BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
NECMEDÝN O. KERÝM · 10.06.2007 · 1 görüntülenme
Kerkük'te yıl sonuna dek düzenlenmesi öngörülen referandumun ertelenmesi çağrıları artsa da, referandum ABD'nin Irak'a girme gerekçesi olan demokrasinin gereği. ABD çağrıları dinlerse Kürtleri bir kez daha yüzüstü bırakacağı gibi, demokrasi söylemi de ağır bir darbe daha yiyecek Bağdat'ı kontrol etme savaşı şiddetlenirken bile, ABD başka bir Irak kentinin geleceği üzerinde düşünmeye başlamak zorunda: Kerkük. Kerkük hakkında bilinmesi gereken iki önemli şey var: İlki, bu kent Kürt kasabaları ve köyleriyle çevrili ve nüfusunun çoğunluğunu Kürtler oluşturuyor. Kent özerk Kürdistan bölgesinin kuzey sınırlarının hemen dışında bulunuyor. İkincisi, yoksul bir şehir olmasına rağmen, Kerkük Irak'ın en büyük petrol alanlarından birine çok yakın. Şimdilik, kentin gelecekteki durumunu ve sınırları içinde bulunduğu bölgeyi belirlemek üzere yapılması planlanan bir referandum var. Referandumun 2007 bitmeden düzenlenmesi planlanıyor ve sonucu bölgenin özerk Kürdistan'ın bir parçası olup olmayacağını tayin edecek. Bununla birlikte, referandumun ertelenmesi yönündeki çağrıların sayısı giderek artıyor. Bazılarının memnun olacağı bu erteleme gerçekleşirse, ABD'nin bütün Irak misyonu ve özgürlük savaşının haklı gerekçesi ölümcül bir darbe alacak. Kerkük petrolü paylaşılır Kerkük meselesinin özü, Saddam Hüseyin'in etnik temizlik ve soykırımının mirasının nasıl tersine çevrileceğidir. Baas rejimi 1980'lerde, bazı Türkmenlerle muazzam sayıda Kürt'ü kentten sürdü. Bu insanların yerine Irak'ın güneyinden hükümet tarafından desteklenen Araplar yerleştirildi. Aynı zamanda, bölgedeki yüzlerce Kürt köyü yerle bir edildi, tarlalar ve meyve bahçeleri Kürtlerin dönüşünü engellemek için yakıldı. 1987-88 arasındaki Enfal harekâtıyla gerçekleştirilen soykırımda, binlerce Kürt Kerkük'ün hemen dışındaki Topzava askeri kampında 'işlemden geçirildi'. Kampa alınanların çoğunluğu Kürt erkekleriydi, topluca kurşuna dizildiler, yeri belli olmayan toplu mezarlara gömüldüler. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, cinayetler ve etnik temizlik 1991'deki Körfez Savaşı sonrasında da devam etti. 1990'lar boyunca Kerkük bölgesinden Arap olmayan 120 bin kişinin sürüldüğü tahmin ediliyor. Bunlar, Irak'ın ABD öncülüğünde özgürleştirilmesinin haklı gerekçelerinin bir bölümünü oluşturuyor. Saddam Hüseyin hükümetinin devrilmesinden bu yana geçen yıllarda Kürtler, kendi sınırlarında ve demokratik sürece örnek olacak bir biçimde bağlı kaldı. Kerkük üzerinde bol bol hakka sahip olmalarına rağmen, olağan tartışmaları bir kenara bıraktılar ve bilindik, asla sonuca varmayan, kimin atalarının önce geldiği münakaşasından uzak durdular.Kürtler ayrıca petrolü de bir tartışma konusu haline getirmedi. Saddam Hüseyin ve onun iktidarı kaybetmesinden beri diğer birçokları Kerkük'ün kontrolünü bölgedeki kârlı petrol bölgelerini kontrol etmek anlamına geleceğini umarak kendi önemli saydı; fakat, Kürtler, kentin gelecekteki statüsü ne olursa olsun petrolün Irak'ın bütününe nüfus başına dağıtılmasını istedikleri konusunda çok net davrandı. Amerikan halkını da teskin eder Kürtler, Saddam Hüseyin dönemindeki suçların telafisini de yasal yollardan aradı. Gerçekten, Kerkük konusunda 2007 sonunda yapılması planlanan referandum Ekim 2005'te Iraklıların yüzde 79'unun desteklenmesiyle demokratik olarak onaylanan Irak anayasasında öngörülüyor. Üzücü bir şekilde, böyle demokratik bir çözüm olasılığına diplomatik topluluğun ve siyaset dünyasının çoğu tarafından karşı çıkıldı. Baker-Hamilton komisyonu olarak da bilinen Irak Çalışma Grubu tarafından papağan gibi tekrarlanan hatalı tavsiyelerle getirilen çözüm önerisi de aslında çözümsüzlüktü: Kerkük'ün geleceğinin ne olması gerektiği konusunda kentte yaşayan tüm grupların aynı fikri paylaşmadığı ve 'patlayıcı' etki yaratıp şiddete yol açacağı gerekçesiyle Kerkük referandumu ertelenmeliydi. Kerkük meselesinde bir çözümü erteleyerek ABD, Kürtlere, 1975'te ve 1991'de Baasçılara karşı savaşa teşvik edip sonra yüzüstü bıraktığı zamanki gibi yine ihanet etmiş olacak. Amerikalıların Irak'taki savaşla ilgili şüphelerinin arttığı bir dönemde, gereken tam da ispatlanabilir bir başarıdır. Saddam Hüseyin'in Kerkük'teki etnik temizlik ve soykırım suçlarının demokratik siyasi bir süreçle telafisi, bu savaşın temel haklılığını gösterecek ev Amerikan desteğinin yaşamsal temelini kuvvetlendirecektir. RadikalAkt: F.D(Washington Kürt Enstitüsü Başkanı, 7 Haziran 2007)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.