BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Hasan H. Yýldýrým · 08.03.2007 · 1 görüntülenme
Kürd milli hareketin efsanevi ölümsüz lideri Mustafa Barzani „Kerkük Kürdistan’ın kalbidir... Kerkük’ün Kürdistanlılığı üzerine pazarlık etmem...Öldügümde kimsenin Kerkük’ü sattı diye benim mezarıma tükürmesini istemem“ derken Kürdlerin Kerkük hakkındaki hassasiyetini dile getiriyordu. Saddam iktidarı ile tüm konularda anlaşma sağlanmasına rağmen Saddam’ın Kerkük konusundaki uzlaşmaz tutumu karşısında yeniden silaha sarılıyordu. Onu Kürd milli hareketin bir başka tartışılmaz lideri Celal Talabani, “Kerkük Kürdistan’ın Kudüs’üdür” deyip Kerkük’süz bir Kürdistan olmaz öngörüsüyle Saddam Hüseyin iktidarına karşı yeniden silaha sarılması takip ediyordu. Bugünde Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, “Bu konuda sadece ölüm yolumu kesebilir. Bunun dışında dünyada hiçbir güç veya devlet benim Kerkük’ten vazgeçmemi sağlayamaz. Bu kesindir ve Kerkük’ten vazgeçmemiz mümkün değil...Gerekirse Kerkük için mevcut olan kazanımlarımızı da kurban ederiz” dedi. Kerkük için savaşmaya hazır olduğunu deklere etti.Kürdler, Kerkük’ten vazgeçmezler. Son neferine kadar savaşırlar. Bu mesaj ilgili ilgisiz herkese verilmiştir. ABD’de bu mesajı almıştır. Temenimiz ABD, Kürdlerin bu hassasiyetini gözönününde bulundurması ve Kerkük meselesinde Kürdlere baskı yapmamasıdır. Bu konu da ABD’nin tavrı önem kazanmaktadır. Her ne kadar ABD yetkilileri bugüne kadar bu konu da yetkili olan Irak halkı desede sonuçta nasıl bir tavır takınacağı konusunda bizce henüz tam anlamıyla net değildir. Kerkük meselesinde perde arkasında anti-Kürd şer cephesine ne gibi tahaütlerde bulunduğu bilinmiyor. Anti-Kürd şer cephesinin başını Türkler çekmektedir. ABD ile ilişkileri bilinmektedir. Kürdler, bu ilişkiyi doğru okumalıdırlar.2007 yılında Türk egemenlik sisteminin dış politıka öncelikleri arasında Kerkük birinci sırayı almaktadır. Esas politıkası 2007 Aralık ayında öngörülen Kerkük statükosunu belirleyecek olan referandumu erteleme üzeri inşa edilmiştir. Bu mümkün değilse örgütlediği terör odakları vasıtasıyla başta Kerkük olmak üzere ortadaoğu coğrafyasında ıstıkrar adası olan Kürdistan’ın Güneyini istikrarlaştırmaktır. Bugüne dek bu konu da elinde geleni yaptığı ayrıca bilinmektedir.Bunun yanısıra sınırı kapatarak, dış dünya ile ilişkisini kopararak ve ekonomik ambargo uygulayarak Kürd Hükümetine geri adım atmasını sağlamaktır. Askeri işgal ise daima yedekte tutulan bir başka seçeneğidir. Buraya gelmeden önce bölge devletleri ile birlikte ortak hareket etmekte ve ABD’ye baskı yaparak Kürdler üzerinde baskı uygulamasını isteyerek Kürdlerin ilerleyişini engelemeye çalıştığıda ayrıca bilinen bir gerçek.Bu siyasal aymosferde 10 Mart 2007 tarihinde öngörülen Bağdat zirvesi önem kazanmaktadır. Her ne kadar adı geçen konderansın gündemi „Irak’ta güvenliğin sağlanması“ olsa da Kerkük meselesininde gündeme geleceği ve katılımcıların Kürdlere baskı yapacakları kesindir. Bu nedenle Kürdler, bu konferanta bugüne kadar izledikleri Kerkük konusundaki net polititıkalarında direnmelidirler.Türkler, hadleri olmadan ikide bir Kerkük'ün geleceğiyle ilgili olarak "gerçekçi olmayan" bir çözümden kaçınmaları çağrısında bulunuyorlar. Peki onlara göre „gerçekçi olan“ çözüm nedir? Kerkük Kürdlerin eline geçmesinde ne olursa olsun gerçekçi çözüm oluyormuş. Bunu başarmak için her şeye burunlarını sokuyorlar. İşgal tehdini savurmaktan çekinmiyorlar. Eğer güçleri yeterse bundan kaçınmayacaklarını bilmek gerekir. Kürd siyasal önderliği bu konu da kesin tavırlıdır. Türkler veya başka bir düşman güçün tehditlerine papuç bırakmayacaklarını yüksek sesle ilan ettiler.Kerkük sorunu “Irak”’ın bir iç sorunu, Güney Kürdistan sorunu, dahası Kerkük yerlilerinin sorunu olduğunu herkese illetiler.Bu konu da Irak ve Kürdistan’ın Güneyinde yaşayan halkın %80 onayını almış bir Anayasa hükmü var.Kerkük meselesi, Kürdler ve Araplar arasında ister barış, isterse savaş yöntemi ile çözülsün komşu devletlerin dışarıdan müdahale etme hak, hukuk ve yetkileri yoktur. Kim bu tutum içine girerse girsin Irak’ın iç işlerine karışırıyor olur ki, bunun kabulenilemez olduğu herkesin kabulenmesi gerekir. Türkler, anlamamazlıktan gelmeyi huy edinmişler. “Olup bittenleri trübünlerde seyredemeyiz, müdahale ederiz” gibi tehditler savurmayı politıka edinmişler. Irak, dahası Kürdistan’nın Güneyini kendi arka bahçesi mi sanıyorlar?