BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 15.02.2007 · 2 görüntülenme
TC denilen çete devlet sokağa dökülmüştür. Sokak çeteciliği ayuka çıkmıştır. Şemdinli, Danıştay baskını, Trapzon ve Mersin’de olup bittenler devlet çeteciliğinin vardığı seviyeyi gösterir. Bunlar alenen tv ekranlarında dünya kamuoyunun gözleri önünde sergileniyor.Devlet oralı olmuyor. Devletin savcıları olup bittenleri görmemezlikten geliyor. Hakkari Başsavcının akibetine uğrayacaklarından korkuyorlar. Adalet ve İçişleri Bakanları bu korkunç manzara karşısında hala koltuklarında oturuyorlar. Ağzı açanın „demokratik hukuk devleti“ nutku atıkları bir ülkede bunlar oluyor. Demokratik ve hukuk devleti ezberleride „Yurtta sulh, cihanda sulh“ ibaresi gibi sahte.Bunların her şeyi sahte. „Ata“ dedikleri bile sahte. Babası belli olmayan atalarına ait olduğuyla övüvdükleri „Yurtta sulh, cihanda sulh“ ibareside sahte. Kan ve irinle bir arada tutukları Türk denilen göçmen, muhacir devşirme binbir yamalı toplum hem kendi içinde, hem de başka toplumlarla oldum olası kavgalı. Yurtta sulh, cihanda sulh kim siz kimsiniz?Linç kültürü, katliamcılık, soykırımcılık Türk denilen mahlukatların genetik kodlarına işlenmiş. Bu nereden kaynaklanıyor diye bakmak gerekiyor. Adamlar katliam yapıyor. Soykırımdan bulunuyor. Birileri bunu ifade ettiği zamanda utanmadan sıkılmadan „bizi üzüyorlar“ deyip masumları oynuyorlar. Bununlada kalmıyorlar. Her önüne geleni tehdit ediyorlar. Rüya görmeleri bile yasaklanıyor. Rüyaları kabusa çevireceklerini söylüyorlar. Asıp kesmeden dem vuruyorlar. Birileride ne oluyoruz dediklerinde „çizmeyi aştı“ diyorlar.Şimdi bu zerzevata laf anlatmak mümkün mü? Adamlar katliam yapıyor. İnsanlık suçu soykırım gerçekleştiriyor. Dahada yaparım diyor. Ama sen onlara siz katliam ve soykırım yaptınız diyemiyorsunuz. Dediğinizde adamlar masum pozlarında „bizi özüyorsunuz“, „çizmeyi aşiyorsunuz“ diyorlar.Şimdi gel bu ruh halini anla. Anlayan varsa beriye gelsin. Yaptıklarınız kötü bir şeyse kendinizi gözden geçirin. Yaptığınızı kabullenin. Katliamcı, soykırımcı olduğunuzu teyit edin. Kurbanlarınızdan özür dileyin. Bir daha buna yeltenmeyeceğinizi kamuoyuna deklere edin. Bunu yapmasanız başkaları katilliğinizi dobra dobra yüzünüze haykırır. Bu sizi özüyor mu, o zaman dönün kendinizi bir güzel sorgulayın.Katil sürüsübaşı, ABD ziyareti sırasında bırak sorgulamayı bundan sonra ne gibi katliamlar yapacaklarının müjdesini sürüleşmişlere vermiş."Korkularımızı yenmeliyiz" demiş. Kimden korkuyorlar? Niçin korkuyorlar? Sayısız „tehdit“ sayıp durmuş. „İç ve dış tehdit“ diye toparlamış. Bunlarıda „dokusal“ olarak aynılaştırmış. „Ülke“ dedikleri „misak-ı milli“ denilen açık cezaevinin „bölünmekle karşı karşıya olduğunu“ dile getirmiş. „Türkiye'yi koruyan dinamik güçler olduğu sürece kimse Türkiye'yi bölemez“ diye eklemiş.Katil sürüsübaşı, bunları söyleyince Türk Waşington Büyükelçilik resepsiyona katılmış sürüleşmiş dinleyiciler, “Kurtar bizi paşam” diye bağırmışlar. Ne olmuş? Ortada ne gibi bir tehlike var? Kimse bunu sorgulamiyor. Bir toplum sürüleştirilirse olacağı bu olur. Sanırsınız ki, adamların can ve namusları tehlikede. Bu ne biçim ruh hali? Paşaları bu zerzevatı kimden kurtaracak? Paşanın kurtarmasınada gerek yok. Her köşe başında mantar gibi çeteler bitmiş bile. Devletin sorumlu mevkilerinde oturanlar, işlenen insanlık suçları „devleti ve toplumu koruma refleksi“ adına temize çıkarmaya çalışırsa birileride, "Türk anadan Türk babadan doğmadıysanız size dünyayı dar ederiz" deyip ortaya çıkar. Bunun için dernekler kurar. Mersin’de emekli asker ve polislerin bir araya gelip kurdukları dernekler gibi. Adı denek. Hitlerin SS örgütlenmesi gibi. „Türklüğü ve devleti koruma“ görevini üslenmişler. “Vatanın bölüneceği endişesi“ adı altında „Kuvayı Milliye“ adı altında silahlı teşkilatlar kormuşlar. Öldürme ve ölme konusunda silah üzerine yemin ediyorlar. Öldürmek istediklerinin başında Kürdler geliyor. Bu sadece işsiz güçsüz bir kaç serserinin işi ile sınırlı değildir. Türk toplumunu saran ırkçılığın vardığı seviyedir. Türk toplumuna sanki farklı şeylermiş gibi „milliyetçi“ ve „ulusal“ olarak ikiye bölündüğü izlenimi verilmesi tesadüfi değildir. Aynı yolun yolcularıdırlar. Bu bir resim. Türk toplum resmidir.Herkesin ağzında „ülke ve millet bölünmezliği“ tek silahları olmuş. Topluma sunacakları ve söyleyecekleri başka bir şeyleri kalmamış. Peki devlet ve milleti kimden koruyorlar? Kim ne demiş?Başkalarının ülkesini işgal eden sizlersiniz. Sayısız millet, etnik ve dini azınlıkları katliamlardan, soykırımlardan geçirenler sizlersiniz. Bunu meslek haline getirmişsiniz. Kendinizi yaşatmayı başkalarını yoketme üzerine inşa etmişsiniz. Başkaları kendini sizin vahşetinden korumaya çalıştığı zaman bile „çizmeyi aştı“ diyorsunuz. Peki yok etmek istedikleriniz kendini korumasınlar mı? Siz kendinizi ve ötekileri ne sanıyorsunuz? Ötekini bıçağa boynunu uzatan koyun, kendinizi kasap mı sanıyorsunuz? İşin gerçeği bu ya. Aynen öyle düşünüyorsunuz.Yav siz ne barbar haydutsunuz.16 Şubat 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.