BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Kürdistan Kültür Bakaný, Felakedin Kakey · 05.02.2007 · 1 görüntülenme
(1)
Kerkük için savaşa kadar da gidebiliriz. Kerkük için tüm anayasal gücümüzü ve imkanlarımızı deniyeceĝiz.... Ondan daha fazla bekliyemeyiz, Kerkük için savaşacaĝız..
Ben bunları bir ay önce AP ajansının muhabirine söyledim..
Muhabir bana, Türkiye, PKK, KeKeKe(Kerkuk), Kürdlerin Irak’a, Amerika‘ya karşı tavrırları ve başka konulara ilişkin bazı sorular sormuştu.
Ansızın bana „Eĝer Kerkük meselesi 140.maddeye göre çözülmese? Eĝer Irak hükümeti Kerkük meselesini çözümsüzlüĝe bırakırsa tavrınız ne olur ?“ diye benden tek kelimelik bir cevap istedi.
Bende „her şeyi yaparız“ diye cevap verdim..
Bana „ savaş da“? Diye sordu:
Tek kelime ile „evet savaşırız“ dedim. Bu sorun artık çözülmelidir. Çünkü bu sorunun çözülmemesi için hiç bir bahane kalmamıştır.
Muhabir bana „eĝer Türkiye askeri güçleriyle Irak Kürdistanının üzerine gelirse?“
„Türkiye’ye karşı savaşırız ve kendilerini gül ve reyhanlarla karşılamayacaĝız“ dedim.
(2)
Öyle görünüyor ki bazen kelimeler ve diplomatik söylemler gerekiyor. Fakat, Kerkük(KeKeKe) gibi kader tayin edici bir meselede diplomasi yarar deĝil daha çok zarar verebilir.
Bu meseleye ilişkin açık bir şekilde konuşmak lazımdır.. Türkiye ve Türkiye’nin dışındaki güçler şunu iyi bilmeliler ki, Kürd milleti artık manavraları, saldırı dilini, Türkiye, Irak ve diĝer devletlerinin siyasi suçmalarını kabul edemez..
Eĝer Baĝdat Kerkük meselesinin çözümünü ertelerse, bu hükümet, Kürd milletinin göstereceĝi her meşru tutumun, KeKeKe(Kürd, Kürdistan ve Ulusal gurur ve dokunmazlıĝ) için şerefli bir savaşa kadar varsada, sorumlusu olacaktır.
Eĝer Türkiye Devleti de Kerkük’e ilişkin tehditlerine devam ederse, kendisini Türkiye’nin parçalanması kaderiyle karşı karşıya kalacaĝına hazırlamalıdır. Türkiye bu tavrıyla kendi varlıĝının kaderiyle oynuyor. Belki Avrupa Birliĝi de Türkiye’nin felaket ve katastrofa uĝramasını ve parçalanmasını arzulayabilir. Çünkü, böylelikle Avrupa Türkiye’den kurtulur. Avrupa, Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemiyor.. Bundan büyük bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. Eĝer Türkiye’yi AB’ye kabul etmeseler bir sorun, eĝer kabul etseler bin sorun... Avrupa hiç bir zaman Türkiye’nin parçalanmasına acımaz.. Çünkü, birinci dünya savaşı sırasında(1914-1918) tüm Avrupa ve Amerika birleşerek Türk Osmanlı devletine vurdular ve ‚hasta adam“ dedikleri devleti parçalamaya çalıştılar, şimdi ise bu ‚hasta adam“ın bir devamı olan Türkiye’yi ortadan kaldırmaya üzülmeyebilirler.
(3)
Türk gazetecisi sayın Ilknur Çevik 8 Ocak 2007 tarihli Gulan gazetesine yazdıĝı makalede „ PKK sorunun çözüm anahtarı Irak Kürdlerin elindedir“ diyor.
Bu tür düşünceleri sürekli duyuyoruz..
Sayin Çevik’e diyorum ki:
Daha doĝrusunu söylemek gerekirse PKK sorunun çözümü Türkiye devletinin elindedir. Çünkü, PKK sorunun varlıĝı( yada Türkiye’deki her hangi başka bir direnişin) Türkiye devletinin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel sistemin ürünüdür. Sorunun anahtarıda Türkiye’nin elindedir. Bir bir deyişle Türkiye Devleti, barışçıl, demokratik sosyal ve ekonomik reformlarla Kürd sorununu çözebilir. O zaman ne PKK ve nede PKK dışındaki güçler bu karda kışta daĝlarda yaşamını sürdürme gerekçelerini bulamazlar.
