BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Spartakus Kardoxi · 16.06.2008 · 2 görüntülenme
Son dönemlerde “Kerkük Meselesine” ilişkin tartışmalar ve kaygılar yenidengündemin en üst noktasına çıkmış bulunmaktadır..Aslında Kerkük sorunu, Irak devletininkuruluşu ile birlikte ortaya çıkan ve kronikleşmiş bir sorundur.. Şêx Mahmud Hükümeti ile İngilizler, Molla Mustafa Barzani ile Irak rejimi arasında, daha sonra geliştirilen, “Eylül Devrimi”, “Yeni Devrim” yada “Gulan Devrimi” ile Irak rejimleri arasında yapılan tüm görüşmelerin tıkandığı husus Kerküktü.. Saddam rejiminin yıkılmasında sonra Kerkük’ün yeniden anavatan Kürdistan’a geri dönebileceğine dair Kürd toplumunun saflarında büyük umutlar oluşmuştu.. Fakat, Irak’ın yeni sürecinde Irak rejimlerinin uluslararası tüm güçlerden aldığı askeri ve siyasi destekle defalarca yenilgiye uğrattığı Kürd Siyasal Önderliğinin çekingen/ürkek/kendisine karşı güvensiz ve Kürd iç savaşının tahribatlarının neden olduğu iç kaygı ve güvensizlikler neticesinden gereken dirayeti göstermemesi, Amerikalıların açık empoze ve dayatmaları ile karşı karşıya kalması neticesinden Irak Geçici İdari Yasasına 58. Madde çerçevesinde Kerkük sorununun çözümü yasal bir sürece bağlandı.. Bu yasaya göre Kerkük ve diğer anlaşmazlık konusu olan bölgelerin durumu normallaştırılacak, nufüs sayımı yapılacak ve sonuç olarak referanduma gidilecekti.. Bu bölgeleri halkı Irak merkezi idaresine mi yoksa Kürdistan Bölgesine mi katılacaklarını ortaya koyacaklardı.. Irak Geçici İdaresi bu konuda tek bir adım atmadı.. Geçici yönetiminin görev süresi bitmeden bir kaç hafta öncesinde, Kürdler hawar etmeye başladılar..O, dönem Amerika ve İngiliz Bağdat Büyük Elçileri Kürdlere bazı yazılı güvenceler verdiler... Kürdlerde Irak yasal sürecine katıldılar..Daha sonra verilen sözlere bağlı olarak 58.madde, daimi Anayasa’nın 140.maddesi haline getirildi.. Kürdler çoşkuyla bu Anayasa’ya dair yapılan referanduma oy verdiler. Daimi Anayasa göre Kerkük Meselesi 31.12.2007 tarihine kadar çözülecekti..Irak hükümeti yada hükümetleri sorunun çözümü için hiç bir adım atmadılar..2007 yılının sonuna geldiğimiz zaman Kürd siyasi önderliği yeniden hareketlendi ve Hawar etmeye başladı..Bu sefer, Birleşmiş Milletler devreye girdi.. BM Genel Sekterinin Irak Özel Temsicisi Steffan Di Mistura Kürdistan Parlamentosuna gelerek Kürdlere bazı vaad ve önerilerde bulundu.. Di Mestura’nın önerisi üzerine Kürdler referandum sürecini 6 ay uzatmayı kabul ettiler.. Bu 6 ayda bitti.. Di Mestura Kerkük ve diğer anlaşmazlık konusu olan bölgelere dair üçe böldüğü ilk önerisini sundu.. Bu sunulan önderiler karşısında Kürdler tam hayal kırıklığına uğradılar..Bu ilk öneri paketinde Kürdistan’ın 4 kazası vardı..Di Mistura Mendeli ve Hamdaniye’yi Araplara bırakıyor, Mexmur’u bölerek bir kısmını Kürdlere diğer kısmını Araplara bırakıyordu. Akre kazasının sorunu Irak Anayasasına göre Kürdistan Bölge Hükümetinin egemenlik alanı olarak kabul etmesine rağmen, Di Mestura var olan Anayasa’yı da ayaklar altına alarak Akre’yi “sorunlu bölgeler” kategorisine katı verdi.. Kısacası Di Mistura var olan sorunları çözeceğine, yeni sorunlara ön ayak oldu.. Di