BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
R.Rodaro · 06.08.2006 · 2 görüntülenme
Israil ve Hızbullah arasındaki çatışmadan sonra, farklı ideoloji ve dünya görüşüne sahip gibi görünen bir dizi çevre ve akım hep bilikte Israil’e karşı tavır aldılar..Biraz daha yakından bakıldıĝından, tüm Islam ülkeleri, tüm Arap, Fars ve Türk ırkçıları, dünya da ABD’nin politikalarına karşı olan tüm devletler ve sol güçler farklı argümentlere raĝmen tek bir cephede buluştular..Tüm bu güçler hep bir aĝızdan „Israil devletine“ ve „siyonizme“ karşı bayrak açmış durumdalar..Türk, Arap ve Fars nasyonalistlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarına, Şii ve Sünniler dinsel çatışmalarına raĝmen Israil devletine karşı tek vucut halinde hareket ediyorlar..Eĝer tüm bu güçler Israil devletine karşı silahlı bir savaş cephesinde birleşemiyorlarsa, bunun tek nedeni güçsüz olduklarından, ABD ve Israil devletlerinden korktuklarından dolayıdır.Söz konusu tüm bu güçler, Israil dışında bölgede karşı oldukları diĝer bir halk ise Kürdlerdir..Tüm bu güçler, geçen yüzyıldan günümüze kadar Kürd milletine jenosidlerden jenosid beĝendirdiler.. Tüm bu güçler Kürdleri yok etmek için direk veya indirek ortak hareket ettiler..Bu anlamda Israilliler ve Kürdistanlılar kendi raĝmen bu şer cephesi karşısında „kader ortakları“ durumundadırlar..Çünkü, Ortadoĝuda mevcut olan sözkonusu tüm güçler, Kürdleri ve Müsevileri yok etmek istiyorlar..Arap, Fars ve Türk devletleri Kürdlere yaklaşım gösterirken, „hukuk“, „adelet“, „hak“, „insaniyet“ „haklı“ veya „haksız“ diye bir kriterleri yok.... Kürdlerin insan olarak varlıĝı bu güçler tarafından tehlike olarak görülüyor ve tüm planları Kürdleri millet olarak tarih sahnesinde yoketmek üzerine bina edilmiştir..Devletsel, ulusal veya grupsal çıkarlardan kaynaklanan bazı nuanslara karşın tüm bu güçlerin Israil devletine karşı da aynı yaklaşımı var. Eĝer bazı güçler, Israil devletine karşı ikiyüzlü bir politika sergiliyorlarsa, uluslararası ve bölgesel dengelerden kaynaklanıyor..Toparlamaya çalışırsak Kürdler ve Israiller farkla çıkış noktaları olmasına raĝmen, aynı güzergahda buluşmuşlardır.. Bu iki tarafın bu de facto „yazgı birliĝini“ maddi bir realite haline getirmesi için bir irade gerekiyor..Sözkonusu siyasal irade her şeyden önce asırlar boyunca tek taraflı ve sahtekarca Kürdlerin yokluĝu üzerine bina edilen „müslüman kardeşliĝi“ yalanına ve ondan doĝan alışkanlıklar haline gelen tüm reflekslerden kurtulmalıdır.Bu siyasal irade, kim tarafindan yapılırsa yapılsın, bölgede Kürd milletinin varlıĝını yok eden statükoyu bozan her türlü girişimi desteklemelidir..Devletleşmeyen ve günden güne fiziki ve kültürel olarak yokedilen Kürdlerin, „ahlaki“, ve„humanist“ kategorilerle, belirli çıkarlar tarafından formule edilen „dar ideolojik“ kalıplarla bölgedeki gelişmeleri irdeleme hakkı yoktur. Daha önceleri Kürdistan’da bazı çevreler SSCB’nin pompaladıĝı düşünce kalıplarıyla hareket ettiklerinden dolayı Molla Mustafa Barzani’yi „CIA ajanı“, kanlı Baas rejimini „kapitalist olmayan yoldan sosyalizme“ giden ilerici ülke olarak görebiliyorlardı..Daha fazla uzaklara gitmeye gerek yok.. Bizim belirli bir dönem savunduĝumuz Enver Hoca dahi Küçük Arnavut’un küçük çıkarları için „kemalizmi ilerici“, Doĝu ve Güney Kürdistan hareketlerini „emperyalistlerin ajanı“ ve Sovyet Kürdlerinin önüne de „baĝımsız Kürdistanı“ koyduĝunu unutmamak gerekir.. Eĝer biz Enver’in güzergahında yürümüş olsaydık, biz Kürdistanı sömürgeleştiren güçlerin kuyruĝuna takardı..Kısacası biz Kürdler olarak bugünkü Ortadoĝu savaşını deĝerlendirirken her şeyden ulusal çıkarlarımızı gözetlemeliyiz... Ortadoĝu’da „istikrarlı“ bir yapı bu haliyle Kürdlerin ölümü anlamına geliyor. Israil devleti, Ortadoĝunun yeniden yapılanmasını kendi „devlet varlıĝı“ açısında hayati önemde buluyor.. Kürdler de ulusal varlıĝı için bir yeniden yapılanmayı hayati buluyor..Kürdler ve Müseviler arasındaki „ortak yazgı“dan sonra, dışardan pompalanan ve çeşitli çıkar çevrelerin bilinçli bir şekilde yaydıkları „humanist aĝlama seli“karşısında „Selahedin Eyubi’nin kahraman torunları“ denilerek Arapların hizmetine koşmaya gerek yok.Biz, kendi yolumuzu seçtiĝimiz , ulusal devlet perspektifiyle hareket hareket ettiĝimiz zaman, kimlerle aynı cephede olduĝumuzda açıktır..Her Kürd yurtseverin Hızbullah ve Israil arasında tercih meselesi gündeme geldiĝi zaman, hiç düşünmeden Israili destekleyeceĝi açıktır..Fazla „insani“ boyutlara takılarak kendi derdimize çare bulamayız... Saddam rejimi bir kaç yıl içinde 200.000 Kürdü yokettiĝi zaman Kürdler için parmaĝını kaldıran tek bir güç veya çevre olmadı..Kürdlere yapılan kötülük hiç kimseye yapılmadı.. Kürdlerin ulusal yapılanmasında yaratılan tahribatlarda öyle..Biz, kendi yolumuza ... Onlarda kendi yollarına..Israil ev Hızbullah savaşı iki savaş cephesinin sadece bir alanıdır.. Herbirinin arkasında farklı dünyalar ve çıkarlar var..Benim Hızbullah, El Qaide, Iran, Suriye vb... güçlerine cephesinde işim yok..Kim Israil devletine karşı ise Kürdlere de karsidir..07.08.06r.rodaro@arcor.de
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.