Sayın Kemal Burkay'ın Türkiye'ye dönüşü üzerine Kurdistan ve Türkiye basın-yayınlarında yoğun bir tartışmanın yaşanmasını olumlu buluyorum. Kurdıstan sorunu, Kurdistan-Türkiye ilişkileri, Kurdistan sorunun uluslararası boyutu, Türk devletinin Kurdistan sorununa yaklaşımı, Kürt'lerin, Kurdistan sorununa yaklaşımı...kısacası Kurdistan sorunu üçlü boyutu( Kurdistan-Türkiye ve Uluslararası boyutu) aktörlerin görev ve rolleri ile birlikte geniş boyutlu tartışılması, doğru bir yaklaşım tarzıdır.
Özellikle Kürt'ler, kendi geleceklerine ilişkin en küçük sıradan önemsiz görülebilecek bir gelişmeyi mercek altına alıp tartışmayı önemsemek zorundadır. geleceğimizin, yarınlarımızın, ülkemizin statüsünün yoğun bir şekilde tartışıldığı bu sürecte, ilgili tarafların görüş, öneri, eleştrilerin netleşmesi ve bunun net bir şekilde ortaya konulması zorunludur. Açık bir toplum olmanın, eleştri kültürünün yerleşmesi ve kapalı kapılar ardındaki bütün görüşmelerin reddi açısından zorunludur. Her şeyden önce Kurdistan halkının buna ihtiyacı vardır. Kurdıstan halkının, kendini ilgilendiren, kendi adına hareket eden aktörlerin, düşman güçlerle ilişki boyutunu girdiği ilişki boyutu ve yaptığı görüşmeler bilmesi gerekir. Sıradan bir avukat bile müvekillerine bilgi vermekle mükellef, izleyeceği savunma stratejinde bilgi ve vermek, müvekillerinin görüş düşünce ve onayını almak zorundadır. Aksi durumdan vekillikten azledilir. Bu kural bireysel boyuttan toplumsal ve uluslararası ilişkilere değin her alanda genel geçerli kuraldır. İhlal edenler ya azledilir yada cezalandırılır.
Bu kural ve normlar Kurdistan ulusal davası ve ulusal davanın aktörleri açısından geçerli olmak zorundadır. Bu kural ve normlar, Kurdistan ulusal davasında uygulanmaması durumunda, geri, her türlü ilişklere kapalı toplum ve devletlerden hiç bir farklılığımız kalmaz.
Sayın Kemal Burkay'ın Türkiye dönüşü üzerine bir hayli spekülasyonların tartışıldığı bir ortamda herkes eteklerindeki taşları yere dökmeli tutum-görüş ve davranışlarında net ve istikrarlı olmalıdır. Sayın Burkay'ın Türkiye'ye dönüşü uzun süreli görüşmelerin bir sonucu ve bir misyon amaçlı olduğu açık. Kendisi de geriye dönüş senaryosunun bir bölümünü açıklıyor ama geniş bir bölümüde halen karanlık ve soru işaretleri ile dolu olduğu açık. Sömürgeci Türk devletinin yarı-resmi töreni ile karşılanan Sayin Kemal Burkayın dönüşü onun kendi bireysel tasaruf ve kendi bireysel yada ailesel sorunu boyutu ile sınırlanması durumunda, onun kendi bireysel tercihi deyip bu boyuttta değerlendirir es geçerdik.
Ama sömürgeci bir devletin vali yardımcısı tarafından karşılanılması, bakanları ile basın toplantısı yapıp kendi misyonunu kamuoyuna açıklaması misyonun doğrudan Kurdistan davası olması açısından sessiz kalmamızı olanaksiz kiliyor. Sayın Burkay'ın, Sömürgeci Türk devletinin bakanları ile düzenlediği basın toplantısında açıkladığı misyon ülkemiz Kurdistan dolaysıyla bizim de kaderimizi geleceğimizi doğrudan belirleyen bir misyondur. Bu hiç Bu durum karşısında sessiz kalmamız düşünülemez, hiç kimse tarafsız değil,safları belirlenmiş taraftır.
Bu açıdan Sayın Kemal Burkay'ın Türkiye'ye dönüşünü ve olası etkilerini kişisel bazdan öte toplumsal bazda ve belli bir planın sistematiği çerçevesinde ele almak, değerlendirmek gerekir. Sorunun bireysel kaygılardan uzak, toplumsal-Kurdistan sorunu kaygısı çerçevesinde ele alınmak zorundadır.
Amaç ve hedefim bu çerçeve içersinde olacaktır. Bu soruna yaklaşımımda bireysel kaygılardan ziyade toplumsal kaygılarım esas olacaktır.