BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Nézar Erdeþér · 08.08.2006 · 1 görüntülenme
Kürd çevrelerinde kekliklik olayı çok tartışılan bir meseledir. Kötü bir meslek olduğu ortak görüştür. Ama ilginçtir ki bazı Kürd aydın ve siyasal çevreleri bunu meslek haline getirmişlerdir. Kürdleri tuzağa düşürmek için şakır şakır ötmeyi meslek edinmişlerdir.Keklikliği meslek edinmiş Kürdler, Türk kafesinde Kürdleri tuzağa düşürmek, Türk’e yem edinmek için girmedikleri kılıf kalmadı. Türklere yalakalıkta üstlerine yoktur. Bunları niye söylüyorum? Şimdi ona geliyorum.Fırat EDİP imzalı “PSK’nin Apo ve PKK Analizi” makelesini her sağduyulu Kürd insanının okumasınıda öneririm. Yanlış anlaşılmasın. Bundan kastım yazının doğruları dile getirdiği değildir. Tam aksine. Yazının ana fikri silahlı mücadeleyi terörizm olarak değerlendirmekte, bedua etmekte ve Kürdlerin silahtan uzak durmalarını, barışcı gösterilerle “Turkiye’nin yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemeleri” önerilmektedir. PSK’nin geçmişten beri bu düşünceleri savunduğunu, haklı çıktığını dili döndüğü kadar izah etmeye çalışıyor. Bu zatın bu zırvalıkları PSK’yi ne kadar bağlayıp bağlamadığını bilmemekle beraber PSK’ninde benzer düşünceleri savunduğunu biliyorum. Bu malum çevreler, siyasi mücadele tarihi boyunca silahlı mücadelenin ne kadar kötü olduğunu yazdı çizdi. KUKM’ni “terörize ettiği” kehanetinde bulundu. Bedua okudu. Ama etrafına bakıp Kitlelerin silaha karşı duyduğu ilgiyi, silahı kullananları desteklediği, kurtuluşu burda gördüğünü ve bugünde aynı görüşte olduğunu görmek istemedi.Kürdistan’da “kosullarin bir silahli mucadeleye elverisli olmadigini” tekrarlayıp durdu. Fakat silahlı mücadeleye elverişli koşulların ne olduğu konusunu daima es geçti. Aslında onların derdi koşulların silahlı mücadeleye elverişli olup olmadığı meselesi değildir. Onlar, topyekün silahlı mücadeleye karşı iddiler ve bugünde karşıdırlar.Aslında karşı oldukları Kürdistan’ın bağımsızlığıdır. Kürdistan sorununu “Kürt sorunu”, bunu da “Turkiye’nin yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemeleri” seviyesine indirgemeleri bunun kanıtıdır.Bu görüş, Türk sömürgeci sistemin güzergahında Kürd milletine karşı savaş halindedir. Kürd milletinin Türk sömürgeciliği egemenliğinde kalmasını savunulmaktadır. Kürdlerin önüne “Turkiye’nin yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemeleri” görevini koyan anlayış, Kürd yurtseverliği ve milliletçiliği ile bağdaşlaşmaz.Türk sömürgeci devletin yüzyıldır dile getirdiği “çağdaşlaşma projesi”nin Kürd cephesinde savunulması, dahası bunun görev bilinmesi ihanetin daniskasıdır. Türk sömürgeciliğin bu “çaşdaşlaşma projesi” ile Kürd milletine inkar ve imhayı dayattığı bu güvercin kılığına bürünmüş keklik Kürd ne zaman anlayacak?Anlarlar mı dersiniz? Hiçte öyle bir niyetleri yok. Onlar, keklik olmayı içine sindirmişler. Bunu yaparlarken güvercin rolüne soyunuyorlar. İnsancıl, barışcıl bir resim önümüze koyuyorlar. Türk sömürgeciliğin Kürd milletine karşı yürütüğü siyaseti ve yaptırımı görmememizi istiyorlar. Bu görüş, Türkiye-Kürdistan, Türk-Kürd sorunu zemininde mercek altına alındığında hiçte masum olmadığı görülür. Çünkü bu görüş Kürd milletini Türk sömürgeci sistem kapısında bağlamanın siyasetidir. Türk sömürgeci sistemin “yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemeleri” görevini Kürdlerin önüne koyan görüş, tek kelime ile sömürgeci sistemin beşinci kol görevini severek üslenmiş görüştür. Bu görüşün Kürdlük adına savunulması ibretlik bir olaydır. Dahası