Çuvalı unutmuşa benziyorlar.Kerkük üzerinde büyük bir oyun oynanıyor.Çünkü Kerkük sorununun çözümü Kürdistan’ın Güneyinin sorununun çözümü demektir.Kürdistan’ın Güneyinin sorununun çözümü Kürdistan’ın diğer bölgelerinin çözümünün yolunu açacaktır.Sömürgecilerimizde bunu bildiklerinden tüm imkanlarını harekete geçirerek Kerkük’ün özgür Kürdistan’a bağlanmasını engelemeye çalışmaktadırlar.Kürd siyasal önderliğide bu konu da elinden geleni yapmaktadır.Sorun Kerkük sorununun nasıl ve kimler lehine çözüleceği noktasında döğümlenmektedir.Bu noktada ABD’nin tavrı önem kazanmaktadır.Soruna daha yakında bakabilmek için Kerkük sorunu hakkında kim ne söyledi bir bütün olarak olmasada tarafların kimi yaklaşımlarını bir bütünselik içinde vermeyi uygun gördüm. Umarım bir işe yarar. *** Türk Cephesinde:Türk Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "Kerkük'ün statüsünün, zorlama bir referandum yerine, tüm Iraklı grupların üzerinde uzlaşı sağlayacağı ve tarih baskısı altında olmayan bir formülle belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz." Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Alpdoğan, „Kerkük giderse Irak gider...Kerkükle ilgili Anayasa maddesi değiştirilmeli, referandum ertelenmeli...Yapılıyorsa dahi tüm Irak çapında yapılmalıdır.”Türk Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, ”2007'de kerkükte bir referandum yapılması gündemde. Böylesi bir yapıda orda ne çıkacağıda muhakkaktır. Bu referandum sonrasında etnik ve mezhepsel yeni çatışmaların çıkacağı muhakkaktır bizim asıl üzerinde durduğumuz konu budur. Biz Kerkük'te bunun için ilgileniyoruz. Kerkük küçük ıraktır. Orada doğabilecek bir etnik çatışma Irak'ın tümüne yayılacak ve insanların birbirini boğduğu bir dönemi başlatacaktır. Bunun Türkiye'ye yansıması da muhakkaktır.“Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kerkük herhangi bir etnik unsura ait olamaz Kerkük bütün Irak hakkınındır. Bazıları Türkiye'yi Irak'a komşu ülke olarak değerlendirirken, sadece tribünden olanı bitenleri seyreden bir ülke veya seyretmesi gereken bir ülke konumuna getirmek istiyor. Kusura bakmasınlar dün sıkıntıya düştükleri zaman 'Türkiye olarak ne olur gelin de bizim meselemizi halledin' diyenler şimdi bu ifadeyi nasıl kullanma durumuna düşüyorlar. Bizim Irak'la olan komşuluk haklarımız öyle sıradan bir ülkenin haklarına benzemez. 350 kilometre sınırın olacak, tarihi, kültürel bağların, orada soydaşların olacak, bütün bu dayanışmayı tarih boyunca sürdürdüğün ülkeye karşı seyirci kalacaksın bu mümkün değil...Irak ile yaklaşık 350 kilometre sınırı olan bir ülkeyiz. Tarihten gelen bağlarımız var. Bu bağlar öyle laf olsun diye söylenen bağlar değil. Akrabalık bağlarından tutunuz, tüm kültürel bağlara varıncaya kadar geniş bağlarımızın olduğu bir ülke Irak... Şimdi, doğrusu ben merak ediyorum; ABD onbinlerce kilometre uzaklıktan Irak'a gelip, Irak'ta koalisyon güçleriyle birlikte müdahalesini yapıyor. Bu, Irak'ın içişlerine müdahale olmuyor.,,Bu açıklamayı yapan Sayın Büyükelçi, herhalde bir Irak vatandaşı değil. Bir Irak vatandaşı olmadığı halde kalkıp, ülke adı vermeden 'Kerkük Irak'ın iç meselesidir' derken bir gün önce benim TBMM'de yaptığım konuşmaya herhalde atıfta bulunuyor…Ben sınır komşum olan, sınır komşusu olmaktan öte soydaşlarımın yaşadığı Kerkük'e yönelik düşünce beyanında bulunmayacağım ama kendileri güya stratejik müttefikiz, her türlü alışverişimizin olduğu ABD, orada terör örgütü konuşlanacak, bu konularla ilgili Türkiye olarak herhangi bir açıklama yapmayacağız...Irak, bağlarımızın olduğu bir ülke. ABD, onbinlerce kilometre uzaktan Irak'a gelip koalisyon güçleriyle müdahalesini yapıyor, bu Irak'ın içişlerine müdahale olmuyor. ABD'nin Irak Büyükelçisi 'Kerkük Irak'ın iç meselesidir' diyor. Büyükelçi herhalde Irak vatandaşı değil. Ben düşünce beyanında bulunmayacağım, orada terör örgütü konuşlanacak, Türkiye olarak herhangi bir açıklama yapmacağız. Öyle şey olmaz...Kerkük tüm Iraklılarındır. Bunu bir etnik unsura vermek yanlış olur. Eğer böyle bir referandumla Kerkük'te bir oldu bitti meydana getirilirse ben şundan çok korkuyorum, Kerkük çok büyük bir iç savaşa gidecektir.” Eski Büyükelçi Gündüz Aktan, “Buna karşılık Anayasa'nın 140. maddesine atfen Kerkük'te bu yıl referandum yapılmasının Irak'ın iç işi olduğu iddiası da geçersiz. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Statüsü'nün 7 ve 8. maddelerine göre, bir bölge halkının hukuken geçerli neden olmadan zorla başka yere nakli hem insanlığa karşı suç hem de ağır savaş hukuku ihlalini oluşturuyor. Yani Kerkük'teki Arapların atılması uluslararası suç niteliğinde. Aynı şekilde Kerkük'e işgalci güç gibi hâkim olan veya olmasına imkân verilen Kürt bölgesi yönetiminin Kürtleri yerleştirmesi de savaş suçu. İnsanlığa karşı suç ve ağır savaş suçu gibi uluslararası suç niteliği taşıyan bir konuda, diğer ülkelerin, özellikle de komşuların beyan ve talepleri Irak'ın iç işlerine müdahale olarak değerlendirilemez.“Irak Milli Türkmen Partisi Genel Başkanı Cemal Şan, "Türkiye'den yapılan açıklamalar sorunun ulusal anlaşma ve uzlaşma yoluyla çözülmesini hedeflemektedir...Kerkük'ün ilhakına ve 140. Maddenin şu an uygulanmasına karşı çıkan Arap ve bölge ülkelerinin tutumları açık seçik tutumlardır. Kerkük sorununu şu an çözme konusunda ısrar edilmesi, ülkenin ekonomik ve siyasi krizlerin yanı sıra güvenlik krizlerine eklenecek yeni krizler içine sokulması anlamına gelir.” TC devlet yetkilileri ve kendi yandaş Türkmen kesimin görüşleri bu meyanda iken kimi Türkmenler, tam bunların aksine bir tavır içindedirler.Türkmen Demokratik Birlik Partisi Başkanı Dr. Seyfin Demirci, "Bizde referandum yapılması ile birlikte Türkmen vatandaşlarımız haklarına kavuşacağını savunuyoruz. Bu yönden destekliyoruz." Kürdistan Bölge Parlamentosunu ziyaret eden Türkmen Refah Partisi, Türkmen Doğuş Partisi, Türkmen Kardeşlik Partisi, Türkmen Birlik Partisi, lrak Türkmen Halk Partisi ve Türkmen Demokratik Partisi liderlerinden oluşan Kerküklü 6 Türkmen partisi heyeti, Kürdistan Parlamento Başkanı Adnan Müftü’yü ziyaret ettiler. Yapılan görüşmede heyet adına konuşan Türkmen Halk Partisi Başkanı ve Kerkük Vali Yardımcısı İrfan Kerküklü, “Türkmenlerin hakları Türkiye’de değil, Kürdistan parlamentosuna katılımla Kürdistan bölgesinde temin edilecektir; anayasanın 140. maddesi vakti gelince uygulanmalıdır” dedi. Devamla Türkmenlerin çıkarının Kürd halkı ve Kürd yönetimin yanında olmaktan geçtiğini dile getirdi.Irak Türkmen İslami Birliği Başkanı Tahsin Kahya, "Kardeşçe birlikte yaşamak istiyorsak 140.maddenin uygulanmasını desteklemeliyiz..Ortada bir sorun varsa başta Kerküklüler olmak üzere bunu Iraklılar çözecektir, kimsenin müdahale etmesine hakkı yok” dedi.*** Irak Cephesinde:Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, “Durumu normalleştirmek için anayasal bir sürecimiz var. Kerkük’ün geleceğiyle ilgili bir referandum yapılacak. Bir mal mülk komisyonumuz var, sadece Kürtlerin değil, Arapların, Türkmenlerin ve Hristiyanların zararlarını tazmin etmek için. Süreç planlandığı gibi yürütülecek.” dedi.Her ne kadar Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, bunları söylesede “140.Maddeyi Uygulama Yüksek Komisyonu”nun almış olduğu kararlar üzerinde 40 gün geçmesine rağmen imzalamış değildir. İmzalamayıncada kararların bir yaptırımcı gücü olamamaktadır. Süreç sekteye uğramaktadır. İşi ağırdan almakta ve sürümcemede bırakıp zaman kazanmaktadır. Daha evel Allawi ve Caferi Hükümetleride aynı politıkayı izlemişlerdi. Kerkük’ün sorunlarının sarılması için bütçede ayrılan 100 milyon doların ancak 25 milyonu serbest bırakıldı. Bu da Behrem Salih’in büyük çabaları sonuçu alındığı bilinmektedir. Kürdlerin tüm girişimlerine rağmen geri kalan kısmı bloke edilmiş durumdadır. Bu da Irak Arapların Kerkük konusundaki samimiyetini ortaya koymaktadır.Irak’ın Ankara büyükelçisi Sabah Oman, “Kerkük bir Irak kenti ve bu kentle ilgili bir başka ülkenin devreye girmesini içişlerimize müdahale olarak görüyoruz. Kerkük konusu Irak