Kerkük'te durum iç açıcı değil

Dr. Mahmut Osman Açıkladı · 22.05.2009 · 1 görüntülenme

hewlerpost.com

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Kerkük'te durum iç açıcı değil

Dr. Mahmut Osman Açıkladı:

“ABD, İngiltere, Türkiye ve Irak
Kerkük konusunda çözümden yana değil“
Kürdistan İttifakı üyesi üzerinden Irak Parlamentosu'na üye olan Dr. Mahmut Osman
“Türkiye'nin ABD üzerinde etkisi fazladır. Ancak eğer
Hewler ile Bağda arasında anlaşma olursa sorunlar
kalmaz. Sorunlar ne kadar erken çözülse bizim bunda
kazancızım da o kadar fazla olur“
“ABD, İngiltere, Türkiye, İran ve Irak Kerkük'ün Kürdistan
Bölgesi'nin bir parçası olmasından yana değil ve
140. Maddenin uygulanmasını da istemiyorlar“

Kürdistan İttifakı üyesi üzerinden
Irak Parlamentosu'na üye olan Dr.
Mahmut Osman, Irak Başbakanı Nuri el-
Maliki ve ona yakın çevrelerin Bağdat ile
Hewler arasında askıda kalan sorunların
çözümünden yana olmadığını ve sorunların
olduğu gibi kalmasını istediklerini ve
Maliki'nin çözüme dönük hiçbir insiyatif
almadığını söyledi. Kürt Parlamenter Osman
şöyle dedi, “ Maliki diyaloğa hazır
ancak insiyatif almak istemiyor çünkü
Kürt tarafının Bağdat'a daha fazla ihtiyacı
var. Bundan dolayı insiyatifin daha çok
Kürdistan Bölgesi Hükümeti tarafından
olması gerekiyor. Çünkü zaman kaybı
Bağdat'ın kazancı; Hewler'in zararıyla
sonuçlanacak“
Osman: “Bağdat'ın başbakanı, sorunların
çözüme kavuşmasını Irak'ta gelecekte
yapılacak genel seçim dönemine kadar
ertelemeyi istiyor olabilir. Bundan dolayı
Kürt tarafı, Maliki'yi en azından bazı sorunların
çözümü konusunda ikna etmek
için insiyatifi eline almaya mecburdur“
diyor.
“Maliki'nin bizim için zaman
belirlemesine izin vermeyelim“
Parlamenter Osman'a göre “eğer Kürtler
sorunların çözümü için insiyatifi eline
almazlarsa Maliki bir gün 12. Tümen,
bir gün Hedba, bir gün Hanekin, bir gün
Diyala, bir gün Amerika ve bir gün Birleşmiş
Milletler yönüyle Kürtlere karşı
yakınmada bulunacak ve buda Kürtler
için sorun yaratarak Kürtleri bu sorunlarla
meşgul edecektir. Bundan dolayı
Kürtler buna engel olmalı ve Maliki'nin
zaman açısından belirleyici olmaması
için çalışmalı“
Osman, Kürtlerin insiyatifi alması için
çok sayıda mekanzima olduğunu , bunlardan
birinin 4'lü ittfak olduğunu (Kürt-
Dava Partisi-İslam Yüksek Konseyi-Irak
İslam Partisi) ve bu yolla Maliki'ye baskı
uygulanabileceğini söyledi. Osman: “
Eğer maliki bu yolla da sorunları çözmek
için öne çıkmazsa bütün dünya şunu bilsin
ki Maliki sorunların çözümünü istemiyor.
“ dedi.
Hayatının 55 yılının siyasete adayan ve
Kürt tarafından Kerkük sorunun çözümü
için ardarda gelen hükümetlerle yapılan
müzakereler katılan deneyimli siyasetçi
Dr. Mahmut Osman: “ Ben 1963'ten
bu yana Kerük meselesi ile ilgili olarak
Irak'taki hükümetlerle yapılan bütün müzakerelere
katıldım. Sorun sadece Kerkük
değil aynı zamanda Kerkük'ün de içinde
olduğu otonom yada federal bölgenin
coğrafi sınırları sorunu olmuştur. 1991'de
müzakerelere gittiğimiz zaman, “Hanekin
ve Şenagar Kürt'tür ancak buraları Kürdistan
Bölgesi'ne dahil edemeyiz çünkü
İran ve Suriye sınırına yakınlar“ dediler
ve böylece de siyasi askeri tehlikeyi bahane
yaptılar.“ Dedi.
“Geçmiş tecrübeler ve Araplaştırma“
Osman: “Araplar bazı zamanlar
Kerkük'ün Kürt olduğunu itiraf etmişlerdir.
Ancak Kerkük'ün Kürdistan topraklarının
bir parçası olduğunu her zaman
reddetmişlerdir. Mesela 11 mart anlaşmasının
gizli maddelerinden birinde hangi
bölgenin otonomi sınırlarının içinde
olduğunu tespit etmek için bir yıl içinde
Kerkük'te nüfus yapılması öngürlüyordu.
Ancak, bu yürürlüğe girer girmez onlar
nüfusun değişmesi ve kentte araplaştırma
için çalışmalara başladılar. Aradan bir yıl
geçtikten sonra anlaşma bozuldu“ dedi.
Osman, 1991'de Arapların 1970'lerde
Kürtlere verilen hakları yeniden vermeye
hazır olmadıklarını söyledi. Osman,
“Araplar Kerkük'ün Kürdistan'ın bağımsızlığı
için ekonomik bir özellik taşıdığını
düşünüyor. Ancak du sözler doğru değildir.
Çünkü Kürdistan'da nereyi kazsan
petrol çıkar“ dedi.
“Kürdistan liderliği Kerkük
meselesinde ihmalkarlık yapmamıştır

