Siyaset

“KEKLİK GİBİ DÜZ OVADA AVLANMAK” MI?

Ehmedê Gûlîstanê · 05.11.2006 · 2 görüntülenme

 “KEKLİK GİBİ DÜZ OVADA AVLANMAK” MI?KATİLİNDEN UMUT ve ÇÖZÜM BEKLEMEK Mİ?YA DA KENDİ ÇÖZÜMÜMÜZDE DİRETMEK Mİ?  Soyunu Katledenden umut bekleyene, başın sağ olsun bile denmez! Mehmet Ağar ve çetesinden 1.000 operasyonun hesabını sormayan Kürt'ün kürtler adına söz söyleme hakkının dahi olmaması gerekirken, bu gün ortada daha dün gibi söylediği “derin devlet benim” diyen zatı, sesli ve ardan uzak bir eda ile O’na yani ağara "işte cesaretli iyi insan" demiş olanın sözü neden dinlenip kale alınır? ASİL DÜŞÜNDÜRÜCÜ OLAN bu soruya cevap vermek ihtiyacının doğmuş olması değil mi? Bugün de –Şemzinan’da olduğu üzere- devlet adına ortaya çıkan her çete olayının altında Mehmet Ağar çıkar, bunu düşünmeden Mehmet Ağar'ın "Ovada siyaset yapsınlar' sözünden, insinler de onları tıpkı Türk şarkısında ki gibi "kekliği düz ovada avlayalım" demek istemiştir. Ancak onun bu sözlerini General Yaşar Büyükanıt da iyi anlamış olmasına rağmen, ‘avanak demokrat devrimciler’in dikkatini oraya celp etmek üzere "sert(!)" tutum takınarak Ağar’ın demokratlığının tartışılmasına yardımcı oldu. Eski PKK'lı şimdiki KKK’lı Duran Kalkan da, eski KKK’ı şimdiki Genel Kurmay Başkanı ya da “iyi çocuklar” in babası Yaşar Büyükanıtın yardımıyla bugün siyasetten Ağar'ın ağına düşmek üzere derin “çözümlemeler”e dalmış durumdalar, umarım onların her defasında kaçındıkları “Klasik çözümler”le , düz ovaya inip de keklik misali kendilerini ele verip fiziki olarak da Ağar ve Büyükanıtın ağına arkadaşlarıyla düşmez olurlar... Siyaset bir sanattır', sanatın ise hedefi-amacı belli, ilgi uyandıran, reel ve işlevli olanı muteberdir. Tartışmasız ‘Derin Devlet’in en has adamı Mehmet Ağar’ın kendisini gizlemeyi de aşarak, küçük bir manevra ile "çözüm insani" olduğuna inandırması PKK’ya ve Kürt halkına hiç bir hak vermeksizin ovaya çekmeyi tartıştırmayı başarabiliyorsa, Kürtlere geçmiş olsun ki her tür siyasi manipülasyona açık olduklarını göstermiş ve test edilmiş oluyor olmaları de bir siyasi zafiyettir.Eh Kürtler nelere alıştırılmadı ki?: İnönü ve Ecevit’in; sol, sosyal demokrat ve Kürtlere iş aş ekmek kazandıracağına inandırılmadı mı?Menderesin demokrasiyi getirip, teşebbüslerle zengin kılınacağına mı Kürtler inandırılmadı?! Kurtuluşu, Türk ordusundan aramaya kalkanlar da ollmadı mı?! Devlet'te bir şahin olan, ancak "anam da Kürt idi" diyerek sempati toplayan, ölünce de nerede ise Abdullah Öcalan tarafından "Şehitlik" mertebesine vardırılacak kadar anımsanan Özal; “TC Kürtlerin de kıblesidir" demeye kadar çekmedi mi? Demirel "Kürt realitesi vardır" deyip, bekleyişe soktuğu Kürtlerin, binlerce aydınını katledip, adeta tüm köylerini haritadan silmeye kadar vardırırken kendini uyanık sanan biz uyuşuk Kürtlerin başına adeta gökkubeyi yıkarcasına bombalayıp, ambargolar koyarak; Kürt’ün kendi parasıyla bir kilo şeker almak için karakol kapılarında yalvarır hale sokulup aşağılanarak açlıkla terbiye edilmedi mi? Abdullah Çatlı’nın iyi dostu, aslında Hemşin Ermenilerinden Rizeli Mesut Yılmaz, Şam’da Abdullah Öcalan'a başarısız suikastler planlayıp, sonuçta Abdullah Öcalan'ın ABD'nin girişimleriyle yakalanıp İmranlıya yerleştiren hükümetin ortağı olarak dönüp "AB'nin yolu Diyarbakır’dan geçer” diyerek politikaya tutunmaya çalışırken de Kürtlere karşı tüm savaş hükümetleri kabininde olmasına rağmen sempatimizi kazanmayı becermedi mi? Recep Tayip Erdoğan " Kürt sorunu yok dersen yok olur" diyen beyanatlarından sonra, gelip Diyarbakır’da "Kürt sorunu vardır. Benim sorunumdur!" dediği için yine biz bazı Kürtleri umutlandırdıktan sonra, "Kürdün her şeyi var. Ne istiyorlar!" diyerek hayal kırıklığına uğratmış olmasına rağmen, halen Erdoğan Siirt'ten evlenen, devlete dışardan gelip devletin merkezine yol alırken biz mazlumların, hatta düşünceden yargılanıp yatan biri olarak bizi iyi anlayacak biricik Müslüman’dır, diyen biz Kürtler, hep hayalimizde iyiliklerini hayal ederek ondan kendimize umutlar üretmedik mi? Eh şimdi de sıra devlet adına 1.000 operasyonlar yapıp, “derin devlet benim” diye korkutan politikalarının polis şefi, keklik gibi düz ovada avlamaya kalkarken de biz ondan umut bekleriz. Umut beklemeyeni de “siyasetin kurallarını bilmez, muhafazakâr, dogmatik, klasik, dinozor” olarak tanımlamaktan da geri kalmayışımızın saftirikliği biraz da fazla olmuyor mu?... Böylesi Avanak Küt’e Şimdiden Geçmiş olsun demek için çok mu erken... Bu polis devletinden ne zamana kadar biz iyi ve kötü polisler seçmekten başka bir alternatifi düşüneceğiz? Doğrusu merak ediyorum... Katlinden Umutlanmak ya da Ağar'dan çözüm beklemek, “kötü –iyi polis” tercihi ile arayışlara sokulup kandırılmak esasında gelecekte ‘akılsızlığa yanmak’ arasında tüm yaşanan 200 yıllık alavere dalavere ile sağladıkları üstünlüğün nakaratı değilse nedir? Artık bunca yaşanandan sonra, aptallık, avanaklık, saflık, gerilik, kandırılmışlık kelimeleri de bizim için hafif kaçıyor. Ancak tüm bu siyasi hamlığı ifade edecek sözcüğü de bulamıyorum...Bır nakarat; “Kekliği Düz Ovada Avlayalım” şarkısına takılmak bizlere bir şey kazandırmaz. Biz çözümümüzde ısrar etmediğimiz zaman bizi cehş yada  düz ovada keklik yaparlar…

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.