Fakat Türkiye devleti mevcut olan durumda, demokrasi, insan hakları, halkların hakları ve tarihsel istemlere karşı tavır almasıyla, Türklerin ve Kürdlerin kaderiyle oynuyor..
Şimdi, Türkiye’deki Kürd milleti tüm sınıf ve tabakalarıyla demokratik ve barışçıl taleplerini ortaya koymuş, Türkiye hükümetinden barışa ses vermesini, ateşkesi kabul etmesini ve Türkiye’deki Kürd sorununa çözüm bulmasını talep etmektedir. Bu, Türkiye devletinin önünde tarihi bir şans ve PKK sorununu çözmek için tek anahtardır. Kürd halkının Kuzey Kürdistan’daki bu barışçıl mesajına karşı, Türkiye bu zor kış günlerinde uzak daĝ ve ovalarda askeri operasyonlar yapıyor. Hiç bir zaman başarılı olamayacaĝı gizli bir gölge savaşı yapıyor. Türkiye sınırları aşıp „Irak Kürdistanına askeri operasyonlarda“ sözettiĝi zaman kendisini tam bir dilema içinde buluyor.
Açıktır ki Türkiye acele bir şekilde parçalanmak için ebedi bir felaketle karşı karşıya gelmek istiyor. Çünkü, burada büyük bir gerilla ve partizan savaşıyla karşı karşıya kalacaktır. Türkiye ve Kürd sorunun çözüm anahtarı uzak daĝlardaki operasyonlarda deĝil, Ankara’nın siyasal kararındadır.
(4)
Türkiye yada başka bir hükümete yeniden söyleyebileceĝimiz tarihi bir tecrübe var: Tüm hakların ve özellikle Kürdistan halkının ulusal sorunu askeri saldırı ve operasyonlarla ortadan kaldırlması beyhudedir... Fazla uzaĝa gitmeden Saddam ve suç ortaklarının yargılandıĝı ‚Enfal Suçlarının‘ davasına bakın. Orada onların Güney Kürdistan halkını yoketmek için oluşturdukları yıkıcı planları görürsünüz, Saddam ve Kimyacı Ali’nin kayıtlı itiraflarında Kürdistanı harebeye ve Kürd halkını yok etmek kullandıkları ölümcül silahları görürsünüz. Yine de 2 yada 3 milyon Irak Kürdistan halkına karşı hiç bir şey başarmadılar. Acaba diĝer ülkelerin hükümetleri onlarca milyon kahraman Kürde karşı ne yapacaklar?
Eĝer bizim söylediklerimize inanmıyorsanız, buyurunuz şimdi Baĝdat’ta yürütülen Baas Rejiminin Suçlar Yüksek Mahkemesinin oturumlarına bakınız.. Görürsunuz ki Kürdistan halkının çelikten iradesi ve inancı ne kadar güçlü ve ne kadar deĝişmez olduĝunu...
1961‘ den 1991 kadar tüm Irak hükümetleri bütün vahşi yöntemleri kullanarak Peşmergeleri Kürdistan’da söküp atmak için.. 1963 yılında Türkiye, Irak, Iran ve Suriye Peşmerge güçlerine karşı ortak saldırıya geçtiler, tüm sınırları kapatılar.. Kerkük ve Musul’da bu ülkeler arasında ortak askeri komisyonlar kurulmuştu . Cento Antlaşması sayesinde Ingiltere ve Amerika’da onların arkasındaydı..
Tüm bu yıllar boyunca Irak Ordusu karadan ve havadan saldırdı.. Çünkü, Peşmerge ulusal bir güç olarak hem yeraltında ve hem yer üstündeydi, hem vardı ve hem de yoktu.. Peşmerge bir gölge gibi ansızın ortaya çıkar ve yine ansızın kaybolur ve asla ele geçirilmezdi.. Peşmerge, milli ve partizan bir güç olarak asla düşmanlarının eline gecmez. Çünkü, Peşmerge kendi vatanında halkıyla kaynaşmış, ülkesinin daĝları, nehirleri, ormaları ve canlılarıyla bütünleşmişti..
