BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 08.11.2011 · 2 görüntülenme
Türk ordusunun, Kürt gerillalarına karşı kimyasal silahlarla düzenlemiş olduğu saldırılar sonucu ortaya çıkan tablo karşısındaki tepkiler, Kurdistan ulusal mücadelesinin içinde geçtiği aşamanın nasıl bir kriz içersinde olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Türk ordusunun Kürt insanlarına karşı kullandığı ilk kimyasal silah değildır. Türk ordusunun Kurdistan halkına karşı topyekün yok etme saldırıları, rutın saldırılar haline gelmiştır.
Kurdistan halkı 1071 yıllından beri Türk-Mongol akım ve katliamlarının merkezi haline gelirken; Osmanlı ve TC bu saldırı ve katliamların ardıl ve mirasçıları olmuştur.
Günümüzde de, Türk ordusunun Kurdistan halkına karşı pervasızca insanlık dışı saldırıları artarak devam etmektir. Dün TC ve Türk ordusunun, Kurdistan halkına karşı uyguladığı soykırımları gerek uluslararası denge ve gerekse teknoloji-iletişim araçlarının geriliğinden dolayı saklama-örtbas etme, kendilerini haklı çıkarma durumları vardı. Özellikle bloklararası denge, TC açısından bulunmaz bir fırsaatı.
Günümüz de ise koşullar tümü ile değişti. Uluslararası dengeler, Bağımsız bir Kurdistan devletinin kurulması açısından oldukça olgunlaşmıştır. Güney Kurdistan’ ın konumu, Irak içersinde ikinci bir devlet olma statüsü, Kurdistan halkının yanlızlık kaderini değiştirmiştır. Kürtlerin kendilerini uluslararası alanda ifade etme ve haklarını savunma mekanizmaları çoğalmıştır. Ve bir o kadar önemli de, günümüzdeki iletişim araçlarının sahip olduğu ağ, bir evin odasındaki olayı saniyesinde dünya kamuoyuna iletmesi, TC ve Türk ordusunun, Kurdistan’ daki her vahşettini teşhir ve mahkum etme imkanını sunmaktadır.
Burada temel hasas nokta; Kurdistan siyasi arenasının tutum-duruş ve kararlılığıdır. Gerçekten; Kurdistan politik arenası sahip olduğu araç ve imkanları, kendi halkı ve ülkesinin bağımsızlık ve özgürlüğü için kullanma iradesini gösterecek mi? Kurdistan politik arenası-Kurdistan halkı adına politika-siyaset yapanlar davalarının haklılığına ve kendi halkının gücüne inanma ve kendine güvenme, kendi halkının diğer halklardan daha aşağı-ikinci-üçüncü sınıf bir halk olmadığına inananack mı?
Aslında bu bir samimiyet testidır de. Kurdistan halkı adına hareket eden politik arenada boy gösterenler, Kurdistan halkının hiç bir dönem sahip olmadığı koşulları, Kurdistan halkının yararına mı kullanacak yoksa geçmişin büyü hatası olan, Sömürgeci devletin kapılarında çözüm arama turları mı organize edecekler!. Kurdistan halkı adına siyaset arenasında boy gösterip politika yapanlar, çıkarlarının halkının çıkarları ile bütünleştirme cesaretini gösterebilecekler mi...vs?
Gerçi, mevcut olan konum, umut verici olmanın ötesinde, tam bir fiyasko ve hayalkırıklığıdır. İzledikleri politika verdikleri demeçler, yeniden umutlanmanın tam tersidır. BDP partisi milletvekillerinin verdikleri demeç, tutum ve davranışları umutlanmamızı sekteye uğratıyor. Zannedersin ki, Kurdistan halkının çıkarlarını savunmanın ötesinde, Sömürgeci Türk devletinin Kurdistan’ daki garantörleridırler!
Ummarız ki yanılırız!
Çünkü, içinde geçtiğimiz sürec Kurdistan ulusal davası için, çok hassas bir süreçtir. Kurdistan halkı ve vatanımızın özgürleşmesinin koşulları oldukça olgunlaşmıştır. Arap Baharı, Filistin devletinin kurulma aşamasına gelmesi, Avrupada yeni devletlerin tarih sahnesine çıkması, Güney Sudan’ın Sudan’ dan ayrılması, Yanıbaşımızda Suriye rejiminin çatırdaması, Güney Kurdistan’ ın uluslararasındaki resmi statüsü...vs vs’ ler, Kuzey Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi için yeni bir altın çağının yaklaştığını işaret etmektedir.
Bizim, Kuzey Kurdistan’ ın Türkiye sınırları içersinde kalmasının hiç bir nedeni kalmamıştır. Değişen koşullar ve ortaya çıkan gelişmeler, Kurdistan’ ın Kuzeyinde sömürgeci Türk devletinin hakimetinin zayıflama ve çatırdama sürecini başlatmıştır. Ve Türk devleti, Liberalı, Demokratı, Solcusu, İslamcısı...vs bunun farkındadır. Bundan dolayı ki, Kurdistan halkına karşı çok yönlü psikolojik saldırılar başlatılmıştır. Kardeşlik ve Düşmanlık salvoları eş zamanlı olarak yürütülüyor.
Kazan vadisindeki gelişmeler, Kazan vadisinde, Kurdistan evlatlarına karşı kimyasal silahlar kullanılması karşısında en değme Kürt dostlarının sessiz kalmasının ötesinde, halen Kurdistan halkına karşı beyaz öğretmen edaları ile yaklaşmaları; bir iflasın işaretidır.
Bu işaret ki, Kürt ve Türk halkının birlikte yaşabileceği pompalamarının iflasıdır. Kazan vadisinde yapılanlar, karşısında sessiz kalınması, Türk ordusunun Kurdistan halkına karşı giriştiği katliamın, Türk liberal, Demokrat, Solcu, İslamcı...vs’ler tarafından onaylanıp suça ortak olunmasıdır.
Politik arenada boy gösteren BDP, HAK-PAR...vs’ler bu olayın üstüne gidip, sorunu uluslararası alana taşıma basiretini gösteremezlerse, Kurdistan halkına karşı işlenilen sucun onaylayıcısı olurlar. Yurtseverlik; Sömürgeci basın-yayınlarında boy gösterme, TBMM’ sine koşma, Türkiyeciliği Kurdistan halkına dayatma, Türk silahlı Kuvvetlerinin sözcülüğünü yapma, AKP ve Erdoğan ile Gülencileri umut kapısı olarak gösterme değildır.
Yurtseverlik; Vatanının bir karış toprağından taviz vermemedir, zulme, soykırıma karşı durmadır.Kazan vadisinde yapılanlar karşısında duruş ve tavır göstermeyenlerin, Kurdistan halkına verecekleri hiç bir şey yoktur; zincirlerden başka.......
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.