BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Zerdeþt Seyda · 08.09.2006 · 2 görüntülenme
Adli yıl görkemli törenlerle açılıyor. Cumhurbaşkanı.Başbakan,Yüksek Yargının Baş ademleri, Genel Kurmay Başkanlığı ve saire devlet erkanı cemaat oluşturmuşlar. Yargının bir numarası her yılki gibi konuşmasına Kemalist Besmele ile başlıyor. Hedefte ‘bölücü terör ve irtıca’ var. Ağzı belki Hitler gibi köpurmüyordu ancak bütün kan damarları yüz bölgesine toplanmış vaziyette Türk Bayrağı rengindeki suratında adeta TSK nın bildirisi dökülüyordu. Başını kağıttan ayırdığı zaman kameraya takılan öfkeli gözlerden ürkmemek imkansız gibiydi. Sipariş üzerine şiir yazan Kemalist Yalaka gibi guguk anlayışını ‘hak yok vazife var’ sloganı üzerine fomüle ediyordu. Yargıtay Başkanı Osman Arslanın huzurdaki bu nutkunu sonuna kadar dinleme sabrımı zaman kaybı olarak değerlendırsemde bir daha inancımı tazelemek için gerekli gördüm. İrticaya yüklenırken ‘İnsanlardan başka hiçbir canlının dini yoktur’ demesi beni bir hayli güldürmüştü. Ancak bu ademın Hamurabbi kanunlarını bile aratacak şekilde ‘ Atatürk İlke- İnkılapları ve Devletın bekası söz konusu ise, hak ve özgürlüklerden bahsedilemez’ demesi korkunçtu. Hukukçu olmadığım için bu sözlerın bağlayıcılığı ve uluslararsı hukuka götürülmesı prosedürünü bilen Kürd hukukçularının girişimlerine bırakıyorum. Yargıtayın 138 nci yılının de kutlandığı söylenince insanın aklına şu soru takılıyor. Cumhuriyetın kuruluşu esas alınmiyormuydu yoksa değiştimi? Polis teşkilatı, askeri kuruluşlar, bankacılık, mülkiyecilik vs. başladılar l50 nci l80 nci yıl dönümlerini kutlamaya. Ermeni-Rum-Pontus vede Kürd soykırımlarınıda bu kuruluşlara göre hesaplarken tarihi bütünlük içinde değerlendirmekte yarar var sanırım. Tarihi nereden itibaren alırsanız alın her hangi bir düzen üzerinde kurulmayan yapılanmaların hükmü yoktur Dünyanın hiçbir yerinde Hukuk devlet üzerinde oluşturulamaz. Aksine devlet hukuk üzerinde inşa edilir. Kemalın-Aponun bilmem hangi şexın kuralları üzerine inşa edilen devlette beşeri hükümler diktatörün yada oluşan zümrenin çıkarına göre belirlenir. Eşkiyadan hükümdar, hükmünden de adalet doğmaz.Dolaysiyle evrensel meşruiyeti içinde hukuk ilkelerini esas alan devlete ‘hukuk devleti’ deniliyor; göreceli bir bakış açısı olmasına rağmen Avrupa ülkeleri, Hindistan, İsrail ve Kürdistanın Güneyini tanıma en yakın ülkeler olarak değerlendirebiliriz. Bunun dışında saltanatı ve kudreti için, tabasını zaptu rapt altına alabilmek hesabi ile belirlenen ilkelere yada kanunlara göre biçimlendirilen devletede ‘kanun devleti’ deniliyor;Hitler Almanyası, Musolini İtalyası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti (hala), İran (Şah dönemi yada Molla rejimi),Saddam Irakı, Suriye,Suudi Krallığı gibi ülkeleri değerlendirebiliriz. Yukarda Diktatörlüklere örnek verdiğimiz ve uzatmamak için adını zikretmediğimiz hiçbir ülkede çoğunlukla halk sokaklarda linç girişiminde bulunamaz. Çünkü Diktatör halkın tepkisinden emin değildir. Tepkinin kendisine yönelebileceğinin hesabi ile iki kişinin dahi bir arada bulunmasından rahatsızlık duyulur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hariç; burada Osmanlı Tarihi devlet geleneği içindeki bireyin rolu, İslam ve şehadet mertebesi ile savaşta ganimetin önemi, Yüce Türklüğün idealleri uğruna halk ‘peygamber ocağı’ saydığı ordusuna göre şekillenmiş devletinin emrınde hazır ve nazırdır. Üstelık ‘varlığını Atatürke ve Devletine borçlu’ nasıl uğruna ölümlere dahi gitmesin? ‘Ekmeğini yediği’ devletine ihanet edenlere karşı ‘göğsünü siper’ etmeyede hazırdır. 51 yıl önce İstanbul ve İzmirde Gayrimüslimlere karşı girişilen büyük linç ve yağma hareketinin 6-7 Eylül yıldönümünde mazlumlar anılırken Sakaryada 4 Kürd Amelesine karşı binlerce Türkün vatan aşkını ispat için giriştikleri linç girişimi Dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Olay her zamanki gibi devlet desteklidir, organizelidir, bu defa başka halklar kalmadığı için Kürdlere yöneliktir. Tarihten gelen alışkanlığın tekerüründen ibaret bu vahşetın günümüz dünyası ile bağdaşır yanı yoktur. Eyvallah denilecekse, sineye çekilecekse yenilerine sipariş olduğu mesajı olmazmı? Son yıllarda Türkiyenin her tarafından Karadenizde, İzmirde yada Egenın birçok yerinde İstanbulda, Bozovada, defalarca Sakaryada, Konyada vs. vs. sık sık oluşan Kürdlere yönelık linç hareketini ‘yaşasın halkların kardeşliği’ ilemi karşılayacağız?Kanun Devleti ve Kemalist Diktatörlüğün baskı ve asimilasyonu ile yok edilemeyen Kürdler için B planımı uygulanıyor. Hakkaride-Diyarbekirde-Vanda linç hareketini hiç duymadım. Hele hele Türk olduğu için kişilere yönelik linç varsa hesabını sormaya Kürdler kendilerini hazır hissetmelidirler; kendilerine yapılanıda kabul etmeleri imkansızdır. Sakaryada Kürd işçisine linç, Kürdistanda 10 yaşındaki kız çocuğuna asker kurşunu ile ölüm reva görenlerin kardeşlik teorisyenliğini yapanlar çürümüş yapıştırcılık rolu ile bulaşık olmaktan öteye yararları dokunamiyor; halkların arasından çekilmeleri gerekır. Linç kültürü ile şekillenen bu halkın kimseyle kardeşlık yapmasına imkan yoktur. Varlığını halkların düşmanlığına borçludur. Keşke üzerınde birleşeceğımız değerler oluşabilseydi. Kürd ayrılığı zorunlu, Türk yalnızlığı mükadderdır; ta ki ortak değerler özgürlük ve bağımsızlık içinde hasıl oluncaya kadar; kaç yüz yıl geçer bilinmez. 8.9.2006 Zerdeşt Seyda
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.