ihanettir. Sömürgeci sisteminin “yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemek” demek sistemin Kürd milletine karşı sürdürdüğü inkar ve imha siyasetini Kürd cephesinde desteklemek demektir. Bu ihanet değilde nedir?Bu keklik Kürdler, dein bir ihanet çukurunda debeleniyorlar. Tüm Kürdleride bu ihanet çukuruna davet ediyorlar. Suçlarına ortak ariyorlar.Türk sömürgeciliği hergün açık ve gizli olarak Kürd olmak dışında hiçbir suçu olmayan sayısız insanımızı linç ederken, katlederken keklik Kürd papaz rölünü oynuyor. “Tepkilerimizi pekala barisci gosterilerle yapabiliriz ve yapilmasi gereken budur. İsin siddete dokulmesi, atilan tas ve molotof kokteyli ise bumerang gibi geri doner ve Kurt halkini vurur. Kurtlerin gelismeleri izleyerek, terorle aralarina acik ve net bir cizgi cizip, Turkiye’nin yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemeleri”Bu siyaset ihanetir. Her kim ki, Kürd milletini inkar ve imhaya çalışan Türk sömürgeci sistemi hakkında bu düşünceleri besliyorsa bilinsinki bu çevreler, Türk sömürgeci sistemin içimizdeki beşinci kol kuvvetleridirler. Bunlar ne Kürdistan yurtseveridirler, ne de Kürd milliyetcisidir. Onlar, Kürd milletine karşı savaşan sömürgecinin Kürd kılılklı keklikleridir.Bu keklikler ne yaparsa yapsın Kürdistan halkı kurtuluşunun hangi siyasete olduğunu biliyor ve desteğini o siyasete veriyor. Kürd milletinin Türk sömürgeci sistemine karşı savaşı haklı, meşru ve kaçınılmazdır. Kürd milletine silah zoruyla boyun eğdirilmiştir. Kürd milletinin gasp edilmiş egemenlik hakkını eline almasıda silah gücüyla olacaktır. Bunun tersi görüş ve yaklaşımlar gerçeği ifade etmemektedir. Sorun PKK’nin yürütüğü savaşsa burdan savaşı kötülemek doğru değildir. Kötü olan savaş değil, PKK’nin varediliş meselesidir. Yürütüğü siyasetidir. Eğer bu anlaşılır ve ayrıştırılırsa savaşın Kürdler için kaçınılmazlığı kendiliğinden anlaşılır.Savaş, Kürd milletinin kapısının önüne konulan alternatifsiz tek tercihtir. Bundan kaçınmak mümkün değildir. Bundan kaçınmak demek mevcut durumu kabullenmek demektir.Kuşkusuz hiç bir savaş amaç değildir. Savaş amaca ulaşmak için kullanılan en son araçtır. Ama en etkili araçtır. Çıkarları çatılan güclerin çıkar çatışması siyasal alanda çözüm bulunamaması halinde silahlar devreye girer. Silahların devreye girmesi sorunun siyasal çözümünün önemini azaltmaz. Sorun her halükarda barış masasında şu veya bu şekilde çözülmeye mahkumdur. Burada Keklikleşmiş Kürd çevrelerin, Türk aydın ve solunun ittirazı başlar. Cevapları, “bekleyin olmaktadir.” Sorun yine o bildik kafayla geleceğe havale edilir. “Turkiye’nin yuruttugu cagdaslasma projesini desteklemeleri” görevini Kürdlerin önüne koyarlar. Bekleyin derler. “Türkiye halki siyasal iktidara gelsin, o zaman Kürt sorununu cözeriz derler.” Türk halkının ne zaman devrim yapacağı ve iktidara geleceği konusundaki görüşleri subjeltivizm yüklüdür. Çünkü bu çevreler, Türkiye´de bugünden yarına devrim beklentisi içindedirler. Türk halkının resmine bakmazlar. Düzen tarafindan kazanılmış ve yayılma cephelerinde savaştırılan bir halk konumuna getirildiği görülmek istenmemektedir. Ama olsun onlar yinede Kürdlere bekleyin demeyi siyaset edinirler. Bu siyaset çocukça olmanın ötesinde sömürgeci sistem adına bir şeyler kotarma amaçını taşır. Bunu görmemek için çok saf olmak gerek. Kürdlerin saf takılma lüksleri yoktur. Bir eksikle. Kekliği meslek edinmiş Kürdleri kastermiyorum. Çünkü onlar, Türk kafesinde esir kalmayı yaşam seçmişler.08 Ağustos 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.