Mestura’nın raporunu okuduğum zaman Irak Anayasasının daha başka maddelerinide ayaklar altına aldığını gördüm... Irak Anayasası Suleymaniye, Hewler ve Duhok’u “Kürdistan Bölgesi” olarak tanımlamasına, Di Mistura “Kuzey Irak” ifadesini kullanmaktan ısrar ediyor.. Neyise Kürdistan Başkanı,Kürdistan Hükümeti, Kürdistan Parlamentosu, Kürdistan siyasal partileri ve sivil toplum kuruluşları Di Mistura’nın yapmış olduğu önerilere karşı tepkilerini ortaya koydular.. Bugün yada yarın Di Mestura’ya yazılı bir şekilde tavırlarını iletecekler.Kürdistan Başkanı Mesud Barzani yaptığı açıklamada Di Mistura “ Kürdlere verdiği sözlerin tersini yaptı” diye bir tespit yaptı.. Öyle görülüyor ki Di Mistura Kürdlere sorunun çözümü için referandum yada 2005 seçimlerinin sonuçlarını temel alan bir çözüm önermişti..Aslında Kürdler hep BM’nin rolunun “teknik” bir çerçevede olduğunu söyleme ve propaganda etmelerine rağmen, sorun başka bir boyutta seyrediyor..140.maddenin son şıkında Iraklılar sorunun çözümü konusunda bir ortak antlaşmaya varmasalar, BM’lerin hakemliğine baş vuracaklar yazılıdır.. Bundan dolayı BM bu soruna ortak edildi.. Zaten Di Mistura’nın ilgilendiği “teknik” meseleler değil.. Öyle olsaydı referandum şartlarını hazırlar ve teknik boyutuyla ilgilendirdi.. Irak seçimlerinde yaptıkları gibi..Ayrıca Kürdler Di Mistura bize söz verdi, sözünü tutmadı tespiti bana pek tutarlı gelmiyor.. Kerkük meselesinde taraflar var.. Irak Arapları, Türkmenler, bunları bölgedeki ve uluslararası yandaşları bir taraf, diğer tarafta ise Kürdler vardır.. Di Mestura bu iki tarafın kabul edebileceği bir çözüm peşinde koşuyor.. Di Mestura baştan itibaren Kürdlerin önerilerini kabul ederek hareket etseydi, bir Kürd temsilcisi pozisyonunda olacaktı..Zaten böyle bir şeyin olamiyacağı sunduğu ilk önerilerde ortaya çıktı..Güney Kürdleri, Kerkük konusunda bölgesel ve uluslararası büyük bir kuşatılmanın altındalar... Irak’ın içindede Kerkük’ün Kürdistan’a katılması konusunda Kürdlerin dışında kabul eden yok. Türkiye, Arap ve islam ülkeleri Kerkük’ün Kürdistan’a katılımını engellemek için hem Irak içinde hem uluslararası arenada tüm imkanlarını seferber etmiş durumlar.. Bu güçlerin uluslararası arenada ve kuruluşlarda ciddi lobileri ve ağırları vardır. Devlet olmanın avantajlarını da bir kenara bırakıyorum..Örneğin bu günlerde Bruksel’de Avrupa Parlamentosunda “Kerkük Konferansı” var.. Araplar ve Türkmenler katılacaklar.. Kürdler davet edilmedi.. Kerkük’ü Kürdlersiz tartışacaklar!!!!!Kürdler Kerkük’te Arap ve Türkmenlere taviz verdikçe onların ellerini daha güçlendiriyor ve Kürdlere karşı daha dirençli kılıyorlar..(%32 hikayesi gibi) Aslında Kerkük sorunun bu kadar açmazlarla karşı karşıya kalmasında ABD’nin büyük bir rolu var.. Kürdler azılık muamelesi yapılıyor.. Baker-Hamilton, Di Mistura ve daha başka raporlar okunduğunda bu gerçek çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor..Geçmişte iki blokun olduğu bir ortamda BM’ler ve temsilcileri iki tarafın “gönüllerini hoş etmek” için çok çaba harcarlardı.. ABD tek başına kaldıktan sonra BM’ler temsilcileri verdikleri kararlarda ABD’nin istemlerini ciddi bir şekilde dikkate alıyorlar.. Bu