anayasasında belirlenmiş durumda…İstanbul ve Ankara’da yapılan konferanslarsa iki ülke ilişkilerine zarar verdi. Irak hükümeti Iraklı siyasi partilerin veya liderlerin bu konuda hükümeti eleştirme hakkını inkâr etmiyor. Irak içindeki pek çok lider Kerkük referandumunun ertelenmesinden yana. Kentte farklı partilerin katıldığı bir konferans düzenlendi ve tartışmalar yapıldı. Ama bu Irak’ın iç meselesi. Basınınız var, siyasi gruplarınız var. Ne isterseniz söyleme hakkına sahipsiniz…O zaman böyle bir konferansı Ankara veya İstanbul’da düzenlemeye gerek yoktur. Kişisel ve gayri resmi görüşüm bu konferanslar Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere darbe indirdi. Buna iki ülkenin de ihtiyacı yok. Türk hükümetine dostane söylüyorum. Bu tip etkinlikler kesinlikle iki ülke arasındaki ilişkilere hizmet etmez. Zarar verir ve gereksiz yere atmosferi zehirler.“Mukteda Es-Sadr'ın özel temsilcisi Fevzi Ekrem Terzioğlu,“Basra, Bağdat bizim için ne ise, Kerkük de öyledir. Sadr grubu Kerkük konusunda en az Türkiye kadar hassastır. Kerkük de, oranın petrolü de bütün Irak halkına aittir. Onu kendine mal etmeye çalışan Kürdler karşısında önce Sadr grubunu bulacaktır. Öyle kolay vermeyiz Kerkük'ü. Eğer Kerkük için referandum yapılacaksa bu oylamaya bütün Irak halkı katılmalıdır. Çünkü Kerkük Irak'ın can damarıdır ve sadece orada oturanları alakadar etmiyor...Türkiye işgale izin vermedi. Tarih bunu kalplerimize yazdı. Mehdi Ordusu'nun yaralıları gelip Türkiye'de tedavi olmuştur, şifa bulmuştur. Sadr bundan çok memnundur. Sadr grubunun şimdi tek önceliği Irak'ın bölünmesini önlemektir.”140. Maddeyi Uygulama Yüksek Komisyonu, Baas rejimi döneminde Kerkük'e yerleştirilen Arap ailelerinin eski yerlerine geri gönderilmesi ve Araplaştırma politikası çerçevesinde Baas rejimi tarafından imzalanan zirai anlaşmaların iptal edilmesi ile ziraat arazilerinin eski sahiplerine iade edilmesi yönünde iki önemli karar aldı. Buna ek olarak eski yerlerine dönecek olar Arap ailelerin gıda karneleri yerleşecek yerlerine nakledilecek ve her Arap ailesine bir parça arazi ile 15 bin dolar da tazminat verilecek yönünde başka kararlarda aldı. Bunun üzerine 7 bin 400 Arap ailesi, 140. Maddeyi Uygulama Yüksek Komisyonu'nun almış alduğu bu kararlara uyacaklarını beyan ettiler. Sözkonusu Arap ailelerin temsilcileri; "Kendi irademizle Kerkük'e yerleşmedik. Fakat, şimdi kendi irademiz ile koparıldığımız ata-baba topraklarına geri dönmek istiyoruz” dediler. Ayrıca Kerkük'te lrak Türkmen Cephesi (ITC)'nin organize ettiği ve Mukteda El Sadr yetkililerinde desteklediği gösteri hakkında, "Bu gösteri bizim adımıza yapıldı. Ancak gösterinin hedefi başkadır. Böylesi gösterilere karşıyız." dediler.Bu presedörün uygulanabilmesi için bu kararların Irak Başbakanı Nuri El-Maliki tarafından imzalanması lazım. Fakat bugüne kadar imzalamadığı biliniyor. *** ABD Cephesinde:ABD yetkilileride bu konu da görüşlerini ortaya koyuyorlar.Zalmay Halilzad, Türkiye başbakanı Recep Tayip Erdoğan'ın Kerkük'le ilgili yaptığı açıklamayı , „önemsiz sözler“ dedikten sonra, “Iraklılar’ın dışında başkalarının Irak’ın içişleri üzerine açıklamalarda bulunmasının kabul edilemez. Irak’ta elde edilen kazanımlar, Kürtler’le olan sıkı ilişkilerimizden kaynaklanıyor. Kürtler, ABD’nin başarı sağlaması için destekte bulunuyor.”ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tom Casey, NTV’ye yaptığı açıklamasında, ''Öncelikle Kerkük meselesinin Iraklılar tarafından çözülmesi gerekir. Bunun böyle olmasına dair Irak Anayasasında belli prosedürler yer alıyor. Kesinlikle bu çabaların sürmesi yönünde destek veriyoruz...Irak Anayasası Kerkük'te referandum yapılmasının zamanını ve vadesini belirlemiş ve ABD hükümeti de Federal Irak hükümetine referandumun zamanında yani bu yılın sonunda yapılması konusunda gerekli talimatı verdi.” ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Nicholas Burns, 18.01.2007 tarihinde Ankara’da Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM’de bir görüşme gerçekleştirdi. Burns Kerkük’e ilişkin şu açıklamada bulundu: "Sorunu, Irak'taki merkezi hükümeti güçlendirip onun üzerinden çözmemiz lazım. Bu konunun ne kadar hassas olacağını biliyoruz. Bu Iraklılar için de önemli bir konu. Nihayetinde ABD, bu konuyu Irak'a bırakmak zorunda. Çünkü Irak egemen bir ülke. Elbette bu konudaki görüşmeler devam edecek. Ama sonuçta Irak'ın tercihi, onların bir sorunu.” ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean Mccormack, “Iraklılar’ın elinde, Kerkük’ün statüsünün belirlenmesi konusunda izleyecekleri bir süreç var.”ABD Dışişleri Bakanlığı Federal Irak koordinatörü David Satterfield, Washington'daki Woodrow Wilson Kuruluşu'nda yaptığı konuşmasında “Kerkük’le ilgili kararı Irak hükümeti verir...Kerkük’e ilişkin referandum kararı Irak anayasası uyarınca alınmıştır.”ABD Türkiye Büyükelçisi Wilson, “Kerkük’le ilgili olarak iki şeyi söyleyeceğim. Öncelikle bizim görüşümüze göre Kerkük’ün geleceği, Irak halkı tarafından karar verilmesi gereken bir konudur. ABD, Türkiye ve diğer ülkelerin bu konuda görüş sahibi olması doğal. Bu görüşleri ifade etmesi de önemli. Ama, sonuç itibariyle bu konuda karar alacak taraf Irak...Kerkük’te referandum konusu Irak’ın iç işidir ve Anayasa’nın öngördüğü biçimde yapılacaktır. Biz müdahale edemeyiz. Ama bu konunun ne kadar kritik olduğunu biliyoruz ve tavsiyelerde bulunuyoruz. O da, Kerkük’te Irak halkının tümünün kabul edebileceği bir uzlaşmanın sağlanmasıdır. Başkan Bush da yeni stratejiyi açıklarken, Irak hükümetini ve siyasi liderleri pürüzlü konularda Irak halkı arasında uzlaşma sağlamaya çağırdı. Türkiye’nin Kuzey Irak’a askeri müdahale ihtimalinden söz edenler var ama ben farklı bir şey görüyorum burada. Türk tarafında, Kerkük sorununu çözmek için bizimle ve Irak ile çalışmaya hazır olma durumu görüyorum.” dediler. Tüm bu olumlu açıklamaların yanısıra McCain, "Biz, bu meselenin oldukça adilane çözümü için elimizden geleni yapmak zorundayız. Bu, çok, çok zor olacak, çünkü birbiriyle çatışan hak iddiaları, halen pek tarafsız olmayan hakemler tarafından karara bağlanmaya çalışılıyor…Bana kalsa, referandumun ertelenmesinde yarar var. Çünkü merkezi hükümet ne kadar güçlenirse, adalet o kadar güçlü şekilde yerini bulabilir…Ancak bu olmazsa açıktır ki, Türkmenler ve Irak'taki birçok azınlık, büyük risk altına girer. Mesele, bizim bildiğimiz gibi sadece Şiilere karşı Sünniler meselesi değil. Bir ölçüde mesele, aşırılık yanlılarının gözünde, etnik temizlik.“ ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu üst düzey yetkilisi Matt Bryza’nın Kerkük referandumu "Bu yıl içinde yapılır mı? Kim bilir...“ dedi.Bryza, Türk Ordusunun Irak'ta Amerikan onaylı bir sınır ötesi operasyona hazırlandığı yönündeki duyumlar konusunda ise, "Ne yapılırsa yapılsın, bu Irak, Türk ve ABD hükümetlerinin koordinasyonuyla gerçekleşmeli" dedi ve ekledi. Sözlerinin, "Türkiye'nin tek taraflı bir askeri girişimine yeşil ya da kırmızı ışık şeklinde algılanmamasını" söyledi.Bryza’nın herkese yeşil boncuk dağıtma yaklaşımı hayra alamet değildir. Kürd siyasal önderliği, bu yaklaşımı gözlem altına alması gerektiği önemi ortadadır. ABD'nin Kerkük’ün statükosunu belirleyecek referandumun erteleme girişimi Kürdler tarafından kabullenilmesi beklenilmemelidir. *** İngiltere ve Avrupa Cephesinde:Lozan’da Kürdistan’a dayatılan mevcut statükonun mimarı İngilizlerdir.Irak denilen yapay “ülke’nin mimarlarıda İngilizlerdir. Deve sırtında dört karısıyla getirdikleri Faysal’ı Irak kralı tacını giydirenlerde İngilizlerdir. Tank, top ve en modern silahlarıyla “bütünlüğü”nü korumaya çalıştıkları Irak denilen zindanın yaratıcıları ve bekçileride İngilizlerdir. Kürdleri bu zindanda hapsedende onlardır.Mevcut statükonun devamında en çok ısrar eden yine İngilizlerdir. Ogün bugün Kürdlerin başına ne geldiyse bunun sorumlusuda İngilizlerdir.İngilizler, Kürdlere karşı daima Kürd düşmanlarından yana oldular. Onları her alanda desteklediler. Kürdler, tarihten gelen bir anti-Kürd İngiliz politıkasıyla karşı karşıya kaldılar. Bu politıkada bir değişim sözkonusu mu?Bazı ipuçları var.İngiltere’nin Kerkük Konsolosunun şu açıklaması farklı bir politıkanın habercisi mi?Temenimiz öyle olmasıdır.