Bu gerçeklik toplumsal ve kültürel bir gerçeklik olarak her zaman böyle oldu ve yine böyle olacak. Ne zaman bir millet, kendi hakları, özgürlüĝü, var olup olmama savaşını yürütüĝü zaman bu ortama girer. Hiç bir zaman ve hiç bir Irak hükümeti Peşmerge Güçlerini ortadan kaldırmayi başarmadı. Eĝer 7 Peşmerge kalsaydı, yine Peşmerge savaşı devam ederdi.
Şimdi varsayalım ki, eĝer Kürdlerin devleti olsaydı ve Türkiye’yi işgal etseydi, o zaman bugün Türkiye devletinin Kürdlerle yaşadıĝı sorunları( yada eĝer Türk devleti gelip Kerkük ve Kürdistan topraklarını işgal etse) yaşardı. Sorunları çözmenin bir tek yolu var: Barış, birbirlerini anlama ve adelet....
(5)
Deniliyor ki Türkiye Devleti Osmanlı Hilafeti adına Musul şehri yada Musul vilayeti üzerine hak talebinden bulunuyor!.. Gerçek ise eĝer tek bir millet varsa Musul üzerine yada tarihi Musul şehri üzerine hak talebinden bulunacaksa o da Kürd milletidir. Eĝer Musul’un Irak’tan ayrılma kararı verilirse, gidecegi doĝal yer Kürdistan’ın baĝrıdır. Çünkü, Musul her zaman Kürdistan’ın bir parçasıydı ve özellikle Eyubi devleti döneminden itibaren...
(6)
Kerkük sorunun barışçıl bir şekilde çözülürse iyi olur. Bizim umudumuz budur. Eĝer halk için özgür bir ortam yaratılsa, Kerkük ve diĝer şehirler de halkın çoĝunluĝu referandum yoluyla gönülü bir şekilde de facto özgür bir devlet olan Güney Kürdistanı seçer
(7)
Musul şehir halkı ve çevresiyle özgür bir referandumla gönülü bir şekilde Kürdistan’a katılmaları için kendileriyle konuşmak ve mücadele etmek yerinde olacaktır. Hiç olmasa Kürdistanla anayasal, dostluk, karşılıklı dayanışma, saygıya dayalı barışçıl ortak bir yaşamı öngören özel bir ilişki oluşturulmalıdır.
(8)
Biz, Kürd ve Türklerin hem Türkiye’de ve hemde Ortadoĝu anenasında dostça ve barışçıl ilişkiler içinde olmasını istiyoruz. Ayrıca Ortadoĝu’da yaşıyan Kürd, Arap, Fars ve diĝer etniksel yapılamalar arasında da dostane ilişkiler gerekiyor.
Şimdi Türkiye devletinin önün bazı önemli tarihi barışçıl olanaklar ortaya çıkmıştır. Bunlar:
a)Kuzey Kürdistan halkı barışa hazırdır. Türkiye devleti, Kuzey Kürd halkının meşru siyasi, kültürel ve ekonomik haklarını tanıdıktan sona, Türkiye’de barışçıl ve dostça ortak bir yaşam temeli üzerinde yeni, demokratik bir sistem için barışçıl adımlar atabilir.
b) Türkiye devleti, Irak Kürdistan Hükümetiyle dostça, karşılıklı dayanışma ve saygı temelinde ilişkiler geliştirebilir. Iki tarafı birbirlerine baĝlayan önemli ekonomik, ticari, asayiş, barış, demokrasi ve sosyal çıkarlar var.
c) Türkiye devletinin Kerkük meselesine ilişkin, Kürd ve Türkmen dostluĝunu saĝlayabilecek ve Türkmenlerin çıkarına hizmet eden olan olumlu bir tavır alabilme imkanı var. Kürdlerle birlikte yaşamak Türkmen milletinin çıkarınadır.
d)Türkiye devleti, Kürdistan Hükümetiyle dayanışma halında Irak’ta pozitif bir rol oynayabilir ve Irak’ta demokrasi, barış ve asayışın yerleştirmesine yardımcı olabilir....
Kaynak: Gulan Gazetesi
Çev: Aso Zagrosi
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.