reel bir durum.. Yoksa bir dizi bürokrat ABD’nin “hışmına” uğrarlar.. Di Mistura’da bunlardan biridir. Amerika’nın bu rapor üzerinde etkisi olmadığını söylemek safdillilik olur.. Zaten Kürdlerin Di Mistura raporuna karşı yoğun tepkilerinden sonra büyük bir ABD delegasyonu Hewler’e gelerek Kürdistan Başkanı ile görüştü.. Bu görüşmede bu çevreler Kürdistan Başkanı’na “ yapılanlar sadece öneridir.. Uygulama zorunluğu yok” anlamında bir dizi şeyler söylediler. Kerkük Meselesi ve çözümü BM’lerin devreye girmesiyle daha belirsiz bir sürece girdi. Araplar ve Türklerin Kerkük konusunda istedikleri ve ısrar ettikleri “ertelemeler” süreci gerçekleşti.. Bu süreç yıllara yayılacak.. Zaman Kürdlerin düşmanı.. Kürd yönetimi , Kürd kitlelerini harekete geçirerek, Kerkük konusunda ciddi bir planlamaya gitmelidir.. Eğer 140 madde uygulanmıyorsa, Irak Anayasasını kabul etmenin hiç mantıklı bir tarafı yoktur. Kürdler ve Arapları birbirine bağlayan Anayasadır.. Anayasa çiğneniyorsa, “ortaklık bitmiştir” gerçekliği ortada duruyor.. Amerika, Kerkük meselesinde olumlu yada olumsuz önemli rol oynayabilecek ve hatta kilit bir güçtür. Kürdler Amerika ile olan ortak hareket noktalarını gözden geçirmek zorundalar..Örneğin son dönemler en çok tartışılan konulardan biri Amerika ve Irak arasında düşünülen “Uzun Dönemli Güvenlik Anlaşması” meselesi..Amerika ve Irak yetkilileri uzun zamandan beri bu anlaşma metni üzerine çalışıyorlar..George Bush, görev süreci sona ermeden bu anlaşmayı imzalamak istiyor.. Amaç, Amerika’nın bölgedeki askeri, ekonomik ve stratejik çıkarlarını güvence altına almak ve BM’lerin “icazelerinden” kurtulmaktır.Arap çevreleri var olan anlaşma taslağına karşı açık bir şekilde itirazlarını ifade ediyorlar.. Sünnilerin tavırları biliniyor.. Şiilerden Fazilet Partisi ve El Sadr çevreleri açık bir çekilde anlaşmaya karşılar.El Hekim, Sistani ile görüştükten sonra anlaşmanın taslağına ilişkin eleştirilerini basına deklere etti ve Sistani’nin düşüncesi olduğunu söyledi..Başbakan Maliki geçenlerde İran’ı ziyaret etti.. Maliki İran yetkililerinden yediği “fırçalardan” sonra “anlaşmanın çıkmaza girdiğini” söyledi.. Amerika her şeyin yolunda olduğunu söylüyor.. Bir de Kürdler...Bu “Stratejik Antlaşmada” Kürdlere dair ne var? Kürd çıkarları korunuyor mu? 1932 yılında İngiltere ve Irak arasında Kürdlerin yokluğu üzerine yapılan antlaşmadan gereken dersler alınmışmıdır? Anlaşma taslağının gerçek içeriği hakkında çok dar bir kadro haberdar.. Evet Kürdlerin Amerika’nın bölgede kalmasında hayati çıkarları vardır.. Ama, imzalanacak antlaşmada Kürdlerin hakları garanti altına alınmalıdır.. Hâlâ Irak Anayasa’sını dahi Araplar kabul etmiyor.. Petrol, Peşmerge, Bütçe, Kerkük vb... vb... Kürdlerin tüm temel istem ve sorunları askıda bulunmaktadır.. Böyle bir ortamda Kürdlerin özgünlüğünü içermeyen bir anlaşma, yarın Kürdlerin başına bela olabilir..Bundan dolayı o antlaşmaya Kerkük vb meseleler konulmalıdır ve Kürdler kayıtsız-şartsız bu tip antlaşmaların şampiyonluğunu yapmamalılar... Araplar ayak diredikçe tavizler koparıyorlar.. Kürdler ise tersini.... Bazı tavır değişikleri şart.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.