İngiltere’nin Kerkük Konsolosu, Kerkük’ün statüsünün belirlenmesini öngören Irak anayasasının 140. maddesi için “bu maddenin uygulanması için daha fazla çaba göstermek gerekiyor” dedi. Ve devamla “çok uluslu güç bu süreçlerin güvenli ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesinde ve başarılı bir şekilde uygulanmasında üzerine düşeni yapmalıdır” diye konuştu.Bu önemli, ama Avrupanın dünden bugüne anti-Kürd politıkası değişmiş değildir.Merkezi Berlin’de bulunan Alman Bilim ve Politika Vakfı Türkiye uzmanı Dr. Heinz Kramer, “Avrupa Birliği ve üye ülkeler, Türkiye’nin Kürtlere ilişkin politikasını ve PKK’ya karşı mücadeleyi tamamen destekliyor.“ demesi dediklerimizi teyit ediyor.Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda yaptığı konuşmada tam bir sömürge valisi gibi konuştu. Konuşan sanki Alman Dışişleri Bakanı değilde Türk Dışişleri Bakanı olduğu izlenimini verdi. Irak’ın “toprak bütünlüğünü koruma” bekçiliği üsler gibi bir hava takındı.AB Dönem Başkanı Almanya’nın Dışişleri Bakanı Steinmeier, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda Almanya’nın dış politıka önceliklerini dile getirirken bazı milletvekillerin Kürdistan’nın Güneyinde bağımsız devlet ilanı yönünde düşünce belirtince buna karşı sert tepkide bulundu. Steinmeier , “İnsanları Irak’ın bölünmesine neden olabilecek bu tür oyunlar oynamamaları konusunda uyarmak istiyorum... Görüyorum ki bazılarınız bu bölgeye daha geniş özerklik verilmesini desteklememizi istiyor. Bu tür oyunlar Irak’ın sınırlarının bölünmesine neden olur. Bu Irak’a ve komşu ülkelere zarar verir" dedi.Irak ve komşu ülkelerin çıkar bekçiliğini üslenen Alman bakan Kürd millet egemenliği gaspınının devamında aslından herkesten çok Almanya’nın çıkarına olduğu noktasından hareket ediyordu. Avrupa’nın dünden bugüne izlediği Kürdistan politıkasıdır, bu. *** Kürd Cephesinde:Kürdistan Parlamentosu Başkanlıĝı adına yapılan açıklamada: “Biz, tüm taraflar olarak Irak’ın Daimi Anayasa’sına ve 140.maddenin tatbik edilmesine baĝlıyız.. Biz hiç bir şekilde Kerkük’ün geleceĝine ilişkin bu maddenin ve referandum sürecinin tespit edilen zamandan daha gerilere ertelenmesini kabul etmeyiz. Ayrıca Türkiye ve Federal Irak arasındaki sınır güvenliĝine ilişkin her sorun uluslararası yasalara baĝlılık, ulusal eĝemenliĝi koruma ve saygı gösterme, siyasi diyalog ve uzlaşıyla çözülmelidir..” denildi.AB Dişilişkiler Komisyonu Başkanı ile düzenlenen ortak basın toplantısında, Irak Başbakan yardımcısı Behrem Salih, “Ben bir Kürt olarak Kerkük’ü Kürdistan’ın bir parçası olarak biliyorum ve bütün tarih te bu kentin Kürt kimliğine şahitlik ediyor. Ancak biz, Kerkük meselesinin Irak daimi anayasasında bulunan 140.maddeye göre çözüme kavuşturulması kararı verdik" dedi.Berham Salih, Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin web sitesine yaptığı açıklamada, "Kerkük meselesi, Irak Anayasası'nın 140. maddesiyle paralel bir şekilde çözümlenecektir. Sonuç olarak bu anayasal sorunu Irak halkının kendisi çözüme kavuşturacak. Kimse buna karışamaz" dedi. Kürdistan Yurtsever Birliği Politbüro Başkanı Ahmed Pire, "Birçok sorunla karşılaşıyoruz, ancak en büyük sorun Kerkük. Kerkük sorunu iki şekilde çözülebilir: Komşu ülkeler ve Irak'taki cemaatlerle görüşerek konuyu siyasi olarak çözeriz ya da askeri çözüme gideriz. Barışçı yollardan çözmeyi umut ediyoruz ancak bu beklemeye tahammülü olmayan bir sorun. Çözülmesi gerekir" diyor.YNK Ankara Temsilcisi Behroz Gelanî, „Aktüel olan durumda Kürdler hiç bir şekilde referandumun ertelenmesini izin vermemeliler.. Ne olursa olsun bu referandum yapılmalıdır. Çünkü, referandumun yapılmaması federasyondan ve diĝer kazanımlarımızdan geri adım atmanın başlangıcı olacaktır.