Kürt liderliğinin Kerkük meselesi konusunda
geşmiş ve şimdiki rolü hakkında
Osman, Kürt liderliğinin bu meselenin
çözümü konusunda elinden geldiğince
çaba sarfettiğini ancak bölgesel durumun
yapılmak istenen çalışmaların önünde engel
oluşturduğunu söyledi.
Türkiye'nin meselenin çözümü konusunda
en büyük engel olduğunu söyleyen
Osman: “ Kürt tarafının da bu meselenin
çözümü konusunda eksiklikleri vardı ancak
çözüm için elinden geleni esirgemedi.
Şunu bilmek gerekiyor ki ideoloji, şovenizm
ve arapçılık zihniyetinin sorunların
varlığında etkisi vardı“ dedi.
“De Mistura'nın raporu bazı
devletlerin görüşlerini ifade ediyor“
Kerkük meselesinin çözümü için
BM'ye başvurulması konusunda Osman:
“ Bu mesele mecburiyetten BM'ye verildi.
Çünkü 140 maddenin 14.12.2007'de
uygulanması gerekiyordu. Araplar ve
Türkmenler zamanın sona erdğini söylerken
Kürt tarafı bunu reddetti. Bundan
sonra BM buna müdahale etti ve biz de
bunu kabul etmek zorunda kaldık. BM'yi
oluşturan bazı ülkeler var; ABD, Rusya,
İngiltere, Türkiye ve İran... Öyle görünüyor
ki BM bu ülkelerden habersiz hiçbirşey
yapmıyor. Bu yüzden De Mistura
raporunu hazırladığında ister istemez bu
ülkelerin tesiri oluyor. Raporda, olumsuz
noktalar olumlu noktalardan daha fazladır.
Bazı noktalarda Araplaştırmadan
bahsederken bazı naktalarda ise Kürtleştirmeden
bahsediyor. Peki Kürtleştirme
ile ilgli De Misturanın delilleri neler ve
nerde? De Mistura'nın raporunda karar
yok ancak öneriler var. Ancak pratik
olmayacak türden bazı öneriler var. Mesela
bütün oluşumların toplanıp bir karara
varması ve ondan sonra referandum
yapılması isteniyor. Şunu sormak lazım
acaba bütün tarafların üzerinde anlaştıkları
bir öneri var mı? Arap ve Türkmenler
“140. Madde sona ermiştir“ diyor sen
“kalmıştır“ diyorsun. Nasıl olacak bu iş?
“De Mistura 140. Maddenin
gözden geçirilmesini istiyor“
Osman: “ De Mistura diyor ki; “Kerkük
Bağdat ve Hewler olmak üzere her
iki tarafın ortaklığıyla yönetilsin ve 5
yılın ardından refarandum yapılcak“ Bu
öneri şimdiden Arap ve Türkmenler tarafından
reddedildi. Bir diğer öneri ise
140. Maddenin pratik olacak şekilde
konulmasıdır. Yani bunun anlamı şu:
“140. Maddenin yerine başka bir şey yapılsın“
Eğer hatırlarsanız geçtiğimiz yıl
Türkiye ’10 yıl sonra referandum yapılması'
önerisinde bulundu. Şimdi ise De
Mistura ’5 yıl sonra' diyor. Amerika da
Türkiye'nin yanında. Bizim için asıl musibet
olan Amerika'dır. Bundan dolayı
kanımca ABD, İngiltere, Türkiye, İran
ve Irak Kerkük'ün Kürdistan Bölgesi'nin
bir parçası olmasından yana değil ve 140.
Maddenin uygulanmasını da istemiyorlar“
dedi.
Osman, “Eğer Kürt tarafı Bağdat'la
anlaşabilse dış taraflar engel olamazlar.
Ancak sorun şuanda Bağdat'la sorun yaşanmasında
ve diğer ülkeler de bundan
yararlanıyorlar“ diyor.
“Nuceyfi ve Türkiye ajandası“
Dış güçlerin müdahaleleri konusunda
Osman somut bir örnek getirerek diyor
ki: “Esil Nuceyfi, bütün anlaşmaları ihlal
ederek ve Kürtlerin oylarını gözönünde
bulundurmadan Musul'da Vali oldu.
Eğer devlet başkanı olsam onu vali yapmam.
Kürtler karşı çıkmasına rağmen
ABD'liler ona destek veriyor. Neden?
Çünkü bu kişi Türkiye kuvvetlerine bağlı.
Bu sorunda bazı şoven tarafların rolü
vardır. Türkiye'nin buradaki rolü diğerlerinden
daha fazladır. Buradan şu anlam
çıkıyor: Türkiye'nin ABD üzerinde etkisi
fazladır. Ancak eğer Hewler ile Bağda
arasında anlaşma olursa sorunlar kalmaz.
Sorunlar ne kadar erken çözülse bizim
bunda kazancızım da o kadar fazla olur“
dedi.
Abdülrrahman Ali-Bekir Ahmed / Hewler

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.