükleer silahtan arındırma palavraları bu yasayla tüm Dünya kamuoyu önünde resmileşmiş olacak. ABD’ye göre satranç konusunda oldukça acemi ve tek varlığı petrol olan bir çöl devletinin başkanı Saddam büyük bir cesaret ve meydan okumayla ABD ile satranç tahtasına oturdu. Henüz kim kazandı belli değil bunu zaman gösterecek çünkü oyunun rövanşı petrol ve ABD arasında yapılacak. Yani evrenin sözde efendisi ABD mi? Yoksa petrol mü? Ya da başka bir deyişle, kim efendi? Kim köle? Henüz belli değil.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.