“ Kürdistan İslami Birliğinin önde gelen danışmanlarından Mowloud Murat, "Güneydeki şiddet eylemlerinden çok uzak olduğumuz için kendimizi iki ayrı ülke olarak hissettiğimiz bir durumu yaşıyoruz. Şayet güneyde Şiiler ve Sünniler arasında bir iç savaş yaşanırsa, Kürd liderlerin bizi Irak'ın geri kalan bölümünden ayırmaktan başka bir seçenekleri olmayacak" dedi. Federe Kürt Hükümeti Basın-Yayın ve Devlet Bakanı Kürdistan İslam Birliği (Yekgirti) Politbüro üyesi Ebubekir Ali Muhammed, „Kerkük sorunu ancak 3 ayrı yoldan çözülebilir. Birincisi; Kürt halkının hakkıdır Kerkük ve kaderini onlar tayin eder. İkincisi, Anayasaya göre hareket edilmeli. Üçüncüsü ise bu duruma öncelikle bütün Iraklıların anlayış göstermesi gerekir. Durum böyle olunca sorunda çözülmeye doğru yol alır. Kerkük ve onun gibi tüm bölgelerin normale dönmesini istiyoruz. Kerkük için Anayasanın kabul ettiği 140. maddenin uygulanmasını istiyoruz. Biz Anayasaya göre Kerkük sorununun hal olmasını istiyoruz. Bu nedenle Kerkük referandumuna kimsenin müdahale etmemesi gerekiyor. Eğer Kerkük sorunu çözülmezse Irak’ta milliyetçilik devam eder. En önemlisi ise Kürkük sorunu hal olmadığı taktirde Irak’ta Kürt sorunu çözülmemiş demek olacaktır. Kerkük sorunu Irak’ta 80 yıldır devam ediyor. Öncelikli bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Kerkük Irak’taki sorunların çözülmesi için aslında büyük bir sembolik değere sahiptir. Bu sorunun çözülmesi için ben kendim Kürdistan bölge başkanı ve Kürdistan meclis başkanlığına bir proje sundum. Bu projede 140. maddenin uygulanmasından sonra Kerkük’teki halkların ve azınlıkların birlikte barış ve huzur içinde yaşamaları için gerekli görüşler açıklanmıştır. Ayrıca projede, Kerkük’te bir şehir meclisinin kurulmasını ve bu meclise her 4 yılda Kerkük’te bulunan halklar ve azınlıklar bu meclise başkanlık etmesini, her yıl bu halklar ile azınlıklardan birinin bu yönteme başkanlık etmesi ön görülüyor.“ TC Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün: "Kerkük'ün doğal kaynaklarının ayrım yapılmadan Irak'taki tüm taraflarca kullanılmasını umuyoruz" söylemine karşılık; Irak Dışişleri Bakanı Xoşyar Zebari: "Kerkük'ten sanki bir Türk kentiymiş gibi bahsediyorsunuz. Bunlar Irak'ın alacağı kararlardır” deyip ağzının payını verdi.Daha sonra Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak için Davros’a giden Federal Irak Dışişleri Bakanı Xoşyar Zebari NTV muhabirinin sorularına verdiği cevapta: “Türk siyasetçilerin Kerkük’ten Türk kenti gibi bahsetmesi, Irak’ta hassasiyet yaratıyor. Komşularımızın dikte ettiği hiçbir şeyi kabul etmeyiz. Türkiye Irak’ın bağımsızlığına saygı göstermek zorunda.”Kürdistan Bölge Parlamentosu Başkan yardımcısı Kemal Kerküki, “Kerkük, tarihi ve coğrafi olarak Kürdistan’ın bir parçasıdır. Kerkük’ün Kürdistani bir kent olduğunu kanıtlayan büyük Britanya ve Osmanlı imparatorluğu dönemine ait çok eski belge ve doküman mevcuttur...Kerkük, Türkiye’nin bir kenti değildir. Türk yetkililerin Kerkük ve 140'ıncı madde hakkında açıklama yapma yetkisi yoktur. Kerkük'ün kaderini de ancak orada yaşayan halk kesimleri belirleyecektir...Hiç kimse Kerkük’ün içişlerine karışamaz. Çünkü, Kerkük Türkiye'nin bir kenti değildir. Kerkük Türkiye'nin bir kenti olmadığına göre, Türk yetkililerinin de Kerkük ve 140'ıncı madde hakkında açıklama yapma yetkisi yoktur. Kerkük'ün kaderini de ancak orada yaşayan halk kesimleri belirleyecektir...Onların iç işlerimize karışmasını istemiyoruz. Irak merkezi hükümeti Kerkük için bir karar vermiş ve anayasada 140'ıncı maddeyi koymuştur. Bunun uygulanması için durumu açıkça belirtmiştir. Kerkük'ün kaderinin belirlenmesinde Kürt tarafı olarak barışçıl yöntemler tercih ediyoruz. Bu tercihlerinin de bir iyi niyet göstergesi olarak ele alınması gerekir. Kerkük’te yaşayan Türkmenler, Türkiye değil Irak vatandaşıdır. Türkiye, lrak’ın bir komşu ülkesidir. Burada yaşayan Türkmenler’in hepsi Irak vatandaşıdır. İlişkilerimiz çok güzeldir. Erdoğan Irak’ın bir şehir, Kerkük’ün bir köyü gibi konuşuyor. Biz komşumuza saygı ve kardeşlik ilişkileri çevresinde ve tüm dünyaya bu iyi niyet dilekleri ile yaklaşmaktayız. Birbirimizin işine karışmamak gerekir. Irak’ın huzuru ve istikrarı için içişlerine müdahale edilmemelidir. Bu gibi yaklaşımlar kesinlikle kabul edilemez. Kerkük sorununun barışçıl çözümünden yanayız.” 140.Maddeyi İzleme Komisyonu Başkanı da olan Kemal Kerküki, ” Irak Daimi Anayasası’nın 140.maddesine göre, Kerkük sorunu 2007 yılının sonunda çözüme kavuşması gerekiyor. Kerkük halkı da, Kürdistan bölgesi ya da Bağdat ile kalmak istediği konusunda son kararını verecektir. 29 Mart 2007’ye kadar, diktatör Baas rejimi tarafından demografik yapısı değiştirilen Kerkük’un durumu normalleştirilmesi gerekiyor. Buna göre; Kerkük’ten koparılan Çemçemal, Kifri, Kelar, Tuz ve diğer ilçe ve kasabaların yeniden Kerkük’e bağlanması, Baas rejiminin zorla göçerttiği Kürt, Türkmen, Asuri ve Ermeni ailelerinin dönüşünün sağlanması, Baas rejiminin bölgeye yerleştirdiği yabancı Arapların da eski yerine dönüşünün sağlanması gerekiyor...Türkiye, elini Kerkük’e uzatamaz. Eğer zorla uzatsa bile, tüm Irak’a uzatmış olur ki bunu da hiç kimse kabul etmez” diyerek Türk hükümetini uyardı. Mele Bextiyar, "140. madde Kerkük'te uygulanmalıdır. Biz aç ve susuz kalsak bile bu davadan vazgeçmeyeceğiz. 2007 Kasımında yapılması planlanan 140. madde ile ilgili referandum Irak hükümeti tarafından yapılmadığı taktirde bizde Kerkük'ü Kürdistan sınırlarına bağlayacağız ve Kerkük, o zmana Kürdistan olacak. Bunlar bize ve anayasaya saygı göstermiyorlar. Gösterseler böyle yapmazlar.”Kürdistan Kültür Bakanı, Felakedin Kakeyi, “Eĝer Türkiye Devleti de Kerkük’e ilişkin tehditlerine devam ederse, kendisini Türkiye’nin parçalanması kaderiyle karşı karşıya kalacaĝına hazırlamalıdır. Türkiye bu tavrıyla kendi varlıĝının kaderiyle oynuyor. Belki Avrupa Birliĝi de Türkiye’nin felaket ve katastrofa uĝramasını ve parçalanmasını arzulayabilir. Çünkü, böylelikle Avrupa Türkiye’den kurtulur. Avrupa, Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemiyor.. Bundan büyük bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. Eĝer Türkiye’yi AB’ye kabul etmeseler bir sorun, eĝer kabul etseler bin sorun... Avrupa hiç bir zaman Türkiye’nin parçalanmasına acımaz.. Çünkü, birinci dünya savaşı sırasında(1914-1918) tüm Avrupa ve Amerika birleşerek Türk Osmanlı devletine vurdular ve ‚hasta adam“ dedikleri devleti parçalamaya çalıştılar, şimdi ise bu ‚hasta adam“ın bir devamı olan Türkiye’yi ortadan kaldırmaya üzülmeyebilir...Kerkük sorunun barışçıl bir şekilde çözülürse iyi olur. Bizim umudumuz budur. Eĝer halk için özgür bir ortam yaratılsa, Kerkük ve diĝer şehirler de halkın çoĝunluĝu referandum yoluyla gönülü bir şekilde de facto özgür bir devlet olan Güney Kürdistanı seçer...Kerkük için savaşa kadar da gidebiliriz. Kerkük için tüm anayasal gücümüzü ve imkanlarımızı deniyeceĝiz..Ondan daha fazla bekliyemeyiz, Kerkük için savaşacaĝız.” Kürdistan Federe Devlet Başkanı Mesud Barzani, Kerkük’e ilişkin Kürd resmi görüşünü zaman zaman dile getirdi. Bunların hepsini burada verme yerine canalıcı bir kaç paragraf vermeyi uygun gördüm.Mesud Barzani, „Kerkük bir Irak kentidir. Kerkük kimliği Kürt olan bir Kürt kentidir. Ne Türkiye'nin ne de başka bir ülkenin Kerkük ya da Irak'ın başka bir şehriyle ilgili bir şey söylemeye hakkı yoktur. Söyledikleri bizi ilgilendirmiyor. Bu sözler bizi bağlamaz. Tehditlerle bu işler olmaz. Bağımsız bir Kürt devleti kurulacaktır, ancak ne zaman kurulacağını bilmiyorum. Seçimden sonra Kerkük halkının tercihi ortaya çıkacaktır. Halkın isteği doğrultusunda referandum yapılacaktır.'' Irak Anayasasının 140. Maddenin öngördüğü 2007 yılında Kerkük’ün kaderini belirleyecek olan referandumun ertelenmesi durumunda olacakları 9 Aralık 2006 tarihinde Kürdistan Uydu Televizyonuna verdiği mülakata Mesud Barzani, "Ciddi bir savaş çıkacaksa bu o zaman olacaktır. Eğer kanlı bir savaş, organize edilmiş kararlı bir savaş çıkacaksa, işte bu o zaman gerçekleşecek ve durum daha da tehlike arz edecek" deyerek herkese Kürd tavrını iletiyordu."Kerkük, bir Kürdistan, bir Irak şehridir. Irak Anayasasının 140. maddesi durumu normalleştirmeyi, bir sayım yapmayı ve en geç 2007'nin sonuna kadar bir referandum düzenlemeyi öngörmektedir. Bu, yasal bir süreçtir. Kerkük bizim için önemli bir meseledir. Hiçbir şekilde ödün vermeye hazır değiliz. Yasal bir çözüm elde etmek için oldukça esnek davrandık. Türkiye'nin hiçbir şekilde Irak'ın iç işlerine müdahale hakkı yoktur. Türklerin saldırıya kadar gideceğini, hatta sınırı geçeceklerini sanmıyorum. Böyle bir kararın sonuçlarını anladıklarına inanıyorum. Böyle bir durumda çiçeklerle karşılanmayacaklardır" Fazla söze gerek yok.Kerkük Kürd’ür, Kürd kalacaktır.7 Şubat 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.